Gürcan Elbek
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Diğer
  4. Ahh Vietnam! Seni nasıl anlatsam?

Ahh Vietnam! Seni nasıl anlatsam?

featured

Gürcan Elbek yazdı…

HO Çİ MİN ŞEHRİ (*)

 (*) “Ho Chi Minh” isminin Türkçe’de Fransızca’dan çeviri dolayısıyla zaman zaman “Ho Şi Minh” olarak yanlış okunduğu görülmektedir.

Yaklaşık sekiz ay süren Güneydoğu Asya gezimin başlarında Kuala Lumpur’daki bir hostelde Çin kökenli yaşlı bir Malezyalı “Vietnam göreceğin bütün Güneydoğu Asya ülkelerinden farklı olacak, hissedeceksin.” demişti.

Geçen haftalardaki okuyucu yorumları üzerine Vietnam’a gidelim bu hafta. Kamboçya’dan kara yoluyla girişten başlayıp Noel zamanı Ho Çi Min (eski Saygon) şehrine uzanacağız.

Karmaşık Bir Tarih…

Yazının başlığındaki gibi “Ahhh Vietnam! Seni nasıl anlatsam?” diyorum. O kadar çok çelişki var ki bu ülkede, bir yerde, bir gökte benim duyumsadığım Vietnam. Müzeleri, şehirleri, ören yerlerini, eski kaleleri, sarayları gezdiğimde çok eski bir tarihe tanıklık ettim. Bu bölgenin tarihi komşu ülkeler ve benzer kökenli insanlarla iç içe ve çok inişli çıkışlı, meraklıları için uzun bir araştırma konusu.

“NAM” Vietnamca Güney demek, “VIET” de halkın ismi. 5000 yıllık bir tarihi var Vietnam’ın. Kmerler ve Champa’lar ile etnik olmasa da dinsel ve kültürel ortaklıkları bulunuyor. 54 tane ayrı kökenden insan grubu var Vietnam’da. Birçok hanedan hüküm sürmüş, kendi devletlerini kurmuşlar. Tarih boyunca Çin ile hep girift hale gelmiş ilişkileri olmuş. Zaman zaman Çin Hanedanları tarafından ele geçirilmiş,  Moğol istilasına uğramış, koloni döneminde de Fransız sömürgesi olmuşlar. 1945’de Fransa’ya karşı Ho Chi Minh önderliğinde bağımsızlığını ilan etse de ancak mücadele 1954’e kadar sürmüş. 1954’de Fransızlara karşı kazandıkları Dien Bien Phu Savaşı’ndan sonra bağımsızlıklarını ilan edebilmişler. Emperyalizme bakın ki özgür olmamanız için 9 yıl kendi toprağından ne kadar uzakta o ülkenin öz sahipleriyle savaşıyor.

Dünyaya Vietnam Savaşı denilerek dayatılan algıya karşın Vietnamlıların “Amerika’ya karşı direniş savaşı” ismini verdikleri büyük mücadele sonrasında komünist parti yönetiminde sosyalist bir cumhuriyet haline gelmiş olan Vietnam, 97 milyonluk bir nüfusu barındırıyor.

Kamboçya’dan Vietnam’a Geçişim…

Güney Kamboçya’daki Kep şehrinden Vietnam’ın eski başkenti Ho Çi Min, nam-ı diğer Saygon’a bir yataklı (“Sleeper”) tipi otobüs bileti almıştım. Bir Hollandalı, Japon görünümlü bir Brezilya’lı olan Mitsui ve ben, sınıra bir minibüsle geldik. Sınır geçişinde önce hususi (yeşil) pasaportu anlamamaları üzerine çok az bekletseler de fazla bir zorluk yaşamadan sürücümüzle birlikte Vietnam’a giriş yaptık. Sürücümüz Ho Çi Min otobüsüne götürecek servis aracı gelene kadar bizimle bekledi. Harap bir çay bahçesindeydik. Sınır kapısının yanındaki bu yerin bakımsız ve terk edilmiş bir görüntüsü vardı.

