Hüseyin Vodinalı
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Manşet
  4. 18 Ekim: Kader günü mü?

18 Ekim: Kader günü mü?

featured

Hüseyin Vodinalı yazdı…

Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin, yarın (18 Ekim’de) Çin Halk Cumhuriyeti Başkanı Şi Cinping ile Beijing’deki Kuşak ve Yol Zirvesi’nde buluşuyor.

Yine…

Tıpkı 4 Şubat 2022’de olduğu gibi.

O tarihte Pekin’deki Kış Olimpiyatları’nın açılışına katılan Putin, Şi ile yüz yüze tarihi bir görüşme yapmıştı.

20 gün sonra da Ukrayna’ya özel askeri harekatı başlatmıştı.

Pekin’deki iki lider atacakları adımları senkronize etme konusunda tam bir uzlaşmaya varmıştı.

Çünkü artık her ikisi de biliyor ki ABD’nin hedefindeler ve büyük güç mücadelesi nihai aşamaya doğru yaklaşıyor.

Gündemde Filistin-İsrail meselesi var.

Büyük bir savaşa dönüşme potansiyeli mevcut.

11 Eylül 2001 sonrası başlayan düşük yoğunluklu 3. Dünya Savaşı, (08.08.2008’deki -888- Gürcistan Harekatını saymazsak) 24 Şubat 2022’de Rus ordusunun Ukrayna’ya saldırısı ile yoğunluğunu artırdı.

Şimdi sırada İran var.

7 Ekim Hamas saldırısının arkasındaki İsrail Başbakanı Netanyahu, bunu bir fırsata çevirerek ABD’yi İran’a karşı savaşa sokmayı planlıyor.

Gazze’ye kara harekatını o yüzden erteliyor.

ABD Başkanı Joe Biden da yarın (18 Ekim’de) Telaviv’e geliyor.

USS Gerald Ford uçak gemisi darbe grubu (CSG) Doğu Akdeniz’de.

USS Eisenhower CSG bir kaç gün sonra bölgede olacak.

USS Bataan Amfibi Hücum Grubu (ARG) 2400 deniz piyade ile Kızıldeniz’den Akdeniz’e yaklaşıyor.

Biden önce hevesli gözükse de sonradan İran ile bölgede bir savaşın Pasifik planlarını engelleyeceğini anladı ve “tüm Filistinliler Hamas değil” diyerek biraz geri çekildi.

Çünkü ABD’nin deniz gücü artık eskisi gibi değil.

Kara gücü desen nanay, yıllardır vekalet ordularla iş görüyorlar.

Geçen sene askere adam alamadılar ABD’de.

Gençlerin yarısı şişko, diğer yarısı ise LGBT veya uyuşturucu bağımlısı.

Tek dayanakları hava güçleri.

Ama hava gücüyle savaş kazanılmıyor.

Hele de düşmanlarda artık hipersonik yeni nesil füzeler varken.

Bugün Hamas bile İsrail’in efsane demir kubbesini delebiliyorsa, Hizbullah ne yapar kimbilir.

İran’ı saymıyorum bile.

Ancak kuşkusuz Siyonist ve gözü kara İsrail Hükümeti provokasyon için ne gerekirse yapacaktır.

Hatta bir kaç füzeyi Hizbullah füzesi diye ABD uçak gemilerine bile yollayabilirler.

1967’deki Arap-İsrail Savaşı’nda İsrail ABD Savaş gemisi USS Liberty’yi batırmış ve 43 Amerikan denizcisini öldürmüştü.

“Mısır gemisi sandık kusura bakmayın” dediler ama sonradan bilerek batırdıkları pilot ile kule konuşmalarından ortaya çıktı.

Amaç yine aynıydı; ABD’yi İsrail’in yanında savaşa sokmak.

1973 Yom Kippur savaşında da dönemin İsrail Lideri Golda Meir ellerindeki 13 atom bombasının kullanıma hazır hale getirilmesini emretmiş ve ABD Başkanı Nixon’u bunları patlatmakla tehdit etmişti.

