Gürbüz Evren
Gürbüz Evren
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Diğer
  4. Hazar Denizi’ni Karadeniz’e bağlayacak kanalı, namaz vakitleri uymadığı için yapamadık

Hazar Denizi’ni Karadeniz’e bağlayacak kanalı, namaz vakitleri uymadığı için yapamadık

featured

Son günlerin moda tartışma konusu ‘Kanal İstanbul’ Projesi bana, Osmanlı dönemindeki bazı benzer projeleri anımsattı. Konuya ilişkin stratejik analizleri fazlasıyla okuyor ve dinliyor olduğunuz için havayı biraz değiştirmek istedim.

İstanbul Boğazı’na alternatif olarak düşünülen ve Karadeniz’i Marmara’ya bir kanalla bağlamayı hedefleyen bu proje aslında ilk kez Romalılar döneminde ortaya atılmıştır. Osmanlı İmparatorluğu’nda ise söz konusu proje farklı padişahlar döneminde 5-6 kez gündeme gelmiştir.

Sokullu Mehmet Paşa, tarihte büyük yer edinmiş sadrazamlardan biridir. Öngörüleri ile dikkat çeken, yeni toprakların fethedilmesi için adımlar atan, projeler yapan bir devlet adamıdır. Osmanlı Donanması’nın Hint Okyanusu’na en kısa yoldan ulaşımını sağlayarak, yeni ülkelerin fethinin önünü açacak Süveyş Kanalı’nın yapılması için harekete geçilmesi talimatını vermiştir. Ama Sokullu, bundan çok daha önemli olduğuna inandığı bir başka projeye öncelik vermiştir.

Osmanlı’nın, o dönemdeki önemli rakiplerinden biri de İran’dır. Sadrazam, İran’a deniz yoluyla saldırmanın bu ülkeyi zayıflatacağını düşünmektedir. Ayrıca kanal aracılığı ile güçlenmekte olan Rusların güneye inişini engellemek, bölgedeki Türk Hanlıklarını güçlendirmek, Orta Asya’daki Türk topluluklarla yakınlaşmak, önemini kaybetmiş İpek Yolu’nu canlandırmak da, Sokullu’nun planları arasındadır. Bu düşüncesini önce padişaha ardından da Divan’da açtığında proje heyecanla karşılanmıştı. Sokullu, amacının Karadeniz ile Hazar Denizi arasında bir kanal açarak, Hazar Denizi’ne inmek olduğunu anlatınca, büyük takdir almıştır. Proje, Karadeniz’e dökülen Don Nehri ile Hazar Denizi’ne dökülen Volga Nehri’nin en çok yakınlaştığı Volgograd bölgesinde açılacak kanalla 2 nehrin birleştirilmesini içeriyordu. Söz konusu projenin fikir babasının defterdar Çerkez Kasım Bey olduğunun iddia edildiğini de belirtmekte yarar var. Projedeki tek sorunun ise, kanalın geçtiği bölgedeki hava şartları nedeniyle yılda sadece 4-5 ay kullanılabilecek olmasıdır. Bu soruna da çare bulunduğu belirtilir. Öyle ki, inşa edilecek büyük taşıma kapasiteli atlı kızaklar, kanalın donacağı aylarda devreye girecektir. Böylelikle, yararlanma oranı düşse bile kanaldan hizmet vermeye devam edecektir.

Sokullu işe, Kırım Yarımadası’nın güneyinde yer alan Kefe’ye beylerbeyi sıfatıyla atadığı Çerkez Kasım Beyi, 1568 yılında kanal projesinin başına getirmekle başladı. Bölgedeki Rus Prensi Srebiyanov’un komutasındaki güçleri kontrol altına almak için 20 bin süvari ve 3 bin yeniçeri gönderildi. Ağustos 1569’da ise gemilerle Azov’a 5 bin yeniçeri ve 3 bin amele taşınmıştır. Bu güçlerinde yeterli olmayacağını düşünen Sokullu Mehmet Paşa, Rus güçlerini kuşatması ve kanalın kazılması işlerinde yardımcı olunması için 30 bin tatarın da yeniçerilere yardımcı olması emrini vermiştir.

Ancak Prens Srebiyanov’un yaklaşık 15 bin askerden oluşan birlikleri saldırıya geçerek, hem kuşatmayı kırmış hem de kanal için getirilen işçileri dağıtmıştır. Rusların Tatar ordusunu yenmesi üzerine dengeler değişmiş, ayrıca bölgede Türklere kılavuzluk yapan Tatarların da yanlış yönlendirmesi kesin bir yenilgiye yol açmıştır.

