Hüseyin Vodinalı yazdı
Dünyada toplam 2.3 katrilyon dolarlık türev kağıt ve benzeri çöp finansal araç var.
Bunların bilinen bir karşılığı yok.
Yastık altı, şirketler, kuyumcular, merkez bankaları vs. toplam tüm küresel altın stoku ise sadece 11 trilyon dolar.
Bu üç kağıt sistemi Batı Kapitalizminin eseri.
Amerikan emperyalizmi işte bu kumpası örtmek için harekete geçti.
Tüm bu finans düzenini kontrol eden küresel elitin, muhtemelen kendi yarattıkları korona bahanesiyle “Büyük Sıfırlama” girişimi de bununla ilgili.
Kumarhane kapitalizmi batakta ve ağalar bu işi (kendi lehlerine olacak şekilde) sıfırlayıp yeniden başlamak istiyorlar.
Ancak bunu yapmak için önce dünyadaki karşıt güçleri halletmeleri gerekiyor.
Yani karşılıksız olduğu besbelli olan dolara karşı alternatif (dijital Yuan mesela) arayan Çin, Rusya ve geri kalan gelişmekte olan ülkeleri.
O yüzden Biden NATO’yu göreve çağırıyor.
Çin’in paylaşımcı kalkınma girişimi olan Kuşak ve Yol’a karşı NATO.
Bu güzergahta, Çin’in yanında duran Rusya, İran, Pakistan ve diğer ülkeleri de kol bükerek devre dışı bırakmak istiyor Biden ve Neocon şürekası.
NATO’yu Kuzey Atlantik örgütü olmaktan çıkarıp dünya polisi yapmak peşindeler.
Ama öyle bir dünya da yok artık.
İşte bunu gören Amerikan askeri sanayi kompleksi, şimdi çılgınca bir oyuna davranıyor.
Bunun adı “Nükleer Vuruş Önceliği”.
Bir süredir Pentagon koridorlarında bunlar konuşuluyor ve hatta etrafa da duyuruluyor.
Trump’ın nükleer silahların önlenmesi anlaşmasından çekilmesi sonrası, Amerika nükleer gücünü artırma ve ilk vuran olma konseptini kabul etti.
2017’den beri bu doktrin üzerine çalışıyor Pentagon adamları.
Daha önce kabul edilen anlayış, İngilizce kısaltması M.A.D. (Türkçesi Deli demek) olan “Mutually Assured Destruction” (Karşılıklı Garantilenmiş Yıkım) idi.
Yani olası bir nükleer üçüncü dünya savaşı durumunda, başta Amerika ve Rusya olmak üzere, dünyada hiç bir ülkenin ayakta kalamayacağı ve korkunç bir yıkımın yaşanacağı üzerine idi konsensus.
Başta Trump ve faşist ekibi olmak üzere Amerikalı kovboylar bu prensibi yırtıp attı.
Yenilmekte olan süper gücün, ‘zor oyunu bozar’ şiarı üzerine kurulmuş çılgınca bir düşünce idi bu.
Tam da Vahşi Batı’daki gibi, silahını en hızlı çeken silahşorun rakibini vurup öldürmesi gibi delice.
Ama işte gelin görün ki yürürlükte.
Bakınız geçen yazımda da alıntıladım.
ABD Stratejik Komuta Merkezi (USSTRATCOM) Pentagon adına stratejik caydırıcılıktan, küresel füze hedeflerinden ve Pentagon’un Küresel İstihbarat Şebekesini işletmekten sorumlu bir komuta merkezi.
Bu arkadaşlar son twitinde aynen şunları yazdı:
“Bugünkü çatışma yelpazesi ne doğrusal ne de öngörülebilir. Bir düşmanı çok hızlı bir şekilde nükleer kullanımı ‘en az kötü seçenek’ olarak görmeye itebilecek koşullara yol açan çatışma olasılığını hesaba katmalıyız.”
Yani kullanırız gerekirse diyor.
3 Mayıs 2017’de yayımlanan, “Amerika’nın En Üst Düzey Bilim Adamları Onaylıyor: ABD’nin Hedefi Artık Rusya’yı Fethetmek” başlıklı makalede, “ABD mevcut balistik füze kuvvetlerinin toplam öldürme gücünü üç kat artırarak sürpriz bir ilk saldırı ile bir nükleer savaşı kazanabilir” deniyor.
