Yolunu kaybeden Türk Milleti... Milliyetçilik ve Atatürkçülük maske midir?

Yolunu kaybeden Türk Milleti... Milliyetçilik ve Atatürkçülük maske midir?

Rusya, Ermenistan'ı cezalandırır, ama yedirmez, ki, öyle oldu. 9 Kasım gecesi Azerbaycan'dan aldığımız haberleri müjde gibi yansıttık, ertesi gün sahadaki kazanımın masaya yansımayacağını konuşmaya başladık. Yani Azerbaycan bir otuz yıl daha mı bekleyecek? Evet, düşmez kalkmaz bir Allah. İran'ın kuzeyi güney Azerbaycan 10 yıl olur otuz yıl olur elli yıl olur elbet bir gün ayağa kalkacak, coğrafya o zaman yerine oturacak!

Irak ve Körfez bölgesinin petrolü olmasaydı Amerika İngiltere dünyanın en büyük petrol şirketlerinin sahibi devi olabilir miydi? Yüzyılın özeti, Amerika ve İngiltere'nin büyüklüğü yüz yıl öncesi Osmanlı topraklarını işgal edip bu zenginlikleri ele geçirmeleri.

Doğu Türkistan olmasaydı Çin bu denli bir dünya devi olabilir miydi, hayır, Çin devasa gücünü II. Dünya Savaşı sonu işgal ettiği Doğu Türkistan'ın zengin kaynaklarına borçlu, yani, Çin'in zenginliği de Türklerden çaldığı topraklar.

Bakın kapımızın önünde kırk uzun yıl çatışmalar işgaller karışıklıklar yaşayan Kerkük ve Musul'u IŞİD dahi ele geçirdi, arkasına Amerika'yı alan güçler bu toprakların altını üstüne getirdi ve bölge uzun süre, kontrolsüz devlet dışı kaldı. Buna rağmen üç adım mesafedeki Kerkük ve Musul'u seyretmekten öteye gidemedik.

Dünyanın en büyük petrol şirketlerinin kuruldukları ilk yer Bakü'dür, bugün bu petroller üzerinde milli-yabancı hisseler ne kadar ve kimlerin kontrolünde?

Başbakan Musaddık İran petrollerini millileştirince İngiliz kumpasıyla Musaddık'ı mollalarla devirdiler.

Şimdi Asya'ya Nahçıvan'dan toplu iğne ucu kadar bir Türk Kapısı açılıyor diye seviniyoruz o da Rus kontrolünde.

Türkler 300 milyon nüfusla Çin ve Hind'den sonra dünyanın en kalabalığı, ancak, Türkler enlem-boylam olarak dünyanın en şanslı ikliminde yaşıyorlar, Balkanlar'dan Türkiye-İran/ Hazar-Türkistan-Özbekistan-Doğu Türkistan..

Ne çok sıcak ne çok soğuk, dünyanın bütün kadim uygarlıklarının imparatorluklarının kurulduğu Çukurovası'ndan Fergana Vadisi'ne Çin'e kadar.

Bu büyük ve çok bereketli topraklarda Batı'nın teknoloji ve aydınlanma ve yükselişi ve istilalarına karşı büyük direniş ve milli hareketlerimiz oldu.

19. yüzyılda Orta Asya'da Rus yayılmacılığı karşısında Cedid hareketini buldu. Cedid ilerici-aydınlanmacı bir hareket. Türk Milleti'ne siyasetine edebiyatına öncülük etmiş yüzlerce aydın çıkardı. Bin yıldır uyuyan toplumu uyandırmaya çalıştılar.

Örümcek kafalı yobaz şeyhlere karşı büyük bir savaşa giriştiler. Oğlancı, çok karılı, toplumun dini duygularını sömüren bu şeyhlere karşı romanlar alaycı şiirler yazıp karşı durdular. Milli kültür ve benliği geliştirdiler.

Şeyhler-mollalar ise rahatları hatırına Rus çarlarıyla işbirliğine girdiler. Ruslar da kendilerine istihbarat desteği veren bu cemaat ve tarikatları isyancı Türkler'in elinden aldıkları toprakları vererek ödüllendirdi.

