Türkiye’nin susam üretimi 29 yılda yüzde 59 azaldı. İthalatın yüzde 93’ü ise Afrika’dan yapılıyor. Togo, Pakistan, Gine, Burkina Faso ve Etiyopya en çok susam ithalatı yaptığımız ülkelerin başında geliyorlar. Bu tablo aynı zamanda Türk çiftçisinin ne kadar zor bir durumda olduğunun da göstergesidir.
Ziraat Bankası simite susam bile üretemez hale gelen çiftçilerimizi teğet geçerek, doğrudan simitçi satın alma yoluna gidince iktidara karşı en ılımlı kesimler bile “Bu kadar da olmaz” dediler.
Şu noktayı belirtmek gerekiyor ki devletin bazı önemli kurumları iflastan kurtarması gerekebilir. Burada da kurtarmadan kastımız, iflas eden kuruluşun devlet tarafından alınması ve açık kalıp üretim yapmasının sağlanmasıdır.
Örneğin daha önce Dubaililere satılan ve geçtiğimiz gün iflasını isteyen YÖRSAN Türkiye’nin en büyük 500 sanayi kuruluşundan biridir ve YÖRSAN emekçileri haklarının verilmeden tesisin kapanacağını açıklamışlar, siyasilerden yardım talep etmişlerdir.
Çağırın Dubailileri hesabı kesin, bu borçların önemli bir kısmı zaten YÖRSAN’ın devlete olan borçlarıdır. Devlet YÖRSAN’ın yeni sahibi olsun ve hem emekçiler rahat bir nefes alsın hem de bu değerli organizasyon yok olup gitmesin.
Diğer bir örnek ise şüphesiz TEMSA. Türkiye kendi markalarını yaratmaya çalışırken, daha önce yine yabancılara satılan TEMSA’da tarihe karışıyor. Stratejik olarak devletin TEMSA’ya sahip olması hem marka değeri hem üretim tecrübesi bakımından önemlidir.
Devlet, tarım ve teknoloji de zaten bir elin parmaklarını geçmeyen, üretim tecrübesine sahip kurumların yok olmasına göz yummamalı, bunların sahibi haline gelmelidir.
Buraya kadar anlatmaya çalıştıklarımız şüphesiz bize göre olması gerekendir. AK Parti’nin bu teori üzerinde kendisine yakın kurumlara devleti ortak etmesi ya da onlara bazı imtiyazlar sağlaması idareden kaynaklanan uygulama sorunlarıdır.
Türkiye, elinde ne kaldıysa AK Parti hükümetleri boyunca özelleştirildi ve bu özelleştirmelerin her birinden bir kitap çıkabilir. Şeker fabrikalarının özelleştirme süreçleri ayrı bir hüzün, TEKEL’in özelleştirilmesi başka bir ibretlik rezalet olarak tarihte yerini aldı.
Şimdi bir de kendilerine yakın iş adamlarını devlet kaynaklarıyla rahatlatma, kurtarma yoluna giderlerse, ödenilemeyen kredileri herkese yaptıkları gibi çeşitli şekillerde tahsil etme yoluna gitmeyerek, zaten içi boşaltılmış kurumlara devleti ortak edip, vatandaşın parasını eşe dosta yedirirlerse… Bu iktidarı değil ABD/AB destekli Babacan ve Davutoğlu partileri, Kanarya Yemi Sevenler Derneği partileşse onlar dahi değiştirirler.












Savaşlardan yorgun düşmüş olmasına rağmen VATAN TOPRAĞI VE BAYRAK bilinciyle son gayretini de vatana adamış bu asil MİLLETİN ŞEHİT VE GAZİLERİNİN HEDEFLERİ BUGÜNKÜ TÜR
KİYE değildi elbet !!! Ne kadar DÖVÜNSEK AZDIR…Oysa, ÖVÜNMELİY
DİK !!! Daha da geç olmadan TOPARLANMALIYIZ !!! Bu TAHTAREVALLİ OYUNU YETTİ A R T I K !!! H.Tülây Görkem 17.12.2019
Osmanlı İmparatorluğunun çöküş döneminin bire bir aynısını AKP sayesinde tekrar yaşıyoruz.
Bu yönetim aklı ve kişiler değişmez ise , Açlık kıtlık yaşanacak. Emekli maaşları ve memur maaşları ödenemeyecek
Umarım SAVAŞ yapmak zorunda kalmayız.
ALLAH bizleri bir an önce bu yöneticilerden kurtarsın.
kaynak kalmadı. ezdiler,bitirdiler..şimdide bes e çökmeye çalışıyorlar.ımf ye gitseler,bütçe disiplini,harcama kontrolü ve her şeyden çok korktukları hukuk inşaası isteneceğinden ayakları gitmiyor.yapısal bozukluklara bakmadan ve hatta ödeme zorluğu olsun diye çalışan çin kalıyor geriye. çin,toprak yada liman yada herhangi bir tesis için doğrudan borç verir ve bekler. bunlar belkide projeler için çin ile bir mali planlar yapıyor.sonuçta borç devletin,uzun vadede ödenemez ise kim çökerse çöksün muhabbeti. onun dışında temsa imiş,yörsan imiş tarım sektörüymüş umurlarında değil.birde yerli ve millilikten bahsederler ya,onları seçenlere aslında müstehak. yapay bir dış düşman yaratıp iki silah atıldığında falan,şimdi birlik zamanı deyip türküler söyleyen cahillere de müstehak. olan iyi bir gelecek isteyen gençlere ve çocuklara oluyor. bu enkaz onlarca yıl temizlenemez.