Hüseyin Vodinalı
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Diğer
  4. 2 dünya savaşı, 11 Eylül, bölgesel savaşlar, Covid-19… Plutokrasi neyin peşinde?

2 dünya savaşı, 11 Eylül, bölgesel savaşlar, Covid-19… Plutokrasi neyin peşinde?

featured

“Dışarıdan görünen hükümetin perde arkasında, halka hiç bir sadakati ve sorumluluğu olmayan gizli bir otorite oturmaktadır tahtında. Bu gölge hükümet, yoz politika ve iş dünyasının uğursuz ittifakından ibarettir.”

Bu sözleri söyleyen adam, benim gibi sıradan bir “komplo teorisyeni” değil.

1901 ile 1909 arasında iki dönem ABD Başkanlığı yapmış bir kişi; Theodore Roosevelt.

Bu gölge hükümet, öyle “kafatası ve kemikler” cemiyeti, masonlar veya illuminati filan da değil.

Bunların siyaset biliminde teknik ismi Plütokratlar.

Plütokrasi, yönetme erkinin maddi açıdan üstün kişilerce paylaşılmasını öngören oligarşik bir yönetim biçimi olarak tanımlanır.

Buna, oligarşi veya kısaca mafyokrasi de denebilir.

Ama Plütokrasi, Batı kapitalizmini ve hareket tarzını çok iyi anlatan bir terim.

T. Roosevelt’in de dediği gibi bu tipler, halka karşı en ufak bir bağlılık veya sadakat hissetmezler.

Her büyük krizde halkı topun ağzına koyarlar aksine.

Mesela sanayi devrimi ve kolonyalizmin devamında küresel finansal kapitalizmin 1800’lerin sonundaki ilk krizinde giderek artan toplumsal basıncı, 1914’te bir dünya savaşına dönüştürmekten çekinmediler.

Veya ikinci kürsel ekonomik krizin yaşandığı 1929 “Büyük Buhranı”nda da aynı şeyi yaptılar. Komünizmi ezmek ve Almanya’yı bir tehdit olmaktan çıkartmak için faşist Hitler’i piyasaya sürdüler.

Hitler Almanyası ile Sovyet Rusya’yı çarpıştırırken Avrupa’yı savaş sahnesi yaptılar.

Plütokraside liderliğin Avrupa’dan ABD’ye geçmesi için, 2 dünya savaşı, atom bombası ve 100 milyon ölü gerekti.

Kaldı ki, bu nispeten barışçıl bir geçişti. İki dost ve müttefik ülkeden birine, İngiltere’den Amerika’ya aktarılmıştı Batı Emperyalizmi’nin liderliği. Tek fark, Avrupa devletlerinde kurucu unsurlar aristokrat aileler iken, Amerika’daki kurucu unsur, geçmişi kanlı aç gözlü büyük şirketler ve işadamları idi.

Amiral gemisinin kaptan köşkündeki ABD, kıtadaki kanlı tarihine ihanet etmedi. Yerli Amerikalı ve Afrika kökenli siyahileri köle yapıp, öldürdüğü gibi tüm dünyaya zulüm saçmaya devam etti.

Tüm bunlar gerekliydi çünkü halk her ekonomik krizde en ağır darbeyi yiyor ve homurdanmaya başlıyordu.

HER EKONOMİK KRİZ SONRASI ÇARE SAVAŞ OLDU

Sanayi devrimiyle koşut ortayla çıkan sosyalist hareketler oligarkları ürkütüyordu.

Rus Çarının başına gelenler hele dehşet vericiydi!

İlk dünya savaşını iyi yönetemeyen Avrupa ve İngiltere, Atatürk ve Lenin’e engel olamadı.

2. Dünya savaşının ardından SSCB çok kayıp verse de güçlenmişti.

ABD’nin atom bombası tekelini de kırmayı başarmıştı.

Ruslar, Manhattan projesinde çalışan Alman sosyalist bilim adamı Claus Fuchs’un casusluğu sayesinde atom bombasını geliştiremeseydi, bugün ortaya çıkan belgelerden biliyoruz ki ABD ordusu onlarca Sovyet kentine atom bombası atmaya hazırlanıyordu.

Ardından Çin’de halkın önüne düşen Mao da ikinci darbeyi indirdi plütokrasiye.

Yeni Sovyetler Birliği ve Çin Halk Cumhuriyetleri ortaya çıkmasın derken ipin ucu kaçıyordu.

