Eray Çelebi
Eray Çelebi
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Manşet
  4. Asıl ‘darbe’yi kim yapıyor? Federasyon ve ‘Kürtlere statü’ planı

Asıl ‘darbe’yi kim yapıyor? Federasyon ve ‘Kürtlere statü’ planı

featured

Eray Çelebi yazdı…

22 Ekim 2024’te Bahçeli’nin çağrısıyla başlayan “açılım”, birinci yılında yine Bahçeli’nin ısrarıyla PKK’ya ve Öcalan’a meşruiyet sürecini beraberinde getirdi. Meclis komisyonu heyeti 2009’da “Oslo” müzakerelerinden bu yana devam eden 16 yıllık açılım sürecinde ilk defa teröristbaşını “muhatap” kabul ederek İmralı’ya gitti.

Bu, ihanete Meclis’i de ortak eden, bölücü terör örgütüne ve teröristbaşına “yasallık” veren kritik bir eşikti.

İlk çağrıyı 7 Ekim’de, yeni yasama yılının ilk grup toplantısında Bahçeli yapmıştı;

11 Temmuz’da bir grup PKK’lı silahlarını yakmıştır. Ne var ki Suriye’nin kuzey doğusunda tesir alanı bulunan SDG/YPG henüz silah bırakmamış, 27 Şubat İmralı çağrısına riayet etmemiştir. Halbuki İmralı’nın çağrısı PKK’nın yanı sıra bölücü terörün tüm bileşenlerini kapsamaktadır. Gerekirse Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nda görev yapan milletvekillerinden bir grup İmralı’ya giderek yüz yüze görüşme sağlamalı, mesajlar ilk ağızdan alınmalı ve kamuoyuyla paylaşılmalıdır.”

Bahçeli ilerleyen dönemde el yükselterek, Meclis komisyonu heyetinin gitmemesi halinde “tek ciddi muhatap” dediği Öcalan’la kendisinin görüşebileceğini dahi söyledi.

Veryansın Tv’nin gündeme getirdiği bölücü elebaşının komisyon üyelerine tehdidi görmezden gelinirken, Bahçeli’nin ısrarıyla İmralı’da, AKP’li vekilin “görüştüm” demeye cesaret edemediği, kamuoyundan gizlenen, yaklaşık 3 saat süren bir görüşme yapıldı.

İlgili Haber
thumbnail

Öcalan’dan açılım komisyonuna tehdit: ‘Gelmek zorundalar’… ‘Erdoğan’ın tüm perspektiflerini doğru buluyorum’

Haberi görüntüle

Peki görüşmeden çıkan sonuç neydi? Satır satır açıklamalara baktık. Bunca tantanaya rağmen, ne Meclis’ten ne de DEM Partili isimlerden “SDG silah bırakmalı” çağrısını duyduk!

Aslında görev farklıydı. “Türkiye hamiliğinde Kürdistan” projesine giden yolda elebaşından “iç savaşın aktörü” çıkartılma çalışılıyordu.

‘SURİYE’ GERÇEKLERİ

Zira, tutanaklar, Öcalan’ın sözleri çok açıktı!

Öcalan Suriye’de federasyonun ileri bir adım olduğunu, PKK/PYD’nin asla silah bırakmayacağını farklı tarihlerde dile getirmişti;

Şimdi Suriye’de yarı yarıya devletiz. (21 Nisan İmralı Görüşme Notları)

Suriye’de bir iç müzakere ile federasyon önerisi ortaya çıktı; bu ileri bir adım, geliştirilebilir.  (Öcalan’ın terör örgütünün 5-7 Mayıs tarihlerinde düzenlediği sözde fesih kongresine yolladığı ‘Demokratik Toplum Manifestosu‘)

