Gürbüz Evren
Gürbüz Evren
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Diğer
  4. Brezilya ne kadar Türkiye’ye benzeyebilir ki? (3) Dükkân gibi kiliseler

Brezilya ne kadar Türkiye’ye benzeyebilir ki? (3) Dükkân gibi kiliseler

Brezilya için ‘uçsuz bucaksız’ tanımlamasını rahatlıkla yapabiliriz. Çünkü yüzölçümü bakımından dünyanın 5. Büyük ülkesinden bahsediyoruz. Avrupa’da, bir günde 4-5 ülkeyi dolaşabilirsiniz. Brezilya’da ise Arjantin-Uruguay sınırlarındaki kentlerden, kuzeydeki Guyana-Venezuela sınırlarındaki kentlere gidebilmeniz için 4 bin 500 kilometreden fazla yolculuk yapmanız gerekir. Bunca yolu giden otobüs şirketleri var. Bunun yanında devasa bir ülkede olduğunuzu dikkate alarak maddi durumunuz da el verdiği oranda yolculuklar için uçak tercih etmek zorundasınız.

Brezilya’daki küçük havaalanlarının sayısını 4100, uluslararası uçuşların yapıldığı havalimanlarının sayısını ise 68 olarak verdiler. Limanlardan ise başka bir yazıda bahsedeceğim.

Karayolları ağı da gerçekten çok gelişmiş. Özellikle yabancı şirketler yol inşaatlarına büyük ilgi duymuş. Burada otoyollara Almanya’daki gibi ‘Otoban’ denilmesine şaşırdım. Otobanların fiyatları da bana şaşırtıcı oranda pahalı geldi. Sumaré-Americana arasındaki otobanda sadece 3 kilometrelik bölümünü kullandık ve yaklaşık 10 Real ödedim. Burada da GPS yol tarifi sistemi sizi doğrudan paralı yollara yönlendiriyor. Otoban kaliteli, ama çevre yollarda ve kent içi bazı noktalarda bozukluklar, çukurlar Türkiye’yi hatırlatıyor.

Ülkenin dört bir yanına yayılmış zengin yol ağı bulunmasının, kara yolu taşımacılığına ağırlık verilmesinin önemli nedenlerinden biri, Brezilya’nın dünyanın 15. büyük petrol ihracatçısı olmasıdır. Resmi verilere göre, ülkenin petrol rezervi 13,4 milyar varil. Günlük petrol üretimi 2 milyon varilden biraz fazla.

Brezilya aynı zamanda doğal gaz zengini bir ülke. Doğal gaz rezervi de 365 milyar küp civarında. Buradaki doğal gaz bizdekinden farklı gibi geldi bana. Ocakları açtığınızda çok güçlü bir ateş hissediyorsunuz. Kısık ateşte bile çok kısa sürede tencereler kaynamaya başlıyor.

Brezilya, hidroelektrik üretiminde Kanada ve Çin’in ardından dünya üçüncüsü.

Brezilya, dünyanın bir numaralı şeker kamışı üreticisi. Araçlarda yakıt olarak kullanılan etanol şeker kamışından yapıldığı için bu üründe de dünya birincisi.

Tüm bu zenginliklerine bakıldığında, gelişmiş sanayisi ile Brezilya enerji sorunu olmayan bir ülke.

Brezilya’daki akaryakıt istasyonlarına özellikle dikkat ettim. İngiliz Shell ve İspanyol Respol dışında başka bir yabancı şirkete ait akaryakıt istasyonu göremedim. Petrobras ise ülkenin petrol devi.

Sao Paulo eyaletinde gördüğüm buydu. Başka eyaletlerdeki durumu da bakacağım.

Brezilya’da, benzinin litresi 6, dizelin litresi 5, Etanol ve LPG ise 4 Real’in üzerinde satılıyor. Parayı pompacıya kredi kartı ya da nakit ödüyorsunuz.

Dünyanın kahve, kakao ihtiyacını karşılayan ülkelerin başında gelen, orman ürünlerinde sonsuz görünen bir potansiyeli bulunan Brezilya’nın altın, gümüş, değerli taşlar bakımından da büyük rezervlere sahip olduğunu vurgulayayım.