Nixon da hemen yardıma koşmuştu.

İsrailliler buna “Samson Seçeneği” diyor.

David Ben-Gurion, Shimon Peres, Levi Eshkol ve Moshe Dayan bu kavramı 1960’ların ortalarında icat etti.

Adını kutsal kitaplarda geçen bir hikayeden alıyor: Onu yakalayan, sakat bırakan ve intikam olarak zincirlere vurularak daha da aşağılandığını görmek için toplanan binlerce Filistinli’yi esir tutulduğu dev tapınağı yıkarak öldüren, kendi de ölen ünlü Samson’un hikayesi.

Düşünün bir; İsrail’deki Siyonist Irkçı rejim o kadar tehlikeli ki, Neocon Biden yönetimi bile bunlardan korkuyor.

Armageddon savaşı çıkarırlar diye.

İsrail’den korkmayan ise onun gibi bir din devleti olan İran.

İran yıllardır İsrail ile tüm bölgede korakor çatışan tek ülke.

İsrail’in IŞİD’ine karşı Irak’ta Haşdi Şabi, Suriye ve Lübnan’da Hizbullah, Filistin’de ise İslami Cihad ile yanıt veriyor.

İhvancı Hamas’a da destek sağlıyor.

İran da nükleer güç olmaya yakın.

“Kıyamet Günü” önlemleri hazır:

-Ülkenin geri kalanının nükleer silahlarla saldırıya uğraması durumunda Fordow Yakıt Zenginleştirme Tesisi’nin komuta devamlılığı sağlanacak.

-IR6 santrifüjleri silah zenginleştirmesi için kurulacak ve misilleme amaçlı bir nükleer saldırı için savaş başlıkları toplanacak.

-İran’ın Uydu Fırlatma Araçları, hedef ülkeleri vurabilecek Nükleer Savaş Başlıklarıyla donatılacak.

İran’ın Rus teknolojisi sayesinde hipersonik füze de geliştirdiğini söyleyebiliriz.

Yani 1967 veya 73’te değiliz artık.

2006’daki tarihi Hizbullah tokadı bile bugün geçmişte kaldı.

ABD’nin iki açık hedefi Rusya ve Çin artık İran ile birlikte.

Rusya ve Çin, Gazze’de ateşkes çağrısında bulundu.

Bilin bakalım BM Güvenlik Konseyi’nde bunu kim reddetti?

Fransa, İngiltere, ABD.

Çok semboliktir.

Batı gerilerken dünyada barış istemiyor, hep savaş daha çok savaş peşinde.

Tek kaygısı savaşanların kendi insanları olmaması.

Bakınız, Abd, 11 Eylül 2001’den beri, çoğu İslam topraklarında olmak üzere en az 4,5 milyon insanı öldürdü.

37 milyon insan ise bu savaşlar yüzünden göç etti.

Çoğu da Türkiye’ye…

Savaşların maliyeti 8 trilyon doların üzerinde.

ABD, buna “kurallara dayalı uluslararası düzen” diyor.

Dünyanın geri kalanları da Rusya ve Çin’in öncülüğünde barış ve kalkınma istiyor.

Ama, geçen gün bir röportajda Putin’in dediği gibi: Barış istiyorsanız savaşa hazır olmak zorundasınız!

Bu arada 18 Ekim’de bir önemli görüşme daha var.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da Kuzey Kore’de Kim Jong Un ile görüşecek.

Kapatırken küçük bir diyaloğu hatırlatmak isterim..

Bu senenin Mart ayı sonunda Çin lideri Şi Moskova’da Putin ile görüştü.

Görüşmeden ayrılırken Şi-Putin arasındaki şu diyalog özellikle basına yansıtıldı:

Şi: “Bugün 100 yıldır olmayan değişimi yaşıyoruz. Birlikte olduğumuzda, bu değişiklikleri yönlendiririz.”

Putin: “Katılıyorum”

Şi: “Kendine iyi bak sevgili dostum.”

18 Ekim 2023 tarihi de bu kritik süreçte önemli bir kilometre taşı olacak kuşkusuz.

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!