Mustafa Köse
Mustafa Köse
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Manşet
  4. Namlunun ucundaki uzmanlar

Namlunun ucundaki uzmanlar

featured

Emekli Tuğgeneral Mustafa Köse yazdı…

Namlunun ucunda yalnızca sahadaki tehditle karşı karşıya kalan asker yoktur. O namlunun ucunda; yıllarca üs bölgesinde, hudut hattında, arazide, mağara ağzında, konvoyda, nöbette ve sınır ötesi harekât alanında görev yapan uzman erbaşın eşi, çocuğu, kirası, tayini, sözleşmesi, sağlığı, emekliliği ve meslek sonrası belirsiz geleceği de vardır.

Uzman erbaşların sorunları maaş, lojman veya özlük hakkı meselesinin ötesinde Türk Silahlı Kuvvetleri’nin profesyonel insan gücünü, moralini, kurumsal hafızasını, seferberlik hazırlığını ve millî savunmanın sürdürülebilirliğini doğrudan ilgilendiren bir husustur.

Bugün profesyonel ordu denildiğinde çoğu zaman akla modern silah sistemleri, İHA’lar, SİHA’lar, akıllı mühimmatlar, yeni nesil zırhlı araçlar ve elektronik harp kabiliyetleri geliyor. Elbette bunların hepsi önemlidir. Fakat unutulmaması gereken basit bir gerçek vardır: Bir silah sisteminin gerçek gücü, onu kullanan insanın niteliği kadardır. Sahada profesyonel ordu istiyorsak, o profesyonel yükü taşıyan insanların hayatını amatörce yönetemeyiz.

Bu noktada, yanlış anlaşılmayı önlemek için kısa bir kavram ayrımı yapmak gerekir. Uzman erbaşlık; Türk Silahlı Kuvvetleri’nin erbaş kadrolarında uzman onbaşı ve uzman çavuş olarak görev yapan personel statüsüdür. Bunun yanında 6191 sayılı Kanun kapsamında düzenlenen ayrı bir sözleşmeli personel yapısı daha vardır: kanundaki ifadeyle sözleşmeli erbaş ve erler, uygulamadaki yaygın kullanımıyla sözleşmeli erler.

Statüleri ve kanunları farklı olabilir; fakat sahada taşıdıkları yük, aile hayatında yaşadıkları zorluklar, sözleşme sonrası belirsizlikler ve sosyal haklara ilişkin sorunları büyük ölçüde aynı zeminde birleşmektedir. Devlet, sahada ihtiyaç duyduğu profesyonel insan gücüne kalıcı, adil, öngörülebilir ve aile hayatını da koruyan bir personel rejimi kurmakta yetersiz kalmıştır.

SAHAYA SINANARAK ÇIKMAK

Eğirdir Dağ Komando Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığında görev yaptığım dönemde, uzman erbaşların komando kurslarındaki eğitim süreçlerine yakından şahit oldum.

Oraya gelen personel, yaklaşık dört ay süren ağır bir eğitimden geçer. Bu eğitim yalnızca koşmak, sürünmek, tırmanmak, atış yapmak, gece yürümek, soğuğa, sıcağa, açlığa ve uykusuzluğa dayanmak değildir. Bu eğitim; irade, sabır, disiplin, araziye uyum, emir-komuta anlayışı, takım ruhu ve hayatta kalma eğitimidir.
O kursu bitiren bir uzman erbaş, sahaya terleyerek, yorularak ve sınanarak gider.

Sonra da Tunceli’ye, Hakkâri’ye, Şırnak’a, Diyarbakır’a, Ağrı’ya, Kars’a, Irak kuzeyine, Suriye kuzeyine, bir komando tugayına, bir hudut birliğine, bir üs bölgesine gider.

Yani devlet bu personele en zor görevi verir. Burada asıl sorulması gereken soru şudur:

En zor görevi verdiğimiz insana, en kırılgan hayat düzenini reva görebilir miyiz?

TAYİN EMRİ DEĞİŞİYOR, HAYAT DEĞİŞMİYOR

Uzman erbaşların en önemli sorunlarından biri tayin ve kaydırma birlik gerçeğidir.