Rojava’da Kürtler asla silah bırakamaz. Ahmet Şara IŞİD’in başıdır, yarın ne yapacağı belli değildir. SDG gerekirse Tabqa’da Suriye Demokratik Cumhuriyeti’ni ilan edebilir. (Öcalan’ın kardeşi Mehmet Öcalan’la yaptığı görüşme)

ÖZERKLİĞE KAMUFLAJ: ‘YEREL DEMOKRASİ’

Öcalan’ın Suriye’de “federasyon” talebi, Meclis komisyonu üyeleri ile yaptığı görüşme sonrasında da gündeme geldi. Ancak özerkliği kamufle eden ifadelerle…

DEM Partili Gülistan Kılıç Koçyiğit, PKK’nın yayın organı Mezopotamya Ajansı’na verdiği röportajda Öcalan’ın vekillere “yerel demokrasi” talebinde bulunduğu söyledi;

Bugün bir Şara yönetimi var. Eğer gerçekten demokratikleşme olmazsa en nihayetinde bu da bir diktatörlüğe gidecektir.’ (Öcalan’ın) O anlamıyla olmazsa olmaz diye ifade ettiği en temel şeylerden birisinin yerel demokrasi olduğunun altını çizmemiz gerekiyor.”

Nedir bu “yerel demokrasi”?

21 Nisan 2025 tarihli tutanaklarda Öcalan, ‘yerel demokrasi’yi, ‘özerklik’le aynı anlamda kullanmış, SDG’den kontrol sahasını genişletmesini istemişti;

Türkiye federasyondan çok çekiniyor. Bilerek özerklik demiyorum, yerel demokrasi diyorum. Ama bu da dünyanın her tarafında özerkliktir. Londra örneği böyledir, önemlidir. Seçilen belediye başkanı dışında ayrıca Vali yoktur. Yerel polis, yerel yapılar belediyeye bağlıdır.

Suriye’de yerel demokrasi diyorum. Her tarafında, Nusayri, Durzi, Şam, Halep’te de örgüt kendini genişletsin, demokrasinin zemini oluşturulmalı. SDG kendini genişletsin buralarda herkese sahip çıkma gücümüz var bizim. Kimse de engelleyemez.

Anlayacağınız ‘yerel demokrasi’, Öcalan’ın gizlediği özerklik tertibinin bir başka adıydı.

**

10 MART MUTABAKATI: ‘DEVLETİ BİRLİKTE YÖNETME ANLAŞMASI’

Meclis’ten gelen açıklamada ise Öcalan’ın “Suriye’de 10 Mart mutabakatının hayata geçirilmesine yönelik” mesajlar verdiği belirtildi.

AKP medyası söz konusu mutabakatı “PYD’yi devlet içinde eritme süreci” olarak lanse etse de gerçek farklı.

Bakın, Öcalan kamuoyundan gizlenen PYD’li İlham Ahmed’le yaptığı 12 Mayıs tarihli telekonferans görüşmesinde ne söylüyor;

“Devletten demokratik birliklere dokunmamasını isteyeceğiz. Devlete karşı devletçilik yapmayacağız. Bunu anlamıyorsunuz. Şara ile anlaşma, devleti birlikte yürütme anlaşmasıdır.”

Elebaşı, bu anlaşma sayesinde devleti birlikte yöneteceklerini ilan ediyor.

**

Suriye’de bölücülüğü gizleyen bir diğer kavram ise “demokratik entegrasyon.”

Yine Gülistan Koçyiğit Öcalan’ın Meclis heyetine Suriye’de demokratik entegrasyon sürecine atıf yaptığını açıkladı.

Öcalan ‘Demokratik Toplum Manifestosu’nda entegrasyonu, PKK’lı bir teröristin orduda görev almasıyla ilişkilendirmişti;

“Suriye için ordu komutanı ve diğer mevkilerde de bizden yer alacak olanlar olur. Entegrasyon budur.”

Suriye televizyonu SDG’nin Suriye ordusuna entegrasyonu kapsamında Haseke, Rakka ve Deyrizor bölgelerinde üç adet tümen kurulacağını yazmıştı.

