Gürbüz Evren
Gürbüz Evren
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Diğer
  4. İyi Parti’deki değişikliklerin asıl nedeni ne olabilir?

İyi Parti’deki değişikliklerin asıl nedeni ne olabilir?

Gürbüz Evren yazdı...

featured

İyi Parti’deki değişiklikler günlerdir kamuoyunu meşgul ediyor. Koray Aydın’dan teşkilatlardan sorumlu genel başkan yardımcılığından alınması ve Yavuz Ağıralioğlu’na yeni yapılanmada görev verilmemesi, bazı yeni isimlerin divan üyeliğine getirilmesi üzerine yorumcular harekete geçti.

Yorumların ortak yanı Genel Başkan Meral Akşener’in ipleri ele aldığı ve partiyi merkez sağa yerleştirmek için düğmeye bastığı şeklindeydi.

Kimileri konuyu biraz daha açarak, Akşener’in İyi Parti’yi MHP’ye benzetilmekten kurtarmak için MHP’li kimlikleri ağır basan isimleri uzaklaştırdığını, etkisizleştirdiğini öne sürdü. Hatta Akşener’in geçmişte 15 CHP milletvekilini emanet göndermesinden dolayı kendini borçlu hissettiği Kılıçdaroğlu’nun gönlünü almak için sert eleştirilerde bulunan Ağıralioğlu’nu görevden uzaklaştırdığını iddia etti.

Meral Akşener ise merakla beklenen açıklamasında, ‘suya sabuna dokunmadan’ diyebileceğimiz bir konuşmayla soruları ustaca geçiştirdi. Akşener’in verdiği yanıtlardan hiçbir şey çıkmadı ve olan yine bizim meraklı kamuoyuna oldu.

Yavuz Ağıralioğlu ‘bir konuşacak, pir konuşacak’ gibi bir beklenti var. Onu bekleyeceğiz ama İyi Parti ve MHP’ye çok yakın olduğunu bildiğim bazı kesimler, Koray Aydın’ın bu değişikliği dert etmediğini savunuyorlar. Onlara göre, siyasi işlerden sorumlu Genel Başkan yardımcılığına getirilen Koray Aydın, cumhurbaşkanlığı seçimi kazanıldıktan sonra 6’lı masada yapılacak iktidar pazarlıklarını İyi Parti adına yürütecek isim olacak.

Ama yine aynı kesimlere göre, Koray Aydın’ın aklında hep MHP Genel Başkanı olma düşüncesi var. Bunun için de yeterli desteğe sahip. Nasıl bir çelişki anlayamadım. Sonuçta bu değerlendirmelerde haklılık payı var ya da yok demek bana düşmez. Bunu okuyucunun takdirine bırakmayı tercih ederim.

Siyasi partilerdeki yetkili kişilerle konuşurken, bu insanları uzun süre öncesinden tanıma avantajınız varsa, size anlattıklarından doğru yorumlar çıkarabilirsiniz. Ancak şu gerçeğin altını da çizelim; hiçbir siyasi size olup bitenleri açık seçik anlatmaz. Sadece söz konusu partiyi ve yetkililerini tanımakla yetinmeyip, genel olarak siyaseti yıllardır izliyorsanız, gelişmelere, değişikliklere hâkimseniz, o zaman değerlendirmelerinizde yanılma payınız azalır.

Türkiye’de, merkez sağda büyük bir boşluk olduğu ve bunun da başından beri AK Parti’ye yaradığını bilmeyen kalmadı. Meral Akşener’in çıkış noktasının, merkez sağdaki boşluğu doldurmak olduğu biliniyordu. Ancak MHP’den kopan ekiple bunun kısa bir sürede gerçekleşmesi beklenmiyordu.

Merkez sağa yerleşmenin zaman gerektireceği, süreç içinde önemli değişiklikler olacağı, radikal kararlar alınacağı, partiden kopuşlar yaşanacağı, bazı isimlerin dışlanacağı da öngörülüyordu.

Şu anda İyi Parti’de yaşananları, sözünü ettiğimiz süreç kapsamında değerlendirmeliyiz. Ama bu süreç bazı gelişmeler nedeniyle ivme kazandı. Bunca laftan sonra biraz da o gelişmeleri anlatmaya çalışalım.

