‘6’lı mutabakatı kimler yazdı bir bilseniz…’ başlıklı yazıma toplumun ilgi gösterip, tek bir siyasi parti yetkilisinin tek cümle etmemesinin anlamı ne olabilir sizce?
Metnin, Demokratik Gelişim Enstitüsü adlı İngiliz merkezli kuruluş tarafından 2021 yılında hazırlanan ve geçen ay masaya yatırılan Anayasa çalışmasıyla olan tıpatıp benzerliğini gördük.
Benzerlik bu enstitünün yazdıklarıyla da sınırlı değil.
Bir başka benzerlik de Denge Denetleme Ağı adı verilen bir kuruluşun hazırladığı Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem raporunda da görebiliyorsunuz.
Bu kuruluş 6 partinin toplanmasından önce bu 6 partiyi tek tek gezerek, hazırladıkları raporu sundular.
Sundukları raporu internetten bulabilirsiniz, 6’lı masanın mutabakat metniyle siz karşılaştırabilirsiniz.
Peki bu kuruluş neyin nesi?
Sürekli Anayasa çalışmaları yapan Denge Denetleme Ağı yurtdışı destekli bir kuruluş. Kuruluşa İstanbul Politikalar Merkezi, Birleşik Krallık Dışişleri Bakanlığı, Avrupa Birliği Komisyonu Sivil Düşün Programı, Alman Marshal Vakfı, Hollanda Kraliyeti tarafından büyük bir fon aktarımı yapıldığı biliniyor.
Yani bambaşka ülkeler Türkiye’de ‘yeni anayasa’ çalışması yapsın diye bu kuruluşa para yağdırıyor. Ne kadar iyiler!
Ama ben bununla ilgilenmeyeceğim.
***
6’lı masanın mutabakat metninin adı Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem…
Başlığa bakınca metin bir sistemi anlatıyor ama metnin içine girince bunun bir anayasa taslağı olduğunu hemen anlıyorsunuz. Zaten yorumlar da genel olarak böyle.
Bu kısa metinde dikkat çeken bir ifade vardı. İşte o ifadeden yola çıkacağız.
“1921 Anayasası’nın nispeten kapsayıcılığının peşinden kurulan Türkiye Cumhuriyeti devleti, sonraki anayasalarında daha dar kalıplara girmiştir.”
İfade bu… Çok da kritik.
1921 Anayasası’nın dışında daha sonra yapılan anayasaların ‘kapsayıcı’ olmadığını anlatıyor.
Bu vurgunun neden yapıldığını geçen yazımızda belirtmiştik. Burada belirteceğimiz ise ‘1921’ Anayasası’na yapılan vurguların daha öncelerden kimler tarafından yapıldığı üzerine olacak.
***
‘Yeni Anayasa’ ve ‘Sivil Anayasa’ sözünü şu 15 yılda hiç duymadığımız kadar duyduk. O kadar çok metin yazıldı ki, her şey birbirine girdi, kim neyi diyor hepsi unutuldu.
Şimdi hatırlama zamanı.
***
Değerli okuyucular, 6’lı masanın metnindeki 1921 Anayasası boşuna yazılmadı.
Önce şunu hatırlatalım:
1921 vurgusunu Türkiye’de ilk yapan kişi PKK lideri Abdullah Öcalan’dı.
Kendisinin yazdığı ‘Demokratik Özerklik’ teorisine (!) göre, bir çözüm üretilmesi gerekiyordu. “Özgür Kürdistan devleti” yerine, en doğru çözümün Demokratik Özerklik olduğunu, yani Türkiye içinde bir özerk yapı olması gerektiğini söylemeye başlamıştı.
Sözde teorisini bir zemine oturtmuştu ve kapsayıcı olacaktı.
İşte o kapsayıcılığı 1921 Anayasası’nda buldu.
Uzun yıllar 1921 Anayasası üzerinde çalıştı.
“Kürt sorunu başta olmak üzere Türkiye’nin yaşadığı sorunları çözmesi için 1921 Anayasası’nın günümüze uyarlanması gerekir. Biz demokratik özerklik konusunda 1921 Anayasası’nı referans alıyoruz” diyecekti…
FETÖ’nün yargıyı ele geçirdiği 2010’daki Anayasa görüşmelerinin yapıldığı süreçte de şu ifadeleri kullanacaktı:
“1916-20 sürecinden sonra 1921 Anayasası oluştu. Bu anayasanın daha sonra netleştirilip demokratikleştirilmesi beklenirken 1924 Anayasası ile -bu anayasada tamamen Kürtlerin inkârı vardır- daha oligarşik ve bürokratik bir anayasa haline getirildi. Şimdi de AKP anayasası haline getiriliyor. Ben, 1921 Anayasası’nı yeniden güncelleyelim diyorum.”