ABD’nin en prestijli iki uluslararası ilişkiler dergisinde yayımlanan makale ile ABD, “M.A.D.”in yerine geçecek “Nükleer Primacy” (Nükleer Öncelik) planını açıkladı.
Plana göre, Amerika Rusya’ya öylesine hızlı bir şekilde nükleer saldırı yapacak ki, Moskova’nın misilleme şansı dahi olmayacak.
Hatta, gelen haberlere göre, Amerika’daki ensesi kalınlar işlerini şansa bırakmamak için nükleer bombaya dayanıklı derin yeraltı lüks sığınaklar satın alıyorlarmış.
PUTİN’İN KIRMIZI ÇİZGİSİ
Rusya tüm bu olan bitenin farkında tabii.
Putin son olarak Rusya’nın “ilk vuran olmamak” ilkesini içeren nükleer felsefesini değiştirdi.
ABD’nin sınırlarına doğru her geçen gün yaklaştığını gören Rus Lider, ülkesinin gerekirse ilk nükleer tetiği çeken olmasını içeren “Kırmızı Çizgilerini” oluşturdu.
Yani Vladimir Putin de artık M.A.D.’den vazgeçti.
Son açıklamaları bunun işaretini veriyordu.
Putin; “Rusya’ya karşı herhangi bir kışkırtıcı eylem düzenleyenler, uzun süredir hiçbir şeyden pişman olmadıkları kadar pişman olacaklar” dedi.
Daha önce saatte 20 bin kilometre hıza varan füze geliştirdiklerini açıklayan Vladimir Putin, geleneksel Federal Meclis konuşmasında, Rusya’nın cevabının asimetrik, hızlı ve sert olacağını söyledi.
Eski Başbakan Dmitri Medvedev ise, Rusya – Amerika ilişkilerinin fiili rekabetten karşılıklı cepheleşmeye geçtiğini vurguladığı son makalesinde, Ukrayna ve Karadeniz’de yaşanan durumu 1962 Küba nükleer krizine benzetti.
1960’ların başında Türkiye’ye Amerikan füzelerinin yerleştirilmesini hatırlatan Medvedev, şunları söylüyor:
“Geçmişte Sovyetler Birliği gibi günümüzde Rusya da tehditler düzeyi açısından her zaman ABD’nin gerisinde kalmıştı.
1962’de ‘savaşa beş dakika mesafede olan’ durum, iki süper gücün, serinkanlılık koruyan ve uzlaşmanın ‘bilgeliğini’ kabul eden ve buna boyun eğen ve dolayısıyla tavizlere hazır olan liderleri tarafından kurtarıldı.
Liderlerin doğrudan görüştüğü anlar da oldu, görüşmediği anlar da oldu ama her halükarda Sovyetler Birliği ve ABD arasında, tehdit ve ultimatom dilinin kullanılmadığı eşit haklara dayanan bir diyalog vardı.
Küba Füze Krizi çözüme kavuşturulduktan sonra, 20. yüzyıl boyunca iki ülkenin savaşa bu kadar yakın olduğu hiçbir durum oluşmamıştı.
Ancak bugün durum biraz farklı. ABD istikrarsız bir dış politikaya girdi. İran ile nükleer anlaşmadan çıkmaları. Açık Semalar Anlaşması ve bazı diğer anlaşmalardan çekilmeleri. Şimdi de yeni başkanın söylemi.
Yeni stratejik gerçeklik – Washingtonun dış politikasındaki istikrarsızlık – büyük ölçüde hem iç nedenlerden hem de Batı dünyasının lideri olarak ABD’nin otoritesinin zayıflamasından kaynaklanıyor.”
Tatbikatlar için Kırım’da bulunan Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu, Rus ordusuna NATO’nun Defender Europe 2021 tatbikatının yapılacağı bölgelerde olumsuz gelişmeler yaşanması halinde “derhal müdahale” emri verdi.
Şoygu, 1 Mayıs-14 Haziran tarihlerinde yapılacak olan ve son 30 yılın en kapsamlısı olacağı belirtilen NATO’nun Defender Europe 2021 tatbikatından son derece rahatsız.