Normal şartlarda personel, belli sürelerle sıralı hizmet garnizonlarında (doğu görevi) görev yapar; ardından batı garnizonlarına atanır, böylece hem kendisi hem ailesi bir nebze nefes alır. Fakat son yıllarda Suriye’nin ve Irak’ın kuzeyinde icra edilen harekâtlar nedeniyle batıdaki birçok komando birliği de harekât alanlarına kaydırılmış durumdadır.

Bunun sonucu şudur: Bir uzman erbaş, kâğıt üzerinde batıya tayin edilmiş görünür. Fakat atandığı birlik de kaydırma birlik olarak yeniden sınır hattına veya sınır ötesine gönderilmişse, o personelin hayatında değişen tek şey bazen üniformasındaki tugay peçi olur.

Ailesi yine bekler. Çocuğu yine babasını uzaktan tanır.

Personel yine üs bölgesinde, soğukta, sıcakta, tehdit altında görev yapmaya devam eder. Sürekli harekât alanında kalmak, yalnızca personelin bedenen yorulması anlamına gelmez. Uzayan görev süreleri; dikkat dağınıklığına, refleks zayıflamasına, hatalı kararlara, tahammül eşiğinin düşmesine ve zamanla mesleki motivasyonun aşınmasına neden olabilir. Bu yıpranma, bireysel bir sorun gibi görünse de doğrudan birlik etkinliğini, görev emniyetini ve harekât kabiliyetini etkiler. Çünkü dinlenmeyen, yenilenmeyen ve ailesiyle sağlıklı bağ kuramayan personelin sahadaki direnci de zamanla zayıflar.

Çözüm; tayin sisteminin sadece birlik ihtiyacına göre değil, personelin toplam harekât yükü, aile durumu, çocukların eğitimi ve psikolojik yıpranma düzeyi dikkate alınarak yeniden planlanmalıdır. Boş kadroların nitelikli personel ile doldurulması ve birliklerin %100 kadroya ulaştırılarak etkinliklerinin artırılması tasarlanmalıdır. Görev alanları gözden geçirilerek sıklet merkezi prensibine göre önceliklendirilmesi ve azaltılması düşünülmelidir. Bu sayede batı garnizonlarındaki birliklerin yerlerinde kalarak; dinlenme, yenilenme, eğitim tazeleme ve yeniden teşkilatlanma faaliyetlerine imkân yaratılmalıdır.

SAHANIN YÜKÜ YUVANIN ÜSTÜNDE

Uzun süreli görevler, sık tayinler ve belirsiz dönüş tarihleri, uzman erbaş ailelerini doğrudan etkilemektedir.

Eşler uzun süre yalnız kalır. Çocuklar babasını aylarca göremez. Bazı çocuklar okulun ilk gününe babası yanında olmadan başlar; karne gününü, veli toplantısını, doğum gününü hep aynı eksiklik duygusuyla yaşar.

Bu tablo aile içi iletişimi zayıflatır, eşler arasındaki dayanışmayı zorlar, çocuklarda güven duygusunu sarsar. Sık yer değiştiren ailelerde çocukların okul düzeni bozulur; öğretmeni, arkadaşı, mahallesi, sosyal çevresi değişir. Hiç arzu edilmese de boşanmalara bile neden olur.

Boşanma meselesini sadece aile içi bir tercih veya kişisel uyumsuzluk olarak görmek eksik olur. Uzun süreli görevler, sık tayinler, ekonomik baskı, iletişim kopukluğu ve belirsizlik; uzman erbaş ailelerinde boşanma riskini artıran ciddi bir baskı üretmektedir.

Çözüm; kaydırma birliklerde görev yapan personelin ailelerine özel psikososyal destek, çocukların eğitimine yönelik takip sistemi, aile danışmanlığı ve düzenli iletişim imkânlarının kurumsal hâle getirilmesidir.

LOJMAN: KONFOR MU, EMNİYET Mİ?

Uzman erbaşların en can alıcı sorunlarından biri lojman ve kira meselesidir.

TSK’da lojman hiçbir zaman sadece barınma kolaylığı değildir. Özellikle riskli bölgelerde lojman; güvenliktir, aile bütünlüğüdür, görev huzurudur.

