Erdem Atay yazdı…
Şaşırmayacağınız bir olay daha!
Olmamıştı!
“Bu da oldu, rahatladık” demeye hazır mısınız?
Başlayalım o zaman…
Ama başlamadan önce bir teşekkürü eksik etmeyelim.
Bingöl’de dün güzel bir gelişme yaşandı.
Bingöl Valisi Dr. Ahmet Hamdi Usta, “Devlet – Millet elele” diyerek Bingöl Emniyet ve Jandarma Teşkilatına kazandırılan 162 araç için hayırsever iş insanlarına şükranlarını sundu.

Ve araçları alan hayırsever iş insanlarına plaket takdim edildi.
Biz de bu hayırsever işadamlarına çok teşekkür ederiz.

***
Artık başlayabiliriz!
Aslında başladık da, nasıl başladığımızı yazının sonunda anlamış olun.
***
Şimdi sizi 2000’li yılların başlarına götüreceğim ve bazı haberleri hatırlatacağım.
***
Yıl 2013.
Eylül ayı.
Terör örgütü PKK eylemlere başlamış ve özellikle Güneydoğu’da bölgede iş yapan şirketleri rahat bırakmıyordu.
Bir operasyon kararı aldılar. Bingöl’ün Kığı ile Yayladere İlçesi arasındaki bir yol inşaatı şantiyesini basacaklardı.
Karar verildi ve PKK’lılar yol inşaat şantiyesini bastılar. 29 Eylül’de yapılan baskında PKK’lılar şantiyenin sahibi Karlıovalı müteahhit Muhsin Borak’ı ve işçileri köy alanına topladı.
Bir süre örgüt propagandası yapan PKK’lılar silahlarıyla şirketin sahibi Muhsin Borak’ı rehin aldılar ve kaçırdılar.
***
Haber hızla bölge halkına yayıldı. Kaçırılan kişinin kardeşi Hilmi Borak da duydu.
Ağabeyini kurtarmaya karar vermişti.
Kararını verdi ve 2 gün sonra ağabeyini kurtarmak için PKK’lıların bulunduğu bölgeye gitti.
O da kaybolmuştu.
Yaklaşık 10 gün boyunca haber alınamadı ikisinden de…
Nihayet 10 Ekim’de müteahhit Muhsin Borak, Kiğı ilçesi yakınlarında serbest bırakıldı.
Fakat PKK, Hilmi Borak’ı başka bölgeye götürdü ve onu da iki gün sonra Bingöl il merkezi yakınlarında serbest bıraktılar.
***
Bu hikaye aklınızda kalsın, tekrar geleceğiz.
***
Şimdi başka bir konuya, onun için de 2007’ye dönelim.
Kod adı: Ferhat!
PKK’nın dağ kadrosunda…
TSK ile girdiği bir yoğun çatışmada Ferhat bir anda ortadan kayboluyor. Birkaç gün geçiyor. Çok sayıda teröristin öldüğü çatışma sonrası PKK bir açıklama yayınlıyor.
Ölenler arasında Ferhat’ı da söylüyor.
Ancak sonra ortaya çıkıyor ki, Ferhat güvenlik güçlerine yakalanmış. Terörist Ferhat olayı şöyle anlatıyor:
“Yayladere’de at sırtında erzak taşırken pusuya düştük. Kaçarken sırt çantam ve hücum yeleğim atın üzerinde kaldı. Bir hafta saklandığım için benden haber alamayan örgüt, öldüğümü düşünerek beni Roj TV haberlerinde şehit gösterdi.”
Yakalanan “Ferhat” kod adlı teröristin ifadesi alınıyor.
12 Eylül 2006 yılında Diyarbakır’da bir parkın dışında yaşanan patlama sonrası 7’si çocuk 10 kişi ölmüştü. İşte Ferhat o eylemdeki bombanın PKK’nın kullandığı bomba olduğunu açıklıyor.
Başka ne diyor?
13 silahlı eyleme katıldığını, Bingöl Yayladere’de yapılan mayınlamayla çok sayıda askeri yaraladıklarını anlatıyor.
Aynı Ferhat, PKK’nın Ilıcalar Karakolu’nda 2 askeri, Elazığ-Bingöl karayolunda da 4 askeri şehit ettiğini itiraf ediyor.
Bu itiraflarından sonra Ferhat kod adlı terörist cezaevine giriyor, bir süre kalıyor ve sonra da serbest bırakılıyor.
Ferhat’ın eşi de PKK için 3 yıl boyunca dağlarda çatışmış kişilerden…
***
“E, ne oldu şimdi ne alaka diyenler” çoğunluktadır.
Olay şu…
O kod adı Ferhat olan PKK’lı teröristin gerçek adı ne biliyor musunuz?
Hilmi Borak!
Hani kaçırılan ağabeyini kurtarmak için PKK’lıların bölgesine giden Hilmi Borak!
Peki başka?
İçişleri Bakanlığı ve Bingöl Valisinin talimatıyla Jandarma komutanından plaketi alan “hayırsever” iş adamlarından biri de Hilmi Borak!
Yazı bu kadar!