 w=

 w=

 w=

Vietnam’ın Yataklı Otobüsleri, “Sleeper Buses”…

Vietnam’a özgü yataklı bir otobüs ile Ho Çi Min’e doğru yola koyulduk. BU otobüste koltuklar değil otobüsün boyuna paralel 3 sıra yataklı ranzalar var. Boyu uygun olanlar için oldukça rahat bir yataklı otobüs. Ancak 1.88 boyundaki benim gibiler için çok uygun olduklarını söylemek mümkün değil. O yüzden fazla yerimde yatmadan otobüsün en arka ve üst sırasındaki 5’li bitişik yatağı olan üst tarafta ayaklarım koridora çıkacak şekilde kısmen rahat edebildim.

 w=

 w=

 

Yağışlı ve kapalı bir havada Ho Çi Min’e ilerliyorduk. Mitsui; babası Japon annesi Brezilyalı bir gezgin. Gezginin “parti tipi” olanı. Gece kulüplerinde yaşıyor genelde ve öğleden sonraya kadar uyuyor. Eğlenmek ve coşmak birinci gezi amacı olsa da gittiği bölgeleri anlamak için de dolaşıyor. Onun parti maceralarını dinlerken ara sıra da camdan dışarıyı seyrediyordum.

İki şeritli dar bir yoldan, çinko damlı evler ve prefabrik yapıların yanından geçiyorduk. Pirinç tarlaları, palmiye ağaçları göze çarpıyordu yol kenarında. 10 saat kadar süren bir yolculuk olacaktı. Yolun sağ tarafta otobüse dik kanallar, sol tarafta paralel bir su yolu ve arada iki tarafa yayılmış evlerden oluşan görüntü sürekli kendini tekrar ediyordu. Saatlerce bu yapıyı izleyerek yol alıyorduk. Yerleşimler arasında çok boşluk olmuyordu. Yol kenarında ise çok sayıda motosikletli vardı.

Trafik Düzeni; Telepatik bir Karmaşa…

2016-2018 arasında bulunduğum ve dolaştığım Yeni Zelanda, Avustralya, Endonezya, Malezya, Tayland’ta  trafik hep soldan işliyordu. Alışmıştım İngiliz sistemi trafiğe. Sağdan trafik Kamboçya’da karşıma çıkınca başlangıçta garipsemiştim. Şimdi Vietnam’da da sağdan trafikte ilerliyorduk. İki yıldan sonra sağdan trafik işleyen ikinci ülkedeydim.

Trafik sağdandı ama arabaları sağlayarak geçiyorduk. Sivrisinek gibi yolun etrafında bir sürü motosikletli vardı. Bizim otobüsün şoförü dahil sürekli korna çalan bir şoför grubuyla ilerliyorduk. Bunun bir “dikkat et” uyarısı olduğunu tahmin ediyordum. Vietnam’da “çok sayıda” tabirinin yeterli gelmeyeceği çokluk ötesi bir motosiklet trafiği görüyorsunuz. Motosiklet nehirleri diyesim geliyor. Kaos problemini çözmüş olmalılar ki o hengamede kaza olmuyor veya çok ufak sürtünmeler harici sorun görmedim.

 

 w=

 w=

Vietnam’da İletişim ve Dil Sorunu…

Neredeyse hiçbir kelime öğrenemediğim tek dil oldu Vietnamca. Bana uygun gelmedi. Dile yatkın biri olmama karşın belki bazı duyma problemleri belki de gerçekten Vietnamcanın telaffuz zorlukları bu dil karşısında içimi çaresizlik hissiyle kapladı. Başlarda olmasa da ilerleyen günlerde kalpten iletişim kurabildiğim kadarıyla Vietnamlılarla anlaşacak ve onları sevecektim ama bu biraz zaman alacaktı.

İlk görüşte zihin okuyup, hareketlere anlam vermeye kalkışırsanız, muhtemelen Vietnam’da sınıfta kalırsınız. Zira bir kısım mimikleri ve davranışları bizim öğrendiğimiz veya maruz bırakıldığımız batı topluluklarınınkilerden çok farklı. Bazı durumlarda hiç anlaşılır gibi değil. Saygısızlık olarak algıyabileceğiniz ama aslında bununla ilgisi olmayan tepkileri var.

