Hüseyin Vodinalı yazdı…
İç güçler birbirine girdi.
Dış güçler uyumuyor.
Dış gelişmeler de durmuyor elbet…
Biz “Nas Kapital” kitabının yazarı rehberliğinde hızlı bir şekilde batarken etrafta ilginç gelişmeler yaşanıyor.
Hani hatırlarsınız Emevi Camii’nde namaz kılacağız diye tarumar ettiğimiz komşu bir ülke vardı.
Evet Suriye.
Hani biz o namazı kılamadık ama 6 milyon Suriyeli Türkiye’nin muhtelif camilerinde namaz kılar oldu.
Hatta bazıları namaz kılanların ayakkabılarını bile yürütüyor.
Neyse konuya dönelim biz.
Başta da söylediğim gibi dış gelişmeler hızlı akmaya başlıyor.
Şimdi dünya artık Asya merkezli bir yer olmaya başladığından beri, Asya merkezli yeni projeler öne çıkmaya başladı.
Çin tek başına bu konuda önder sayılsa da yalnız değil.
Ama BRI (Kuşak ve Yol Girişimi) ve BRICS (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika) gibi oluşumlar önemli. Ayrıca ŞİÖ (Şanghay İşbirliği Örgütü) ve çiçeği burnunda Türk Devletleri Teşkilatı (Türkiye, Kazakistan, Azerbaycan, Kırgızistan, Özbekistan, Macaristan ve Türkmenistan) da Asya’nın hücum borusunu çaldığının göstergesi.
Rusya’nın aracılığıyla son varılan Ermeni – Azeri anlaşması da Zengezur’un açılarak Türk dünyasına yeni bir koridorun armağan edilmesi için önemli bir adım oldu.
ABD ve NATO’ya karşı işbirliğini perçinleyen son Putin-Şi Zirvesi’nde de Rusya’nın Avrasya Ekonomik Topluluğu ile BRI arasında yeni eşgüdüm projeleri gündeme geldi. Ayrıca dolar sistemine son verecek yeni para ve bankacılık seçenekleri hazırlandı bile.
Putin-Modi Zirvesi ise Çin düşmanlığı yüzünden ABD’ye yanaşmakta olan Hindistan’a yeni bir Asya vizesi çıkmasına vesile oldu.
Beklenen yeni zirve artık Şi-Putin ve Modi üçlü Zirvesi.
Pakistan’ı da unutmayalım. Çin ile BRI kapsamındaki CPEC projeleri tam gaz ilerliyor.
Ayrıca İran ile Hindistan’ın Şahbahar limanı bağlantısı ve daha da büyüğü Çin – İran arasındaki 25 yıllık 400 milyar dolarlık dev stratejik altyapı, güvenlik ve ekonomi anlaşmaları da çığır açıcı nitelikte.
Asya’daki bu dev momentum, Güney Amerika’da bile etki yarattı.
Venezuela ve Bolivya’yı deviremeyen ABD şimdi, Honduras, Nikaragua ve Şili’de solcu anti emperyalist adayların kazandığını görüyor. Brezilya’da da Lula tekrar dönüyor.
Çin 2005’ten bu yana Latin Amerika’ya nükleer santrallerden barajlara, kara yollarından demir yollarına, limanlara ve telefon ağlarına kadar birçok proje için yaklaşık 140 milyar dolar yatırım yaptı.
Görüyorsunuz biz sabah akşam dolara altına bakarken millet neler yapıyor.
10 yıllık savaştan çıkmış Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad bile faal bir şekilde proje üretiyor.
ESAD’IN 5 DENİZ PROJESİ İLE TÜRK DÜNYASI TAM UYUMLU
Bu noktada Matthew Ehret Krump isimli Kanadalı araştırmacı yazarın son makalesini buraya alıyorum.
Krump’ın “Esad, Suriye ve Çin’in Yeni İpekyolu” başlıklı bu önemli yazısı bundan ve diğer kritik gelişmelerden söz ediyor:
“Rusya ve Çin, 2011’de ABD’nin Suriye’ye müdahalesine karşı ilk vetolarıyla Anglo-Amerikan yıkıcı Dünya doktrinine meydan okumaya başladığından beri, Arap dünyasını on yıllardır kaos, bölünme ve cehalet içinde birbirine bağlayan Gordion düğümleri nihayet çözülmeye başladı.
Sadece on yıl önce ‘yeni Amerikan yüzyılının’ tek kutuplu vizyonunun rakipsiz bir şekilde hüküm sürerken, 2013 yılına gelindiğinde Kuşak ve Yol Girişimi (BRI) hayata geçirildi ve Şi Cinping’in gözetiminde Çin’in derin devletinin kayıtlara geçen en büyük tasfiyeleri başlatıldı. Savaş şahini John Bolton, Şi’nin otoriterliğinin CIA’in casuslarını Çin’de tutma işini neredeyse imkansız hale getirdiğinden şikayet ederken, bu durum Amerikan istihbarat topluluğunun öfkesine hedef oldu.
Rusya’nın Avrasya Ekonomik Birliği’ne de sıkı sıkıya bağlı olan bu yeni girişim, büyük bir hızla büyüdü. Bugün yeni çok kutuplu gelecek ortaya çıktı. Kurallarına göre oynamayı seçen herkes için gerçekten uzun vadeli bir gelişme sağlamayı planlayan bir girişim.
Bu girişimin yeni ortaklarından biri de, eski tek kutuplu oyuncular tarafından başlatılan on yıllık yıkıcı bir askeri saldırıdan mucizevi bir şekilde kendini koruduktan sonra dünya sahnesine yeniden çıkan Suriye olacak.
