Hüseyin Vodinalı yazdı
Ülkecek cinnetin eşiğindeyiz.
Toplumcak çıldırmanın çok yakınındayız.
Ekonomik durum facia.
Devletin kasası boş.
Pandemi yönetimi lebalep.
İçki yasağıyla şeriat soslu.
Ama kapatılan halka destek sıfır.
İnsanların ruh hali son derece kötü.
İşsizlik, çaresizlik ve hatta açlık sınırındalar.
İki kuruş ucuza ekmek alınmasına bile izin yok.
Siyasi İslam ile gelinen nokta tam bir iflas noktası.
Peki bunun NATO ile alakası ne?
Hep bizi eleştirir bazıları; ‘her şeyi de dış güçlere bağlıyorsunuz, sanki içeridekiler sütten çıkmış ak kaşık!’.
Gerçekten…
Dış güçler bu işin neresinde?
Üst akıl kim?
Bunun için biraz geçmişe gitmeliyiz.
Hafızamız çok kısa bizim çünkü.
Çok uzak geçmişe gerek yok.
1977’ye, 44 yıl önceye dönsek her şey ortaya çıkar.
1 Mayıs Taksim katliamı.
Türkiye’nin efsane siyasetçilerinden eski CHP Milletvekili Kemal Anadol’un yazdığı, “Son Durak” isimli belgesel roman 1970’lerden 12 Eylül NATO Darbesi’ne uzanan süreci çok güzel anlatıyor.
Taksim mitingi ile başlayan romanda, Türk solunun ezilişi ve bugünkü tablonun arka planı gözler önüne seriliyor.
Kitaptan alıntılıyorum:
“Dışarıdan bakınca Türkiye’de sol ve komünist hareket son derece güçlü görünüyordu. ABD, hegemonyası altındaki ülkelerde bu gibi gelişmelere izin vermezdi. Guatemala’da Arbenz, İran’da Musaddık, Endonezya’da Sukarno CIA tarafından devrilmişlerdi. En son örnek de Yunanistan’da darbe yapan albaylar cuntasıydı. ABD tehlikeyi görünce düşük yoğunluklu savaş başlatıyordu. Cinayet, bombalama, suikast ve her türlü provokasyon, CIA için Demirel’in söylemiyle “Vakayı adiye”idi!”
DİSK’li bir sendikacı ile solcu bir avukat hanımın aşklarının konu edildiği romandaki anlatının zemini o dönemin NATO’cu komuta kademesine bağlı çalışan kontrgerillayı deşifre ediyor.
Süper NATO’nun hem içerideki, hem Amerikalı faşist unsurlarıyla tezgahladığı Taksim katliamıyla başlayan süreç, 1980’e kadar, Bahçelievler, Kahramanmaraş, Beyazıt Meydanı katliamları, Savcı Doğan Öz, Sendikacı Kemal Türkler, Gazeteci Abdi İpekçi, Profesör Orhan Cavit Tütengil cinayetleri ile devam etti.
Ecevit’in dahi iktidara geldiğinde hesap soramadığı Kontrgerilla tarafından Bulgaristan’dan sokulan silahların hem solcu, hem sağcı militanlara dağıtılması ve kardeşin kardeşi kırması ile Faşist Evren Cuntası’na gelindi.
Kitap çok güzel.
Özellikle bugünün gençleri kesinlikle okumalı.
Günümüze dair ders çıkarılacak o kadar çok şey var ki.
Mesela hem sağda, hem solda NATO’cu unsurların kilitlediği siyaset, bugün de aynen geçerli.
O zamanın CHP’si de esasen NATO’cu düzenin içinde yer alıyordu.
40’larına henüz gelmekte olan Kemal Anadol, o dönem yaşıtı Uğur Mumcu ile bunları eleştiriyordu.
Aynı odaklar 1993 yılında Uğur Mumcu’yu da katletti.
Kitapta çok önemli bir anekdot var.
1979’da sıkıyönetim komutanlığı, Behice Boran ve bine yakın TİP üyesini tutuklar.
Tutuklular, önce İnönü Stadyumu’na oradan Davutpaşa kışlasına götürülürler.
Şili’deki uygulamaları hatırlatan bu tutum, Avrupa’da tepkilere yol açar.
Ecevit de Avrupa Konseyi toplantısına katılacaktır ve dönemin İstanbul Sıkıyönetim Komutanı Necdet Üruğ’dan politikacı ve sendikacıların bırakılmasını ister.
Ama Üruğ o kadar “yetkilidir” ki, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı’nı bile takmaz.
Daha sonra Brüksel’deki NATO Toplantısı’nda, Türkiye askeri temsilcisi Orgeneral Süreyya Yüksel olayı NATO Başkomutanı Alexander Haig’e anlattığında, Haig “Bravo! Komutan dediğin işte böyle olur” yanıtını alır.
Türkiye’nin NATO’ya girdikten sonra nasıl sömürgeleştiğini en net anlatan olay budur.