Meral Akşener, kamuoyunun nabzının düzenli olarak ölçülmesine önem veriyordu, ama İyi Parti’nin Eylül 2020’deki son kurultayının ardından anketlere daha büyük bir önem vermeye başladı. Anlaştıkları kamuoyu araştırma şirketlerinin sıklıkla yaptığı anketler düzenli olarak değerlendirildi.

AKP’nin kötü gidişine rağmen ana muhalefet (Başkanlık siteminde ana muhalefet olmaz ama) CHP’nin bir türlü büyüyemediğini, oylarının hemen hemen aynı seviyelerde dolaştığını, bu durumun İyi Parti lehine bir avantaja dönüştürülebileceği sonucuna vardılar.

İşte bu durum, İyi Parti’nin CHP’yi geçerek muhalefetin lideri olabileceği, bunun için de partinin başından beri hedefi olan merkez sağa yerleşmek konusunda daha çabuk hareket edilmesi gerektiğini ortaya koydu.

İyi Partililer, Tansu Çiller’in, “Merkez sağda boşluk var” diyerek, siyasete dönmek için parti araştırıyor, nabız yokluyor şeklinde çıkan haberlere Meral Akşener’in hiç itibar etmediğini özellikle dile getirdiler. ‘Bu saatten sonra Çiller’den bir şey olmaz’ düşüncesinin ağır bastığına işaret ettiler. Zaten Akşener de kibarca bunu ifade etti.

Peki, Meral Akşener’in parti içinde yaptığı değişikliklerin zamanlamasını nasıl okuyalım diye sorduğumda ise ilginç yanıtlar aldım.

Cumhur İttifakı’nın TBMM’den geçirdiği yeni seçim yasasının gündeme gelmesiyle birlikte, Meral Akşener de İyi Parti’yi merkez sağa yerleştirme düşüncesinin gerçekleşmesi için daha hızlı adımlar atmak zorunda kaldı.

Bir diğer önemli saptama ise HDP ile ilişkilerinden dolayı CHP’nin tabanındaki rahatsızlığın sürekli olarak büyümesi. Bu yüzden özellikle Anadolu’daki CHP’li seçmenlerin kendilerine adres olarak, İyi Parti’yi görmeye başladıklarını savunuyorlar. Ayrıca CHP’li bu seçmenlerin, İyi Parti varken DEVA ve Gelecek gibi partilere oy vermeyeceklerini belirtiyorlar.

AKP’den kopan seçmenlerin de Babacan ve Davutoğlu’na yönelmeyeceğini, her 2 partinin oy potansiyelinin üç aşağı beş yukarı kesinleştiğini de savunuyorlar.

Bana göre belki de önemli saptamaları, “AKP’den kopan seçmenlerin, ‘MHP ile zaten Cumhur İttifakı içindeydik. İyi Parti de ikinci bir MHP’ düşüncesine kapılmalarını önlemek için hızla bu görüntüden uzaklaşmak ve merkez sağa yerleşmek gerekiyordu” şeklindeki sözleri oldu.

Özetle İyi Parti, merkez sağa süratle yerleşirse, AKP ve CHP seçmenlerinden oy toplayabileceğine, böylelikle 2023 seçimlerinde birinci parti olabileceğine yönelik ciddi sinyaller almış. Eğer 6’lı masa iktidarında muhalefetin büyük partisi konumunda bulunursa ülkenin geleceğinde belirleyici ve bakanlıkların paylaşımında söz sahibi olmak istiyor. Bunun için de öncelikle CHP’yi geçmeyi hedef olarak koymuş gibi görünüyor.

CHP, İyi Parti’deki bu gelişmeleri okuyabildi mi? Kendisine yönelik hesapları biliyor mu? Bunu da ayrıca yazacağız.

[email protected]

 

 

 

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

1 Yorum

  1. CHP neyi okuyacak? Kim okuyacak? Soroscu Kılıçdaroglu mu? 10 Aralıkçı Kaan Salıcı mı? Diyanet Akademisi kanununa evet diyen 22 milletvekili mi? Kemalizm faşizmdir diyen G. Başkan Yardımcısı mı? Chatham House la kanka olan mı? Onlar olsa olsa Teksas ve Tommiks okurlar.

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!