Dilinizi ve söylediğinizi anlamadıklarında büyük kısmının gösterdikleri el ve yüzleriyle yaptıkları jest ve mimikler bize göre hakaret olarak algılayabileceğiniz türden olabiliyor. İnsanın canı sıkılıyor. Herkesten azar işitiyormuşsunuz gibi geliyor başlangıçta. Oysaki alıştığınızda Vietnam insanının sıcaklığını yaşamaya başlıyorsunuz. Ama o yer bu ilk otobüs yolculuğum ve Ho Çi Min olmayacaktı.

Otobüsümüzün hava karardıktan sonra verdiği molaya inerken şoför o ilk anlarda anlayamadığım hatta kaba denebilecek bir tavırla cep telefonuna yazdığı ve İngilizce’ye tercüme edilen mesajla zamanında otobüste olmamızı söylüyordu ancak gerçek anlamda iletişim koca bir SIFIR’dı.

 w=

Gerçi genç Vietnamlılarda bir iletişim gayreti vardı ama kesinlikle yeterli değildi. Mitsui de aynı sıkıntıyı yaşıyordu. Sattığının ne olduğu sorunuza karşılık sadece parayı gösteren satıcılar, tekrar sorsanız da cevap alamamalar, anlaşamamanın dayanılmaz hafifliği. Sipariş veremediğimiz için şans eseri seçtiğimiz bir yemek sonrası otobüsteydik.

 w=

Daha sonraki yazılarda gezeceğimiz kırsal Vietnam’da İngilizce’nin hiç işe yaramadığını söyleyebilirim. Globalizm temsilcisi cıvık samimiyet gösterileri olan turizm acentaları, yetersiz olsa da İngilizce olarak size bir miktar yardımcı olabilir. Ama halka karışıp kültürü doğrudan insanla temasla yaşamak isterseniz işiniz epey zor oluyor.

Ho Çi Min’de İlk Anlar…

Gece yarısında yaklaşan bir saatte Ho Çi Min’e varmıştık. Benim rezervasyonum yoktu. Mitsui’nin rezervasyonlu olduğu geceliği 5 dolarlık “One Day” isimli hostelde de yer bulamayınca elimde çantalarımla yağmur altında ilk defa geldiğim bir kentte yatacak yer aramak keyifsizdi. Allahtan yan sokaktaki geceliği 9 dolar olan başka bir hostele yerleşebilmiştim.

Mitsui ile tekrar buluşup hemen meşhur yemek ve eğlence sokaklarından biri olan “Bui Vien”e gittik. Noel gecesi insanların eğlenmesini izleyip biraz dolaştıktan sonra yemeğimizi yedik. Tamamen turistik hale gelmiş sokakta alkolün yüksek oranda tüketildiği, masa ve insanların yola taştığı mekanlarda Anglosakson açık hava partileri vardı.

 w=

 w=

Vietnam diğer gördüğüm Güneydoğu Asya ülkelerinden bir iki seviye daha yüksek bir karaoke çılgınlığına sahip. Daha sınır kasabasından başlayarak her yerde uyumlu uyumsuz ciyak avaz seslerle, dans edileni dahil birçok tip Karaoke salonları Ho Çi Min’de de karşımıza çıkıyordu.

Bizi yağmurla karşılayan Vietnam’daki ilk gecemde, yolculuk sonrası yorgun da olduğum için çok geç olmadan hostelime döndüm. Mitsui ise eğlenceli sokakta kalmıştı.

“Ben Thanh” Çarşısı, Müze ve Caddeler …

Ertesi gün Mitsui ile gezgin görevimiz gereği şehri yürüyerek keşfe çıktık. Çiçekli parklar ve modern binalar yanından meşhur “Ben Thanh” çarşısına ulaştık. Yolda Starbucks’ı ve Mc Donalds’ı gördüğümde Vietnam için de üzüntü duyuyordum. Kapalı çarşı misali her aradığınız malzemenin bulunduğu büyük bir çarşı. Çok rağbet gören ürünler arasında dünyaca ünlü doğa sporları ürünleri olan markalarının sahteleri var bu çarşıda. Hemen bu büyük çarşının yakınında, birçok ülke ve Vietnam mutfağından örnekler sunan yemek pazarında yemeğimizi yedik. Sokakları geçerken seyyar tezgahlarının yanından geçiyorduk. İguanasını motorun üzerine güvenlik olarak bırakan motorcuyla sohbet edip, bu soğukkanlı hayvana dokundum.