KIRIM HANI DEVLETGİRAY KANALA KARŞIYDI

Bozgundaki önemli etkenlerden biri de, Kırım Hanı Devletgiray’ın, kanala karşı olmasıdır. Devletgiray, bunu açıkça göstermemiş, ama Osmanlı güçlerinin direncini kıracak söylentiler yaymıştır. Bölgede dokuz ay süren kışın zor geçtiği olduğu, kısa geçen yaz mevsiminde ise gecelerin 3 saat sürdüğü, bu nedenle de çalışma koşullarının dayanılmaz olduğu, güneş batımından sonra yatsı, doğumundan önce de sabah namazlarını kılma şansının bulunmadığı, böylelikle dinin gereklerinin yerine getirilemeyeceği söylentileri Osmanlı askerlerini etkilemiştir.

Asker arasındaki memnuniyetsizlik bir süre sonra isyan başlangıçlarına yol açtı. Durumu Sadrazam Sokullu Mehmet Paşa’ya bildiren Çerkez Kasım Bey, gelen onay üzerine Osmanlı askerlerini Azov’a götürdü. Bir süre burada bekleyen askerleri daha sonra İstanbul’dan gelen Osmanlı kadırgaları aldı. Çıkan fırtına ve Karadeniz’in azgın dalgaları bazı gemilerin batmasına yol açtı. Bu yolculukta Osmanlı Donanması büyük zarar gördü. Osmanlı belgelerine göre, kanal projesi için gidenlerden sadece yaklaşık 7 bini geri dönebildi.

TÜRKLERİN YAPAMADIĞI KANALI SOVYETLER YAPTI

Kanal Projesi, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği döneminde, 1952 yılında hayata geçirilmiştir. Yaklaşık 100 kilometre uzunluğundaki bu kanal, zamanla Sovyetlerin artan gemi taşımacılığı ihtiyacını karşılayamaz hale gelmiştir. Bu nedenle de, ikinci bir kanal inşası için harekete geçilmiştir. Ancak Sovyetler Birliği’nin dağılması nedeniyle yaşanan sorunlar nedeniyle ikinci kanal projesi tamamlanamamıştır. Sokullu Mehmet Paşa, Kanuni Sultan Süleyman döneminde bir kanal projesi daha gündeme getirmiştir. Karadeniz’in bir kanal ile Sapanca Gölü’ne bağlanmasını öngören bu projenin gerçek sahibi ise Sokullu’nun oğlu Kaptan Hasan Paşa’dır. Kanuni soğuk baktığı için bir süre rafa kaldırılan proje, Padişah 3. Murat döneminde, 1591 yılında tekrar gündeme getirilmişti.

MAYIS 1591’DE 30 BİN AMELE KANAL KAZMAK İÇİN İZMİT’TE TOPLANDI

Bu tarihte, İstanbul ve çevre bölgelerden yaklaşık 30 bin amele, kanal kazma çalışmaları için İzmit’te toplandı. Çalışmaları başlatmak ve bizzat yerinde izlemek üzere Kaptan Hasan Paşa da bölgeye geldi ve bir süre burada kaldı. Kanal, sadece kereste taşımak için değil, Karadeniz bölgesinin kalkınması için de önemliydi. Ancak padişahın çevresindeki bazı kesimler ise kanalın, bir savaş halinde düşmanların Anadolu içlerine inmesine yarayacağını düşünüyordu. Sultan 3. Murat’ı bu yönde ikna eden bu kesimler, kanalın inşasını engelledi. “Kanal açmaktansa gemi yapmalıyız. İstanbul’a kereste nakli ise bugüne kadar yapıldığı haliyle devam edebilir” diyen 3. Murat, çalışmaların durdurulması emrini vermiştir.

Bir başka önemli kanal projesi ise Akdeniz’i Kızıl Deniz ile birleştirmeyi amaçlıyordu. Osmanlı Donanması’nın Hint Okyanusu’na inişini hedefleyen Süveyş Kanalı projesini de ayrıca değerlendireceğiz.

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

1 Yorum

  1. Osmanlı döneminde “iran” diye bir ülke/devlet yoktu. Bugünki sahte iran sınırları en az bin yıl TÜRK YURDU idi. Bunlardan biri SAFEVİ TÜRK DEVLETİ idi. Sahte kahpe iran yüz yıl öncesine kadar TÜRKLER tarafından yönetiliyordu. Ta ki ingiliz ve rus o bölgeyi kendi aralarında paylașana kadar.

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!