Hüseyin Vodinalı yazdı
Epeydir Kemalizm ve Atatürkçülük arasındaki temel farkları yazmak istiyordum.
Eski Radikal ve Zaman yazarı, Ahmet Davutoğlu’nun eski danışmanı, Gelecek Partisi Kurucular Kurulu ve şimdiki siyasi söylem danışma kurulu üyesi Etyen Mahçupyan, sağolsun Serbestiyet.com’da yazdığı son yazısıyla beni bu konuda daha hızlı davranmaya teşvik etti.
Serbestiyet isimli sitede, “Siyasi Ergenliğin ve Çaresizliğin Kültü: Atatürkçülük” başlıklı bir yazı kaleme alan Mahçupyan, kendi açısından Kemalizm ile Atatürkçülük kavramlarını irdelemiş.
Doğal olarak pek hoşuma gidecek bir yazı değil.
Liberal, İkinci Cumhuriyetçi ve Ergenekon kumpaslarının savunucusu ‘Yetmez ama Evetçi’ bir isimden beklenen bir yazı.
Ama düşmanca da olsa belirli bir akademik üslup içinde Kemalizm ve Atatürkçülüğü masaya yatırmış:
“Cumhuriyet’in kuruluşu sonrasında böyle bir akıma rastlamıyoruz. Çünkü ihtiyaç yok. Mustafa Kemal zaten tek adam rejimi kurmuş, istediği gibi ve birçoklarına göre ‘olması gerektiği gibi’ yönetiyor. Zamanının ideolojisi olan Kemalizm devletin de resmi dayanağı. Bu çerçevede ‘devrimler’ yapılıyor, sansür ve baskı uygulanıyor, nihayet Dersim’e kadar uzanan askeri harekâtla farklı kimliklere hayat hakkı olmadığı tescilleniyor…”
Bu paragrafta özetle ‘Kemalizm’ anlatılıyor.
Tek Adam rejimi yani diktatörlük olarak.
Tabii onu en hafif tabirle, ‘hiç sevmeyen birinin’ diliyle.
“Bu dönemde Kemalistler ve ötekiler var… Atatürkçülük yok. Çünkü inşa dönemindeyiz. Modernist sekülerler devletin ardından sürüklenirken kendilerini ötekilerden daha üstün görüyor, kendilerinden memnun oluyor ve devlete bağımlılığı bir rasyonalizm olarak kutsuyorlar.
Liderin ölümü sonrası üç merhale yaşanıyor… İlki 1950’de Demokrat Parti’nin iktidara gelmesi ve kamusal alanı sınırlı da olsa ötekilere açması ile tetikleniyor. Yüzyılın sonuna dek sürecek olan bu dönemde hâlâ esas tepki Kemalizm çerçevesinde veriliyor. Defalarca darbe yapılıyor, darbemsi girişimlerde bulunuluyor, muhtıralar veriliyor…”
Burada da Kemalizmin aşamaları anlatılıyor.
Tabii yine düşman bir dille. Moda olan Dersim vurgusu, darbe veya ‘darbemsilerin’ Kemalist olduğu yalanı, Kemalistlerin ırkçı ve kendini herkesten üstün gördüğü uydurması vs.
Sonraki kısımlarda ise uzun uzun Atatürkçülük nedir onu öğreniyoruz:
“Atatürkçülük ideoloji-üstü bir tutum olduğu ölçüde kendisini doğal olarak besleyen bir fikirsel zemine sahip değil. İdeolojiler için böyle bir sorun yok. İdeoloji kendinizi her an her duruma uygun cevaplar sunan bir öğreti ile tahkim etme şansı veriyor. Oysa Atatürkçülük öyle değil ve dolayısıyla sürekli beslenmesi gerekiyor.