Yollardaki levhalarda “Nguyen” isminin çokluğu dikkatimi çekiyordu. Bunun 200 yıla yakın hüküm süren bir hanedan ve sülalesinin ismi olduğunu öğrendim. Hala Vietnam’da her seviye organizasyon ve levhalarda Nguyen ismine rastlıyorsunuz.

Mitsui ile Vietnam tarihini anlatan kapsamlı bir müzeyi gezdik. Hepsi çok sayıda obje, fotoğraf, buluntu ve belge içeren müzeler ayrı yazıların konusu olacak muhtemelen.

 w=

 w=

 w=

 w=

 w=

 w=

 w=

 w=

 w=

Vietnam’da Terslenmem ve Güneydoğu Asya’da Gördüğüm İlk Kavga…

Bir sokak satıcısı kadının fotoğrafını çekmek için müsade isterken öyle ani ve ters bir tepkiyle karşılaştım ki bu kez duyguyu yanlış anlamak imkansızdı. Bu yüksek tondaki ani ve sert hareketli tavır canımı sıkmıştı. Böylesini 5 aylık Güneydoğu Asya gezimde hiç yaşamamıştım. Büyük şehir ve geçim sıkıntısı diye düşündüm önce.

Akşam kaldığım hostelin yan sokaklarında dolaşırken trafiğin aktığı bir caddede yol ortasında bir yumruklaşma ve itişme gördüm. Sarhoş olabileceğini de düşündüğüm biri kontrolü kaybetmiş biçimde bir motosikletliye vurmaya çalışıyor ancak etraftan kimse kavgaya müdahale etmiyordu. Bir çakı çıkarıp saldırmaya başladı kontrolünü kaybeden adam. Müdahale etmek istiyordum ama ülkenin huyunu suyunu bilmediğim gibi kimsenin hareket etmemesi beni de durdurmuştu. 5 aydır gezdiğim dünyanın bu bölgesinde ilk defa bir kavgaya şahit oluyordum. Bereket polis yetişti de ayrılıp motorlarına binip yola devam ettiler.

Daha sonraki duraklarımda da can sıkıcı bir iki hadise yaşadım. Ancak büyük bir misafirperlik ve sevgi gördüğüm deneyimlerim de oldu. Hatta derinden sevgi, bağlılık içeren insani öyküleri daha sonraki Vietnam yazılarımda paylaşacağım.

GRAB Uygulaması ve Motosikletli Taksiler...

Vietnam’da taksi yerine moto-taksi kullandım hep. Çok da memnun kaldım. Hem fiyatı taksinin üç veya dörtte biri kadar tutuyor hem de heyecan veriyor bana. O doğuştan motor ustası olan Asyalı sürücülerin beline sarılıp, sıcak Güneydoğu Asya rüzgarının tatlı tatlı yüzünüze vururken hızlıca istediğiniz yere gitmeyi çok sevdim ben.

Güneydoğu Asya’da cep telefonlarında GRAB isimli uygulama neredeyse bütün ülkelerde var. Çok da hesaplı olduğundan yerliler, gezginler bu tür taksi kullanımı yapıyor. Aynı zamanda güvenli de. Çok haz etmediğim modern teknolojinin bu uygulaması ise işe yarıyordu.

 w=

 w=

Hostel Sohbetlerinde Güneydoğu Asya’nın Acılı Tarihi…

Mekong Nehri ve çevresinde yapılan bir günlük turistik tura hosteldeki Filipinli arkadaşlarla katılacaktık. Hostelde bizi tur otobüsüne götürecek minibüsü beklerken derin sohbetlere dalmıştık. Tayvan’lı orta yaş üzerindeki Michael ile başladığımız sıradan sohbet Güneydoğu Asya’nın acılı tarihini anlattığı derse dönüşmüştü. Bu yazının konusu olmadığı için uzatmayacağım ancak Tayvan özelinden bakarsak 1949’da Mao karşısında yenilgisi sonrası Tayvan’a gelen Chiang Kai-Shek’in ilk etapta ülkenin yönetimine el koyması sonrası eski Tayvan kültürünü yok etmeye yönelik icraatlarını anlattığında üzülmemek elde değildi. Daha Kamboçya’nın kendi halkına yaptığı mezalim aklımdayken başka boyutta yenilerini duyuyordum. Ses kayıtlarını aldığım Michel kendi bakış açısından tüm Asya hakkında değerlendirmelerini, birçok antropolijik, etimolojik ve tarihsel konuları anlatırken, bana da okuyup çalışacak sürüyle konu çıkıyordu.