NATO’nun her yıl Avrupa’da Rusya’ya karşı 40 büyük operasyonel hazırlık faaliyeti yürüttüğüne dikkat çeken Sergey Şoygu, “NATO birliklerinin Defender Europe 2021’in yapılacağı bölgelere intikalini dikkatli bir şekilde izliyoruz. Polonya, Slovakya, Macaristan, Romanya ve Bulgaristan’da NATO birliklerinin ve askeri kargoların karşılanması için koordinasyon merkezleri kuruldu. İttifak birliklerinin ana koalisyon gruplarından biri Karadeniz’e konuşlandırılıyor. Şu anda Yunanistan limanlarına silah, asker ve özel teçhizat getiriliyor” dedi.
Bunun bir tatbikattan daha fazlası olduğu açık.
Rusya 1 Mayıs’tan itibaren yeni bir alarm seviyesine geçiyor.
Yurt dışında olan vatandaşlarına 1 Mayıs’a kadar ülkeye dönme çağrısı yaptı.
Her ne kadar şimdilik ABD ve Ukrayna saldırganlığın tonunu düşürse de, Moskova diken üstünde.
Niye olmasın ki?
15 Nisan’da toplanan Kuzey Atlantik Konseyi’nde (NATO’nun politik kanadı) tüm Avrupalı müttefiklere Rusya’ya karşı hazır olunması talimatı verildi patronları tarafından.
Rusya’yı nükleer silahların yayılmasını önleme ve silahsızlanma konusundaki anlaşmaları ihlal etmekle suçlayan ABD, nükleer silahların yayılmasını önleme Antlaşması’nı her zaman ihlal etti.
İtalya ve diğer Avrupa ülkelerinde yeni nükleer füze konuşlanmasının önünü yeniden açarak Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler Anlaşması’ndan (INF) çekildi.
Kuzey Atlantik Konseyi toplantısından bir gün önce, Avrupa’daki ABD Ordusu, Almanya’daki üç üssü kapatmaktan vazgeçtiğini, hatta pek yakında o üslere iki yeni operasyon birimi konuşlandıracağını açıkladı.
ABD, Kuzey Atlantik Konseyi toplantısının ertesi günü de Norveç ile Rusya sınırında 4 hava ve deniz üssü kurulmasına izin veren bir anlaşma yaptığını duyurdu.
Bu arada, ABD muhribi Arleigh Burke, “silahlarının menzilini ve kapasitesini artıran” bir modernizasyondan sonra Avrupa’ya döndü.
Arleigh Burke savaş gemisi, Avrupa’daki ABD Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nın emrinde (Napoli-Capodichino’daki karargahları ile) ağırlıklı olarak Baltık ve Karadeniz’de faaliyet gösteren 6. Filonun dört gelişmiş füze fırlatma biriminden biri.
ÇİN – İRAN CEPHESİ
Çin ve İran’ın Mart ayında imzaladığı dev anlaşma, Rusya’nın 2015’te Suriye’ye gelmesi ve savaşın kaderini değiştirmesi kadar önemli.
Yaklaşık 2 senedir alt yapısı hazırlanan, 25 yıllık ve 400 milyar doları aşan ikili anlaşmada, çok ciddi askeri ve siyasi unsurlar var.
Çin ile İran anlaşmanın içeriğini açıklamıyor.
Pekin anlaşmada üçüncü taraflara yönelik bir tehdit olmadığını söylese de New York Times’ın edindiği 18 sayfalık taslak anlaşma metninde çok önemli ayrıntılar var.
Buna göre, Çin İran’da bankacılık, telekomünikasyon, limanlar, demiryolları ve onlarca diğer farklı projedeki varlığını çok büyük oranda artıracak.
Belgede, derinleşen bir askeri işbirliğinden de bahsediliyor.
Ortak eğitim ve tatbikatlar, ortak araştırma ve silah geliştirme ile istihbarat paylaşımı öngörülüyor.
İşte bu anlaşmanın imzalanması sonrası İran, İsrail ve ABD’ye eskisine göre çok daha özgüvenle cevap vermeye başladı.
Bu bariz olarak ortada.
Irak’taki ABD üslerine saldırılar artarken, İsrail’in denizde İran gemilerine düzenlediği saldırılara misilleme yapıldı.
En önemlisi de İsrail’in, İran’ın Natanz nükleer tesislerine yönelik siber saldırısına, balistik füzeyle yanıt verildi.
İsrail’in Dimona’daki nükleer tesislerine Suriye’den fırlatılan Sovyet yapımı bir balistik füze tesislerin yakınına isabet etti.
