Erdem Atay yazdı…
Türkiye’nin gündemine yetişmek mümkün olmadığı için, daha önce yazmam gereken bir yazıyı yazıyorum şimdi.
Hatırlarsınız belki… Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT), Başsavcılık ve Dışişleri Bakanlığı FETÖ’nün Dışişleri Bakanlığı yapılanmasıyla ilgili çalışma yapmıştı.
Yapılan çalışmada FETÖ’nün bakanlık sınavlarına kendilerinden olan kişileri yetiştirdiği belirlenmiş, aynı zamanda bakanlıkta görev yapan kripto FETÖ’cüler tespit edilmişti.
Yaklaşık 4 ay boyunca yapılan çalışma sonucunda FETÖ’nün bakanlıktan kritik kadroları ele geçirmek için planlar yaptığı ve bunları uygulamaya geçtiği ortaya çıkmıştı.
***
Dışişleri’nde FETÖ’cü olduğu tespit edilen kişiler neler yapmamışlardı ki!
Fişleme…
Himmet toplama…
Kritik bilgileri sızdırma…
Örgütlenme…
***
Gazeteci Nedim Şener, 24 Ekim 2025 tarihinde Hürriyet gazetesindeki köşesinde, geçen Mayıs ayında aniden merkeze çekilen Tel Aviv Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Gürçay Şeker’in de aralarında bulunduğu toplam 58 Dışişleri çalışanının tutuklandığını yazmıştı. Ancak edindiğimiz bilgilere göre, Gürçay Şeker hakkında o tarihte ne bir gözaltı ne de bir adli işlem söz konusuydu. Şeker, yazının yayımlandığı tarihten yaklaşık 10-15 gün sonra kurumdan ihraç edildi.
***
Gürçay Şeker’in Tel Aviv Maslahatgüzarlığından KKTC Büyükelçisi Yasin Ekrem Serim ile art arda merkeze çekilmiş olması dikkat çekici.
Yasin Ekrem Serim tartışmasını biliyorsunuz. Hani şu Halil Falyalı’nın kayıp kaset mevzuları sonrası görevden alınan isim…
Şimdi hepsini bir arada toplayınca insanın aklına Türkiye-KKTC-İsrail hattında neler oluyor sorusu geliyor. Acaba bu hat üzerinde kurulmuş bir düzeneği bozmaya mı çalışıyorlar?
***
Aslında Tel Aviv Büyükelçiliğindeki FETÖ vakaları yeni değil. Elimde bu konuyla ilgili çok sayıda bilgi var ancak doğrulatamadığım için yazamıyorum.
Netleştirdiğim bilgi ise, Temmuz 2023 yılında Tel Aviv’de Ticaret Müşavirliği yapan kişinin Sabiha Gökçen havalimanında hiç beklenmedik bir şekilde FETÖ şüphelisi olarak gözaltına alınmış olması. Ardından bahse konu kişi hakkında delil bulunamadığı gerekçesiyle bakanlıktaki işine yeniden iade edilmesi.
Oldukça garip.
***
Gürçay Şeker’den devam edelim.
Şeker, Tel Aviv’deki görevinden önce eski Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’nin danışmanlığını yapmış bir kişi. Ondan önce de Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Özel Kalemi olan Hasan Doğan’ın ekibinde çalışmıştı.
Şeker’in FETÖ’cü olduğu gerekçesiyle ihraç edilmesi AKP ve bürokrasi içindeki savaşın da bir başka versiyonu olsa gerek. Zira Şeker, Hakan Fidan’ın rakiplerinden bir ekibin üyesi gibi görünüyor ve öyle konuşuluyor.
***
Buraya kadar yazdıklarımız bize şunu gösteriyor:
Dışişleri Bakanlığında bir kavga var ve bu kavgada FETÖ’cüler de ifşa edilmeye başlanıyor.
Madem böyle bir durum var ve sıkıntı büyük… Biz de aklımıza takılan bir kişiyi soralım devlet büyüklerimize…
Yani gelelim konumuza…
Nuh Yılmaz’ı duymuşsunuzdur.
Bilmeyenler için kısaca özgeçmişini hatırlatalım.
Akademisyen olarak çalışma hayatına başladı, sonra gazeteci oldu, CNN Türk’ün ve ardından ATV’nin Vaşington temsilcisi yapıldı. SETA’ya katıldı.
Bir süre burada görev yaptı, yeniden gazeteciliğe döndü, El Cezire Türk ve Star gazetesinde çalıştı.
Yeniden akademisyenlik yaptı.
Hakan Fidan döneminde de Milli İstihbarat Teşkilatı’nda görev aldı. 2013’ten 2023’e kadar MİT’te önemli görevler yürüten Yılmaz, Haziran 2023 yılında da Dışişleri Bakanlığında Bakan Başdanışmanı oldu. Yılmaz ardından da Bakan Yardımcılığı görevine getirildi.
Yani Hakan Fidan Nuh Yılmaz’ı hep yanında götürdü.
Nuh Yılmaz’ın aynı zamanda gazetecilerle de arası iyiydi. Hatta öyle ki, bazı kritik görevdeki gazetecilerle Nuh Yılmaz’ın arasının çok iyi olduğu ve operasyonel haberleri Yılmaz’ın üzerinden yaptıkları konuşulmuştu. Bu gazetecilere de gazeteciler arasında “Nuh’un adamları” deniyordu.
Bakan Yardımcılığı görevini yaparken bir anda Şam Büyükelçiliğine atandı Nuh Yılmaz.
Görevine hala neden başlamadı bilinmiyor ancak bu tenzili rütbe kafalarda soru işareti bırakıyor.
***
Konumuz Nuh Yılmaz değil. Ama Nuh Yılmaz’ı iyi tanıyan biri. Kiminle konuşsak aynı şeyi vurguluyor. “Nuh Yılmaz’ın sağ kolu kim” diye sorulduğunda ilk başta ismi söylenen kişi: Emirhan Yorulmazlar.
Peki kimdir Emirhan Yorulmazlar?
Yorulmazlar, Dışişleri’nde Ahmet Davutoğlu’nun ekibinden biri olarak biliniyor.
Hatta Davutoğlu Dışişleri Bakanı iken (2009-2011) bakanın Özel Kalem Müdür Yardımcısı.
Peki o dönemde (2008-2011) Özel Kalem Müdürü kim?
FETÖ’den tutuklanan Gürcan Balık!
İşte onun yardımcısı.
Emirhan Yorulmazlar, yazı ve akademik makaleler de kaleme alırdı.
Nerede ve kimlerle mi yazılar yazdı?
Mesela FETÖ’nün Today’s Zaman gazetesinde…
Yorulmazlar’ın bu gazetede birden fazla makalesi yayımlanmıştı. Bu yazılara şu an ulaşılamıyor, arşive girenler göreceklerdir.
Emirhan Yorulmazlar akademik makaleler de yazmıştı. Mesela Katar’a yerleşen Dr. Bülent Aras vardı. FETÖ’cü olduğu söylendi. Hakkında FETÖ’cü olduğuna dair onlarca yazı ve haber yazıldı, yapıldı. İşte Emirhan Yorulmazlar’ın Bülent Aras ile de pek çok ortak makalesi bulunuyor.