Bu nedenle Atatürk’e atfedilen çoğu uyduruk ‘önemli sözlerin’, O’nun çocukluğu ve ileri görüşlülüğü ile ilgili naif hikâyelerin, hedef ve amaçlarının ulviliğine ilişkin inanışların, bu hedefleri nasıl sarsılmaz bir irade ile tek tek gerçekleştirdiği klişesinin şaşırtıcı bir tarafı yok. Atatürkçülerin bunlara ihtiyacı var… Atatürk’ün fiktif olarak yeniden yaratılmasına, pürüzsüz bir hayat sürmüş olmasına, çocukken görüp olgunken yapan adam olmasına ihtiyaçları var…”
Onun ileri görüşlülüğü hikaye değil gerçektir.
Hedeflerini de sarsılmaz bir iradeyle gerçekleştirmiştir.
Etyen bey rahatsız olsa da bu böyledir.
Bunun için Atatürk dünyanın en büyük devlet adamı olarak oy birliğiyle kabul edilmiştir.
Metropoll araştırma şirketinin son anketinde ‘Atatürkçülüğün’ Türk toplumunda yüzde 92 olarak onay görmesi, benimsenmesi belli ki Mahçupyan’ı oldukça rahatsız etmiş.
O yüzden Atatürkçülüğü, ‘ideoloji üstü’, ‘naif’ ve ‘klişe’ bir tutum olarak tespit ediyor.
Yine hiç haz etmeyen bir akademik lisan elbette.
Bunun için Mahçupyan’ı suçlamak değil asıl niyetim.
Benim hedefimdekiler, o anketteki yüzde 73.3’lük kitle.
Bunlar “Atatürk’ün değerinin son zamanlarda daha çok anlaşıldığını” düşünen kesim.
Bu çok önemli.
O yüzden Batı yanlısı liberaller yeniden Atatürk ve Kemalizm üzerine kalem oynatmaya başladı zaten.
Ben, Etyen Mahçupyan’ın yazısının yüzde 90’ına katılmasam da, ben de Kemalizm ve Atatürkçülüğün iki farklı tavır ve düşünce yapısı olduğunu düşünüyorum.
Kemalizm ve Atatürkçülük konusunda eminim toplumun çoğu pek kafa yormaz.
Her ikisi de aynı şeydir der geçer.
Ama bence öyle değil.
Kısaca bu farkları anlatayım:
1-Kemalizm kurucu felsefedir, monarşiyi yıkmış devrimci bir yoldur. Atatürkçülük ise eldekileri korumacı ve doğası itibarıyla muhafazakar bir yaklaşımdır. Yani Kemalist devrim yapar, gerici ve bölücü unsurlarla uzlaşmaz. Solcu ve ilericidir. 6 okçudur. Yani Halkçı, Devrimci, Milliyetçi, Cumhuriyetçi, Laik, Devletçi’dir. Atatürkçülük, daha tavizkar ve uzlaşmacıdır. Devrin ruhuna göre liberal, Sosyal Demokrat, muhafazakar, etnik milliyetçi, dindar veya sağcı olabilir. Ama özetlersek en temel fark Kemalizm’in devrimci; Atatürkçülüğün ise muhafazakâr, yani ülke ve devleti (dönemin ruhuna göre) karşıt unsurlardan korumayı önceleyen bir yaklaşım olduğunu söyleyebilirim.
2-Kemalistler genel nüfusta yüzde 1-2 filandır. Atatürkçüler ise son ankette görüldüğü gibi yüzde 92’ye ulaşabilir. Atatürk de kendi döneminde azınlıktı. 1904’te genç bir teğmen iken güncesine, “Önce sosyalist olmalı maddeyi anlamalı” yazmıştı. İronik bir deyişle Mustafa Kemal, Atatürkçü değil Kemalist’ti. Atatürkçülük ise 1938’den sonra başlayan bir akımın adıdır. Daha orta yolcu, uzlaşmacı İsmet İnönü döneminden itibaren başlar. Atatürkçülük en büyük darbeyi de 12 Eylül döneminde almıştı. NATO Darbecisi Kenan Evren, Atatürkçülüğü baskıcı faşist rejimin kılıfı olarak kullanmıştı. Kenan Evren de eminim Atatürk’ü severdi samimi olarak. Ama hangi Atatürk’ü? İşte bu sorunun cevabı önemlidir. Ahmet Altan gibiler bu dönemden güç alarak “Atakürt” gibi yazılar yazabilmiş, ikinci cumhuriyeti ve mandacılığı savunabilmişti.
