Erdem Atay
Erdem Atay
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Diğer
  4. Karen Fogg’un e-postalarındaki Türk büyükelçi

Karen Fogg’un e-postalarındaki Türk büyükelçi

featured

Erdem Atay yazdı…

2000’li yıllardı…

Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye baskısının en üst düzeyde yaşandığı zamanlar…

Resmen içişlerimize müdahale ediyorlar, Ankara’yı dize getirmeye çalışıyorlardı. DSP-MHP-ANAP koalisyonu içlerinde bulunan hizipçilerle yıkılmak isteniyor, Amerikan projesiyle hazırlanıp önümüze sunulan AKP iktidar için hazırlanıyordu.

Kemalizmin ve milliyetçiliğin yükseldiği zamanlara denk gelen bu süreçte hedef üniversitesi öğrencileriydi.

Avrupalılar kafasına koymuş, Atatürk’ten uzak, devrimlere düşman, liberal bir gençlik yaratmak istiyordu. ABD ve Avrupa birlikte hareket ediyor, Türk üniversite öğrencileri için planlamalar, projeler hazırlanıyordu.

Bunun için kurulan bir forum vardı. Adı Avrupa Öğrenciler Forumu

Kısa adı AEGEE.

Amaçları Avrupa kimliğini ve kavramını Avrupalı gençler arasında tartışmaya açmak ve geleceğin Avrupası’nı bu tartışmalar sonucunda şekillendirmek.

Proje hazırdı ve görev Avrupa Birliği’nin o dönemki Türkiye temsilcisi Karen Fogg’a verilmişti.

Gazeteciler, diplomatlar, siyasetçiler üzerinden Türkiye’ye operasyon başlamıştı.

Fogg, Kıbrıs’ta Rauf Denktaş’a karşı Rumcu gençlerle yazışıyor, Denktaş ve Türkiye’ye karşı sokaklara dökülme çağrısı yapıyordu.

Mesela Fogg’un ‘şekerim’ diye hitap ettiği kişi Mehmet Ali Birand’dı. Hani o ‘duayen’ gazeteci! Birand, üst düzey Avrupalılarla bir takım gazetecileri evine davet edip gizli toplantı talepleri sunuyordu Fogg’a.

Kumpasların sözcüsü, her dönemin gazetecisi Cengiz Çandar da Fogg’a, ‘Senin bir önerini nasıl geri çevirebilirim?’ diyebilecek kadar teslimdi.

Karen Fogg’un ortaya saçılan e-postalarında ortaya çıktı ki, Avrupa gizlice bazı gazetecileri fonluyordu. Hatta Fogg’un Çandar’a gönderdiği bir e-postada aynen şu cümleler yer alıyordu:

“Sevgili Cengiz, bizim aylık haber bültenimizi biliyorsun. Birinci sayfada katışıksız Türk görüşünün dışında bir şeyler yazan, her ay başka bir Türk köşe yazarının makalesi var. Nitekim Şahin Alpay, Lale S. Cüneyt C. Emine Y. Ferdi T. Mehmet Ali B. Samy C. (Sami Kohen), Semih İ. Zeynep G. Mithat M. Mim Kemal bu yoldan geçtiler. Şimdi senin sıran. Nisan’da bizim konuk köşe yazarımız olur musun? Ödeme mümkün. Bize makbuz gönder.”

Gazeteci’ diye Türk milletinin başının üstüne koyduğu kişilerin hali buydu. Bugün de farksız değil…

***

Şimdi günümüze dönüyoruz.

Rusya – Ukrayna savaşı üzerinden Amerikancılar yine ortaya çıktı, bu kez daha cesaretliler. Rusya’nın bu saldırgan ve kabul edilemez tutumunu fırsat bilip, “Haydi hep birlikte NATO’cu olalım, Rusya’ya ambargo uygulayalım, aman ha Kars Ardahan’ı da alırlar, S-400’lerden vazgeçelim, bizim yerimiz Batı” gibi aynı propagandayı akıl almaz bir şekilde ilerlettiler.

