Eray Çelebi yazdı…
Defalarca söyledik…
PKK’nın “entegrasyon, demokratik cumhuriyet, demokratik toplum” diye anlattığı masal; bölücülük talebini gizleyen, kamufle eden Öcalan’ın uydurduğu kavramlardan ibaretti.
Suriye’de HTŞ ile PKK/PYD arasında devam eden görüşmeler tam da ‘entegrasyon’ konusunda kitlendi.
14 maddelik “Ateşkes ve Entegrasyon” ismi verilen anlaşmada Haseke ve Aynel Arap için muğlak ifadeler vardı. Mutabakatla söz konusu iki kentte bir öz savunma gücü planlanırken, PKK/PYD kentin yönetiminin tamamen bölücü terör örgütüne verilmesini talep etti. Çünkü örgütün “entegrasyon”dan anladığı, ademi merkeziyetçilik temelinde bir özerk yönetimdi.
Bunu saklamadılar bile!
Erdem Atay’la birlikte kaleme aldığımız “T.C. Bize Devlet Kursun” kitabında detaylarıyla anlattık.
Bu konuda İmralı-Kandil-SDG-DEM Parti hattında tam bir uzlaşı vardı.
ENTEGRASYON: ‘MERKEZİ İDAREYE BAĞLI OLMAYAN ÖZ YÖNETİM’
Elebaşı, söz konusu kavramlarla ilgili görüşlerini, 21 Nisan 2025 tarihli görüşmede de gündeme getirmişti;
“Çağrımdaki barış unsurunu anlattım. İkinci unsur demokratik toplumdur. Cumhuriyet ile entegrasyon meselemiz asimilasyon, devlet içinde erime değildir, iç hesaplara dayalı bir ayrılıkçılık da çıkmaz. Ya devletten ayrılma ya devleti ele geçirme; her ikisi de yanlış. Sol bu hatayı işledi. Üniter devlet kendini nasıl teşkilatlandırıyorsa yapsın ama demokrasiye alan tanıyacak, yer tanıyacak. Örneğin İstanbul kenti. Yasal temeli zayıf. Devlet yasalarıyla olmuyor, yerel yönetim yasaları da yetmiyor. Yöneticisini gerçek bir seçimle seçebilecekleri, bunun Anayasal güvenceye alındığı bir şey gerekiyor. Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı dedik. Kayyım falan olmaz. Bu demokrasi ilkesidir. İster %90’lık, ister %5’lik halk olsun, bunlar kendini yönetecek. Suriye için de bunu diyorum. Sen bir kente İstanbul’dan emniyet müdürü atayamazsın. Sınırsız bir hükmetme şeyi var. Köy, aile her şeye hükmetme. Köy, aile hepsi demokratikleşecek” (21 Nisan İmralı Görüşme Tutanağı).
Demokratik cumhuriyete demokratik toplum olarak entegre olacaklarını dile getiren Öcalan, üniter devletin demokrasiye yani demokratik topluma alan tanıması gerektiğini İstanbul kentinden örnek vererek anlatmıştı. Yöneticisi valilikler gibi atamayla değil seçimle gelen, Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’ndaki çekincelerin kaldırılacağı, Anayasal güvenceye sahip bir kent modeli önermişti. Yerel polislerin valiliklere değil seçimle gelen belediyeye bağlı olduğu, emniyet müdürünü dahi kendisi atayan, merkezi idareden uzaklaşan bir tür öz yönetim tarifi yapılmıştı.
‘KÜRT ÖZYÖNETİM İRADESİ KABUL EDİLECEK’
KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu’nun, Öcalan’ın üç kilit kavram olarak tanımladığı, “Barış, demokratik toplum ve entegrasyon” tanımlamalarıyla ilgili PKK’nın yayın organı Medya Haber’e 5 Eylül’de yaptığı açıklamalar, PKK’nın söz konusu 101 kavramlarla hedefinin “Öz yönetim” olduğunu belirtmesi açısından kritik önemdeydi.
Karasu şöyle diyordu: “Barış, demokratik toplum ve entegrasyon. Entegrasyon derken demokratik entegrasyon. Cumhuriyet’le birleşme, bütünleşme ama nasıl? Demokratik temelde. Kürt halkının varlığını, kimliğini kabul ederek bütünleşmesi gerekir. Öyle anlaşılması gerekir. Kürtler üzerinde asimilasyon, soykırım politikaları devam edecekse o zaman ne entegrasyon olur ne bütünleşme olur ne de bu süreç ilerler. Bu yönüyle Önderlik, temel “barış, demokratik toplum, entegrasyondur diyor. Barış olacak, demokratik toplum olacak. Kürtler özgür örgütlenecek, kendini ifade edecek, irade sahibi olacak. Kendi hakları kabul edilecek, kimliği, kültürü kabul edilecek. Kürt öz yönetim iradesi kabul edilecek” (Özgür Politika. 2025, Eylül 4).
