Hüseyin Vodinalı yazdı…
Amerika Birleşik Devletleri’nin dünya üzerinde 4 önemli hasmı var.
Arka bahçesindeki Venezuela, Küba, Bolivya ve diğerleri bizi affetsin, onları saymıyorum.
Çin, Rusya, İran ve Türkiye.
Bu dört ülke de esasen Asya gücüdür.
Rusya ve Türkiye için Avrasya da denebilir ama zaten benim jeopolitik haritamda artık Avrupa’ya bir kıta olarak atıf yapmak zamanı geçti.
18. yüzyılın Avrupa merkezli kolonyalist tarihi ve coğrafi normları demode oldu.
Neyse lafı dolandırmayalım yine.
ABD için esas rakip Çin, esas düşman Rusya, kısa vadeli hedef İran ve oltadan kaçmakta olan balık Türkiye.
ABD Başkanı Biden ve ekibi, tüm bu dört hasmını çevrelemek, baskılamak ve kontrol etmek için yeni bir takım girişimler peşinde.
Türkiye’yi kuşatmak için de, Suriye, Yunanistan, Irak, Ermenistan, Doğu Akdeniz ve Karadeniz üzerinden ardı ardına hamleler yapıyor.
Türkiye’nin tam bağımsızlık ülküsüne yakışan ve yarı sömürge olmaktan çıkarmayı hedefleyen Mavi Vatan konsepti de bu saldırılardan payını fazlasıyla alıyor.
ABD, tıpkı bir asır önceki İngiltere gibi Yunanistan’ı üzerimize sürmeye hazırlanıyor.
Küreselci Neocon Joe Biden’ı Birinci Dünya Savaşı’ndaki liberal sağcı İngiliz Başbakanı Lloyd George’a benzetiyorum.
Aynı emperyalist bakış ve hesaplar.
Bunun için Dedeağaç’ta ve onun gibi 20’den fazla Yunan toprağında kara, hava ve deniz üsleri kuruyor, var olanlara yerleşiyor.
Bu üslerle hem Türkiye’yi, hem Rusya’yı tehdit ediyorlar.
Hem de Çin’in Yunanistan’daki Kuşak ve Yol yatırımlarını.
ABD’nin Türkiye’deki acentaları FETÖ ve NATO nüfuz ajanları da Mavi Vatan kavramının isim babası ve Türk jeopolitiğinin öne çıkan stratejisti Amiral Cem Gürdeniz’i hedef alıyor.
Fiziki savaş hazırlığı ile psikolojik savaş paralel yürütülüyor.
Ekonomik tutsaklık içindeki Yunan siyaseti (anti NATO ve anti Amerikan) geleneklerinin aksine tamamen Atlantik cephesine teslim olmuş vaziyette.
Oysa tarihten ders alsalar biraz böyle yapmazlardı.
Bakınız, yazar Şevket Süreyya Aydemir, Atatürk’ü anlattığı Tek Adam kitabında, 9 Eylül 1922 sonrası Yunanistan’daki gelişmeleri nasıl aktarıyor:
“Anadolu’dan kaçabilen başlıca Yunan birlikleri Midilli, Sakız, Sisam adalarında toplanırlar. Şimdi felaketler, maceralar için bir suçlu, bir sorumlu bulmak lazımdır. Çünkü Moloh (uğruna canlı insanlar kurban edilen Finike tanrısı) kurban ister. Onun sırıtan dişlerine kurbanlar atmak lazımdır. Hem de ne gariptir ki bu facialara sorumlu arayanlar facianın baş sorumlusu olan ve harp içinde iktidardan düşen Venizelos’un yani asıl suçlunun etrafında toplanmışlardır.
24 Eylül’de Midilli ve Sakız ve diğer adalarda askeri isyanlar çıkar. İdare Venizelist subayların eline geçer. Donanma da onlarla birleşir. Trakya isyana katılır, Selanik ayaklanır. Gene 24 Eylül’de ihtilalcilerin uçakları, Atina’da Kral’a ve hükümete karşı ultimatom beyannameleri atmışlardır. O sırada hükümette Halk Partisi bulunuyordu. Tüm felaketlerden o suçlandırılır. İhtilalin başında ise Anadolu’dan kaçan General Theodoros Pangalos (Türk düşmanı eski Yunan Dışişleri Bakanı şişko Theodoros Pangalos’un dedesi, HV), Albaylar Pilastiras, Fokas ve Gonatas vardır. 27 Eylül’de Kral tahtını ve memleketi terk eder.
