Murat Bölükbaşı yazdı…
2026 Dünya Kupası beklenmedik sürprizlere sahne oldu.
Bizim için en büyük sürpriz, daha kolay rakip diye düşündüğümüz Avusturalya ve Paraguay takımları karşısında hiçbir varlık göstermeden, gol dahi atamadan bu iki müsabaka sonrasında kupaya veda etmemiz oldu.
Ancak Türk halkından ve medyadan gelen haklı eleştiriler ne teknik heyetten, ne de TFF yönetiminden beklenen istifa jestini getirmedi. Tam aksine büyük bir pişkinlikle görevimizin başındayız mesajları verildi. TFF Başkanı Hacıosmanoğlu, Akın Gürlek’i göreve davet ederek adeta bizlerin tutuklanmasını talep etti.
Maalesef hem kurumsal, hem de toplumsal olarak kaybettiğimiz ahlaki ve etik değerler bilinç ve sorumluluğunu gurup ve son 32 müsabakalarında elenen Tunus, İskoçya, G. Kore, Hollanda, Ekvator ve Çekya teknik direktörlerinde gördük. Almanya ve Uruguay teknik direktörleri ise ilgili federasyonlar tarafından kupaya veda etmenin sorumlusu olarak görevden alındı.
Suudi Arabistan Federasyon Başkanı sorumluluk göstererek görevinden istifa etti. Japonya Futbol Takımı ve Teknik Direktörleri her zaman olduğu gibi Japon halkından özür diledi. Bizde, gerçek anlamda tek öz eleştiri yapan ve Türk halkından özür dileyen Arda Güler oldu. Arda’nın bu kişilikli tavrı sonrasında bir iki oyuncu benzer çıkışlar yapsa da, bu hamleler toplumun tepkisini ve kızgınlığını bitirmedi. Çünkü, Türk halkı, AKP iktidarı ve Erdoğan’ın tek adam rejiminde adeta kıyma gibi kıyılıyor, pestil gibi eziliyordu.
Hayatı tadında yaşamayan, ona yaşatılan hayata ancak tahammül edebilme gücü kalan halk, hiç değilse milli takımımızın kazanacağı maçlarla ve bize yaşatacağı zaferlerle teselli bulmak istiyordu. Bütün kurumları kendi siyasi anlayışı doğrultusunda restore eden, başta ülkeyi yöneten rejim olmak üzere, TFF Başkanı ve Milli Takım Teknik Direktörü Montella, küçük başarılarla gizlenen büyük çöküşün baş sorumlusuydu.
Tarihimizde üçüncü kez katılma şansını yakaladığımız Dünya Kupasına TFF tarihinin en kötü federasyon başkanı ve en kötü teknik direktörüyle katılmıştık. Bazı futbolcu ve menajerlerin etkisinde yapıldığı iddia edilen milli takım kadrosu, futbol aklını ve akil vicdanını rahatsız etmiş, müsabaka sonuçları ağır bir hezimeti doğurmuştu. Yine, TFF’nin organizasyon hataları, görevlilerin iş bilmezlikleri bu başarısızlıkta pay sahibi olmuştu.
İbrahim Hacıosmanoğlu’nun gurup aşamasında Gürcistan, Bulgaristan, Romanya, Kosova gibi düşük seviye takımları yenerek dünya kupasına katılmamızın ödülü olarak FİFA’dan gelen 14 milyon dolar ödeneğin üstüne TFF kasasından 2 milyon dolar ekleyerek futbolculara 16 milyon dolar pirim dağıtması dünya tarihinde görülmüş ve görülecek bir olay değildi. TFF’nin özerk yapısı Hacıosmanoğlu ve yönetimine federasyon kasasına giren parayı keyfe keder dağıtma hakkı ve yetkisi vermemelidir!
Geçmişte olduğu gibi, bu tip olay ve durumların ancak Türk Milli takımı içinde yaşandığını gördük. Bu, milli takım olgusunun TFF yönetimleri ve oyuncular nezdinde anlaşılamadığını, giydikleri formada taşıdıkları al bayrak ruhunu anlamadıklarının, milli olmanın anlam ve önemini kavrayamadıklarının bir göstergesidir. Bu ruh, 25 Nisan 1915’de, Conk Bayırında mühimmatı bittiği için geri çekilmek isteyen askere; Ben size savaşmayı değil, ölmeyi emrediyorum’’ diyen yüce ruhtur. Bu ruh, bir karış vatan toprağı düşman eline geçmesin diye evladının şehadetini bayramı gibi karşılayan bir ruhtur.
Bu ruh, bir milletin pamuk ipliğindeki varoluş ve yok oluş hikayesi’nde okulunu, geleceğini hayallerini arkada bırakıp, Sakarya savaşına katılan Kayseri Taş Mektebin 63 öğrencisinin ölüme değil, düğüne gider gibi şehadete giden ruhu, başka hiçbir millette bu kadar ateşli ve arzulu görülmeyen bağımsızlık ve hürriyet ruhudur. Bu ruhun sembolü şehit kanını ifade eden kırmızı zemine, Türk milletini simgeleyen ay ve yıldızın işlenmesiyle milli takım formasında taşıdığınız ama ağırlığını ve sorumluluğunu taşıyamadığınız asil Türk Bayrağıdır.
Türk Milli Takımı demek bayrak ruhu demektir. Bu ruhu taşıtmak için pirim vermek de, bu ruhu taşımak için pirim almak da, benim kabul edebileceğim ve onaylayacağımm bir şey değildir. Türkiye Futbol Federasyonu yönetimleri, teknik ekibi ve futbolcu kadrolarının bayrak ruhunu taşıdığını ve layığı ile temsil ettiğini gördüğüm güne kadar bu konuyu gündeme getirmeye devam edeceğim.
Bugün Veryansın TV’nin kurucusu, Türk milliyetçileri ve Atatürkçülerin şövalye ruhlu kahramanı Nihat ağabeyin ebediyete intikalinin sene-i devriyesi. Nihat Genç ruhu ve ışığıyla vatan ve bayrak için veryansına devam ediyoruz Nihat ağabey!