Gürbüz Evren yazdı
Rusya’nın başlattığı savaş uzadıkça, Ukrayna’yı öne sürüp sonra yüzüstü bırakan Amerika Birleşik Devletleri, NATO ve Avrupa Birliği’ne de cesaret geldi. Batılılar, Ukraynalılara sahip çıkmaya, artan oranda silah desteği vermeye, Rusya’yı cezalandırmaya yönelik kararlar açıklamaya başladılar. Mali yaptırımların Rus ekonomisini yıkacağını söyleyerek, Ukrayna’yı Avrupa Birliği’ne alacaklarını duyurarak vicdanlarını rahatlattılar.
Oysa Ukrayna’nın beklediği, ABD ve NATO askerlerinin yardıma gelmesiydi. İşte bu noktada ABD Başkanı Biden başta olmak üzere tüm batılılardan, “Savaşın parçası olmayacağız” türünden açıklamalar duyuyoruz.
Ukraynalılara “savaş durumunda yanınızda duracağız” havasını vermek amacıyla, ABD’nin, Yunanistan’ın Batı Trakya bölgesinde kurduğu üslerden 1750 asker, geçtiğimiz yılın ağustos ve aralık aylarında Ukrayna’nın başkenti Kiev ve Odessa kentine gönderildi.
Ukrayna ile uzunca bir sınırı olan NATO üyesi Romanya’da da benzeri hareketlilik yaşandı. Almanya’daki ABD üslerinden Romanya getirilen 1600 asker, Ukrayna’nın Belarus sınırı yakınındaki Kovel ve Rivne kentlerine geçti.
Yunanistan ve Romanya’dan gelen Amerikan askerlerinin yanlarında önemli miktarda ağır silah, askeri araç ve malzeme de vardı. Daha sonra helikopter ve nakliye uçaklarıyla yaklaşık 15 gün boyunca önemli miktarda silah, ABD askerlerinin olduğu bölgeye taşındı. İşte bu askerler 20-23 Ocak arasında Ukrayna’dan ayrıldı. İşin ilginç yanı, tamamı Bulgaristan ve Romanya üzerinden Yunanistan-Dedeağaç’taki ABD üssüne dönen askerler yanlarında tek bir silahı dahi geri getirmedi.
Bir başka ilginç ayrıntı da ocak ayının ortasında Polonya’dan Ukrayna’ya otobüslerle sivil kıyafetli yaklaşık 250 ABD askerinin geçmesiydi. Bunların hangi bölgeler dağıldığı ve Ukrayna’dan ayrılıp ayrılmadığına ilişkin ise herhangi bir bilgi yok.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelinski, 2 Eylül 2021’deki Washington ziyaretinde, Beyaz Saray’daki görüşmede, ABD askerlerinin ülkesindeki varlığı nedeniyle Başkan Biden’a teşekkür etti. Biden ise Zelinski’ye özel bir önem verdiğinin altını çizerek, “Rusya’nın saldırganlığına karşı Ukrayna’yı koruyacağımızdan emin olun, askerlerimiz orada ve yenileri de gidecek” dedi.
“Biden, Zelinski’ye neden bu kadar çok önem veriyor?” sorusunu da yanıtlamak gerekiyor. ABD Başkanı’nın oğlu Hunter Biden, Ukrayna’nın dev enerji şirketiyle büyük işler yapmış bir iş adamıdır. Ancak oğul Biden’in Ukrayna’da birçok yolsuzluk ve şaibeli işlere karıştığına ilişkin iddialar, hatta kanıtlar vardır. Biden’ın can düşmanı haline gelen eski ABD Başkanı Donald Trump ise Hunter Biden’in Ukrayna’daki şaibeli işlerini bir dosyada toplamış, bunu seçimlerde kullanmak istemişti. Öyle ki, Trump, 25 Eylül 2019’da Beyaz Saray’da kabul ettiği Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski’ye, Biden’ın oğlu hakkındaki dosyayı vermiş ve soruşturma açtırmasını istemişti. Bu duruma çok bozulan Zelenski de Trump’ın hoşuna gitmeyecek yanıtlar vermişti.