 w=

 (Turistik) MEKONG Nehri Turu…

Otobüsle gecekondu benzeri mahallelerin yanından geçiyorduk. Şehirden çıkınca yolun iki yanında yemyeşil araziler uzanıyordu. Bir buçuk saatlik bir otobüs yolculuğu ile ulaşılan bölgede önce birçok tur otobüsünün bulunduğu iyi bahçe düzenlemesi yapılmış zoraki alışveriş ve yemek yenilebilecek bir yerde durduk.

 w=

 w=

 w=

Ardından bir Budist pagoda ziyareti yaptık. Pagoda; uzakdoğu ülkelerinde, genellikle çokgen planlı veya tek kule biçiminde yapılmış tapınaklara verilen isim.

 w=

 w=

 w=

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

6 Yorum

  1. 2 Haziran 2020, 18:58

    Kronolojik sıra ile ilerlemek yerine her hafta dünyanın farklı bir tarafına zıplamak gerçekten hoş. Bir sonrakini merakla bekliyor insan.

  2. 2 Haziran 2020, 13:21

    Yavaş yavaş ölürler
    Aşkta veya işte bedbaht olup istikamet değiştirmeyenler,
    Rüyalarını gerçekleştirmek için risk almayanlar,
    Hayatlarında bir kez dahi mantıklı tavsiyelerin
    dışına çıkmamış olanlar,
    Yavaş yavaş ölürler…
    TEŞEKKÜRLER…

  3. Daha önce umarım vietnam’a da gitmişsiniz ve yazarsınız diye düşünmüştüm sonraki hafta vietnam geldi. Savaş alanlarını Kamboçya daki gibi turizme açtılar galiba yazınızda pek göremedim ABD’nin bıraktığı enkazı. Yine de oralara gitmiş kadar olduk teşekkürler

  4. 1 Haziran 2020, 16:10

    Yorumlarınız için teşekkür ederim.
    Belirttiğiniz gibi kayıplar çok fazla. Amerikalıların 60 bin civarında olduğunu belirten kaynaklar var. Bir de savaş sonrası Amerikan askerlerinin yaşadığı psikolojik travmalar var ki bedelleri nasıl ölçülür bilemem. Tabii ki ayını durumun izlerini taşıyan Vietnamlılar. Bu yazıda belirtmedim, ama daha sonraki Vietnam yazılarında ayrıntılı değineceğim konular var. Bunların bazısı sohbetlere dayalı bilgiler olacak. Tabii ki bu bilgilerin teyidi mümkün olanları inceleme sonrası yazacağım. Bazıları ise askerlik hikayeleri, yaşayanın ifadesini size aktaracağım. Bunlardan biri Amerikalılara yardım etmek durumunda kalan Güney Vietnam askerinin öyküleri.
    Okumak elbette esas fakat ben önce gezerek sonra da ayrıntılı inceleyerek öğrenme yolunu tuttum. Merak; nitelikli incelemelerin kapısını açıyor. Hayat kısa ve yollardaki her an eğitim bana göre. Her an ve her adım yeni öğrenmelerin, idrakin kapısını açıyor.
    Mesafeler uzak olsa da yaşamlar çok benzer nitelikler taşıyor. Fark ise kabullenmek veya özgür olma mücadelesinde. Tekrar teşekkürler.
    Saygı ve sevgilerimle.

  5. Zor tarih zor koşullar nesiller arası aktarılan zor psikolojiler . Dünya küçük ama insanlar arası mesafeler uzak kalabiliyor. Farklı coğrafyalar için teşekkür ederim keyifle takip ediyorum

  6. 1 Haziran 2020, 00:36

    Gürcan Merhaba,
    Yanlış hatırlamıyorsam yaklaşık 2 milyon Vietnamlı ve 50 bin ABD askeri hayatını kaybetti… Bu kadar insanın hayatını kaybettiği savaş sonrası bazı fotoğraf kareleri şaşırtıcı… Yazılarını sabırsızlıkla bekliyoruz…Tutkuya dönüştü… Çok teşekkürler…

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!