1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. İsmet Hergünşen
  4. Dünya şaşkın, ABD U dönüşünde

Dünya şaşkın, ABD U dönüşünde

featured

İsmet Hergünşen yazdı…

Ukrayna Savaşı başladığında Batı’nın stratejisi üç ayaklıydı.

Rusya sahada durdurulacak, ekonomik yaptırımlarla enerji gelirleri sınırlandırılacak ve askeri hareket alanı daraltılacaktı.

Savaşın ilk günlerinde sürecin en kritik hamlelerinden biri Türkiye’den gelmişti.

Anımsanacağı üzere Ankara, Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin 19. maddesini uygulayarak savaşan tarafların savaş gemilerinin Türk Boğazlarından geçişini sınırlandırdı.

Bu adım, Karadeniz’deki askeri dengenin korunmasına katkıda bulunurken savaşın daha geniş bir deniz çatışmasına dönüşmesi riskinin yönetilmesinde de önemli rol oynadı.

Savaşın başından itibaren Türk Boğazlarının yalnızca bir ulaşım yolu değil, aynı zamanda stratejik bir denge unsuru olduğu bir kez daha ortaya çıkmıştı.

İkinci cephe enerjiydi. Burada ise hesaplar beklendiği gibi sonuçlanmadı.

ABD, 2022 yılında Rusya menşeli petrolün ithalatına yasak getirdi. G7 ülkeleri de Rus petrolüne yönelik fiyat tavanı uygulamasını devreye soktu. Amaç, Rusya’nın enerji gelirlerini azaltırken küresel enerji arzında büyük bir kesintinin önüne geçmekti.

Bununla birlikte Rusya, enerji ihracatını farklı pazarlara yönlendirerek gelir kaynaklarını korumaya çalıştı.

Hindistan ve Çin gibi ülkeler bu süreçte öne çıktı. Rus petrolünün başka ülkelerde işlenerek petrol ürünü olarak uluslararası piyasalara sunulması da yaptırımların etkisini tartışmalı hale getiren gelişmelerden biri oldu.

Kısacası, yaptırımlar Rusya’nın enerji ticaretini bütünüyle durduramadı.

Vashington’dan 09/10 Ekim 2026’da gelen açıklamalar ise bu tartışmaya yeni bir boyut getirdi.

ABD Başkanı Donald Trump, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yaptığı görüşmenin ardından Rusya dizelinin ABD ve dünya piyasalarına sunulmasına yönelik bir anlaşmayı duyurdu.

Açıklamada ilk aşamada 300 bin, sonraki aşamalarda ise 3 milyon tona varacak miktarlarda dizel arzından söz edildi. Bu karar, ABD’nin daha önce izlediği yaptırım politikasında ¨U Dönüşü¨ gösterdiğine işaret ediyor.

Ancak bunu bütün yaptırımların sona ermesi olarak değil, belirli işlemler için tanınmış geçici bir istisna olduğu da ayrıca ifade edildi.

Bu gelişmelerde asıl önemli olan, ortaya çıkan siyasi ve ekonomik tablodur.

Enerji arzının daraldığı ve fiyat baskısının arttığı koşullarda, daha önce yaptırım uygulayan bir ülke dahi Rusya kaynaklı dizel arzına yeniden izin vermesi dikkat çekicidir.

Görünen o ki Rusya, sahadaki askeri mücadelenin yanı sıra enerji ihracatında da elindeki imkanları korumayı başardı.

Volodimir Zelenski’nin öngörüsüzlükleri de dahil edildiğinde, yeni bir aşamaya gelen Ukrayna Savaşının geleceği de henüz kesinleşmiş değil.

Yeni reel politik düzende avantaj sağlayacak ülkeler, yalnızca enerji kaynaklarına veya geçiş güzergahlarına sahip olanlar değil; farklı taraflarla konuşabilen, güvenilir kurallar oluşturabilen ve ticari değeri kendi ekonomilerine kazandırabilen ülkeler olacaktır.

Peki, bu yeni tabloda Türkiye nasıl bir konum alabilir?

Türkiye’nin önünde yalnızca Boğazlar üzerinden geçen fiziki ticaretin önemini korumak değil, enerji ticaretinde daha yüksek katma değer üreten bir merkez olma hedefini geliştirmek gibi bir seçenek de bulunuyor.

Coğrafi konum, boru hatları, limanlar, rafineri kapasitesi ve farklı ülkelerle sürdürülebilen diplomatik ilişkiler Türkiye’ye belirli avantajlar sağlaması olasılık dahilindedir.

Sonuç olarak, bir daha görüldü ki uluslararası ilişkilerde devletlerin davranışlarını belirleyen en temel unsur, çoğu zaman ideolojilerden ziyade ulusal çıkarlardır.

Son sözse; Tüm savaşlar aldatmacalara ve şaşırtmaya dayanır. Sun Tzu

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!