Zelenski, oğlunu Trump’a karşı koruduğu Biden’ın kendisine sonuna kadar sahip çıkacağına yürekten inanmıştı. Bu nedenle Başkan Biden’ın, Rusları caydırmak için daha çok ABD askerini Ukrayna’ya göndermesini bekliyordu. İşte Zelenski’nin en büyük yanılgısı bu oldu. Çünkü ABD’nin Rusya’ya karşı hesaplarında, duygusallığa, Zelenski’nin yaptığı iyiliği dikkate almaya yer yoktu.
Nitekim, ABD askerleri 20-23 Ocak’ta Ukrayna’dan çekilirken, telaşlanıp Biden’ı birçok kez arayan Zelenski, tatmin edici yanıtlar alamadı. Öyle ki son olarak Zelenski’nin Ukrayna’nın uçuşa yasak bölge ilan edilmesi talebine de Beyaz Saray Sözcüsü Jen Psaki, “Bu, Rusya ile doğrudan bir çatışma, belki de savaş olur. Biz bu savaşın bir parçası olmayı planlamıyoruz” yanıtını verdi.
Ukrayna’ya her fırsatta üyelik sözü vererek Rusya’yı kışkırtan NATO da benzer tavır aldı. Genel Sekreter Stoltenberg, Ukrayna’da çatışmanın tarafı olmayacaklarını, asker göndermeyeceklerini ve Ukrayna hava sahasında uçaklarını uçurmayacaklarını söyledi.
Böylelikle komedyen Zelenski, ABD emperyalizminin ipiyle kuyuya inmenin ve ‘Amerikan komedisinin’ ne anlama geldiğini daha net bir şekilde anladı.
Aynı Amerikalılar daha birkaç gün önce Zelenski’ye, “Ukrayna’da kalma seni tahliye edelim” teklifinde bulunmuşlardı. Bu öneri, ABD’nin, Ukrayna’da Ruslarla karşı karşıya gelmeden bu işi başka türlü halletmek istemesi anlamını taşıyordu. Başka türlü halletmek ise Rusya’yı Ukrayna üzerinden uzun vadede zayıflatıp yıkmayı hedefleyen yeni ‘Soğuk Savaş’ dönemini başlatmak demekti.
Rusya, Ukrayna’ya girerek, tam da ABD’nin hesabını yaptığı yeni ‘Soğuk Savaşı’ başlatmış oldu. Ama bu, Putin’in bilinçli bir seçimiydi. Hatırlatmakta yarar var ABD, daha önce de Soğuk Savaş sürecinde Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’ni her alanda rekabete iterek, zayıflatıp dağılma sürecine sokmuştu. Belli ki Putin bu örnekten dersler çıkararak, kararını vermiş.
Rusya, Ukrayna’da hedeflerine biraz zorlanarak ve gecikerek de olsa varmaya çalışırken, Avrupa Birliği de tarihinde hiç görülmemiş kararlar almaya başladı. Brüksel’deki yetkililer, Ukrayna’ya savaş uçağı, silah, askeri malzeme, para göndereceklerini duyurdular. Rusya’ya karşı savaşa dolaylı yollardan girdiklerini gösteren yaptırım, ambargo kararları açıkladılar. Ayrıca Ukrayna’nın AB üyeliğine hak kazandığını söylediler. Ama üyeliğin garantisini vermekten kaçındılar. Sadece Zelenski’yi ayakta alkışladılar.
Ne garip bir çelişkidir ki 1945’den sonra Avrupa’da bir daha savaş olmasın diye silah üretiminin ham maddeleri demir, çelik, kömürü kontrol altına almak için kurulmuş Avrupa Birliği, Rusya’ya karşı kendi yöntemleriyle savaşa girdi.
Avrupa Birliği’nin bu tavrı bize, 17. Yüzyıla götürdü ve Fransa Kralı 4. Henri’nin danışmanı ve bakanı duc de Sully’nin Avrupa’nın Büyük Haritası adlı eserini hatırlattı. Bu kitapta önerilenlerin Türklere Avrupa’yı kapatmayı amaçlayan ilk proje olduğu söylenir. Bu eksik bir değerlendirmedir. Sully o yıllardan itibaren başlayarak günümüze dek uzanan ve her fırsatta da uygulanan bir politikayı, “Gelecekte ve hiçbir zaman Avrupalı olamayacak ve Avrupa’da barınamayacak iki millet vardır. Bunlar Türkler ve Ruslardır. Bunlar Avrupa’dan uzak tutulmalıdır” sözleriyle anlatmaktadır. Bu öğretinin yansımalarını Avrupa Birliği’nin çeşitli kurumlarında ve yöneticilerinde rahatlıkla görebilirsiniz. Avrupa Birliği’nin Rusya’ya tepkisinin arka planında Ukrayna’yı Avrupa toprağı olarak kabul etmesinin de önemli bir payı vardır.