Ve Cedid hareketi 1930'lı yılların Sovyetler'inde küçük burjuva ilan edilerek bolşevizmin hayal kırıklıkları içinde zindan ve sürgün ve işkencelerle yok edildi.

Ortadoğu coğrafyası 1940'lı yıllardan itibaren bir aydınlanma hareketi Baas'a şahit oldu. Baas, milli sosyalist Arap hareketiydi, bin yıldır köle ve ezilmiş Arapları birleştirip milli kalkınmayla ayağa kaldıracaktı. İngilizlerin atadığı şeyhleri Irak'ta Suriye'de Mısır'da indirdiler. Türkiye'deki okuma yazma, biçki dikiş, Köy Enstitüleri benzerlerinin onbinlercesini hızla en ücra köylere ulaştırdılar, okuma yazma bilmeyen kız çocuğu kalmadı. Binlerce yıl sonra ilk defa Arapları 'birleştiren' heyecanlı ve devrimci milli bir siyasi ruh ortaya çıktı.

Seksen yılın özeti, Baas hareketini de cemaatlere-tarikatlara-İslamcı yapılara yedirttiler. Amerika ve İngilizlere çalışan islamcı yapılar kırk yıl içinde içten içe cemaat ve tarikatları besleyip Baas'ın sonunu getirdiler.

Türkiye'de de aynısı oldu cumhuriyeti de 'cemaatlere yedirdiler', 1950'li yıllardan Soğuk Savaş yıllarında ülkemizde sağ partiler cemaatleri ve liderlerini içine almaya başladı, yetmedi, 70'lı yıllar itibariyle cemaat ve tarikatlarla iyi geçinen yeni bir 'milliyetçilik' teorisi Türk-İslam kurularak tarikatları geliştirilmesi gereken tarihi milli gelenekler olarak görmeye başladılar.

Sonuç, soğuk savaş yıllarında komünizm bahanesiyle solcu-milli aydınlar ve soğuk savaş bitiminde bir seri kemalist aydınlar gladyo marifetiyle öldürülüp cemaat ve tarikatların önü açıldı.

Ceditçiler ve Baasçıların karşısındaki işbirlikçiler Kemalizmin işini bitirmek için bu sefer CIA aparatı gladyoyla devreydi. Gün itibariyle cemaatler Tevhidi Tedrisat'a rağmen yasa dışı ikinci bir eğitim kurumu olarak milyonlarca çocuğu cemaat okullarında okutmakta. Ve Cumhuriyet'in kazanımı milli fabrikalar satılıp arazileri son kuruşlarına kadar bu cemaat ve vakıflara yedirildi ve Sayıştay'tan yargı kurumlarına kadar Cumhuriyet'in varlığı-esamesi okunmaz hale getirildi.

Son iki yüzyılda bu topraklarda batı karşısında halkını uyandırıp direnen Cedid, Cumhuriyet, Baas hareketlerinin devrimci siyasetlerini edebiyatlarını öncü rollerini gördük, ancak, emperyalizm bu üç büyük aydınlanma hareketini de bir şekilde mollalara-şeyhlere-tarikatlara yem edip bitirtti. Son elli yıldır Kafkasya'dan Çin'e milli denilen hareketlerin hepsi dini ya da cemaat hareketleri ve hepsinin kökeni emperyalizm destekli.

Yani bugün cemaat ve tarikatlarla iç içe geçmiş bir 'milliyetçilik' türü CIA tarafından kullanılmıştır. Yakın geçmişte FETÖ sızmalarına bu milliyetçi yapılar çok açık kalmıştır. Ve FETÖ ve Gladyo unsurları bugüne değin bu yapılarda hiç sorgulanmamıştır. AKP'de MHP'de İyi Parti'de BBP'de FETÖ varlığı hangi aydın ve kişilerle manipüle edildiği çok açık olmasına rağmen. Ancak neden bu 'açık' bilgiler dahi konuşulmaz söylenmez yazılıp çizilmez.

Yanisi, CIA, NATO, FETÖ, Gladyo vs. hareketi ülkemizde 'milliyetçilik'i ve 'islam'ı çok iyi kullanmasını bilmiş ve milli bir direniş hareketi olması gereken milliyetçiliği büyük ölçekte ele geçirmiştir, geri kalanını da susturup bu olup bitene tepkisiz bırakmıştır.