PKK lideri, bu kapsayıcılık çerçevesinde Demokratik Ulus İnşası yaptıklarını yazacaktı. (12 Aralık 2010)
İşte 1921 Anayasası vurgusunu 2000’li yılların başında ilk yapan kişilerden biriydi Öcalan… Birkaç yıl sonra da benzer sözü dönemin Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’den duyacaktık. Gül’e göre de, “Türkiye’nin en özgürlükçü Anayasası” 1921’di.
Öcalan’ın bu çağrısı HDP’nin eski adı Demokratik Toplum Partisi’nin Ekim 2007 Kongresine damga vuracak ve kongrenin sonuç bildirgesine bu ifade eklenecekti. “Türkiyelilik” üst kimliği ile vatandaşlığın ele alınmasının savunulduğu bildirgede, 6’lı masaya çok benzer şu ifadeler kullanılacaktı:
“… farklı kimlik ve kültürler, kendi farklılıklarını anayasal güvence içerisinde koruyup geliştirdikleri bu sistemle daha özgür bir ortama kavuşacaklardır. Aslında 1920’lerde kabul edilmiş olan bu esaslar, 1921 anayasasında da yer almış, 1924 Anayasası ile ortadan kaldırılmıştır.”
PKK’nın siyasi kolunun parti programlarına da giren bu tanımlama üzerinden çok fazla raporlar ortaya saçılacaktı. Makaleler yazılacak, görüşler belirtilecekti.
Onlardan biri de Murat Belge’nin başkanlığını yaptığı, Osman Kavala’nın yönetiminde olduğu, yurtdışından fonlanan ve ‘Kürt Sorunu İçin Barış İnisiyatifi’nin parçası olarak bilinen Helsinki Yurttaşlık Derneği’ydi.
Dernek tarafından hazırlanan derginin ‘Demokratik Özerklik Üzerine’ başlıklı Mesut Yeğen tarafından Ağustos 2011’de hazırlanan makalesinde Öcalan’ın tutumu anlatılıyordu.
“Öcalan demokratik özerkliği tartışırken sık sık vilayetleri özerk idari birimler olarak tanımlayan 1921 Anayasasına referans vermekle beraber, gene aynı sıklıkla özerk Kürdistan’dan da bahsediyor, yerel ve özerk ekonomiden de. DTK metninin başlığı ise malum Demokratik Özerk Kürdistan Modeli Taslağı.”
Çünkü 1921 Anayasası dönemin şartları gereği ‘muhtariyet’ yani özerklik veriyordu. Bunu da eyalet kapsamında değil, vilayet kapsamında sunuyordu.
Öcalan’ın tutunduğu birinci dal buydu.
İkincisi zaten, bir millet tanımının olmamasıydı.
***
HDP’ye görev verilmişti… Sürekli 1921 Anayasası üzerinde ‘kapsayıcılık’ vurgusu yapılacaktı.
Tutuklu bulunan eski Eşbaşkan Figen Yüksekdağ da Temmuz 2019’da bu vurguyu yapanlardan biri olacaktı:
“1921 Anayasası’nın 3. maddesi 11. fıkrasında özerklik, kendi kendisini idare eden, bu güce sahip olan idari güçler olarak tanımlanır” diyecek ve 1921 Anayasası üzerinden yeni bir anayasanın inşasını isteyecekti.
***
Hatip Dicle de daha geçen ay Almanya’nın başkenti Berlin’de bir konferansta 1921 vurgusu yapacaktı.
Ama asıl vurgu HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar’dan tam da CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’yla görüşmesinin hemen ardından geldi.
Sancar, CHP lideriyle 5 Şubat 2021’de “Parlamenter sisteme dönüşte 1921 Anayasası ilham alınabilir” demişti.
Bu çok anlamlıydı, zira 6’lı parti olarak parlamenter sistem konusu konuşulmaya henüz başlanmıştı. Mithat Sancar’ın dileği de bugün olmuş oldu.
***
İşte Sancar’ın bu çıkışı yaptığı sıralarda Cumhurbaşkanlığı bünyesinde de bir Anayasa çalışması başladığı ilan edilmişti.
Bakın, tarih 2021. Yani geçen yıl.
Çalışmayı yapanlar, hummalı bir çalışma içerisinde olduklarını belirtiyor; SETA’da toplantılar yapılıyor, raporlar hazırlanıyordu.
Bu konuşmalarda da 1921 vurgusu yapıldı.
İşte tam o sırada dönemin Adalet Bakanı Abdülhamit Gül çıktı ve aynen şunları söyledi:
“Bugün 1921 Anayasası’nın ruhuyla, yine cumhuriyetimiz ikinci yüzyılına girerken, yeni bir toplumsal sözleşmeyi, yine gazi meclisimizin iradesiyle, milletimizin iradesiyle yeni anayasayla taçlanacağına olan inancımız tamdır. 1921 Anayasası; Türkiye’de yaşayan herkesin, her düşüncenin, her inancın, her anlayışın yansıdığı bir toplumsal sözleşme metnidir.”