3-Bu noktada kendimi savunma ihtiyacı duyarım ki, samimi Atatürkçülük de büyük bir meziyettir elbette. Ancak bugün ihtiyacımız olan şey, Kemalizm’dir, devrimcilik ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu değerlerine dönüştür. Hem siyasi, hem ekonomik ve hem de dış politika olarak dibe vurduk ve tek çıkışımız, kamucu, halkçı bir iradenin bu kirli mafyokratik düzeni değiştirebilmesidir. Bu da o yüzde 73.3 veya yüzde 92’lik kitlenin ikna edilmesini gerektirir. Kemalizmin eksik ayağı, yani Atatürk’ün yapmayı hedeflediği ve yapamadığı en büyük devrimi, toprak reformu olacaktı. Yani Doğu’daki aşiret yapısını kökten değiştirecek topraksız köylüyü marabalıktan kurtaracak toprak dağıtımı. Bu olamadığı için bugün Kürt sorunu veya cehalet kaynaklı gericilik sorunu yaşıyoruz. Atatürk sonrası Atatürkçü rejim buna izin vermedi, köy enstitülerini kapattı ve toprak ağalarının mecliste yeni bir parti kurarak iktidarı ele geçirmesini seyretti. Kemalizm gerçek halk demokrasisidir, ‘Atatürkçülük’ sandık demokrasisidir.
4-1950’de başlayan NATO dönemi, esasen bir gizli hükümet anlaşmasıdır. Amerika ile yapılan gizli anlaşmalara göre, Türkiye’de Atatürkçülüğe izin verilecek ama Kemalizm ve Sol’a izin verilmeyecektir. İşte belki de Atatürkçülük ile Kemalizm arasındaki en temel fark burada yatar. Kemalistler ve solcular en acımasız biçimde tasfiye edilirken, ‘Atatürkçüler’ (12 Eylül’den kalan bir ifadeyle bunlara kimileri gardrop Atatürkçüsü de diyor) hoş görülmüş, sorun çıkarmadıkları sürece el üstünde tutulmuştur. Aynı sözde Atatürkçüler, rejimin altını oyacak her işe onay vermiş ve Türkiye neticede bugünlere gelebilmiştir. Yani Kemalizm ‘tukaka’ iken Atatürkçülük ehveni şer’dir NATO gözünde.
5-Bugün gelinen noktada ise artık kitlelere Kemalizmi, yani tam bağımsızlığı, ekonomik, siyasi, askeri ve felsefi olarak istiklali tam’ı benimsetmek lazım. Türkiye ABD’nin elindeki son ve en başarılı bir kaç başarı hikayesinden biridir. Bu kadar yenilen kazıktan sonra bile ‘Stalin’in tavuğu’ misali yine koşa koşa Amerikan kanatlarının altında çare aranmaktadır. Ama yine bugün kendisini Atatürkçü veya Atatürk’e sempatiyle bakan olarak tanımlayan Türk toplumu, aynı düzende farklı çözümler beklentisi içindedir. Kemalistler yüzde 1 bile olsa, bu çok önemli. Çünkü yüzde 92’lik kesim de icabında, yani koşullar oluştuğunda kendisini Kemalist olarak tanımlamaktan rahatsız olmayacaktır. Zaten bugünün çaresi de orada. Dünya da artık, Atatürkçülük değil Kemalizm konjonktürüne girmektedir. Asya çağı başlamıştır. Kabaca özetlersek, Avrupacılık, Batıcılık Atatürkçülük, Avrasyacılık (Turancılık değil) Kemalizm’dir.
İşte böyle…
Etyen Mahçupyan’ın yazısı sayesinde bu düşüncelerimi paylaşmış oldum.