Bugün birçok garnizonda lojman kontenjanları sahadaki ihtiyacı karşılamaktan uzaktır. Lojmana giremeyen personel görev yaptığı il veya ilçede kiraya çıkmak zorunda kalır. Son yıllarda kiraların geldiği seviye ortadadır. Maaşı sınırlı olan, ailesiyle birlikte geçinmeye çalışan, çocuk okutmaya çalışan uzman erbaş için bu yük çok ağırdır.
Dahası, bazı bölgelerde mesele sadece kira değildir; güvenliktir. Riskli bölgelerde personelin kışlaya, çocuklarının okula gidip gelmesi dahi başlı başına tehdit oluşturabilir.

Çözüm; uzman erbaşlara ayrılan lojman kontenjanının fiilî personel sayısı, görev yeri riski, aile durumu ve harekât yükü dikkate alınarak yeniden düzenlenmesi ve devletin imkânlar dâhilinde lojmanların sayısını artırmasıdır.

SÖZLEŞME GÜVENCESİ VE UYGULAMA BİRLİĞİ

Uzman erbaşlar hakkında 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu ve ilgili yönetmelik hükümleri uygulanmaktadır. Sözleşme, fesih, sağlık, disiplin, hizmet şartları, görev ve haklara ilişkin mevzuat hükümleri mevcuttur. Ancak mevzuatın varlığı, uygulamada her zaman güven duygusu ürettiği anlamına gelmez.

Sorun; sözleşmenin yenilenmesi veya feshi süreçlerinde kullanılan ölçütlerin personel tarafından yeterince öngörülebilir, objektif ve denetlenebilir görülmemesidir. Yoruma açık değerlendirmeler, uygulama birliği bulunmayan kararlar ve amir kanaatine fazlaca bağlı süreçler personelde gelecek kaygısına neden olabilmektedir. Bu kaygı, yalnız bireysel huzursuzluk doğurmaz; kurumsal aidiyeti de zedeler.

Çözüm; sözleşme feshi veya yenilememe kararlarının açık, objektif, ölçülebilir, yazılı, gerekçeli ve denetlenebilir esaslara bağlanmasıdır. Disiplinsizlik elbette karşılıksız kalmamalı, yetersiz personel sistem içerisinde tutulmamalıdır. Fakat bir insanın hayatı, ailesi ve geleceği de yoruma açık birkaç kelimenin gölgesinde kalmamalıdır.

Sağlık Sorunları

Uzman erbaşların önemli sorunlarından biri de sağlık nedeniyle sözleşme feshi veya görevde kalamama meselesidir. En ağır şartlarda görev yapan personel; arazi, iklim, intikal, ağır teçhizat, uykusuzluk, stres ve operasyonel yıpranma nedeniyle sağlık sorunu yaşayabilir. Fakat bu personel görevde yıprandığında, çözümün doğrudan sistem dışına çıkarma olması hakkaniyetli değildir.

Elbette her personel her kadroda ömür boyu görev yapamaz. Muharip kadroların sağlık ve fiziki yeterlilik şartları vardır. Ancak devlet, sağlığını görevde tüketmiş personeli kolayca gözden çıkarmamalıdır.

Çözüm; sınıf değişikliği, geri hizmet, eğitim merkezi, üs bölgesi idari görevi, lojistik destek, bakım-onarım, güvenlik denetimi ve genç personelin yetiştirilmesi gibi ara kadroların oluşturulmasıdır. Sağlığını görevde tüketmiş bir personele “artık işimize yaramıyorsun” demek, devlet ciddiyetiyle bağdaşmaz.

KIDEM, TAZMİNAT VE NÖBET ADALETİ

Uzman erbaşların kıdem, tazminat ve nöbet konularında da ciddi beklentileri vardır.

Kıdem meselesinde sorun; yıllarca sahada görev yapmış personelin tecrübesinin yetki, sorumluluk, görev tanımı, maaş, ek ödeme ve kariyer ilerlemesine yeterince yansımamasıdır. Kıdem sadece kola takılan işaret olmamalıdır. Tecrübe görünür hâle gelmezse, kurum kendi hafızasını da görünmez kılar.

Tazminat meselesinde sorun; aynı üs bölgesinde, aynı arazide, aynı tehdidin altında görev yapan personel arasında adalet duygusunun zedelenmesidir. Elbette rütbenin ve sorumluluğun karşılığı olmalıdır. Fakat risk tazminatlarında fiilî görev yeri, harekât yoğunluğu, kalış süresi ve gerçek tehlike de dikkate alınmalıdır.
Nöbet meselesinde sorun; yetersiz dinlenmeyle devam eden uzun nöbetler ve 24 saat görev / 24 saat istirahat esasına dayalı vardiya düzeni personelin bedenini, zihnini, aile hayatını ve görev emniyetini yıpratmasıdır. Yorgun insan hata yapar. Silahlı görevde hatanın bedeli ağır olur.