Atina’da askeri cunta ve ihtilalci bir halk mahkemesi kurulur. Yenilginin suçlusu sayılan Halk Partisi liderleri ve Ordu şefleri mahkemeye verilirler. 20 Aralık 1922’de mahkeme başta Halk Partisi lideri ve başvekil Gonaris olmak üzere, Dışişleri Bakanı Baltacis’i, Milli Savunma Bakanı Teotokis’i, Anadolu Orduları Başkumandanı Haci Anesti’yi, askeri liderlerden General Protopapadikis’i, General Stratikos’u ve Kral ailesinden olup Anadolu’da bir kolorduya komuta etmiş olan Prens Andre’yi idama mahkum eder. Hükümler derhal infaz olunur. Sadece İngiliz Kraliyet hanedanına mensup Prens Andre son anda idamdan kurtarılır.”
Atina’da 1922’de yargılanıp asılan dönemin Yunan lider ve askerleri.
Mustafa Kemal Atatürk’ün 30 ağustos 1922’de Zafertepe’de Türk ordusunun hücumunu izlerken “Hacı Anesti, mağrur kumandan, gel de ordularını kurtar!” dediği komutan, bırakın ordularını, kendisini bile kurtaramamıştır.
Sömürge ya da yarı sömürge kıvamına geldiğinizde durum budur işte.
Biz de aslında bu kadar olmasa da buna benzer şeyler yaşadık.
Kendi elimizle (Çekiç Güç ve Irak’ın işgali) dibimizde bir Kürt Devleti kurulmasına yol verdik mesela zamanında. Yahut da ABD adına Şam seferine çıkıp, milyonlarca Suriyeliyi ülkemize doldurduk.
Son Barzani pulu örneği manidardır.
BOP çerçevesindeki Arap Baharı ve “Free Kürdistan” politikalarını Habur’da davul zurnayla desteklersek başımıza gelecek çoktur.
Hatta 2004’te Kıbrıs’ta referandum yapıp Doğu Akdeniz’deki uçak gemimizi kendi elimizle Batılı Emperyalistlere teslim etmeye bile kalkıştık.
Buna karşı çıkan Milli Kahramanımız merhum Rauf Denktaş’a ‘hain’ bile denildi bu memlekette!
İşte aynı Yunanistan gibi biz de ekonomimizi ABD ve onun araçlarına bırakınca benzer durumlar yaşadık ve yaşıyoruz.
EGE’DEN GÖSTERİP KIBRIS’TAN VURMAK
Ege’de bu sıcak ve tehditkar gelişmeler yaşanırken, asıl mercimek yemeği Kıbrıs’ta fırına veriliyor.
Ege’de oyalama yapılırken, Kıbrıs’ta yeni bir “Birleştirme” hamlesi çoktan başladı.
5 Şubat 2021’de İngiltere Dışişleri Bakanı Dominic Raab, 2004 Annan Planı’nın yeni versiyonu bir kumpas için adada düğmeye bastı.
Kıbrıs’a resmi ziyarette bulunan Raab, Birleşmiş Milletler öncülüğünde düzenlenmesi planlanan, garantör ülkelerin de katılacağı Kıbrıs konulu 5+1 gayrıresmi konferans öncesinde Türk ve Rum liderler Ersin Tatar ve Nikos Hristodulis ile görüştü.
Bu görüşmeler esnasında bazı iddialara göre yeni bir plan taslağını da taraflara iletti.
Buna göre, daha önce BM nezdinde görüşmelerin yapıldığı İsviçre’nin Crans Montana kasabasında sunulan (BM Gen.Sek.) Guterres Belgesindeki ögeleri temel alan bu yeni planda, yeni bir terminoloji yaratılarak ‘kurucu’ devlet yerine ‘toplumsal devlet’ ifadesine yer veriliyor.
6 Yorum
- Yorumların Sıralanışı
- Yeniden Eskiye
- Eskiden Yeniye
çok iyi analiz.
sevgili vodinalı,
annan planını unutmadık. akp’nin iktidara geldiği dönemde ilk yaptığı büyük hata kıbrıs’ın az kalsın elden çıkacak olmasıydı. bu da annan planı ile olacaktı. bu yüzden akp’ye pek güvendiğimi söyleyemem tabiiki. sevgili rauf denktaş’ın çözümün önündeki tek engelmiş gibi gösterilip linç edildiği günlerdi. allah rahmet eylesin sevgili denktaş , kıbrıs davasının lideriydi. düşünün o davasının adamı olan kişiyi istifa ettirdiler zoraki bir şekilde. yerine de kktc ilan edildiğinde ağladığını kitabına neşretmiş olan talat gibi birisi gelmişti.
