Hüseyin Vodinalı yazdı…
ABD eski Başkanı George Bush’un Büyük Ortadoğu Projesi’nin ilk ayağı Irak’tı.
2003’teki Irak işgali ABD’nin bölgeye yönelik planlarının ilk adımıydı.
Yaklaşık bir buçuk milyon insanın ölümüyle sonuçlandı.
Pardon, sonuçlanmadı, hala sürüyor.
Irak’tan sonraki ilk bölge hedefi ise komşu Suriye idi.
Aslında tüm bu hedefleri eski Amerikalı NATO Müttefk Kuvvetler Komutanı Wesley Clark, Ekim 2003’te yayımladığı “Modern Savaşları Kazanmak” isimli kitabında açıklamıştı.
Henüz 2001’deki 11 Eylül terör saldırılarının üzerinden çok geçmemişken, Clark Pentagon’da bir yetkilinin kendisine, 7 ülkenin 5 yıl içinde halledileceği bilgisini aldığını açıklamıştı.
Tüm bu ülkelerde zaten parmaklamak için hazır bekleyen pek çok iç ve dış kaynaklı sorun vardı.
Bu 7 ülke hangileriydi ?
Irak ile başlanıyor, ardından Suriye, Lübnan, Libya, Somali, Sudan ve son olarak da İran işgal ediliyor veya iç kargaşalık içinde yeni rejimler atanıyordu.
2003’te Irak ile başlandı.
2006 Lübnan Hizbullahı ile İsrail savaşında istenen olmadı.
İran destekli Hizbullah, İsrail ordusunu geri püskürtmeyi başardı.
Afrika boynuzu ve Kızıldeniz kıyısı ülkeleri Somali ve Sudan da zaten iç savaş ve terörün elinde bölünüp duruyordu.
ABD ve NATO, Libya’da iç savaş düğmesine Şubat 2011’de bastı.
İç savaş Sirte’nin düşmesi ve 20 Ekim 2011’de Libya Lideri Muammer Kaddafi’nin sokakta linç edilerek öldürülmesine yol açtı ve hala sürüyor.
Libya’dan hemen sonra sıra, 15 Mart 2011’de (Ürdün’deki CIA merkezinde planlanan) tezgâhlanan Deraa ayaklanmasıyla Suriye’ye geldi.
Bu planların hepsi ABD Dışişleri Bakanlığı ve Pentagon koridorlarında hazırlanmıştı.
George Bush buna ilk kez Büyük Ortadoğu Projesi adını vermişti.
Daha sonra bu plan GOKAP, yani Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi olarak değiştirildi.
“Yeni Ortadoğu” terimi ise, 2006 yılının Haziran ayında Tel Aviv’de, ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice tarafından tanıtıldı. “Büyük Orta Doğu” yerine artık “Yeni Ortadoğu” ifadesi kullanılıyordu.
Bu planların tümü aslında ABD’nin yeni bir tür Sykes-Picot planı idi.
Sykes Picot planı İngiltere – Fransa ve sonradan adı plandan silinen Sazanov isimli Rus diplomatın da katılımıyla Çarlık Rusya’sı tarafından yapılmıştı.
Birinci Dünya Savaşı sonrası bize dayatılan Sevr Haritası da bu planın bir parçasıydı.
ABD ise bu planı kendi ve can müttefiki İsrail’in çıkarları doğrultusunda revize etti.
ABD’nin bu yeni planının alt yapısını 1997’de hazırlayan ise Amerikalı Neocon faşist bir asker idi.
Yarbay Ralph Peters, o yıl ABD Genelkurmay Başkan Yardımcılığı İstihbarat Ofisine atanmıştı ve burada “gelecekteki savaşları planlamaktan” sorumluydu.
8 Yorum
- Yorumların Sıralanışı
- Yeniden Eskiye
- Eskiden Yeniye

Hendek savaşı diye niteledeğimiz çatışma ortamını yaşadık. Başarabilselerdi o da bizim Suriye olayımız olacaktı. Askerimizin gücü, halkın soğuk kanlılığıyla zaferle çıkıldı oradan.
O zaman hdp başkanı Demirtaş’da yiğitseniz gelin diye meydan okuyordu, Suriye gibi olacağını zannediyordu, umuyordu.
Devlet yapımız sağlam olmalı!
Şimdi BOP bitti mi, bitmedi mi? Vatancı dostlarımız bittiğini iddia ediyor, siz devam ettiğini söylüyorsunuz. Kafam karıştı. Bir Eşbaşkan belgeseli vardı, hangi kanaldaydı o. Dijitürk platformunda var mı o kanal?
Türkiye’de iç cephe zayıflatılıyor. ülkemizdeki siyasetçilerin tamamı, ABD’nin altından geçmiş durumda. en ilginci, Türkiye’de Atatürk referanslı siyasetçimiz yok.
BOP tam gaz devam ediyor 2023 e kadar devam edecek olmadi 2045 .
AKB de valilere emir verip dokanmayin diyordu.
Atatürk referanslı siyasetçi nasıl oluyor?
“Bölme” stratejisi, elbette, Esad ailesine ve yasama çemberine de odaklanmalıdır: hedeflenen yaptırımlar (ki bunlar) çatlaklardan yararlanmalı ve iç çemberi zayıflatmalı, muhalifleri daha çok birbirine yaklaştırmalıdır. Halka da sürekli yolsuzluk hatırlatmaları yapmalıyız”.
Tanidik mi?
sevgili vodinali,
devletimiz herşeyin farkında. esad ile iletişim kurulacaktır çünkü bu böyle gidemez. türkiye’nin, suriye çıkmazının anahtarı esad’dir.
türkiye, aslında her zaman o bölünecek ülkeler listesindeydi. rice’in bop haritasında görülebiliyordu. 15 temmuz ve hendek savaşları bunun için idi. ancak türkiye’nin şöyle bir farkı var diğer hedef ülkelerden, hendek ve 15 temmuz’dan sonra cevabını suriye sahasında ve kendi ordusu ile bizzat verdi. diğerleri gibi vekil kullanmadı. işin özü abd ile çatışacak tek bir ülke var, o da biziz. ve çatışmaya doğru giderken son sözü türk donanması söyleyecektir. çünkü doğu akdeniz’de bir çatışma olasılığı yüksek.
dik durursak kazanırız. yeter ki bir olalım ve birleşelim.
selamlar.