Entegrasyonun masaldan ibaret olduğu Şam yönetimi ile PYD arasında krizle gün yüzüne çıktı.
‘ROJAVA’ KIŞKIRTMASI
Kandil-SDG-İmralı-DEM Parti tüm destekçilerini ‘Rojava’ provokasyonlarına çağırdı.
Terör örgütü PKK’nın çatı yapılanması KCK’nın Yürütme Konseyi üyesi Mustafa Karasu, ‘4 parça Kürdistan’ vurgulu sokak kışkırtması yaparak,Karasu, “Kürdistan gençliği bugünler için vardır” diyerek gençleri çatışma bölgelerine gitmeye ve ölmeye teşvik etti.
BAKIRHAN ÖZERKLİK İSTİYOR!
DEM Parti grup toplantısını Suriye sınırındaki Nusaybin’de yaptı. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, entegrasyon hedefinin Kürtlere statü olduğunu açık açık dile getirdi;
“Kürdün kaderine neden statüsüzlük kimliksizlik düşsün, Nahçivan’da Azerilere özerklik, Kıbrıs’ta Türklere devlet, Kürtlere ise ‘statüsüzlük’ diyen herkes Kürt düşmanıdır, bu tarihe böyle geçecektir.”
Bakırhan statüyü devlet kurmakla, özerklikle açıklıyor! Açıkça Türkiye’ye meydan okuyor!
TÜRK BAYRAĞI İNDİRİLDİ!
Bakırhan’ın mesajları sonrası Mardin’in Nusaybin ilçesinde, ellerinde Öcalan bayrakları bulunan bir grup tarafından sınır hattındaki Türk bayrağı gönderden indirildi!
Sürecin evrileceği nokta başından beri açıktı; Suriye’de PKK/PYD’ye terör üssü, Türkiye’de özerklik!
İMRALI’DA ‘FEDERASYON’ MESAİSİ
Bakırhan’a talimat Bahçeli’nin “kurucu önder” dediği Öcalan’dan gelmişti.
Bebek katili, Veryansın Tv’nin ortaya çıkardığı 21 Nisan’da İmralı heyetiyle yaptığı görüşmede, Türkiye’nin federasyondan çekindiği için “federasyon” kelimesi yerine “yerel demokrasi” kelimesini kullandıklarını ancak bunun özerklik olduğunu, valiye ihtiyaç olmadığını, yerel polislerin bağlı olduğu bir belediye istediklerini ifade etmişti;
“Türkiye federasyondan çok çekiniyor. Bilerek özerklik demiyorum, yerel demokrasi diyorum. Ama bu da dünyanın her tarafında özerkliktir. Londra örneği böyledir, önemlidir. Seçilen belediye başkanı dışında ayrıca Vali yoktur. Yerel polis, yerel yapılar belediyeye bağlıdır. Türkiye’de de böyle bir demokrasi çerçevesi çizeceğiz. Bunu hangi blok desteklerse biz onunla ittifak yapacağız. Demokratik Cumhuriyet Bloku diyeceğiz. Önümüzdeki seçimlere böyle bir şeyimiz olacak.”
Başından bu yana PKK’nın hedefi bütün uzantılarıyla birlikte aynıydı.
Sesimiz çıktığınca anlatmaya çalıştık, bizi dinlemediler. Şimdi AKP medyasında, DEM Parti’nin bölücü talepleri, SDG’nin aslında özerklik istediği yazılıp çiziliyor!
Şimdi anladınız mı “Suriye olayları barışı baltalıyor’ diyen Öcalan’a verdiğiniz payenin yanlışlığını?
“Ev ev direnin” çağrısı yapan Kandil’e iş tutulamayacağını?
DEM Parti’nin amacının aslında ‘barış’ değil özerklik olduğunu? Suriye’de bölücülük peşinde koştuklarını?
SDG’ye göz kırpan, Mazlum Abdi’yi Türkiye’de ağırlamaya çalışan açılımcıların ihanetini?
Evet beyler… Madem bu bölücüleri yakından görme şansınız oldu(!), madem gerçekten terörsüz bir Türkiye, terörsüz bir bölge istiyorsunuz o halde masayı dağıtmanın tam vakti! Bekliyoruz!