İşin ilginci İsrail’in o meşhur demir kubbe hava savunma sistemi bu eski teknoloji füzeyi önleyemedi.
İsrail’de derin bir endişe yaşanırken bu konuda soruşturma başlatıldı.
Bu arada Çin – İran Stratejik Derinlik Anlaşması’na ilk tepki Pakistan üzerinden verildi.
Her ikisi de Çin müttefiki olan Pakistan ve İran’a ortak düşman olan ayrılıkçı Belucistan teröristleri, Pakistan’ın Ketta şehrinde bir otelde toplantı yapacak olan Çin Büyükelçisi’ne bombalı saldırı düzenledi.
ABD destekli El Kaide bağlantılı Beluci terör örgütü Cundullah tarafından düzenlenen saldırıda Çinli diplomatlar yara almadı ama mesaj yerine gitti.
Çin ise ABD’yi sert bir tonla eleştirerek, Washington’a bir an önce İran ile nükleer anlaşmaya geri dönme çağrısı yaptı.
Biden, Çin’e karşı da Tibet ve Hong Kong’un yanı sıra Sincan Özerk Bölgesi’ne yönelik ‘insani müdahalecilik’ temalı gerilim siyasetini artırıyor.
Daha da tehlikelisi Doğu ve Güney Çin denizlerinde askeri kışkırtmayı pompalıyor.
Tayvan üzerinden Pekin yönetimini deli ediyor.
ABD uzun süredir Tayvan’ı silahlandırıyor.
Biden, ‘Tek Çin’ politikasını terk edip, Çin’in kendi toprağı saydığı Tayvan’ı tanımaya yönelik mesajlar veriyor.
Amerikan lider, yabancı bir liderle ilk yüz yüze görüşmesi için Çin’e karşı (nükleer füze yerleştirerek) ileri sürmeyi planladığı Japonya’nın Başbakanı Suga’yı tercih ediyor.
Bu noktada belki Rusya ile Çin’i aynı anda meşgul edip birbirlerine destek olmalarını önlemeyi hedefliyor olsa da aslında bu iki devi birbirine daha da yakınlaştırıyor.
Bu arada Asya artık Batı’nın nal toplayıcısı olmaktan da çıkıyor fark ediyorsanız.
Hadi siz fark etmediniz bunu ama İngiltere istihbaratı fark etti.
İngiltere’nin siber güvenlik istihbarat servisi olan Hükümet İletişim Merkezi (GCHQ) Başkanı Jeremy Fleming, Çin’in gelişen ‘Teknolojik Üstünlüğü’ne dikkat çekti ve Batı’nın Pekin ile ‘Hesaplaşma Anı’ ile karşı karşıya olmasından korktuğunu söyledi.
Fleming Imperial College’da yaptığı konuşmada, “Rusya’nın yarattığı tehdit, telefonunuzdaki belirli bir uygulamada güvenlik açığı bulması, bu potansiyel olarak ciddi, ancak önlenemez bir tehdit değil. Ancak asıl endişe, Çin’in büyüklüğünün ve teknolojik ağırlığının, küresel işletim sistemini kontrol etme potansiyeline sahip olmasıdır” dedi.
İngiliz Casus Şefi, eğer önlenemezse Çin’in yakın gelecekte yapay zeka, genetik ve biyoloji dahil tüm önemli teknolojilere “hakim” olabileceği konusunda uyardı.
Fleming İngiltere’yi, hassas bilgilerini korumak için kriptografi ve kuantum teknolojisi gibi alanlarda “bağımsız teknolojiler” oluşturmaya çağırdı.
GCHQ, ABD istihbarat teşkilatı Ulusal Güvenlik Ajansı (NSA) ile yakından bağlantılı ve NSA, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda istihbarat kurumlarının oluşturduğu “Beş Göz” (Five Eye) istihbarat birliğine dahil.
BU ESNADA TÜRKİYE
Dünyada tüm bu gelişmeler yaşanırken, Türkiye ne yapıyor?
Rusya ve İran’a karşı batı cephesinde yer alıyor.
Montrö’de esneme sinyalleri veriyor.
En azından karışık mesajlar oluyor.
Rusya’yı çok tedirgin eden mesajlar.
Biden ile ilişkileri düzeltme adına, başta isim ve doktrin babası Cem Gürdeniz olmak üzere, Mavi Vatan’ın şerefli amirallerine olmadık FETÖ’vari suçlamalar, hakaretler yöneltiliyor.