Elbette bana katılmayanlar da olacaktır.
Ama bu tartışma bence yararlı bir tartışmadır.
O çok sevdiğimiz milli sporumuz olan, kendimizi kandırmayı ve kendimize acımayı bitiren yolu açacaktır.
Özetle Kemalizm, Atatürk gibi yapmaktır.
Benim eleştirdiğim ‘Atatürkçülük’ ise Atatürk gibi yapar gibi yapmaktır.
Yazınızda ïnönü’ yü hiç eleştirmemişsiniz. Kemalizmi yerlere seren ve abd emperyalizmini bağrımıza odur.
Bence de ayrım gereksiz ve riskli. M. Kemal in ölümünden sonra düzenin tümüyle mutegallibenin eline geçmesi ve halkın aleyhine işlemesi mukadderdi. Sadece toprak devrimi ve baska bir dizi ilerici adimi hayata geçirmek mümkün olsaydı, o zaman işler farklı biçimde gelisebilirdi. Tarih bir kere şans tanıyor işte.
teşekkürler durumlar, kötü
Aşağıda yazdığım yorumun 2 farklı kaynağını belirtmiş bulunmaktayım. 1. si Atatürk devrimlerinin başladığı 1930 ları anlatan CHP programından alıntılanmış tır. 2. si ise Pr. Dr. Çetin YETKİN’in “KARŞI DEVRİM 1945-1950 ” kitabından alıntılar olup, Bu kitapta 1940 sonrası İsmet İNÖNÜ döneminde ABD ile yapılan anlaşmalar çerçevesinde 1950 ye kadar Hükümetlerin izlediği ve yaptırdığı uygulamaları BELGELER dayanarak çok güzel ve anlaşılır biçimde kaleme almıştır. Ayrıca ULUS DEVLET yapısının nasıl hayata geçirildiğini ve 1945 sonrası Ekonomik yapının temellerinin nasıl dönüştürüldüğünü anlatmışlardır. Burada şunu da belirtmek gerekiyor. Fransız Siyaset bilmcisi DUVERGER, 1945 sonrası(2.Dünya savaşalrı bitimi) Avrupalı Ddevlet adamlarının Yeni bir İdare şekli hakkında arayış içerisinde olduklarını gören DUVERGER, “Mazlum Milletler için uygulanması gereken bir yönetim şekli için artık düşünmeye gerek yoktur. Tozlu raflarınızda bulunan Atatürk’ün uyguladığı DEVLET YAPISINI artık incelemek ve uygulamak zamanı gelmiştir “der. İşte böylesi bir DEVLET YAPISINA KEMALİZİM DENMEZDE NE DENİR.
Atatürkçülük ve Kemalizm farklıdır. Aynı değildir.
Hüseyin beyin yazısı önemli. Hele hele Mahçup yan gibi Emperyalizmin kürekçilerine cevap hüviyetinde bulunuyor olası nedeniyle de önem arz ediyor. Bu anlamda daha etkili bir cevabi yazı olması mümkündü. Bu minik eleştiri sonrası Atatürkçülük ve KEMALİZİM tanımlamalarının ayrı ayrı olduğu konusunda çok doğru tespitte bulunmuştur. Öncelikle ABD, AB gibi ülkelerin ATATÜRKÜN yapılandırdığı ULUS DEVLET yapısına karşı çıkışlarından hareketle, ATATÜRKÇÜLÜĞÜN VE KEMALİZMİN tutarlı ve Mazlum Milletlere örnek bir yapı olduğunu söylememizin çok doğru olduğunu özellikle belirtmemiz gerekir. Buradan devamla: Bir DEVLETİN, MİLLETİN geleceğinin ebediyete kadar sürekliliğini sağlayabilecek bir yapı oluşturulması için arkadaşlarıyla çalışmalar yapmışlar ve sonuçta 