NATO’cu “Bizim Oğlanlar” ülkeyi kan gölüne çeviren bir filmin senaristliğini değilse de yönetmenliğini yaparlar.
Sol ezilir, merkez sağın içinden muhafazakar sağ, yani bildiğiniz tarikatlar sahneye çıkar Özal ile birlikte.
12 Eylül darbesi Amerika için bir gerekliliktir.
Ortadoğu’daki piyon İran, 1979’daki Humeyni ihtilaliyle kaybedilince, sıklet merkezi Türkiye olur.
Tam kontrol lazımdır Türkiye üzerinde.
AFGANİSTAN: EROİN, TERÖR VE NATO
Tüm Asya’da Amerikancı dinci hareketleri destekleyen “Yeşil Kuşak” projesi Afganistan kökenlidir aslında.
Sovyetler Birliği’ne ve genel olarak tüm sol hareketlere karşı dinci akımlar, tarikat ve örgütler desteklenir.
CIA için bunların finans kaynağı ise uyuşturucudur.
Afganistan’daki mücahitler, uyuşturucu paralarıyla silahlandırıldı ve Sovyetler’e karşı savaştırıldı.
11 Eylül 2001 terör kumpası sonrası ABD’nin ilk gözünü diktiği yer yine Afganistan oldu.
ABD, CIA maşası Usame bin Ladin bahanesiyle Afganistan’ı ilk işgal ettiğinde, Taliban’ın sert afyon karşıtı politikası hasadı neredeyse sıfıra indirmişti.
ABD işgalinden hemen önce Ekim 2001’de, BM verilerine göre Taliban, Afganistan’daki afyon üretimini 2000’de 3300 tondan 2001’de 185 tona düşürmüştü.
2001 işgalinin hemen ardından, afyon pazarları restore edildi.
Afyon fiyatları hızla yükseldi.

9 Yorum
- Yorumların Sıralanışı
- Yeniden Eskiye
- Eskiden Yeniye
cok cok cok degerli bir yazi, sag olasiniz. Ne yazik ki son altmis yilimizi bu pencereden bakarak, olaylarin asil kaynagina inmiyoruz.
Saygilarimla
Selamlar, eski bir mafya geleneğidir, eğer elini kana bulamamışsan örgütün içinde tam üye statüsünde olamazsın. Kurucu üyelerinin çoğunun eli kanlı geçmişleri onları mafya üyeleri gibi dar halkada birleştiriyor, bizim gibi mazlum insanların onların arasında aynı statüde olması bana pek mümkün gözükmüyor.
Kesinlikle doğru.Deccal varsa bu ABD dir.ABD dünyanın psikopat eşkiyasıdır.İnsan olsa bu gibiler pislik deriz.Ama maalesef bu Batı’nın kültürüdür.Barışcıl olamazlar.Tek çare bunları tepelemektir.
çok güzel bir anlatım.. dünyaya yeni bir umut lazım.. abd kendi içine gömülmeden önce son hareketlerini yapıyor. içeride hır-gür olacak oralarda. eşkıyalık bitecek.. bu berbat dünyaya yeni bir umut lazım. o da yaklaşıyor. tüm bu emperyalist zulüm sona erecek.
selamlar
Yazinin en sonlarindaki cümleler her seyi anlatiyor !
Bizim bu Natoda ne isimiz var?….
ne o veryansın ,lale hn paralı yorumcun mu. yorumumu sansurluyorsun?
bazı takıntı olarak benımsedıgınız dusuncelerınızde bıraz olsun objektıf olmanız ıcın daha uygun kıtaplar okumanızı tavsıye ederım. saygılar.
tarikat nato uyuşturucu mafya terör atv atv edho dizisi. teröre övgü yapıyor. ATV Dizileri TC yi dinamitliyor. tc mafyatik tarikat örgütlerinin işgali altındadır. tc diye bişey kalmamıştır. tarikat örgütleri, erdoğanı perde yapıp ülkenin heryerini işgal ettiler. nerde yağma var vurgun var karaborsa varsa tarikatın elinde. vakıf malları tarikatlarca işgal edildi. sinanpaşa medresesini, hizmet vakfı işgal etti nurcu kürtçü örgüt. kubbealtı vakfı, bir gurup tarafından tehdit altında kürtçü tarikatçı örgüt. akp pendik belediyesi menziltarikatı yönetimi altında. belediyenin hükmü yok. fatih belediyesi hükmü yok, tarikatın emri altında. imamoğlu nun hükmü yok, karmaşık birkaç tarikatın emri ve baskısı altında… TC ye yazık. vatandaşa yazık. Atatürk ün 10 misli atatürk lazım. chp gibi salak bir örgüt TC ye zarar veriyor. akp zaten bitik tarikatın emrinde.
Atatürk, bu ülkeyi düşmanların, emperyalistlerin eline tekrar düşmesin diye yapabileceği herşeyin en iyisini yapmıştır. ama maalesef, O’nun döneminde dahil Cumhuriyet emperyalistlere verilmiştir.