Ahmet Müfit yazdı…
Epstein’ın ortalığa saçılan rezillikleri, bu skandalının da önde gelen aktörlerinden olan Bill Clinton’ın Başkanlığı döneminde ortaya çıkan Monika Lewinsky olayıyla, Woddy Allen adlı sapığın evlatlığının ırzına geçip evlenmesiyle ve her ikisinin de enteresan şekilde bu işten hiçbir ceza almadan kurtulmasıyla benzerlik kurularak ve adına seks skandalı denilerek, 2008 krizi sonrası CEO maaşlarıyla ilgili yapılan gaz alma operasyonuna benzer şekilde magazinleştirilebilecek bir şey değildir.
Epstein skandalı adı altında yaşananlar, daha önce de pek çok kez yazdığım gibi, 1971 yılında doların, uluslararası bir anlaşmayla bağlı olmakla yükümlü olduğu altın standardının, ABD tarafından tek taraflı bir kararla kaldırılışıyla başlayıp, Sovyetler Birliği’nin Gorbaçov, Yeltsin ve benzeri, en hafif tabirle çapsız yöneticileri eliyle batırılması sonrasında hız kazanan neoliberal küreselleşmeci dünya düzeni projesinin temel strateji belgesi olan Washington Uzlaşısının, o uzlaşıyla yaratılan sistemin ürünüdür. (Washington Uzlaşısı konusunda daha fazla bilgi için https://www.veryansintv.com/yazar/ahmet-mufit/kose-yazisi/yuzde-1in-vaadi-mulksuzlesmis-borclu-ozgurler-surusu)
Bu ürün, dünyanın varlıklarının yaklaşık yüzde 90’ının, dünya nüfusunun yüzde 1’inin elinde toplanmasını sağlayıp, kalan yüzde 99’a, söz konusu yüzde 1 tarafından, bazen Yugoslavya’da, Afganistan’da, Irak’ta, Suriye’de ve daha pek çok ülkede sopa, bazen de bizim gibi ülkelerde havuç kullanılarak ama gerektiğinde sopa da gösterilerek, özgürlük ve demokrasi adı altında pazarlanan, ulus devletleri, ulusal şirketleri ve sıradan insanları borçlandırarak ve dünyanın tüm varlıklarına çökerek köleleştirmeye dayalı olarak, küresel ölçekte gerçekleştirilen yağmanın “kurumsallaşmış” halidir. Sözde varlığa dayalı olması gereken ama her nasılsa dünyadaki tüm varlıkların 10-20 katına varan boyuta ulaşacak şekilde sermaye piyasalarında, finansal oyunlarla ve türev enstrüman adı altında yaratılan balonlarla yoktan var edilen paralarla ve doğrudan, bu yaratılan paraların sahiplerine bağımlı sermaye sınıfı ile çapsız ve satılmış siyasetçiler ile emperyalizmin tedrisinden geçmiş “akademi” ve “bürokrasinin” elbirliğiyle tüm dünyaya yayılan virüstür.
“Bu ürünün” oluşturulduğu yerler ise şimdilerde adlarını her tür rezillikle ilişkili olarak duyduğumuz “küresel elitlerinin”, nasıl bir tesadüfün eseriyse, gelecek toplumun fikir önderleri/babaları olarak yılda iki üç defa bir araya geldiği, fikir alış verişinde bulunup, yeni kurgu ve hedeflerini açıkladıkları platformlar. Yani, her yıl adını çokça duyduğumuz Davos toplantılarını düzenleyen Dünya Ekonomik Forumu ( WEF ), Aspen toplantılarını düzenleyen Aspen Enstitüsü (Aspeninstitute) gibi nispeten daha yeni ve uluslar arası ile Rand Corperation, Chatham House ve benzeri daha ulusal çıkarlar eksenli, geleneksel emperyalist yapılar. Bu yapıların tek amacı ise, bakın biz dünyanın “akıllıları, zenginleri” bir araya geldik, sizin için en doğru olana karar verdik deyip, “bu doğruları”, bu mecralarda yetiştirdikleri piyon siyasetçi, bürokrat, akademisyen, basın mensubu, yazar vb eliyle dünyanın dört bir yanında uygulamaya koymak ve bunu, doğrudan sahibi oldukları medya kanalıyla, kurallara dayalı dünya düzeni, özgürlük ya da demokrasi adı altında toplumlara yutturmak.
