Hüseyin Vodinalı yazdı…
İsrail’in Filistin’de yaptığı soykırım her geçen gün yüreklerimizi parçalamaya devam ediyor.
Siyonaziler, en ufak bir insanlık belirtisi göstermeden, çoluk çocuk, kadın bebek, yaşlı gazeteci doktor demeden katlediyorlar.
7 Ekim’de başlayan savaştan bu yana 70 gün geçti.
En az 25 bin kişi İsrail ordusu tarafından öldürüldü, bunların en az 22 bini sivil ve sivillerin de çoğu çocuk ve bebekler.
Sadece Müslümanlar değil, tüm dünya ayakta, hristiyanı, ateisti, budisti hatta yahudisi bile bu siyonazi soykırımına karşı infial halinde.
Peki Araplar ne yapıyor diye sorarsanız, cevap koskoca bir hiç olacak.
Filmin başında “Gazze’yi süpürürseniz bozuşuruz” diyen Ürdün şimdi direniş eksenine giden silahları İsrail adına yakalayıp yok ediyor.
Mısır’dan da tıs yok.
Suudi Arabistan ve BAE ise İsrail’e yeni ticaret koridoru açmanın derdinde.
Neden mi?
Filistin halkının acılarını en iyi anlayan Yemenliler’in kapattığı Bab El Mendep boğazı yüzünden.
ABD, İsrail ve İngiltere destekli Suudi Arabistan ile yıllarca savaşan, bu yüzden uygulanan ambargolarda en az 150 bin çocuğun açlık ve hastalıktan öldüğü Yemenli Husilerden bahsediyoruz.
Ayaklarında terlikle savaşan bu adamlar, Suudi rafinerilerini vurmuş, F-16, Eurofighter, Reaper’ları düşürmüştü.
Çin’in Tahran ile Riyad’ı barıştırarak devreye girmesi ve Suudi Arabistan’ın jeopolitik bir çark etmesi sonrası bir ateşkes sağlanmıştı.
İşte o Yemenliler şimdi İsrail’e kimsenin vurmadığı darbeyi vuruyor.
İsrail’e giden ticaret gemilerini durduruyor, el koyuyor, durmayanı da füzeyle (Burkan diye kendi yaptıkları füzeleri bile var) vuruyor.
Dünya deniz ticaretinin yüzde 53’ünü sağlayan 4 büyük lojistik firması bu yüzden rotalarını değiştirdi ve yolu Afrika’ya Ümit Burnu’na çevirdi.

Bu da en az 3 hafta gecikme ve navlun fiyatlarında yüzde 120’lik artış demek.
İsrail’in tedarik zincirinde kilit önemdeki Eilat limanı bu yüzden devre dışı kaldı.
İsrail ağlamaya başlayınca, ABD 7 Ekim sonrası bölgeye yığdığı donanmasını bu kez Yemen’e karşı kullanmak zorunda kaldı.