Sanki bugüne kadar Türkiye’nin en büyük tehdidin Batı’dan geldiğini görmemişler gibi…

Ama görevleri var.

İşte onlardan biri…

Emekli Büyükelçi Selim Kuneralp.

“Ya Batı’dan yana olacaksınız ya da siz de dışlanmış olacaksınız” diyor.

Türkiye’nin en önemli tapu senetlerinden olan Montrö Boğazlar Sözleşmesinin değiştirilmesini istiyor. Tıpkı Vaşington gibi.

ABD ve Avrupa’ya el avuç açan, kukla Zelensky’e kahraman diyebiliyor.

Demirtaş ve Kavala’yı serbest bırakmanın tam zamanı diye konuşuyor.

Emekli askerlerin Rusya hayranı olduğunu hatta görevdeyken, Rusya’ya denizleri teslim edebileceğini bile tartışıyor.

Tüm bunları da ABD-FETÖ kumpası için kurulan Taraf Gazetesi’nden bozma Serbestiyet adlı bir internet sitesinde söylüyor.

Batı’da birçok yerden para alıp buna rağmen ‘bağımsız gazetecilik’ yaptığını iddia eden kumpasçıların buluştuğu bir site…

ABD’nin dünyaya demokrasi getirmeye çalıştığını bile bir zamanlar ifade eden Kuneralp kimdir peki?

Birçoğunuz biliyorsunuz ama hatırlatalım:

Kendisi işgal kuvvetleriyle birlikte harekete geçen Türk tarihinin yüz karası olarak adını altın harflerle yazdıran Ali Kemal’in torunu…

Sadece bu kadar mı?

Hayır değil, aynı zamanda Ali Kemal’in diğer torunu olan İngiltere Başbakanı Boris Johnson’ın da kuzeni.

Bir zamanlar Dışişleri Bakanlığı Avrupa Birliği Müdürü olmuş, İsveç ve İngiltere’de de büyükelçilik yapmıştı.

***

Ne önemi var bunun demeyin. O kadar önemli ki…

Şu an Amerika’ya sarılalım, NATO için savaşalım, Rusya’ya ambargo uygulayalım diyenlerin başını bunlar çekiyor işte.

***

Şimdi gelelim, yine en başa…

AB’nin Türkiye temsilcisi Karen Fogg’un e-postları ortaya çıktığında ismi en çok geçen kişi de Selim Kuneralp’ti.

Kuneralp’in Fogg’un adeta memuru gibi çalıştığı ortaya çıktı.

Fogg, AB bürokratı olan Alain Sevantie’ye 30 Ocak 2001’de attığı bir e-postada şunları yazmıştı:

“Şunu bilmelisin ki, Dijan (Türkiye’de bulunan kişilerden biri) AEGEE Türkiye çapında üniversiteleri ve öğrencileri harekete geçirebilecek kadar güçlü. Ve Kuneralp hala Dışişleri Bakanlığı çevresinde olduğu sürece, Avrupa Sokrates Leonardo gençliği için bir ulusal ajans kurmak zorunda.”

Yani Fogg diyor ki, “Kuneralp vereceğim talimatlara uymak zorunda!”

Üniversite öğrencilerini Kemalizme ve milliyetçiliğe karşı kışkırtıp, liberal ve Avrupa kimlikli bir nesil için mücadeleye sokmak için hazırlanan planın merkezinde Kuneralp de yer alıyordu. TÜSİAD’dan İshak Alaton ile Can Peker de vardı. Bir de tabii şu malum gazeteciler: Birand, Alpay, Çandar, Kohen, Murat Yetkin, Oral Çalışlar, Ahmet Sever (Abdullah Gül’ün 12 yıl boyunca eski danışmanlığını yapan kişi), Mehmet Altan

Evet, Fogg Türkiye’de bu projeyi uygulamak için bir şebeke kurmuştu. Bu kişiler de şebekenin içerisindeydi. Fogg’un yazışmalarda kodlar ve şifrelerle yazıştığı ortaya çıkmıştı.