1- Ekonomik yapının temellerini KARMA EKONOMİ olarak belirlemişerdir. Bu çalışmaları özellikler 1931 Parti programında belirlemişlerdir. Bu programda Devlet yapısının Ferdi sermaye faaliyetlerine katkı vermesiyle birlikte Devletin büyük sermayeli Ekonomik yatırımları gerçekleştirmesiyle birlikte, Emek gücüyle geçinebilecek yurttaşların haklarını da Sermaye kesimine karşı koruyucu konumda bulunmasını ön görmüştür. Diğer bir deyişle Devletin gelirlerini Yurttaşlara tam eşit olmasa da eşite yakın bir gelir dağılımı hedeflenmiş bir ekonomik yapı tarif edilmiştir. Bu aypının ne SOL ile nede SAĞ ile benzerliği bulunmamatadır. Bu ekonomik yapı temelli olarak 6 ilkeyi ön görmüştür. Cumhuriyetçiliği, Milliyetçiliği, Halkçılığı, Devletçiliği, Laikliği, ve Devrimciliği tarif ederek herkesi yurttaşlık KÜTLESİNDE bütünleştirirken ULUS DEVLET yapısını ise TÜRK milleti adı altında temellendirmiştir. Bu ilkelerden bir tanesinin değişimi, dönüşümü Gerçekleştiğinde KEMALİZİM den ayrılmış olacağı muhakkaktır. Bu dönüşümün başlangıcının Hüseyin beyin yazdığı gibi 1950 de değil, 1940 larda başladığını ABD ile yapılan anlaşmalarda görmemek mümkün değil dir. (KARŞI DEVRİM. 1945-1950 Pr. Dr. Çetin yetkin.) Yukarıda belirttiğim Ekonomik yapı ile 6 İlkeye ve uygulamalara KEMALİZİM demek gerekir. ATATAÜRKÇÜLÜK ise: Atatürk’ün yaptığı savaşlar dahil,(kİ savaşlarda dahi hiç bir komutanın uygulamadığı akıl dolu taktikleri uygulamıştır. Örnek, Çanakkale savaşlarında ki SÜNGÜ savaşları. 1. Sakarya savaşlarında yaklaşık 10 km. ara ile siper kazdırarak yaptığı düşmanı yıpratma savaşları) Devletin yapısı, TÜRK milletinin DİLİ, TARİHİ, KÜLTÜRÜ, BAĞIMSIZLIĞI, BAYRAĞI, BÖLÜNMEZLİĞİN TEMELLERİ, DİDĞER ÜLKELERLE İLİŞKİLERDEKİ ÖĞRETİCİ TUTUM VE HAREKETLERİ, SÖYLEMLERİ V.B çalışmalarla birlikte kemalizim de dahil olmak üzere hepsine ATATÜRKÇÜLÜK demek gerekir. Burada son aylarda Atatürk’ün “YURTTA SULH DÜNYADA SULH” Özlü sözüne sığınarak LİBYA’daki ve Suriye deki askerleri çekeceğiz diyenlere cevaben şunu belirtmek gerekiyor. Bu özlü sözü, İngiliz devlet adamıyla görüşmeler yaparken, Emperyalist emellerden vaz geçerek içeride gelir dağılımını eşit dağıtan bir devlet yapısı oluşturulduğunda yurtta sulhu sağlarken Tüm Milletler böyle bir Devlet yapısı kurduğunda ise CİHANDADA SULHUN GERÇEKLEŞTİRİLECEĞİNİ BELİRTMİŞTİR.
Çetin bey Teşekkür ederim. tam da doğru olanı yazmışsınız. ben de düşüncenize katılıyorum. Kemalizmi de Atatürkçülüğü de tam da doğru anlaşılması gerektiği gibi açıklamışsınız. Kavramlar Net bazıları bunları Eğip bükmeye çalışıyor. Atatürkçülük adının arkasına saklanarak Türkiye düşmanlığı yapanlar yüzünden kavram karmaşası yaşıyorlar.