ABD Savunma Bakanı Austin Lloyd, koşa koşa önce İsrail’e ardından Bahreyn’e gitti.
Manama’da, Bahreyn merkezli Amerikan Deniz Görev Kuvveti CTF 153, Bab El Mendeb Boğazı ve Kızıldeniz’de Yemen’in İsrail’e giden gemilere saldırılarını önlemek üzere çok uluslu “Refah Muhafızı” (Prosperity Guardian) harekatını ilan etti.
Utanmadan bir de şöyle dedi: “İran Husileri durdurmazsa dünya barışı bozulacak.”
Be utanmaz adam, sen en önce yavrun İsrail’in soykırımını durdursana!
70 gündür canlı yayında parçalanan bebek görüntüleri seyrediyoruz, buna sevinen Siyonistleri görüyoruz.
Sosyal medyada ‘Gazze’yi Aushwitz’e çevirelim’ diyen, ‘Filistinliler insan değil’ diye böğüren Siyonazileri okuyoruz.
ABD’nin tüm o demokrasi insan hakları edebiyatı İsrail ile birlikte tarihin çöp sepetine gitmiştir.
ABD artık sadece benim gibilerin! değil tüm dünya nezdinde Hitler’in çizmelerini giymiş faşist bir devlettir.
Bu arada önemli gelişmeler de oldu.
Putin’in son BAE ve Suudi Arabistan ziyareti bildiğiniz gibi çok şaşalı olmuştu.
Her iki ülkede de Putin büyük ve görkemli törenlerle karşılanmıştı.
Putin ayrıca krizin başından beri sadece İran Liderliği ile değil, Mısır Devlet Başkanı Sisi ile yoğun bir telefon trafiği de yürütüyordu.
Sanırım bu girişimler meyvesini verdi ve Mısır, Suudi Arabistan ve BAE, ABD’nin “Refah Muhafızı” operasyona katılmayı reddetti. (Gerçi Yemenlilerin Suudiler ve BAE buna dahil olursa petrol ve gaz sahalarını yok etme tehdidi de etkili olmuş olabilirJ)
Her ne kadar hala Ceyhan’dan petrol akışını sürdürse de Türkiye de (şimdilik) Amerikan operasyonuna katılmadı.
ABD’nin operasyonuna katılan ülkeler şöyle sıralandı: İngiltere, İsrail, Fransa, Hollanda, Norveç, Seyşeller, Kanada, İtalya ve Bahreyn.
Bahreyn dışındaki ülkelere bakarsak adeta bir Haçlı Donanması kurulmuş diyebiliriz.
Avrupa zaten Ukrayna savaşının başından itibaren ABD’nin ve onun yavrusu Neonazilerin vassalı olduğunu gösterdi. Şimdi ise Siyonazilere hizmet ediyor.
Bahreyn ise İngiliz sömürgesi bir ülkedir ve nüfusunun yüzde 60’ı Yemen’deki Husiler gibi Şia’dır.
Daha önce bazı ayaklanma girişimleri olmuştu zaten.
Husi liderliği bu gelişmeler üzerine Bahreyn’deki Şii ve Sünnilere ayaklanma çağrısı da yaptı.
Türkiye’nin gerçek manada jeopolitik uzmanı nadir isimlerinden Amiral Cem Gürdeniz bu gelişmeleri yorumlarken dünyayı saracak bir savaşa dönüşebileceği uyarısını yaptı.
Şöyle dedi: “İsrail’in Gazzedeki katliamına bir reaksiyon olarak ortaya çıkan bu kriz denizden çok karadaki faaliyetlerin bir sonucu. O nedenle karaya yani Husi kontrolünde bulunan Yemen kıyılarına müdahale edilmeden çözülmesi imkansız. ABD liderliğinde Yemen’e yapılacak bir hava veya kara saldırısı İsrail Filistin savaşını bir anda İran-ABD krizine tırmandırır. Zaten büyük deniz ticareti ve BP gibi dev petrol firmalarının Süveyş ve Bab El Mendep’ten vazgeçtiği bir konjonktürde Hürmüz Boğazının kapanmasına neden olacak böyle bir krizi dünya ekonomisi kaldıramaz.”
ABD’nin karşısında bu kez gariban keleşli çeteler yok, güçlü ve organize bir ordu var.
İran’ın liderliğindeki direniş ekseni; Gazze’deki İslami Cihat, Suriye ve Irak’taki (Haşdi Şabii gibi) çeşitli direniş grupları, Lübnan Hizbullah’ı ve Yemenli Husilerden oluşuyor.

Bunların çoğu İran (Kasım Süleymani) sayesinde artık güçlü füzelere sahip ve İran’ın Naba, Rusya’nın Glonass, Çin’in Beidou navigasyon sistemlerine erişimleri mevcut.
Dronlarda ise basit Google GPS sistemini kullanabiliyorlar.
Bu arada son haber; İran Devrim Muhafızları, Deniz Milislerinin kurulduğunu duyurdu
Çin’in Balıkçı Milisleri’nin bir benzeri bunlar.
Okyanus görevleri için kullanılan donanma Besiçleri, Tanzanya’ya kadar gidebilen büyük teknelerden oluşuyor.

Milislerin 33.000 gemi ile 55.000 gönüllü kuvvetten oluşacağı ve 107 mm’lik roketler taşıyacağı bildiriliyor.
Rusya ve Çin de, İran’a ciddi manada siyasi, ekonomik ve askeri destek veriyor.
ABD’nin (bir kez daha) Ortadoğu batağına saplanması, Ukrayna’da Rusya’nın, Tayvan’da ise Çin’in elini rahatlatıyor.
Bunlar olayın jeopolitik sonuçları…
Ama insani açıdan bakarsak, Yemen’deki “Terlikli Che Guevera’lar”, Arap ve Müslüman dünyasının yerlerde sürünen onurlarını kurtaran kahramanlar oldu.
Ensarullah (Husi) hareketi, üç gün önce 300 km menzilli 8 mach hızına sahip gemisavar balistik füzesiyle 25 knot hızında seyreden bir MSC gemisini vurmayı başardı.
Husiler, tüm gemilere “eğer İsrail’e gitmiyorsanız sorun yok, ama İsrail ateşkes sağlayıp Gazze’ye ilaç ve gıda girişine izin verene kadar saldırılarımızı İsrail’e gidenlere karşı sürdüreceğiz” dedi.
Adamlar bir milim geri adım atmıyor.
Ensarullah Savunma Bakanı ABD öncülüğündeki Refah Muhafızı Operasyonu konusunda şunları söyledi:
“Kızıldeniz’in mezarlığınız olacak. Uçak gemilerinizi ve destroyerlerinizi batıracak silahlarımız var.”
2024’e girerken yine ABD’nin başrolünde olduğu bir krizin bölgesel savaşa dönüşmesini izliyor olacağız.
En etkili ceza aracı Anne terliğinden sonra, Husilerin soykırıma karşı Terlikli Direnişi de tarihe geçecek bu arada!
Sayın Vodinalı,
elinize sağlık. Bilgilendirici bir derleme okudum.