Doğu Avrupa, Kuzey Kore, Vietnam, Laos, Kamboçya, Kongo, Angola, Yugoslavya, Afganistan, Yemen, Küba, Mısır, Suriye derken hep daha çok savaş çıkarıyordu plütokrasi.

Sovyetler Birliği’ni çökertmek için çok para harcadılar.

En nihayetinde çöktüğünde ise dünyanın tek hakimi olduklarını ilan ettiler.

Ama satrançta komünistler hep daha iyiydi!

Nasıl ki Birinci Dünya Savaşı’ndan SSCB ortaya çıkmıştı, ikincisinden sonra da Çin Halk Cumhuriyeti ortaya çıktı.

Daha doğrusu SSCB’nin çöküşünden sonra.

Tarihin sonu denirken, yeni bir tarih başladı; Sosyalist Çin, 30 yıl boyunca her yıl yüzde onluk büyümeye imza attı.

Çin elimizin altında diye düşünürlerken, bu kez kötü haber Rusya’dan geldi.

Yeltsin ile finoya dönüştürdüklerini sandıkları Rus Ayısı Putin diye genç bir eski KGB ajanı ile ayağa kalkıyordu.

Türkiye’yi de unutmamak gerek tabii.

1990’ların başında “Atatürk”ü silin, laikliği bırakın, liberal ekonomiye ve etnik siyasete geçin, federalizme yelken açın telkinleri işe yaramadı.

Bölünmeye ve ufalanmaya razı gelmeyen Türkiye, ABD’ye karşı cephe almaya başladı.

ABD’de “Türk Generaller hizadan çıktı” denmeye başlandı.

Amerikalı ve Avrupalı (Plütokrasinin elindeki) Vakıflar ve sivil toplum örgütleri hababam adam devşiriyordu.

Gazeteci, siyasetçi, ekonomist, bilim insanı vs.

Suudilere ve diğer petrol zengini körfez Araplarına ise tarikat ve cemaatleri destekleme emri verildi.

Kendine ve tarihine düşman bir nesil işte 1980’deki Amerikancı askeri darbe ve sonrasında 1990’daki Sovyet çöküşü sonrası yetiştirildi.

Bunlar en nihayetinde PKK bölücülüğü ve Dinci gericilikle buluşturuldu.

“Yetmez ama evetçi”, ulusalcılığı ve Kemalizmi tükaka ilan eden dinci, liberal, sözde milliyetçi tüm ekipler adım adım iktidara yürüdü.

2002’de hepsi AKP projesinde buluşturuldu ve Türkiye’nin 18 yılı böylece plütokrasiye kurban edildi.

Bugün yine Mavi Vatan’da yeni Sevr ve savaş peşinde Amerikan plütokrasisi.

Ama Tarzan bu kez zorda.

2000’lerin başında Rusya’nın satmak için enerji yollarına, Çin’in ise dev endüstrisi için enerji kaynaklarına ihtiyacı vardı.

Bunu önlemek için önce Avrupa’da sonra Batı Asya’da harekete geçildi.

11 EYLÜL SALDIRILARI DA PLÜTOKRASİ İŞİYDİ

Plütokrasi 2000’de yeni bir oyun planı yaptı.

İşler pek de iyiye gitmiyordu.

Ekonomik ve siyasi tablo Amerikan Yüzyılı projesini Asya’nın çetin dağlarına ve fırtınalı sularına gömecek gibiydi.

Ekonomiyi düzeltmek ve rakipleri baskı altına almak için yeni savaşlara ihtiyaç vardı.

Oyunu bozmak için azılı bir çete bulundu.

Bush-Cheney çetesi.

Kirli şirketler ve siyasetçiler ekibi.