Düşmanın yapmayacağı bir şey yapılıp, emekli amirallerin ayaklarına elektronik kelepçe takılıyor.
Yunanistan başta tüm düşmanlar zil takıp oynuyor.
Suriye’de en ufak bir gelişme yok.
Şam ile ilişkilerin düzeltilmesi gerekirken, hâlâ düşmanlık edebiyatı sürüyor.
Irak’ta hakeza.
Başımıza beladan başka bir şey getirmeyen NATO ile verilen son samimi pozlar hem Rusya, hem Çin’i rahatsız ediyor.
Öte yandan bunca yaklaşma çabalarına ABD ne yanıt veriyor?
PKK/YPG’ye desteğin süreceği açıklamasını yapıyor.
Biden’ın 24 Nisan’da uluslararası bir yalan olan sözde Ermeni soykırımını tanıyacağı haberleri geliyor.
ABD zaten Doğu Akdeniz ve Kıbrıs’ta tamamen Rum ve Yunanların yanında yer alıyor.
Karadeniz’de NATO’ya verilen destek, Ukrayna’ya SİHA satışı gibi şeyler Moskova’da tepkiyle karşılanıyor.
Almanya’nın ardından Fransa Doğu Akdeniz’de gemimizi durduruyor.
Bizim sondaj gemileri Antalya limanında demirli duruyor.
Jeopolitik miyoplukta sınır yok yani.
7 Yorum
- Yorumların Sıralanışı
- Yeniden Eskiye
- Eskiden Yeniye
öncelikle güzel bir yazı olmuş. bunu söylemeliyim. ancak sizin de ileri sürdüğünüz gibi dünyanın diken üstünde olduğunu kanısını pek paylaşmıyorum. abd için önemli olan tez ve antitezdir. yani kendisine bir düşman bulması gerekiyor. abd’nin , sovyetlerin yerine koymaya çalıştığı radikal islam pek işe yaramadı. bu yüzden de avrupa’yı korkutup tüm herşeyini kontrol edebildiği sovyetler dönemine olan özlemi hala canlılığını koruyor. kan kaybettiği kesin. artık eskisi gibi gücünü tam olarak muhafaza ettiğini söyleyemeyiz ancak yine de dünyanın en büyük askeri ve ekonomik gücü olduğunu da unutmamak gerekir. bir süredir çevremize yaptığı yığınaklarla meşguluz. dedaağaç,girit,güneyde suriye’deki üsleri gibi. aslında rusya kadar , bizi de kuşatıyor. ancak dediğim gibi buradan bir nükleer savaş çıkmaz. birbirlerine el ense çeken güreşçi gibiler. nihayetinde orta yolu bulacaklardır. unutmayın ki bu iki sözde düşman ülke suriye’de işbirliği içerisindedir. örnek mi.. türkiye’nin almak için hazırlıklar yaptığı pyd ‘nin elinde olan abd kontrolündeki bölge bir gecede ruslara emanet edilmişti abd eliyle. ben abd ve rusya’nın düşman olduğunu pek sanmıyorum. birbirleri üzerinden kendilerine alan açıyorlar ve işbirliği yapıyorlar. abd’nin gerçek düşmanı çin’dir. çünkü daha önce abd , çin gibi bir ülke ile hiç karşılaşmadı. hem askeri , hem de ekonomik olarak güçlü olan bir ülke çin ve potansiyeli daha da ileri gideceği yönünde. sovyetler askeri olarak güçlüydü ancak ekonomik olarak abd’ye meydan okuyacak düzeyde hiçbir zaman olmadı. bu yüzden abd , çin gibi bir rakip ile ilk defa karşılaşıyor demek istiyorum.
bana göre ukrayna üzerinden bir savaş çıkmayacak. bu bir pazarlık unsuru olabilir abd eliyle. ukrayna’nın kazanma olasılığı yok ve ukrayna eminim bir savaşa da girmeyecektir. çünkü rusya , ukrayna’nın karadeniz bağlantısını kesmeye hazırlanmış durumda. odessa komple ruslara geçebilir bu savaşta ve bunun olmaması için ukrayna gerilimi azaltma yoluna gidiyor şu anda.