Demokratik entegrasyon, yerel demokrasi ve 10 Mart mutabakatı PYD’yi yeni Suriye’nin kurucu unsuru yapan, bölücü terörü devletin ortağı yapan süreci gizleyen kavramlardan yalnızca birkaçı.

ÖCALAN’IN TALEBİ: ‘KÜRTLERE STATÜ’

İşte Türkiye’de talep edilen de tam olarak bu, ‘Kürtleri’ ‘yeni Türkiye’nin kurucu unsuru yapmak! Öcalan’ın İmralı heyetiyle yaptığı son görüşmede verdiği mesajlarda satır aralarına bakmak yeterli;

-İçinde bulunduğumuz geçiş sürecinde özgün ve bütüncül hukuka dayalı bir barış yasasının gerçekleşmesi ile siyasi şiddet ve demokrasi dışı müdahale olgusu Türkiye gündeminden çıkacaktır.

-Bu süreç, Kürtlerin cumhuriyete hukuk yoluyla katılımını sağlama ve demokratik cumhuriyeti en geniş toplumsal birliktelikle inşa sürecidir.

Öcalan’ın “bütünsel hukuk” dediği, “Kürt” ifadesinin anayasa yazılması, yani “Kürtlerin statü” elde etmesi. Bunu devletin onayından geçen ve PKK’nın sözde fesih kongresine gönderilen ‘Demokratik Toplum Manifestosu’nda açıkça ifade ediyor;

Biz statüyü, demokratik toplum kurumlaşması olarak görüyoruz ki bunun yolu yasal ve anayasal hukuktur. Hukuk derken bütünsel hukuktan bahsediyoruz. Kimlik ve kültür haklarını yasal ve anayasal hukuk bünyesinde bütünsel temelde ele alan hukuktur bu.

Yasada Kürt kelimesi yok. Yasal ifadesi hiç yok. Anayasa tümden kapalı. (Demokratik Toplum Manifestosu)

Öcalan’ın vurguları, önümüzdeki sürecin, statüyü perdeleme taktikleriyle kurgulanacağını gösteriyor.

‘HAKAN FİDAN ÇALIŞMA BAŞLATILDIĞINI SÖYLÜYOR’

Aslında bu çalışma yeni değil, DEM Parti’ye göre AKP’de de karşılık bulmuş durumda.

Dönemin İmralı heyetinde yer alan İdris Baluken 8 Şubat 2014’te Öcalan’la yaptığı görüşmede bakın ne söylüyor;

“Hakan Bey de yasal statünün olması gerektiğini söylüyor. Bir çalışmanın başlatıldığını söylüyor.”

Baluken’in Hakan Bey dediği dönemin MİT Başkanı, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan!

Hakan Fidan bir çalışma başlattı mı? Yoksa İdris Baluken mi yalan söylüyor? Yakında öğreniriz!

Ancak öğrendiğimiz ve bildiğimiz bir şey var:

Öcalan 2013-2015 yılları arasında olduğu gibi “darbe” iddialarıyla Türk kamuoyunu oyarlarken, asıl ‘darbe’yi Suriye’de federasyonu, Türkiye’de statü çalışmasını gizleyenler yapıyor!

İlgili Haber
thumbnail

Öcalan, Kürtlere statü ve hukuki reform istedi… ‘Gerçekleşmezse çatışmalar yeniden başlar’

Haberi görüntüle
İlgili Haber
thumbnail

İmralı görüşme notlarını açıklıyoruz! Öcalan’dan ‘özerklik’ itirafı… Silah bırakma tiyatrosu: ‘Yeniden silahlanırlar’

Haberi görüntüle

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

1 Yorum

  1. Abd destekli süfyani bir yapıya darbe yapmak kötü birşey değil. Sadece sonucu iyi olmayabilir çünkü satanist abd yapısı çok güçlü malesef.

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!