Çözüm; kıdemin görev, kadro ve kariyer sistemine yansıtılması, tazminatların risk esaslı yeniden dengelenmesi ile nöbet ve vardiya sisteminin personel sağlığı ile görev emniyetini koruyacak şekilde düzenlenmesidir.

YAŞ İLERLİYOR, TECRÜBE ARTIYOR: YA SONRA?

Uzman erbaşların büyük bölümü muharip veya muharebe destek kadrolarında görev yapmaktadır. Bu kadrolar yüksek kondisyon, sağlık, atış başarısı, arazi dayanıklılığı ve sürekli hazır olma hâli gerektirir.

Genç yaşta bu şartları karşılamak daha kolaydır. Fakat yıllar geçtikçe beden yıpranır. Diz, bel, omuz, işitme, uyku düzeni, stres yükü ve aile baskısı birikir.
Buradaki sorun iki yönlüdür: Yaş ilerledikçe personel bazı muharip kadro görevlerini eskisi gibi yerine getirmekte zorlanabilir. Fakat sistem bu personeli uygun kadrolarda değerlendirmezse, yılların saha tecrübesi de kaybedilir. Tecrübeli uzman erbaşı sistem dışına itmek, yalnızca bir personeli kaybetmek değildir; yıllarca sahada biriktirilmiş hafızayı çöpe atmaktır. Sistem dışına itilen personelin kırgınlık yaşaması ve aidiyet duygusunu yitirmesi de bu durumun bir başka sonucudur.
Çözüm; tecrübeli personelin eğitim merkezlerinde, birlik içi eğitimde, atış eğitiminde, üs bölgesi yönetiminde, lojistikte, denetimde, bakımda ve genç personelin yetiştirilmesinde değerlendirilmesidir. Her yaşın görevi ayrıdır. Profesyonel ordunun gereği de budur.

Nitelikli Personele Kariyer Yolu

Yıllarca uzman erbaş olarak görev yapmış, disiplinle sınanmış, harekât alanı görmüş, birlik hayatını öğrenmiş personelin astsubaylığa geçiş imkânı daha anlamlı hâle getirilmelidir.

Elbette herkes astsubay yapılmalıdır demiyorum. Astsubaylık ayrı bir meslek, ayrı bir sorumluluk ve ayrı bir eğitim gerektirir. Ancak sahada yetişmiş insan kaynağını görmezden gelmek de doğru değildir.

Sorun; uzman erbaşların kariyer yolunu çoğu zaman dar ve belirsiz görmesidir. Bu durum motivasyonu ve kurumsal bağlılığı azaltır.

Çözüm; tahsil durumu, hizmet yılı, sicil, disiplin durumu, harekât tecrübesi, eğitim, sınav başarısı, fiziki yeterlilik ve liderlik potansiyeline dayalı objektif bir geçiş sistemi kurulması ve yıllarını bu mesleğe veren personele meslekte yükselme imkânı sunulmasıdır.

ÜNİFORMA SONRASI HAYAT

Bir başka büyük mesele de sözleşme veya emeklilik sonrası hayattır. Sözleşmesi biten, sağlık nedeniyle ayrılan ya da emekli olan uzman erbaşlar çoğu zaman sivil hayata hazırlıksız geçmektedir. Benzer durum sözleşmeli erler için de geçerlidir. Bir kısmı özel güvenlikte çalışmakta, bir kısmı düşük ücretli işlere yönelmekte, bir kısmı ise yıllarca taşıdığı askerî kimlikten sonra mesleki aidiyet kaybı yaşamaktadır.

Sahadan gelen anlatımlar bu tabloyu daha da görünür kılıyor. Personel, elinde terhis belgesi, başarı belgeleri ve yılların hizmet dosyasıyla kamu kurumlarının kapısını çalıyor. Fakat süreç merkezi, bağlayıcı, objektif ve şeffaf bir sisteme oturmadığında, başvurular çoğu zaman dilekçe aşamasında kalıyor. Emekli olan birçok uzman çavuş için de emeklilik dinlenme değil, ikinci bir çalışma hayatının başlangıcı oluyor. Emekli maaşı kiraya, çocukların eğitim masrafına, faturaya ve temel geçim giderlerine yetmediğinde, yıllarca arazide yıpranmış insan yeniden iş aramak zorunda kalıyor.