türkiye ise söylem olarak abd’nin yanında duruyormuş gibi görüntü verse de aslında kazın ayağı öyle değil. biliyorsunuz biden sözde ermeni soykırımını tanıdığını beyan etmişti. buna cevabı ırak’daki pkk hedeflerini vurarak verdik,hala devam ediyor harekat.
bir de abd’deki tüm eyaletlerin meclisinden geçmişti bu iftira dolu şey. demokles’in kılıcı gibi kafamızın üzerinde sallandırıyorlardı. tanısalar ne olur tanımasalar ne olur. yeter ki bilimsel yollarla medya araçlarını kullanarak ,halkları muhatap alan bir anlayışla hareket edelim. batı dünyası bunu bir şantaj olarak kullanmak istiyor ve bunu ellerinden almanın yolu gerçekleri anlatan ve iletişim yollarını etkin kullanan yöntemlerdir. mesela bu konuda hollywood’a film yaptırmak ilk sırada gelebilir ünlü oyuncularla. yine ünlü yönetmenlerin ikna edildiği belgeseller de buna dahil edilebilir. türk diasporasının bu konuya özel bir birim kurup medya kuruluşlarına vereceği ilanlar vs çeşitli enstrümanlar kullanılabilir. nihayetinde siyasi olarak kullanılıyor bu iftira.
mevcut iktidarın suriye politikası ise başından itibaren yanlışlarla doluydu. güney bölgemizde abd’nin ypg’sine panzehir bana göre de esad ile işbirliğidir. bunun başka bir şansı yok. suriye’nin abd projesi ile parçalanarak pkk devletçiğine giden ikinci israil projesine meze olmaması için esad ile mutlaka görüşüp ortak hareket etmemiz gerekiyor. hala esad ile görüşülmemesinin nedeni ise özgür suriye ordusuna verdiğimiz destekle ilgili.esad ve öso arasındaki sorun giderilirse bizim de esad ile anlaşmamız kolaylaşacaktır.
selamlar
Sayın AE dikkatli okumanız ve düzeltmeleriniz için çok teşekkür ederim. Gerekli inceleme ve düzeltmeleri yapacağım.
Sayin Vodinali, lütfen kaynaklarinizi açikca belirtiniz ki biz de bu yazdiklarinizin inandirici olup olmadigini araştırabilelim.. Bu sozunu ettiginiz “nuclear primacy” yazisi 2006 yilinda yayinlandi, yani 15 senelik hikaye. Putin de cevabinin “simetrik” degil “asimetrik” olacagini söyledi. Ya siz dikkat etmediniz, ya da simetrik ile asimetrik sözcüğünun ayni anlama geldigini saniyorsunuz. Elbette “asimetrik” “simetrik”in tam tersi. Yani, Putin diyor ki, siz bize konvansiyonel bir hucumda bile bulunsanız, mesela Ukrayna’ya müdahale etti diyelim ABD, ben size direkt, bir olasılıkla da nükleer karsilik vereceğim diyor. Simetrik olsa, belki o da Suriye’deki ABD unsurlarını vurur mesela. Yani kısacasi, bana bir vurursan sana bin vuracağım diyor. Her neyse, bu kadar ateşli, bu kadar “hırçın” bir yazıya anlam veremedim. N’apalim yani simdi? Yorumlara bakarsak, okurlarınız birilerinin kucağına hop diye oturalım diye anlamışlar.
Sizin bizlere verdiginiz bu cok onemli bilgilere karsin, Turkiye ‘yi yonetir gorunenlerin yaptiklari akla ziyan, bu tehlikeli yanlisliklarini degisteremezlerse, gelecek sorunumuz korkunc…
Bir an önce dogru karar verlip safımızı almalıyız. AB ve ABD den ihanetlerı cok gorduk. tekrar denemye gerek varmı. bılmem devlet adamları olacak olanalr dusunmelı.
bir soru; kapı komşunuzla mı iyi gecınmenız daha mantıklı yoksa en az beş sokak ötede oturan la mı iyi geçınmenız faydalı olur.
jeopolitik miyoplar şimdiye kadar ciddileşirdi, bizim beyefendiler jeopolitik körebe. savrulan körler, cehenneme doğru amok koşucuları.
Türkiye bu kafayla daha fazla yönetilemez. Hükümetin omurgasızlığı limitlerine dayandı artık. Kararlı bir dış politika şart. Kararsızlık bizi yıkıma götürecek.