Elbette savaşın acısı ve yıkımı hala derinden hissediliyor; yasadışı ABD yaptırımları aç kitleleri rahatsız etmeye, temel altyapının yeniden inşasını ve içme suyuna erişimi engellemeye ve okulları, hastaneleri, işletmeleri ve geçim kaynaklarını sakat bırakmaya devam ediyor.
https://matthewehret.substack.com/p/assad-syria-and-chinas-new-silk-road
https://www.veryansintv.com/denizcilik-gucu-ve-rusya-primakov-enstitusunun-kuresel-degerlendirmesi
Maalesef size bir çok konuda katılmıyorum. Çünkü “biz uyurken dış güçler uyumuyor” sözünüz gerçeği yansıtmıyor. Türkiye uyumuyor. En son Afrika ile yapılan toplantı dünyada ses getirdi. Orada çok ciddi hamleleri var devletimizin. Geleceği şekillendirecek hamleler..
Türkiye’nin Kafkaslarda attığı adımlar küçümsenemez. İşte Ermenistan ile yeni bir durum ortaya çıktı. Çünkü Zengezur Koridoru açılacak, bu kaçınılmaz. Yani Türk Dünyası ile inşallah bağlantı sağlanacak.
Ortadoğu’da Türkiye’nin attığı adımlar var. Gelecek için atılıyor bunlar ve orada da bir organizasyona doğru gidilecek gibi görünüyor. Esad liderliğinde atıldığı iddiasındaki konu Türkiye’siz olmuyor.. Türkiye’nin de bu yönde istekleri var zaten,bunu herkes biliyordur sanırım. Türkiye , Çin ve Rusya ile zaten bir konsensüs içinde. Günlük siyasi münakaşalara aldanmayın. Türkiye’nin o konuda bir açmazı ya da tereddütü yok. Bazı şeyler için zamana ihtiyaç vardır. Türkiye’nin Libya hamlesini eleştirmiştiniz.. “Ne işimiz var Libya’da” diyen zihniyeti eleştirmenizi beklerken sizden böyle bir eleştiriyi görünce şaşırmıştım.Halbuki aynı Libya’da Rusya’da var. Ruslar varken biz neden olmayalım hem de Mavi Vatan söz konusu iken. Amiral Cem Gürdeniz’in de dediği gibi Türkiye denizcileşmelidir ancak zaten başladı bu. Çünkü Türkiye, Mavi Vatan ile birlikte karacı doktrininde değişikliğe gitti. Artık denize yönlendi. Anadolu Uçak Gemisi ve çok yakında çıkmasını umut ettiğim Gezgin bunun için var. İspanya ile yapılan yeni uçak gemisi anlaşması da bunun göstergesi. Sida ve insansız deniz altı projesini de ekleyin. Afrika’da deniz üsleri de bunun bir başka kanıtı. Milgem ve Milden gibi Reis sınıfı denizaltılar vs..Yani denizcileşme çoktan başladı ve buna sevinmeliyiz. Şu anda Dolar saldırısı olduğu kanaatindeyim. Çünkü Türkiye’nin kontrolden çıkması Batıyı çok rahatsız ediyor. Suriye,Irak,Libya,Afrika ve en son Kafkaslardaki hamlelerden oldukça rahatsızlar ve onları rahatsız etmeye devam edeceğiz. Çünkü artık Batı’nın ileri karakolu olmayacağız. O iş bitti.Bundan sonrasında hepsi teker teker kapımıza gelecekler, bunu hep beraber göreceğiz. Öte yandan Etiyopya’da ortaya çıkan Batı destekli Tigray güçlerinin bastırılmasında Türkiye’nin Siha’larının etkisini görmüşsünüzdür. Artık oyun değiştiren bir Türkiye var. Bu gibi konular partiler üstüdür. Ve herkesi ama herkesi partiler üstü konularda birlik olmaya davet ediyorum. Bizim gidecek başka bir yerimiz yok. Küresel sistemin bu yüzyıldaki beklentisi parçalanmış bir Türkiye idi. Oysa devletimiz buna direniyor. Henry Kissinger’nda dediği gibi “Türkiye parçalanacak, Türk Devleti buna direnirse işgal edilecek” 15 Temmuz bir işgaldi. Sonrasında yapılan tüm hamleler hem 15 Temmuz’a , hem de Henry Kissinger’a cevaptır.
Saygılar.
Yazılarınızı çok takdir ediyorum. Birçok konuda size katılıyorum. Çağın ilerisini görebiliyorsunuz. Olaya şöyle de bakabilir miyiz. Şeytan batıda soyu kuruttu. İnsanları refahla azdırdı. Aile yapısını bozdu. Şimdi sırada bozulmamış Asya ülkelerine geldi. Yeni kapitalizm ayak sesleri Asya da diyebilir miyiz.:) Güzelim ağaçlar kesiliyor. Hayvanların yaşam alanları daralıyor. İnsan daha da bencilleşiyor. Kapitalizmin bakir yerlere girmesini istemem. Ama gidişat ona doğru. Saygılar.
çok önemli bir yazı. evet. yapılması gereken, Asya’yla bütünleşmek. Atlantikçilik ısrarından artık vazgeçmek.
Savas makinasi Bati Emperyalizmine karsi, uretim ve kaynak yaraticisi Asya calismalari, yurege su serpiyor, bilgilendirmelerinize tesekkurler sayin Vodinali.