Bu tablo ne vicdanidir ne de sürdürülebilirdir. Devlet, en zor gününde silah verdiği adama, sözleşmesi bittiğinde veya emekli olduğunda “kendi başının çaresine bak” dememelidir.

Çözüm; kamuya geçişin tanıdığa, tesadüfe, mülakata veya kişilerin inisiyatifine değil; hizmet yılına, sicile, disiplin durumuna, görev yeri zorluğuna, harekât tecrübesine, eğitim ve başarı belgelerine dayalı objektif bir puanlama sistemine bağlanmasıdır. Ayrılan veya emekli olan uzman erbaşlar; kamu kurumlarında, yerel yönetimlerde, afet ve acil durum hizmetlerinde, orman muhafaza, güvenlik, lojistik, eğitim destek ve denetim alanlarında planlı şekilde değerlendirilebilmelidir.

BUGÜNÜN YIPRANMASI, YARININ SEFERBERLİĞİ

Uzman erbaş ve sözleşmeli er meselesine sadece bugünün personel ihtiyacı açısından bakmak eksik olur. Bu personel, yalnız barış döneminde ve cari harekâtlarda ihtiyaç duyulan bir kaynak değildir. Görevden ayrılan, terhis olan veya sözleşmesi sona eren personel de seferberlik sistemi içinde tekrar ihtiyaç duyulabilecek yetişmiş insan gücüdür.

Bugün sahada aşırı yıprattığımız personel, yarın seferberlik hâlinde yeniden ihtiyaç duyulabilecek yetişmiş insan gücü havuzunun parçasıdır. Fiziksel sakatlıklar sağlık raporlarıyla bir ölçüde tespit edilebilir. Fakat ruhsal dayanıklılığı zedelenmiş, travması yönetilememiş, aile bütünlüğü dağılmış, aidiyet duygusu kırılmış bir personelin, seferberlik döneminde yeniden silah altına alınması hem verim hem de görev emniyeti açısından ayrıca düşünülmelidir.

Seferberlik yalnızca sayıya indirgenemez. Seferberlik; sağlıklı, dirençli, motive, eğitimli ve güven duyduğu devlete yeniden koşabilecek insan gücüyle yapılır.
Son Söz

Uzman erbaş ve sözleşmeli er meselesi parça parça çözülemez.

Bir maddeyle, bir kontenjanla, bir geçici düzenlemeyle, bir defalık iyileştirmeyle bu sorun kapanmaz. Burada ihtiyaç duyulan şey, bütüncül ve hakkaniyetli bir uzman personel rejimidir. Bu rejim; sözleşmeden tayine, lojmandan sağlığa, kariyerden emeklilik sonrasına kadar uzman erbaşın bütün hayat döngüsünü dikkate alan adil, öngörülebilir ve sürdürülebilir bir sistem olarak kurulmalıdır.

Bir orduyu yalnızca tank, top, tüfek, uçak, helikopter, İHA ve SİHA ayakta tutmaz.

O sistemleri kullanan insan ayakta tutar. O insanın bileği görev alanında güçlü olacaksa, yuvası da güçlü olmalıdır. Bir uzman erbaşın ya da sözleşmeli erin aklı; sınır ötesindeki görevdeyken çocuğunun okulunda, eşinin yalnızlığında, ödeyemediği kirada, yenilenip yenilenmeyeceği belli olmayan sözleşmesinde veya meslek sonrası geleceğinin belirsizliğinde kalıyorsa; bu yalnız onun şahsi sorunu değildir.

Bu, ordunun moral gücü, personel devamlılığı, kurumsal hafızası, seferberlik hazırlığı ve millî savunmanın insan unsurudur.

Uzman erbaşlarımız ve sözleşmeli erler; görevde hatırlanıp, sivil hayatta unutulacak insanlar değildir. Devlet, kendisi için ömür tüketen evlatlarına yalnızca görev değil, iyi bir gelecek de sunmak durumundadır.

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!