Epstein üst başlığı altında ortaya dökülenler, Wikileaks belgelerini yayınlayıp, şimdilerde Epstein Belgelerinde yeniden isimlerini gördüğümüz küresel sistemin elitlerinin başrolünde olduğu rezillikleri kamuoyuyla paylaşan Julian Assange’ın, ABD Ulusal Güvenlik Ajansı’nın (NSA) yasadışı, uluslar arası hukuku ve en temel insan haklarından olan mahremiyet hakkını yok sayan uygulamalarını açıklayıp, vatan haini ilan edilen ve ülkesinden kaçmak zorunda bırakılan Edward Snowden’ın, büyük insani bedeller ödeme pahasına yapmış oldukları ama büyük insanlığın görmezden geldiği şeylerin doğruluğunu ortaya koyan bir turnusol kağıdı olurken, “bu şeyleri” yapan küresel elitlerin aslında ne cins mahlukatlar olduğunu da ortaya dökmüş oldu.
Bu skandal ile ortalığa saçılan ve halen eldeki bilgi ve dokümanların sadece yüzde 20’si olduğu söylenen kısmının dahi ortaya koyduğu şey, merkezinde cinsel nitelikli sapıklıkların olduğu bir magazin olayı değildir. Epstein skandalının gerçekte ortaya koyduğu şey, son elli yılda, kurallara dayalı dünya düzeni adı altında yürürlüğe konulan neoliberal küreselleşmeci dünya düzeni projesi ile yaratılmış olan dünya düzeninin yani Dorian Gray’in yalnızca bir odada kilitli duran gizli aynasında, sadece kendisinin gördüğü gerçek yüzüdür. Ortaya saçılan belgelerle ilgili görüşü sorulan Bill Clinton’un, soruyu soran kişiye, iğrenç gülüşüyle verdiği yanıttır. https://x.com/BGatesIsaPyscho/status/2018983769160491393
Yaşananlar, Kanada Başbakanı Mark Carney’nin Davos’ta yapmış olduğu konuşmada; “kurallara dayalı uluslararası düzen” anlatısının artık sürdürülemez hale geldiğini”, “kurallara dayalı düzen anlatısının kurgu olduğunu zaten bildiklerini, güçlü olanların işlerine geldiğinde kendilerini bu kurallardan muaf tuttuğunu ve ticaret kurallarının asimetrik biçimde uygulandığını da bildiklerini” söylediği, bunu G7, G7’nin piyon örgütleri Dünya Bankası, IMF, OECD, vb. yapılar eliyle kaçınılmaz gelecek olarak toplumlarına yutturduklarını ifade ettiği şey yani bir büyük yanın ifşası, yalan söyleyenlerin gerçek yüzünün ortaya dökülmesi, bunların yaşanmasının nedeni olan ilişki ağı ve o ilişki ağıyla korulan küresel network yani “kurallara dayalı dünya düzenidir”. https://www.veryansintv.com/yazar/ahmet-mufit/kose-yazisi/carneyin-sozleri-ahlaksizligin-resmi
Yaşananlar, henüz 2007-8 krizi olmadan yani neoliberalizmin foyası ortalığa dökülmeden çok önce İmkansız Üçlü olarak tanımladığı, demokrasinin, ulusal egemenliğin ve küresel ekonomik entegrasyonun yani son 40 küsur yıldır uygulanan haliyle küreselleşmenin aynı anda ve mekanda bir arada gerçekleşmesinin olanaksız olduğunu, daha fazla “küreselleşme” istiyorsak ya demokrasiden ya da ulusal egemenlikten şu ya da bu oranda vazgeçmemiz gerektiğini, hal böyleyken, neoliberal küreselleşmeci dünya düzeninin kaçınılmaz gelecek olarak inşa edilmeye devam edilmesinin dünyayı insanlar için istikrarsız, tanımsız bir yer haline getirdiğini söyleyen Dani Rodrik’in tezlerinin doğruluğunun kanıtıdır. https://www.veryansintv.com/yazar/ahmet-mufit/kose-yazisi/the-economistin-kapagi-tusiadin-mesajlari
Sonuç olarak, ABD ve genel olarak Organize Batı’nın büyük ölçüde tekel nitelikli sermaye medyasının, Epstein bağlantılı pislikleri; ardındaki siyasi ve ekonomik ilişki ağını (network) göz ardı etmemize neden olacak şekilde “seks trafiği” olarak tanımlıyor, bazı ahlaksızların kişilerin, bireysel kötülükleri olarak sunuyor, bu yönünü öne çıkarıyor olmalarının nedeni, olası hasarı azaltma yani bu rezillikleri doğuran sistemin merkezinde yer alan örgüt ve kişileri, bu kirli birlikteliğin ekonomik ve siyasi gücünü, yaygın ve kapsayıcı ilişki ağını gizleme, son 50 yılda kazandıkları gücü, insanları ve ulusları paralarıyla köleleştirme hedefine yönelik olarak kat ettikleri büyük mesafeyi koruma arzusudur. https://www.veryansintv.com/yazar/ahmet-mufit/kose-yazisi/kovboy-zorda