Ülkelerin iç siyasetine açıkça karışmak, bir grubu diğerine karşı savunmak, hele hele etnik ya da mezhepsel taraftarlık yapmak, uluslararası ilişkilerde tepki gören ve günü geldiğinde faturası kesilen bir davranış biçimidir.
Son 19 yıldır Türkiye’yi yöneten AKP iktidarı bu hatayı fazlasıyla yaptı.
Diplomasiyi dayılanmak zanneden zihniyet, sadece İsrail’i değil Mısır’ı da Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi’ne doğru itmişti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu hataların ne denli vahim olduğunu, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de tek başına kaldığını gördüğünde anlayıp, geçmişte ‘Ey Netanyahu’, ‘Ey Sisi’ dediklerine doğru yönelmeye başladı.
Kahire yönetiminin, ilişkilerde normalleşmenin olabilmesi için Türkiye’den beklediklerini 10 madde halinde Mısır medyasına sızdırması, AKP’nin ülkemizi ne hallere düşürdüğünün en somut örneklerinden biridir.
Türkiye, Mısır ile ilişkileri düzeltmek için geçtiğimiz yıl temmuz ayından itibaren harekete geçmişti.
Ankara ile Kahire arasında birçok (8) gizli toplantı yapıldı ve Mısır’ın öne sürdüğü şartlardan bazıları kabul edildi.
Mısırlıların getirdiği şartlar arasında çok ilginç olanları da var. Örneğin, Mısır’ın, AKP’nin sembolü haline gelmiş Rabia işaretinin yapılmasını istememesi de bunlardan biri. ABD’nin araya girmesiyle Mısır’ın, taleplerinin çoğundan şimdilik vazgeçtiğini de söylemekte yarar var.
Mısır’ın en önemli taleplerinden biri ise Türkiye’nin İhvan’a desteğini kesin olarak sonlandırmasıydı. Bunun kabul edildiğine ilişkin ciddi veriler var.
Mısır ile görüşmeler sürerken, 14 Eylül’den itibaren devreye İsrail de girdi. Türkiye’den uzun süredir ilişkileri düzeltme yönünde mesajlar alan İsrail, bazı adımlar attı. Türkiye’den ise Gazze Şeridi’ndeki Hamas’a ve başta İsmail Haniye olmak üzere bu örgütün üst düzey yönetimine sağladığı desteği kesmesi istendi. Gerekenin yapıldığını, arkasında İsrail ordusunun bulunduğu istihbarat sitesi Debka’da çıkan strateji yazılarından anlıyoruz.
Debka’da, Washington Post’da, The Wall Street Journal’da, Jarusalem Post’da Efrom Cobisky ve Y. R takma adlarıyla yazılar kaleme alan Albay Denel Stein’in (bu ismin de sahte olması kuvvetle muhtemel) ocak ve şubat aylarındaki yazıları ise Mısır, İsrail, Türkiye arasındaki ilişkilerde yeni bir dönemin başlayacağının habercisiydi.
Albay Denel Stein, ilişkilerde yeni dönemin başlamasının Başkan Biden’ın stratejisi olduğunun altını da özellikle çizdi.
Jon Finer ve Wendy Sherman isimlerine dikkat edin lütfen. Biden’ın ekibinde çok önemli yere sahip olan bu ikili, Türkiye’nin Rusya’dan uzaklaştırılması için Amerikan Başkanına sundukları kapsamlı planla öne çıktılar.
Yeni Amerikan yönetimine göre, Rusya ters düştükleri konularda bile Türkiye’ye fazla yüklenmiyor, çünkü Ankara’yı yanına çekerek, NATO’nun güney kanadını çökertmek istiyor. Bunun NATO için bir felaket anlamına geldiğini bilen Amerikan Yönetimi, Biden’ın seçim kampanyasında bahsettiği Türkiye’ye yaptırımlar konusunu tamamen rafa kaldırdı. Hatta Başkan Bıden, Avrupa Birliği’nden de Türkiye’ye yaptırımları uygulamamasını istedi.
İşte tüm bunlar tam da Biden’ın, Rusya Devlet Başkanı Putin’e ‘Katil’ demesinden hemen önce geldi. ABD Başkanı’nın, Putin’i neden ve hangi konuda Katil ilan ettiğini de ayrıca yazacağız.