Kuneralp, Fogg ile gizli görüşmeler yapıyor, nasıl oluyorsa Fogg’un eline Dışişleri’nin gizli evrak ve dosyaları bulunuyordu.

Kuneralp’in Türk devletinden gizli iş yaptığı şu e-posta ile ortaya çıkacaktı:

5 Aralık 2000.

Kuneralp’ten Fogg’a…

“Sevgili Karen, dünkü mesajımda yanlışlıkla Büyükelçinin e-posta adresini kullanmışım. Hala geçerli olan eski adresime yazmaya devam etmen gerek. (Yoksa senin mesajlarını burada herkes okuyabilir)

Yani Fogg ile Kuneralp yazışmasını bir Türk yetkilinin görmemesi gerekiyordu.

Büyükelçinin Avrupalı bürokratlara rapor yazdığı da ortaya çıkmıştı.

Hani DEVA Partisi’nin kurucularından Metin Gürcan’ın yaptığı para karşılığı yabancı devletlere Türkiye ile ilgili rapor vermesi olayı var ya!

Ha işte aynen olay buydu!

Ajanlık yaptığı gerekçesiyle Kuneralp’in gözaltına alınacağı beklenirken, Avrupa’dan gelen baskılar nedeniyle bunun olmadığı gazetelerde yazmıştı. Düşünün Avrupa’nın Türkiye üzerindeki gücünü… O Kuneralp kurtulmuştu.

Hatta dönemin Dışişleri Bakanı, Kuneralp’i merkeze çekmeye çalıştı ama onu bile başaramamıştı.

Tarih, 2002 Mayıs…

İsveç’in Aftonbladet isimli gazetesinde bir harita çıkıyor. Haritada Türkiye’nin bütün doğu bölgesi Kürdistan olarak gösteriliyor. Ki bu gazeteye Türkiye o dönem 46 bin kron turizim ilanı vermiş olmasına rağmen…

Bu olay dönemin Stokholm Büyükelçisi Selim Kuneralp’e soruluyor. Cevap akıl alır gibi değil:

“Haritada, Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı bölge buralarıdır denilmek isteniyor. Hukuki ve siyasi geçerliliği olmayan bir haritadır. Kaldı ki hukuki ve siyasi amaçlı bile olsa, ne yapabiliriz bilemiyorum. Bu olayı mahkemeye götürsek, burada kıyametler kopar ve mahkeme orası Kürdistan bölgesidir diye karar bile verebilir.”

İşte size geleni gideni Rusçu ilan eden Türkiye karşıtı yıkıcı faaliyetler yürüten kişilerle ortaklık yapan Kuneralp’in sicili…

Ne olacaktı, İsveç mahkemesi ‘Orası Kürdistan’dır’ deyince orası Kürdistan mı olacaktı?

Böyle bir büyükelçiydi işte kendisi…

… ve yine ortaya çıktı.

Hem de 2000’li yılların hesabını vermeden…

Avrupalılarla Türkiye karşıtı gizli görüşmeler yapmasına rağmen ceza almayan kişi, bugün çıkmış Türkiye’nin çıkarını düşünenleri Rusçu ilan etmekle kalmıyor, Amerika’nın en büyük hayali Montrö’yü delmenin yollarını arıyor.

Sözün özünü söyleyelim:

Sizin dedenizin gücü yetmedi Montrö’yü delmeye, Kuvayyi Milliye’yi yıkmaya…

Sırtını NATO’ya, ABD ve İngiltere’ye dayayan iki kuzensiniz, avucunuzu yalarsınız!

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

12 Yorum

  1. 29 Temmuz 2022, 20:56

    İyi ki varsınız değerli VeryansınTv ailesi.

  2. 6 Mart 2022, 21:35

    Eline sağlık Erdem abi.İyi ki varsın.

  3. Ülkeyi bir yerlere çekmeye yada itmeye çalışanların, aslında (burayı küfürsüz geçmek gerekiyor) neyin nesi olduklarını açığa çıkaran çok önemli bir yazı.