***
Yorulmazlar Dışişleri Bakanlığı’nda yükselirken yolu Londra’ya düşüyor. 2016’da Londra Başkonsolosu oluyor ancak 15 Temmuz darbe girişiminden hemen sonra aniden merkeze çekiliyor.
Bu olaylardan sonra uzun bir süre pek öne çıkmayan görev ve pozisyonlarda bulunuyor.

Emirhan Yorulmazlar’a, uzakta tutulduktan yıllar sonra bir görev veriliyor.
Hakan Fidan’ın göreve geldiği Haziran 2023’ten yaklaşık bir iki ay sonra Emirhan Yorulmazlar İsrail-Lübnan ve Ürdün’den sorumlu Ortadoğu Daire Başkanı olarak atanıyor.
Bu makama da kendisini Nuh Yılmaz’ın atadığı konuşuluyor.
Evet, yanlış okumadınız. Bu kişi şu an Ortadoğu Daire Başkanı…
Hem de İsrail’den sorumlu.
***
Şimdi Emirhan Yorulmazlar’ın Bülent Aras’la 2018 yılında New Perspectives on Turkey adlı dergide “State, institutions and reform in Turkey after July 15” başlıklı makalesine bakalım.
(Makaleye buradan ulaşabilirsiniz: https://www.researchgate.net/publication/329157594_State_institutions_and_reform_in_Turkey_after_July_15)

Makalede “FETÖ” yerine “Gülenist” ifadesi kullanılıyor.
Cumhurbaşkanı sistemi için “Sultanik siyasi düzen” deniliyor.
Bununla birlikte “Vesayetçi uygulamalar”, “Muhaliflerin temelsiz suçlamalarla kriminalize edilmesi”, “Solcu Kürt, Alevi ve gayrimüslim kimlikler genellikle Türk siyaseti içinde marjinalize edildi”, “AKP Gülenist projeyi benimsemeye istekli bir tavır sergiledi” gibi ifadeler söz konusu makalede geçiyor.
Bize de sormak düşüyor: MİT ve Dışişleri Bakanlığı yeterli çalışmayı yaptı mı?
Yaptıysa tamam ama ya yapmadıysa…
Madem İsrail ile savaş kapımızda…
Madem İsrail ile gerginlikler bölgeyi ateşe çevirebilir…
Madem İsrail ile Türkiye bölgede sessiz bir savaş veriyor…
Peki o zaman FETÖ’den ihraç edilen Gürçay Şeker nasıl oluyor da oraya atanıyor ve yıllarca görev yapıyor?
Tel Aviv’de neler oluyor?
Peki o zaman nasıl oluyor da Emirhan Yorulmazlar çok kritik bir koltukta oturuyor?
Nasıl olur da yıllarca MİT Başkanlığı yapmış Hakan Fidan ve 10 yıl Fidan’ın yanında MİT’te görev almış Nuh Yılmaz 15 Temmuz sonrası merkeze çekilen ve bu makaleleri yazan birini bu kritik makama atayabiliyor?
Yoksa AKP ve bürokrasi içindeki derin savaş FETÖ üzerinden tehditler ve adam kayırmacılıklarla mı yürüyor?
… isteyen istediği gibi herseyi kullanıyor.. yeterki amacına uygun düşsün..