Mesela, CIA ajanı Enver Altaylılar, AKP'de kimlerle çalıştı, MHP'de kimlerle, bugün İyi Parti'de kimlerle çalışıyorlar? Kendine Türk Milliyetçisiyim diyen yüzlerce aydından tek biri ekranında gazetesinde elli yıldan bir gün bir defa çıkıp bunu ifşa edecek gücü kendinden bulamamıştır.

Türk milliyetçisiyim diyen yapıları hadi geçelim, bu kadar açık bilgiyi Sözcü, Cumhuriyet gazetesi bilmiyor olabilir mi? Bu kadar açık yakın tarih gerçeğini Emre Kongar, Özdemir İnce, Soner Yalçın, Yılmaz Özdil, Uğur Dündar vs. gibi yazarların bilmemesi ya da görmezden gelmesi ne anlama geliyor?

Bilmemeleri duymamaları kesinlikle mümkün değildir.

Bunun adı, işbirliğidir, Kazan Tatar müslümanları 18. ve 19. yüzyılda isyancı Türkler karşısında konforları yüzünden neden Rus çarlarının yanındaysa? Irak, Suriye, Mısır tarikat ve cemaat ve dini yapıları Baas'a karşı neden ingiliz ve Amerikan servislerinin yanındaysa?

II. Dünya Savaşı bitiminden bugüne Cumhuriyet'i yıkmak için o sağ parti bu milliyetçi yapı içinde büyütülen işbirlikçi cemaat ve tarikatların arkasında kim varsa?

Aksoyları, Üçokları, Mumcuları, Taner Kışlalıları, Hablemitoğullarını, Hrantları, Muhsin Yazıcıoğlu vs. kim öldürdüyse, arkalarında onlar var!

Sorun AKP, CHP ve İyi Parti içindeki kripto FETÖ'cüleri yani gladyo unsurlarını ifşa edip temizlemekten çok daha büyüktür.

Sorun, iki yüzyıl kadar büyüktür, sorun, milliyetçilik Atatürkçülük bir kisve midir maske midir, yoksa gladyonun kullandığı bubi tuzakları mıdır, yoksa aydınların kitleleri manipüle etmek için kullandığı olta yemi midir, sorgulanması lazım.

Bugün İyi Parti'yi kapatırsın yarın yenisi açılır, sorun, bu kadar büyük bir milliyetçi kesim memleketlerine karşı kurulmuş bu büyük tezgahın-kumpasın hala neden farkında değiller!

Türk Ordusu'na kumpas kurulup operasyonlar yapıldığı sekiz-on uzun yıl içinde milliyetçi partilerin reflekseleri-tepkileri neden net ve açık değil korkak çekingen ve çok sorunludur!

Çünkü hastalık bütün sağ ve milliyetçi yapıları kuşatmıştır, bu çürümüşlük kemiklere beyne partilerin köklerine aydınlarına liderlerine sembol isimlerine sirayet etmiştir.

Bir misal olarak Taha Akyol, her yazısında hukuk demokrasi evrensel değerler diye yazar, ancak, Türk Ordusu tasfiye edilirken FETÖ'cü savcıları ve kararlarını destekler?

Taha Akyol NATO milliyetçiliğini cambazlıkla elli yıldır kullanır. Taha Akyol türü binlerce sağcı siyasetçi halen varlığını aynı kriminal milliyetçilikle sürdürüyor. Taha Akyol yalnız değildir, yüzlerce sağcı siyaseçi Taha Akyol maskesi ve kurnazlığıyla varlıklarını sürdürüyor.

Aynı şekilde Kemalistim, Cumhuriyetçiyim diyen nice yapı kurum aydın CHP ve İyi parti'deki gladyo unsurlarına karşı neden kasıtlı bir suskunluk içinde?

Taha Akyol milliyetçiliği nasıl gladyo oyuncağı haline getirmeyi ustalıkla başarıyorsa bugünkü Cumhuriyet ve Sözcü yazarı da solcu milli Atatürkçü kimliğiyle aynı gladyo yapılarını saklamayı işbirliğini toplumdan akıllarınca gizleyebiliyor.