Kavramlarla Değil, Sonuçlarla Yüzleşmek
Bir gazetede kalem oynatmak, yalnızca fikir beyan etmek değildir; o fikirlerin toplumsal hayatta nasıl karşılık bulduğunu da göze almaktır. Son günlerde “vatandaşlık” başlığı altında savunulan söylemler, kâğıt üzerinde kapsayıcı ve yumuşak görünebilir. Ancak sahadaki karşılığı, anlatıldığı kadar masum değildir.
Biçimi farklı olsa da öz değişmemektedir. “Vatandaşlık” söylemi, bölücü gündemden ayrı bir yerde durmuyorsa, bunun adı entelektüel tartışma değil, kavram makyajıdır. Ortak nokta açıktır: vatan toprağının, egemenliğin ve ortak aidiyetin aşındırılması. Kavramlar değiştirildiğinde gerçek değişmez.
Bu mesele benim için teorik bir tartışma değildir. Ailem bu sürecin doğrudan sonuçlarını yaşamaktadır. Kardeşim bugün cezaevindeyse, bu tür söylemlerin normalleştirdiği zeminin payı yok sayılamaz. Yazılarda anlatılan “soyut hak ve özgürlük” çerçevesi, gerçek hayatta bazı aileler için somut yıkımlara dönüşmektedir.
Kalemin sorumluluğu tam da burada başlar. Yazmak, yalnızca niyet beyan etmek değil; o niyetin kimlerin hayatına nasıl dokunduğunu sorgulamaktır. Hayattan, sahadan ve sonuçlardan kopuk metinler, okuru ikna etmez; yalnızca gerçekliği perdelemeye yarar.
Toplumu bir arada tutan değerler, kavram oyunlarıyla değil, ortak sorumluluk bilinciyle güçlenir. Bugün ihtiyaç duyduğumuz şey, yeni tanımlar değil; yaşananların bedelini görmezden gelmeyen, sahici bir yüzleşmedir.
1. yorumuma düzeltme:
” Hilmi Borak, güvenlik güçlerine teslim olmuş, hatta geri dönmüş ve devletine hizmet etmeyi kabul etmiş; bu nedenle PKK tarafından abisi kaçırılmış olabilir. Adam kimin gücünü hissederse ona çalışan bir kişilik de olabilir; gerçekten PKK dan kopup devletine teslim olmuş ama devlet içindeki gladyo artıkları ve pkk tarafından çekiştirilip durmuş, rahat bırakılmamış da olabilir. “
6. yorumuma düzeltme:
” Vatan Partisinden ayrılmanız üzücüydü, partide mücadeleyi değil fikirlerinizde ısrarcı olmayı ve fikirlerinizi örgütte yükseltmeyi değil kolay yolu seçtiniz. O mücadele, doğru ve etik çerçevede kalarak yapılırsa sizi de partiyi de değiştirir geliştirir.
Vatan Partisi Doğu Perinçek’in malı değil, Türk milletinin tarihsel ürünü ve malıdır. “
10: …; eminim teorik ve pratik düşünsel ve eylemsel dönüşüm ve deviniminiz vatan partisine dönüşünüzü oluşturacak. Sizi seviyorum.
2/6: Çözüme değil sadece olay ayrıntılarına enerji harcıyorsunuz Veryansın TV olarak. Bir devrim gerek. Üreticilerin devrimci milli hükümetinin kurulması ve bataklığın kurutulması gerek.
işadamalrından zorla para toplandığını yazan yerel muhabirde gözaltına almış sanırım kayseride onalrtvde bahsedilmişti.TC yıkıldığı için asker pkklı aynı akrede yer alıyor atık düzen değişti.
Koskaca devlet, bunlarin verecegi arabaya muhtac he. Yazik lan.
Ne söylenmeli bilmiyorum. Var olmaktan utanıyorum!
Yine ilginç habere imza atmışsınız. Tebrikler. İyi ki varsınız🙏