Konuyu biraz daha derinleştirelim. Pentagon Sözcüsü John Kirby’nin, Fransız Le Monde ve İspanyol El Pais gazetelerinin muhabirlerine Doğu Akdeniz krizi konusunda anlattıkları da ABD’nin, Türkiye’ye yönelik kısmi politika değişikliğini anlamamıza yardımcı olacaktır.
ABD’nin yeni dönemde, Çin ve Rusya ile ciddi bir mücadele içine gireceğine dikkati çeken Kirby, rekabet alanları arasında Suriye, Kıbrıs, Libya ve Doğu Akdeniz’i özellikle vurgulamaktadır.
Kirby, “Müttefiklerimizle aramızdaki bazı sorunları öteleyip, bu bölgelerde Rusya’nın gücünü kırmak zorundayız. Hiçbir müttefik ülkeyi Rusya’nın yanına itmemeliyiz. Ruslara da geleneksel müttefiklerimize yanaşma şansı tanımamalıyız. Ayrıca müttefiklerimiz arasındaki sorunların da çözülmesini sağlamalıyız” demektedir.
Burada, adı zikredilmeden Türkiye’den bahsedildiği açıktır. Ayrıca İsrail ve Mısır’dan da Türkiye ile ilişkilerini düzeltmesi istendiği de net olarak anlaşılmaktadır.
Unutmadan söyleyelim gerek İsrail’in gerekse Mısır’ın Avrupa’ya satacakları doğal gazın boru hatları için Türkiye’ye ihtiyaç duydukları gerçeği de unutulmasın. Söz konusu hatların, Türkiye’nin Libya ile anlaşmasından sonra belirlenen deniz sınırları içinden geçmesi ciddi bir sorun potansiyeli taşıyor.
Bunu gören İsrail’in, belli bir bölümü denizden geçtikten sonra Türkiye kıyılarına ulaşan ve buradan karaya döşenen doğal gaz boru hattı önerisini Mısır’la birlikte alternatif olarak, gizli görüşmelerde dile getirdiğini de kaydedelim.
Peki AKP İktidarı, şimdilik Türkiye’nin lehine değişiyormuş gibi görünen bu havayı kullanabilecek mi?
ABD’nin ambargosu sonucu F 35 yeni nesil savaş uçaklarını alamayan Türkiye’ye, Rusya’nın 5. nesil savaş uçağı Su-57 vereceği iddiası sadece ortalığı karıştıracak bir söylenti mi?
ABD ve AB’nin, Doğu Akdeniz krizinde Türkiye’ye baskıdan vazgeçmesi, diğer konularda da yumuşak bir ton kullanması ne zamana kadar sürecek?
Türkiye’ye yönelik politika değişikliğinin, Merkez Bankası Başkanı Ağbal’ın görevden alınmasıyla, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararıyla ve HDP’nin kapatılması süreciyle bir bağlantısı var mı?
Unutmayalım, iç ve dış politikadaki gelişmeler birbirleriyle yakından bağlantılıdır ve de zamanlamalar önemli ipuçları verir.
Bunları da bir başka yazıda değerlendireceğiz.
İstanbul sözleşmesi ile Hdp nin kapatılması arasında nasıl bir çıkar ilişkisi olabilir? Bazıları tarikat oylarına verilen taviz olarak görüyor istanbul s. den çıkışı… Ben de Batının dayattığı kültürel bölünme ile batının dayattığı fiziksel bölünmeya karşı alınan tavır olarak görüyorum. Akp nin farklı hesapları da olabilir, ama ikisi bir arada yakışmış, bence… Kadınımızı koruyacak kültürel ve hukuki kanunları kendimiz yapamıyorsak zaten bırakalım yaşamayı.
Sayın Gürbüz Evren,
“…. Biden’ın seçim kampanyasında bahsettiği Türkiye’ye yaptırımlar konusunu tamamen rafa kaldırdı. Hatta Başkan Bıden, Avrupa Birliği’nden de Türkiye’ye yaptırımları uygulamamasını istedi.” yorumunuzdaki kesin hükmü haklı çıkaracak deliller nelerdir?