Bu üç kağıtçıların hepsini toplum milliyetçi, Atatürkçü aydın diye tanıyor!

Daha dört yıl önce ihtilal girişiminde bulunan gladyo aparatları bugün sağ milliyetçi bir partide yüzde 14'lük bir kitle bulabiliyorsa, ey millet, başka şeyleri-yerleri kökünden sorgulamalıyız.

İstediğiniz kadar FETÖ'yü temizlediğinizi düşünün, bu milliyetçi ve İslamcı kavramlar ve yapılar kökünden eleştirilmedikçe, yaptıkları-ettikleri derinliğine ifşa edilmedikçe, bu sağcı milliyetçi yapılar, Demirel'in altı kez Tayyip'in yirmi yıl başkan olması gibi, sürgit devam eder ve Taha Akyol türü aydınların altmış uzun yıl yazarlığı gibi bitmez solmaz dökülmez sonları hiç gelmez.

Oysa Cumhuriyet bu zihniyeti tarihe gömmek için geldi ve topluma yepyeni bir siyasetçi türü armağan etti.

İktidara sağcı da gelse solcu da gelse gladyonun ulaşamadığı manipüle edemediği oyuna getiremediği yeni bir milliyetçilik ve müslümanlık türünü konuşabilmeliyiz.

Cumhuriyet, tarikatları kapatmadı mı, o halde, Cumhuriyet tevhidi tedrisatla cemaat okullarını kapatmadı mı, o halde? Tereddünüz ne? Sakladığınız gizlediğiniz ne?

Cemaat ve tarikatlara karşı Cumhuriyet bir zihniyet devrimi yaptı?

Ancak bugün gördük ki cumhuriyetçiler de 'işbirliğine' giriverdiler.

Bilmiyorlar mı İyi Parti'deki CHP'deki FETÖ ve Gladyo unsurlarını? Bilmiyorlar mı bu katilleri eleştiremeyenler AKP'ye bahane sağlayıp AKP'deki kripto unsurlarının üstüne gidecek hukuki ve siyasi zemini kendinde hiç bulamayacaklarını, bal gibi biliyorlar!

Kılıçdaroğlu CHP'yi sağa açıyorum dedi, sağcı kitlelere açabildi mi, hayır, ama ötesi, bu Gladyo yapılara sessizliğiyle Kemalist cumhuriyetçi aydınları 'sağcılaştırdı?', Taha Akyol türü Ahmet Taşgetiren türü iki yüzlü maskeli yazarlar Sözcü'de Cumhuriyet'te gırla gidiyor?

Sorun, AKP, İyi Parti, CHP vs. değil, sorun, hepsini manipüle eden dış güçlere fikren ve zikren ve ruhen meyilli biyolojik benzerlikleri ve yatkın oluşlarıyla hepsinin gerçekte 'aynı tür' aydın oluşları. İfşa edecek itiraz edecek gücü kendinden bulamayan korkak ve işbirlikçi aydınlar!

Düşünün en milliyim diyen bir parti düşünün en müslüman benim diyen diğer parti ikisi de el altından özerlik-federasyonun önünü açmak için HDP'yle oturup gizli bir anayasa taslağı hazırlamışlar ve yüzlerce aydın ve partili bu gerçeği toplumdan gizliyor? Bu işbirlikçi sahtekarlarla nereye varılır?

Oysa Cumhuriyet, eyvallahsız, affetmeyen, sözünü sakınmayan, devrimci, başka bir insan başka bir aydın, sadece kendine ve memleketine güvenen başka TÜR MİLLİ PARTİLER'i bekliyor!

Simurg hikayesidir, kuşlardan biri dedi ki “Arkadaşlar bizi hep büyük ağlarla avlıyorlar, ağların altında tek başına çaresiz kalıyoruz, gelin arkadaşlar, üstümüze ağ attıkları zaman hep birlikte kanat çırpalım, birbirimizin gücüyle üstümüzdeki ağı da havalandırır özgürlüğümüze kavuşuruz...” Berlin Duvarı yıkılırken Kuzey Avrupa aynen böyle yaptı, ama işte gerçek, biz Türkler, hem Rus hem Amerika hem Çin'in hala ağları altındayız, nereye kadar, topluca kanat çırpana kadar...