Fransız ordusunda ve genelkurmayında önemli mevkilerde bulunmuş, Bosna Savaşı sırasında Fransız Hükümetinin, Sırplara gizli desteğine gösterdiği tepki nedeniyle Saraybosna’daki görevden alınan General Reymond ile Ukrayna’daki savaşı konuştum. Reymond, ilginç saptamalarda bulundu.
Fransız Generale göre, Ruslar Ukrayna’nın Karadeniz ile bağını tamamen koparacak bir harekât yapıyorlar. Ukrayna’nın diğer komşularıyla olan sınırlarda da kontrolü sağlayacaklar. ABD, bu planı çok önceden öngördüğünden, direnişi Kiev’de yoğunlaştırmaları için Ukraynalılara baskı yapıyor. Neden sadece Kiev diye sorduğumda ise Bosna Savaşı tecrübesinden hareket edildiğini ve kuşatılmış Saraybosna savunmasının yıllarca sürdüğünü, dünya kamuoyunun dikkatinin bu sayede hep canlı tutulduğunu söylüyor.
Kiev, yeni Saraybosna olur ya da olmaz, ama bana göre ABD’nin planı, Ukrayna’nın birçok noktasında irili, ufaklı direniş noktaları oluşturarak Rusya’nın işini mümkün olduğunca zorlaştırmaktır. Süre uzadıkça ise Rusya’da halk arasında, “Bu iş olmayacak” düşüncesini büyütüp, Putin üzerindeki baskıyı artırmayı hedefliyorlar. Ancak, Rus savaş makinesi bir kez yerinden hareket etti ve bedeli çok ağır da olsa hedefine ulaşmadan durmaz.
Rusya’nın ana hedefinin Ukrayna’daki mevcut yönetimi devirerek, kendisine yakın bir ismi göreve getirmek olduğunu birçok uzman söylüyor. İşte bu nedenle Yevhen Murayev ismini bir kenara not edin lütfen. Ukrayna parlamentosunda bir dönem görev yapmış olan Murayev’in halen Kiev’de olduğu, 15 kişilik çalışma ekibiyle Rus istihbaratı tarafından iyi korunan bir yerde beklediği yönünde haberler var.
Not: Ukrayna’daki savaş nedeniyle Brezilya konulu yazı dizisine ara verdim. Tansiyon düştüğünde Brezilya’ya ilişkin ilginizi çekeceğini düşündüğüm bilgileri paylaşmayı sürdüreceğim.
Girit’ten göç etmek zorunda kalan Giritli Türklerin kuşaktan kuşağa aktarılan anıları Gürbüz Evren’in kitabında.@Gurbuz_Evren
Kitabımızı satın almak için:https://t.co/n5hAdvj3Wp pic.twitter.com/Jzav4xwvED
— Pankuş Yayınları (@PankusYayinlari) October 8, 2021
şöyle uç ve derin bir yorum yaparsak; abd emperyalizminin son yıllarda öncelikle 1. ve 2. Körfez Savaşı’ndan sonra ırak,Suriye, mısır, Libya’da operasyon yaptıktan sonra ülkemizde hain darbe planını gerçekleştirmiş ama başarıya ulaşamamış olması sonrasında burnunuzun dibine Yunan sınırına ve Rodosa askeri üs kurması akabinde terör örgütünü ittifak gücü sayması ilk hedefin Türkiye olduğunu düşündürtüyor!!! Ve Rusların ukranya’ya müdahalesi ile ikinci kez Türkiye ile kaderlerinin ortak olduğunu kanıtlamıyor mu?
TV lerde bize masal anlatıyorlar, gerçekleri sizin gibi değerli uzmanlardan öğreniyoruz, çok teşekkürler..