 /></p>
<p>Plütokrasinin saf haliydiler.</p>
<p>2000 seçimlerinde yapılabilecek tüm hile ve siyasi oyunlar yapıldı.</p>
<p>Seçim sonuçları Florida eyaletinde tıkandı.</p>
<p>Ne tesadüf ki Florida Valisi oğul Bush’un kardeşi Jeb Bush idi.</p>
<p>Seçim karakoldu bitti, hakeme gidildi.</p>
<p>Baba Bush’un atadığı Yüksek Mahkeme yargıçları başkanlığı George W. Bush’a hediye etti.</p>
<p>Plütokrasi böyle çalışıyordu.</p>
<p>Halliburton Şirketi’nin yöneticisi ve hissedarı Dick Cheney ile Carlyle Grubu’nun hamisi Bush ailesi savaş için ittifak halindeydiler. Ve bunlara eklenecek daha binlerce şirket yöneticisi ve siyasetçi ismi vardı geniş kapsamlı plütokrat çetede.</p>
<p>11 Eylül saldırılarından bir gün önce, New York’taki Ritz Carlton otelinde, eski Amerika Birleşik Devletleri Başkanı George Herbert Walker Bush, El Kaide örgütü lideri Usame Bin Ladin’in kardeşi Şefik bin Ladin ile buluştu. 11 Eylül sabahı devam eden “iş” görüşmeleri, ikiz kulelere saldırı haberiyle kesintiye uğradı. Toplantılara, Baba Bush dönemi Dışişleri Bakanı James Baker, yine o dönemin Savunma Bakanı Frank Carlucci ve Şefik Bin Ladin ile birlikte Bin Ladin ailesinden çok sayıda kişi de katılıyordu. Dünya Ticaret Merkezi yanarken, uçuşlar yasaklanırken ve oğul Bush, “bu saldırıların sorumluları, yardım ve yatakçılarına her kim olursa olsun acımayacağız” derken, Şefik Bin Ladin ve beraberindekiler Suudi Arabistan’a uçurulmuşlardı bile.</p>
<p><img decoding=

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

9 Yorum

  1. 12 Eylül 2020, 09:43

    Elinize sağlık.

  2. Bu plütokrasinin dünyadaki her ülke ve her şeyi yönettiği iddiaları asılsız olup yine plütokratlara aittir. Rusya ve Çin düşmandır çünkü plütokrasiye karşıdır nokta. Ne çok faşist varmış burayı takip eden

  3. 11 Eylül 2020, 21:40

    plütokrasi , doğuda yükselen çin ve rusya’yi da yönetiyor olamaz mı.. aslında hepsi birbirinin laciverti. o dediğiniz yapı bir tarafı aşağı çeker diğerini yukarı çıkarır. bence ikisini de aynı el oynatıyor. sscb ‘nin varlığı da aynı plütokrasi için gerekliydi. dünyayı ikiye böldüler ve o şekilde sömürduler. yani övünç duyduğunuz asya kalkınması yine o ellerin oyunu. çin dediğiniz ülkeden çekin anglosakson sermayeyi geriye kalan yarasa çorbasından ibarettir. geçiniz.

  4. 11 Eylül 2020, 09:52

    insanların neyi öğrenmesi gerektiğini anlaması için,ilk önce neyin önemli olduğunu anlaması gerekir ki insanlar aslında cesur değillerdir,hep kaçarlar görmek istemediği gerçeklerden :) din bilmek için illa piyasadaki dinciler gibi mi olmak gerekir :) her ALLAH diyeni dinci sanırlar ama aslında dini en iyi anlayacak olanlar dinci olmayanlardır.evvela ahir zamanın neresindeyiz / ”izm” leri kimler çıkardı /çin büyüyormu , büyütülüyormu buraları bulursan veya görürsen 3 sene sonra olacakları ancak bulursun.yok ben uğraşamam dersen vakit geldiğinde YAHU ADAM BİZE NE KAPI AÇMIŞTA HABERİMİZ YOKMUŞ demeniz garanti :)….

  5. Yazar komünizm güzellemesi yaparken bizi aptal mı sanıyor? Sanki zamanında Rusya’da olanlar nihilist plütokrat ailelerin işi değil. Sanki Mao Rothschild ailesi beslemesi değil.
    Başka bir tarih yazılıyor. Biz burada doğu ya da batıyı tutmak zorunda değiliz. Kendi göbeğimizi kendimiz keseriz.
    Şu anda ortalık toz duman, saflar çok netleşmedi, ama bu savaşın gideceği yer, İnsanlık ile Yahudi arasındaki savaş gibi görünüyor.

  6. 10 Eylül 2020, 19:15

    Eğer Çin’de ABD’nin yaptığı yatırımları olmasaydı şimdi çin küresel güç olmazdı, dünya dinsiz bir kümonizm sisteme geçecek ve bunun başlangıci Çin’den oldu. Artık batının demokrasi palavrası iyi işlemiyor ve ayaklarına dolaşıyor ve bu durum sona ermeli ve yerini sermayeci kümonizm tutacak. Bunu yönetenler rotchildler ve rockfelerler

  7. bu virusün plutokrasinin işi olduğu düşüncesi mantıklı görünüyor.Teşekkürler

  8. Kapsamlı, anlaşılabilir ve çok doğru bir analiz.Teşekkür ederim.Çok etkilendim.
    Bir de gülcemalinizi görebilseydik sayın Vodinalı :) …

  9. “Benim gibi siradan bir komplo teorisyeni degil:):):):)

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!