İyi güzel yazmışsınız ancak yazarın anlatmaya çalıştığı düşünceyi tam olarak kavrayamadığınızı düşünüyorum. Gerçektende Türkiye’de Kemalist olmak çok zor ama Atatürkçü olmak daha kolaydır. Kemalizm Türkiye’nin kurtuluş reçetesidir ama bugünün YCHP’si dahi seçimden seçime Atatürkçülükle oy toplamaya çalışırken Kemalizmin yanından geçmez. Bir çok siyasi partide öyledir. Tabii ki bunlara onun isimleridir ama yakın Türk siyasi tarihi içerisinde başka anlamlar kazanmıştır. Siyaseti ve Cumhuriyet tarihini biraz takip eden herkes bunu görecektir öyle olmasa Atatürk vefat ettikten sonra etrafındaki siyasi kadrolar Türkiye’yi nerdeyse ABD ve batının siyasi mandası olacak hale getirecek adımları atmazlardı eminim hepsi kendini Atatürkçü görüyorlardı ama Kemalist olamadılar.
bu kişinin adını Türk halkından saklamak için yıllarca A. Dilaçar diye yazdılar yayınlanan yayınlarda. Agop yıllarca Türk dil kurumunun başında olan bir ermenidir.
Atatürkün vefatından sonra ki eylemleri Atatürk yaşıyorken uyguladıklarından çok farklıdır.
Türk diline yıpratmak için çalışmıştır. Kendisinin Amerika seyahatlarini inceler ve Türk dilini aşağılayan yazı ve makalelerini okursanız bu açıkça görülüyor.
Katılmıyorum. Kemalizm’de Atatürkçülük’de aynı ideolojinin farklı ifade edilme biçimidir. Cumhuriyetin kurucu önderinin ismine baktığınızda her iki ismi bir arada görürsünüz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk. Kemalizm ve Atatürkçülük bir tek ismin içinde geçen ve aynı anlamı taşıyan adların ideolojisidir. İsimler üzerinden ideolojiyi çarpıtmanın bir anlamı olmayacağını değerlendiriyorum. Çünkü iki adın kavramı da ulu önderimizin vefatı sonrası ortaya atılmış kavramlar olup her iki kavramında yürüdüğü kulvar ve anlam bütünlüğü aynıdır. Lastik gibi çekiştirmenin bir anlamı yoktur. İster Kemalizm diyelim, ister Atatürkçülük diyelim. Her iki adlandırma da, Atatürk İlke ve İnklapları’nın tümünü içerir ve kapsar. Türk Milliyetçiliği, Türk Solculuğu ve Türk Muhafazakârlığı, Atatürkçü Düşünce Sistemi içinde anlamlandırılmadığında aşırı ve tutarsız düşünce ve davranışa kayma ihtimali yüksektir. Bu anlayış ise bizi Kapitalist Emperyalizmin, Komünist Emperyalizmin ve Teolojist Emperyalizmin içine sürükler. Böyle bir durum iç kargaşalık ve iç savaş çıkarır. Demokratik yapıdan Otokratik Yapıya hızlı geçiş süreci başlar. Ülkenin Ulus Devlet ve Üniter Devlet Yapısı çöker. Devlet ve Ülke parçalanır.
Birincisi Turancılığı Atatürkçülüğün karşıtı gibi sunmanız büyük bir yanlıştır. Atatürk Türkçü-milliyetçi düşünürleri el üstünde tutmuş onlara çok önemli görevler vermiştir. Bozkurt sembolünü para olarak bastıran kişidir. Bu konuda daha birçok örnek var. İkinci yanlışınız da Atatürk’ü solcu olarak var saymanızdır. Eğer solcuları çok sevseydi Sabahattin Ali gibileri ona hakaretler düzmezdi. Evet Atatürk bir devrimcidir. Ama milliyetçi milli bir devrimcidir. Hiçbir zaman kendini solcu ya da sağcı olarak tanımlamadı. Şu sol lafı takıntınız sürekli toplumu duygusal olarak ayrıştırıyor. Türk milletinin çıkarlarını neyi gerektiriyorsa onu yapan Atatürk bir kamucudur. Ama devletin çıkarlarını sarsmayacak biçimde özel girişime de izin vermiştir.