AKP ile HDP pişti olmuştu.
Açıklamadan 12 gün sonra, 20 Şubat 2021’de FETÖ şaibeli AKP Grup Başkanvekili Cahit Özkan kameralar karşısına çıkmış, bu anayasa çalışmasının, ‘Yeniden Kuruluş Anayasası’ olacağını belirtmişti.
Halbuki, ‘Yeniden Kuruluş Anayasası’ ifadesinin asıl mimarı eski CIA ajanı Graham Fuller’di.
Sonra karşımıza aynı ifadelerle Külliye’de anayasa hazırlayanların başındaki Prof. Dr. Yavuz Atar çıkacaktı. Hani FETÖ’nün Mimoza Yayın Şirketi’nin ortağı olan ama yargılanmayan Yavuz Atar. Bank Asya yönetim kurulu üyelerinden Sami Karahan’ın hem ortağı hem de çok samimi arkadaşı olan Atar…
Atar yazdıkları anayasanın başlangıç bölümünü değiştireceklerini, bunun kapsayıcı bir anayasa olduğu söyleyecekti.
İşte bu sözlerden aylar sonra 10 Eylül 2021 tarihinde Türkiye gazetesi manşetten ‘İlk dört maddeye kritik revizyon, Anayasa’nın dili değişiyor’ haberiyle karşımıza çıktı.
Habere göre, millet tanımı değişecek, dil de değişecekti.
Bunu hazırlayan da işte AKP’nin ta kendisiydi. Onların da 1921 Anayasası’na vurgusunun altında sadece ‘özerklik’ ve ‘millet kimliğinin’ yer alması yatmıyordu. Buna ek olarak 1921’de ‘Devletin Dini İslam’dır’ maddesinin yeniden gelmesini istiyorlardı…
Her şey açıktı. Tüm partiler 1921’de birleşmişti.
Bu yazıya, “‘6’lı mutabakatı kimler yazdı bir bilseniz…’ başlıklı yazıma toplumun ilgi gösterip, tek bir siyaset partisi yetkilisinin tek cümle etmemesinin anlamı ne olabilir sizce?” sorusuyla başlamıştım.
Cevabı şimdi biliyorsunuz.
O masada 6 parti yok!
8 parti var!
AKP de orada, masanın tam ortasında!
… ve hepsi 1923 öncesini istiyor.
Bebek katili ne zaman lider oldu. Onu bu şekilde tanimlamaniz doğru değil
Ülkeyi başkanlık sistemi ile, yaşanmaz hale getirip, sonrada halka “bakın kurtulusunuz bu anayasa değişikliği” demektir bu. İyi polis, kötü polis oyunu yani
İşte örnek gazetecilik. Bravo.
Erdem abi eline sağlık çok güzel bir devam yazısı olmuş. Bu Türkiye yi yıkım projesine karşı durulacak yerin burası olduğunu bu çatı altında toplanmak gerektiğini bir kez daha gösterdin. Umarım bu yazıda geniş kitlelere ulaşır
Bu vahim durumu iyi açıkladın sanki uyanması gerekenler alarmı kurmayı unutmuşlar
Tam yüz yıl bundan önceki gibi hainler ve ingiliz casusları masa basında peki türkü kurtaran atatürk sen nerdesin?
CHP Yönetimi, CHP’yi berhava etmek istiyor, hayli de yol aldılar.Yazık, çok yazık !
Çok güzel çözümleme. Daha açıkçası bu 6+2 Cumhuriyet öncesi özlemciliği içindedir. Bu masaya katılanlar ya da katılmayanlar ortak paydada buluşmuştur. Cumhuriyet’i kuran partiye yıktırma projesi yol almayı sürdürüyor. Elbette var gücümüzle karşısında duracağız bu gidişin.
1921 anayasası iyi bir anayasa sanırım.inceleyeceğim.
Yine tam 12’den vurmuşsunuz. Yapılanların ana maksadını ve kimler tarafından istendiğini net ve açık bir şekilde somut olgulara dayalı olarak bizleri aydınlattınız. Teşekkürler.
bildiğim kadarıyla, 21 Anayasası, Kurtuluş Savaşı döneminde muvakkaten yapılmış geçici bir sistemdi. asıl anayasa zaten Cumhuriyet kurulduktan sonra yapılacaktı. bu düşman işbirlikçisi kimseler, bu metne niye sarılıyor ben de bunu anlamadım.
Mükemmel bir plana kurban adayıyız demek ki…