  4. 5 Mart 2022, 20:05

    Bu yazı bana rahmetli Denktaş’ın sözlerini hatırlattı.Erdem bey ve Veryansın ışık tutup aydınlatmaya devam ediyor.Çok teşekkürler.
    Mehmet Ali Birand: Efendim, bize Karen Fogg’un çocukları diyorsunuz. Çok gücümüze gidiyor. Sanki o. çocukları diyorsunuz gibi geliyor.

    Rauf Denktaş: İyi ya Mehmet Ali Bey, biz de zaten öyle diyemediğimiz için Karen Fogg’un çocukları diyoruz. Anladığın için tebrik ederim.

    Bu konuşma sonrası Mehmet Ali Birand her zamanki pişkinliği ile gülerek “ilahi Sayın Denktaş, sizinle hiç kimse baş edemez vallahi” diyerek çekip gitmiş.

  5. Sıradan insanların, özellikle gençlerin bu tür olgular ile düşünebilmesi, oy vermesi en gelişmiş ülkelerde bile mümkün olmamaıştır. Feto PKK HDP JPG DAEŞ ve uzantılarını bir diplomat kadro lazım anlamak için. İçimizde çok çelişkili, adaletsiz, çıkarcı, partizan bir düzen olduğunu açığa vuran bu durumlar insanlar üzerinde, özellikle gençler üzerinde çok negatif etkileri oluyor. Bu da herkes kendi çıkarına çalışır, gerisi hikaye gerçeğini dayatıyor bölük pörçük olmuş topluma. Toplum liderleri bile ortak bir genel anlayışta bir araya gelemiyor. Sıradan insanlar nasıl akıl erdirsin bu entrikalara. Fakat batı bu tür olayların topluma sirayet etmesine asla izin vermez. Sömürür kan döker şeytana taş çıkarır ama kendi halkına iç politikada olabildiğince şefkatli, vicdanlı ve adaletlidir. Biz ise gücümüz birbirimize yetiyor, birbirimizi çıkar için harcayabiliyoruz. Mey nerde başlıyor nerde bitiyor belli değil

  6. Bu fonlananlar kac yıl boyunca zihinlari zehirlediler.hep merak ettim: bu vitrindekiler neden hep ekmek yedikleri ulkeye zarar veriyorlar diye?.cevabı buymuş.avrupalılar yemledikleri vitrine çıkıyormuş.15 temmuz darbesinden sonra bi kacindan kurtulabilmisiz.

  7. Her yazınız, ülkemizin vatanseverleri için net bilgilendirici, sağolun, var olun..
    Yazınızdaki, “Türk üniversite öğrencileri için planlamalar, projeler hazırlanıyordu.” çok önemli bir konu. Bence, hatta bir adım ötesine bile geçmişler, ülkemizdeki ekonomik sorunlardan bunalan iyi yetişmiş gençlerimizin, iş teklifi ayağına, tüm özel bilgilerinin toplandığını düşünüyorum..

  8. Bu yazının her yerde paylaşılması gerekir. Çok sade ve açık anlatmışsınız.

  9. 5 Mart 2022, 15:41

    Erdem Atay haber değil TARİH yazıyor!

  10. Erdem Bey, Türk’e taammüden saldıranların şecerelerini dökerek, bunları ilk kez duyan siyasetçi veya bizim gibi işinde gücünde seçmenler için çok değerli bir yazı daha kaleme aldınız. Tebrik ve teşekkürler.

  11. Çok önemli şeylere değinmişssiniz özellikle gençlerin okuması gereken çünkü gerçekten bu çalışmaları hala devam ettiği gibi etrafımız liberal eşit vatandaşlık özgürlük barış o bu diye yaşayan insanlarla doldu her konuda.Bilmediklerini bilmeyenler ile mücadele ise gerçekten daha zor

  12. Çok önemli şeylere değinmişssiniz özellikle gençlerin okuması gereken çünkü gerçekten bu çalışmaları hala devam ettiği gibi etrafımız liberal eşit vatandaşlık özgürlük barış o bu diye yaşayan insanlarla doldu her konuda.Bilmediklerini bilmeyenler mücadele ise gerçekten daha zor

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!