Harika bir yazı daha…
Tek yol KEMALİZM, başka yol kalmadı yoksa çöküş hiç kimsenin tahmin edemeyeceği hasar verecek…
Medyadaki muhalif kanatta yer alan Atatürkçüler .Nihat Genç’in de hep bahsettiği gibi Atatürk ve Kuvayi Milliye ‘nin kahramanlık hikayelerini yazarlarr ama her fırsatta Nato’dan çıkmamız gerektiğini savunurlar .muhalefetin yanlışlarını dile getirmezler.,sürüden ayrılıp Kemalist çıkışlar yapmazlar,.Kemalistler ise kalemlerini oynatırken sadece vatanın menfaatlerini düşünürler.Aradaki farkı okuyucu anlar biri mış gibi yapar suya sabuna dokunmaz diğerinin vatandan başka bir çekincesi yoktur.
Türk dilimizde eş anlamlı sözcükler diye bir konu var. Tam da bunu anlatan bir dil bilgisi. Atatürkçülük EŞİTTTİR Kemalizm, Kemalizm EŞİTTTİR Atatürkçülük.
isimlere çok takılmayın atatürkçülük kemalizm vs. anti emperyalist, tam bağımsızlık yanlısı, üniter yurttaşlık esasına dayalı, çağdaş, aklı, bilimi referans alan Türktür atatürkçü yada kemalist yada ne derseniz.
Sayın Vodinalı,
açıklayıcı yazınız için teşekkür ederim. Emeğinize sağlık. Saygılarımla….
Yararli ,netlestirici yaziniza katiliyorum, sagliklar, sevgiler, saygilar.
Cumhiyet’in ilk dönemlerindeki gibi “Kemalizm Bayrağımızdır” diyoruz ve Tam Bağımsız Türkiye konusunda ısrar ediyoruz Hüseyin Bey.
Bir yerde yanılıyorsunuz bence eğil %5-10 arası Kemalist vardır artık. Çünkü özellikle genç nesil devrimcilik ilkesini uygulamakta kararlı ve artık bu düzenden bıktılar.
Bu 20 yıl geçmişin ve şimdinin sorgulanması için çok verimli oldu ve bu sefer yukarıdan aşağı bir devrim olmayacak bu sefer aşağıdan yukarıya olacak. Sevgilerle…
Atatürkçülük; ondan, yani Atatürkçülükten Geçinen Oligarşi (AGO) için bir kılıftır. Kemalizm ise devrimcidir ve “Atatürkçü Düşünce”nin uygulamasıdır.
Saygılarımla
Erol Güçlü / Viyana
Etyen sütyen ne diyon?Ağzını yüzünü topla.De diyeceğini ama doğruyu konuş.Kemalizm kadar kafana taş düşsün!İnsanda utanma olur.Şu an konuşup yazdığımız mübarek Türkçe’nin teknik babası Agop Dilaçar hayatta olsaydı ağzının tam orta yerine şamarı patlatırdı.Kemalizm akıl bilim mantıktır,Atatürk’ün eseridir ama Atatürk’ü de aşar.Atatürkçülük amerikan çocuğu Kenan’ın yediği haltlardan sonra 80lerde pompalanan ambalaj.Sürmenaj herif.Kemalizm Türklük Mefkuresidir.Kim durdurabildi ki sen nesin kimsin de pisletmeye çalışıp durdurabileceksin?Lale!Tartışmaya ben de böyle katkı sağlamak istedim,teşekkür ederim.
Sayın Vodinalı, belirttiğiniz gibi, belki de size katılmayanlar olacaktır. Bana kalırsa, bu yazınız çok yerinde bir davranış. Iyi de olmuş. Hiç kaygılanmayınız, çünkü bu günlerde artık aksakal, karasakal pek iyice ortaya çıkıyor…