annan planını yakından takip etmiş biri olarak kıbrıs’ın tıpkı 1960 anlaşmaları ile oluşturulan federe kıbrıs adı altında tekrar birleştirilmesini doğru bulmuyorum. çünkü rumların kafasında değişen bir şey yok. 1960’da nasıl helenizm rüyası ile enosis ile eoka’cı teröristler türkleri katlettilerse , bunu tekrar yapacaklarına kimsenin şüphesi olmasın. esasında türkiye’nin kktc’de kıbrıslı türklere halkla ilişkiler adı altında bir atağa geçmesinde oldukça fayda ve elzem vardır. çünkü adadaki yeni nesil , rumların tezlerine yakın duruyor neredeyse gaflet içerisinde. dedelerinin başına neler geldiğini unutmuşa benziyorlar. türk askerinin çekilmesi neticesinde rumlar nasıl kıbrıs cumhuriyeti’ni yok ettiler ise yine aynı şekilde türkleri katledeceklerdir. yunanistan’ın helenizmi tamamlanacak ancak onu kullanan emperyalizm türkiye’yi kuşatacaktır. atatürk’ün olası bir istiklal savaşı daha yaşanırsa kıbrıs’ı ikmal yollarının ortasına koyan stratejik bakış açısını takip edenler bilirler. sevgili cem gürdeniz’de sonuna kadar haklıdır. orada iki devletli ve bağımsız kıbrıs türk cumhuriyeti olmalıdır ve türk askeri adadan kesinlikle çıkmamalıdır. anadolu’nun kuşatılmasının son ve en önemli halkası olan kıbrıs’dan taviz verirsek anadolu’dan taviz veririz ancak ben sizin kadar karamsar değilim. akp’ye asla güvenmiyorum çünkü açılım süreçlerinde de gördük neler olduğunu,annan planı’nda da.. bence türk devleti buna müsaade etmeyecektir. siyaset ,diplomasi çalıştırılacaktır mutlaka bu süreçte ancak nihai olarak türk askerinin adadan çıkması söz konusu olmayacaktır. bizi oradan kimse çıkartamaz ister barış ile isterse savaş ile. çıkmamız intihar olur. bu yüzden adadan tavizi vermek isteyecektir siyasi irade ancak devletin buna evet diyeceğini sanmadığım için son kertede türk askerinin adadan çıktığını asla göremeyeceksiniz. zira böyle bir durumda oradaki türklere yardım için gitmeye kalktığımızda bizi oraya yaklaştırmazlar bile. bir sevgili ecevit daha gelmez dünyaya. şu andaki chp’ye bakınca bir ecevit daha çıkarmayı bırakın , mavi vatan’ı ve kıbrıs’ı dahi kenara koyun adamlar anadolu’dan bile vazgeçmişler, kıbrıs’ı ve mavi vatanı gözleri görür mü..
selamlar.
Sayın Vodinalı,
Doğru çözümlemelerinizi hakettikleri umutla bitirin lütfen.”Demedi demeyin”, ben dememiş miydim vbsözleri söyleme lüksümüz var mı? Yenilgiden sonra haklı çıkmış olmanın tesellisinden ülkemize yarar yok. Doğru çözümleri bıkmadan usanmadan tekrar edeceğiz. Hayat dinliyor, kaydediyor. Bütün mesele, haklılığımızın kavgadan önce ortaya çıkması.
Haklı olduğumuz ortaya çıkmalı ki HAKLI OLANIN KAHREDİCİ ÖFKESİ ile vurup bu zulüm dengelerini darmadağın edelim.
1878 de Yeşilköy’e kadar işgal edip boğazımıza çöktüklerinde Kıbrıs’ı verdiğimizde kurtulamadık ki. 1912-1914 te Balkan Yarımadasının tamamını ve Libya’yı aldılar. 1915′ te Çanakkale’de bir neslimizi imha edip 1916 – 1918 de Arabistan, Basra, Musul ve Kerkük petrolüne ve tüm Ortadoğu’ya çöküp 13.Kasım.1918 de İstanbul’u zaptettiler. 1921 yılında ise Polatlı’ya kadar Anadolu’yu işgal ettiler.
Hiç ibret alınsa tarih tekerrür mü ederdi?
Asker çekilecekse İngiliz üsleri ne olacak? 1960 Kıbrıs anayasası kaldırılırsa İngiliz üslerinin uyduruk statüsü de ortadan kalkar. İngilizler üsleri Osmanlının mirasçısı olan Türkiye Cumhuriyetine devretmek zorundadır.
Bu durumda;
1) Türkiye üslere yerleşecektir.
2) Diğer tüm askeri birlikler adayı terk edecektir.
3) Her iki toplum, asayiş için, belli sayıda (nüfusları ile orantılı) inzibat gücü bulunduracaktır.
Deme olmaz olmaz; olmaz olmaz olmaz!
Çok net ve basit, türkiye kendini abd ile savaşmak için hazirlamalıdır bunun için en acil şekilde atom bombasını kaçak izotop ile yapmalıdır. Ve gemi savar hypersonik zayıflatılmış uranyum füzeler yapmalıdır ki abd uçak gemilerini batıra bilsin. Ingilizleri it sürüsü gibi suya döktük şimdide abd itleri suya dökeceğiz, sadece müzakere diye vakit kaybetmemeliyiz rusya ve çinden ve Pakistan işbirliği ile hypersonik füze yapın. Ve rusyadan kinjal füzesini alın bunlar s400den daha önemli