Hüseyin Vodinalı yazdı…
Özellikle 1980 sonrası, ABD’nin “Hür Dünya” lideri ve demokrasi şampiyonu olduğu o kadar çok yazıldı ki medyamızda…
Liberal demokrat sözde aydınlarımız, ekonomistlerimiz, gazetecilerimiz öve öve bitiremediler ABD’deki “checks and balances” (denge ve denetim) sistemini.
Hep şu örneği verdiler: “Bakın ABD’de demokrasi var, herkes istediğini söyleyip, yazabilir. Komünist ülkelerde ise ağzını açan ortadan kayboluverir”.
Bir yere kadar doğruydu.
Yani ABD ve Avrupa’da gerçekten bir basın özgürlüğünden söz edilebilirdi.
Aglo sakson tipi demokraside siyasi tarihi değiştiren anıt gazeteciler de vardı.
Bob Woodward, Carl Bernstein, Robert Fisk, John Pilger, Seymour Hersh gibi.
Ancak şu da bir gerçek ki, kapitalist ve emperyalist ABD’nin elindeki kan, komünist ve “baskıcı” Çin ve Sovyetler gibi ülkelerden çok daha fazlaydı.
Sovyetler Birliği’nin askeri anlamdaki tek işgali Afganistan’dı.
O da komünist hükümetin davetiyle gerçekleşmişti.
Çin ise kendi toprağı saydığı komşu Tibet, Sincian (Doğu Türkistan) ve Hong Kong dışında deniz aşırı işgale kalkışmadı.
Hatta resmen kendi toprağı olan Tayvan’a hala müdahale etmedi. (belki bu aralar edebilir!)
Ancak ABD öyle değil.
Küresel hegemon olarak, 1945 sonrası dünyanın dört bir yanında en az 20 milyon insanın kanına girdi.
Araştırmacı yazar James A. Lucas’ın hazırladığı rapora göre, ABD İkinci Dünya Savaşı’ndan günümüze kadar, toplam 37 ülkede işgal ve darbe gibi silahlı operasyonlarla 20 milyondan fazla kişiyi öldürdü.
Sadece Vietnam’da bu sayı 6 milyonu geçiyordu.
Vietnam hükümetinin 1995 yılında yayımladığı bir raporda, 1955-1973 yılları arasında yapılan ABD ile girilen savaşta 5.1 milyon Vietnamlı sivilin ve 1 milyondan fazla Vietnamlı askerin hayatını kaybettiği belirtilmişti.
O meşhur Amerikan “demokrasisi”, aslında şirketlerce yönetilen istihbari ve askeri bir demokrasi idi.
Mottosu ise “Öldürmek bizim işimiz, bunu her şekilde yapmak ise bizim hünerimiz” idi.
Bunun en önemli kanıtı ise Vietnam savaşı sonrası yaşanan iç siyasi tartışmalarda ortaya çıktı.
1970’ler Amerikan basınının en diri ve güçlü olduğu zamanlardı.
Rockefeller’lerin avukatı Kissinger’in tezgahladığı kirli Vietnam savaşına yönelik halk isyanları gazetecilere de “düzene karşı çıkmak” için cesaret veriyordu.
Dönem Başkanı Nixon’un istifasıyla sonuçlanan Watergate dinleme skandalını ortaya çıkaran Washington Post muhabirleri Bob Woodward ile Carl Bernstein, 1973’te bunun için Pulitzer ödülü kazanmıştı.
Woodward başarılı gazeteciliğini daha sonraki yıllarda da sürdürdü.
Clinton, Bush ve Trump yönetiminin kirli çamaşırlarını ortaya çıkardı.
Carl Bernstein’in ismi ise daha sonraları pek duyulmadı.
Yani en azından Woodward kadar değil.
Neden biliyor musunuz?
Çünkü Bernstein, ABD müesses nizamındaki asıl tabuyu çiğnedi ve ele geçirdiği resmi belgelerde yer alan CIA üyesi gazetecileri yazdı.
6 Yorum
- Yorumların Sıralanışı
- Yeniden Eskiye
- Eskiden Yeniye
70 Yaşındayım okadar çıkarcı ve omurgasız gasteci bozuntusu gördümki insanlığımdan utanıyorum.
1950 lerden doğu bloğunun çöktüğü 90 lara kadar ingiltere de yayınlanan Encounter dergisinin hikayesi geldi aklıma. B. Sadık Albayrak “İnsanlığa karşı parayı verenlerin düdüğünü çalanlar” yazısını okuyun mutlaka…
Sayin vodinali, mitci ile gerceklestirdiginiz diyalog yureklerimize su serpti..Demek ki devlet bunlarin hepsini izleyip gozluyor..Vallahi rahatladik..Ben devlete her daim guvenirim..Onu niye iceri atmadilar bunu niye serbest biraktilar tarzinda bilip bilmeden atip tutmam..Devletin vardir bir bildigi derim hep…Gunu geldiginde bilmemiz gerekenleri devlet aciklar zaten..Herseyi bilmek zorunda degiliz..Herkes isine gucune bakmali..Sadece sirtlanlar yilanlar ciyanlar akrepler devamli devlete saldiriyor zaten.Disaridan bakinca bile belli oluyor….Bu yazinizdan bu anlamda cok faydalandim ve icim rahatladi..Cok tesekkurler.
O röportaj Sabahattin önkibara ait
Nedir bu milletin gastecilerden cektigi….Iki tane duzgun adam okuyacaz diye yaninda 98 tane de zehir yutturuyorlar adama..Bagisiklik cok kuvvetli olmali ki bunlardan etkilenmeden dogruyu secebilelim…Zor isler zor..Yazana degil, okuyana..!
Sizle ayni duygulari paylastigim yorumum yayinlanmadi..Onemli degil.