Campinas kent merkezindeki bazı sokaklarda, yeleklerinde, ‘altın ve gümüş alınır satılır” yazan kişiler, yüksek sesle, altın, gümüş diye bağırıyorlar. Hemen yanı başlarında ise üstünde vergi dairesi yazılı bir minibüsün içinde görevliler bekliyor. Alış-veriş, vergi memurlarının bakışları altında yapılıyor. Sistemin nasıl işlediğini tam olarak anlamak için oradaki bir mağazanın sahibiyle konuştum. Vergi minibüsünü ve satıcıları göstererek, ‘Burada işler nasıl dönüyor’ dediğimde, “Birbirlerini idare ediyorlar” türünden bir yanıt aldım. Bunun ne anlama geldiği de malum. Benzer türden altın ticaretinin başka kentlerde de olduğunu öğrendim.

Bu ülkede dikkatimi çeken konulardan biri de Türkiye’deki gibi kafanızı çevirdiğiniz her yerde Mercedes, BMV, Porche, Range Rover başta olmak üzere lüks otomobillerin görülmemesi. Ülkenin en zengin kenti Sao Paulo’nun merkezinde çok lüks araçlara fazlasıyla rastlıyorsunuz. Çevre ilçe ve küçük kentlerde ise yollar Toyota, Honda, Hyundai, Renault, Peugoet, Chevrolet, Wolksvagen, Fiat marka otomobillerin alt segmentleriyle dolu.

Bu markaların Brezilya’da fabrikaları var. Ama bu markaların çoğu, Brezilya’ya uygun otomobil tiplerini ve de etanol ile çalışanlarını üretmiş. Modellerin dış görünüşleri, bizdekilere göre değişik.

Nüfusu 190 milyona yaklaşan Brezilya’da, tam anlamıyla zengin hayatı sürenlerin sayısının 1,5-2 milyon civarında olduğu tahmin ediliyor. Elbette geri kalanların tamamı yoksul değil, ama bu durum, inanılmaz zengin kaynaklara sahip bir ülkede milyonlarca insanın da en temel ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak olduğu gerçeğini ortadan kalmıyor.

Sorun, ülkenin zenginliklerinden elde edilen gelirin eşit olmasa bile, halka yoksulluğu yaşatmayacak şekilde dağıtılmamasından kaynaklanıyor. Yoksullarla toplumun diğer kesimleri arasındaki uçurum açıldıkça hırsızlık, gasp, soygunlar kısacası şiddet kaçınılmaz olmuş. Bununla birlikte yoksullar ve dar gelirliler arasında kurtuluşu dinde arayanların sayısı çığ gibi büyümüş. Bu durum da en çok insanların dini duyguları üzerinden para kazanmanın önünü açmış.

Halkın yüzde 99’unun (yüzde 81,50 Katolik, yüzde 16,5 Protestan) Hristiyan olduğu Brezilya’da, yoksul ve dar gelirlilerin yaşadığı bölgelerde, her sokakta 1 bazen 2 ya da 3 kilise açılmış. Aslında bunlara kilise demek hata olur. Şöyle tarif edeyim; bir dükkânı kiralamışlar, içine vaizin konuşacağı kürsü ve ses sistemini kurmuşlar, büyük bir haç dikmişler, alanın alabileceği kadar da plastik sandalye doldurmuşlar. Girişe ise kilisenin adını yazmışlar.

Genellikle Protestanların muhafazakâr kesimlerini temsil eden bu Evangelist kiliseler, günün büyük bir bölümünde açık ve katılanların kimi zaman kendinden geçtiği, çığlıklar attığı ayinler düzenleniyor.

Arkadaşlarıma, neden dükkâna benzer bu kadar çok kilise var diye sorduğumda aldığım yanıt, “Brezilya’da çok din var da ondan” oldu. “Nasıl yani bunların hepsi Hristiyan değil mi” dediğimde ise “Evet Hristiyan, ama farklı inançlardan” yanıtını aldım. Biraz daha irdelediğimde anladım ki, onların da kafası karışmış. Hükümetin 2019’da çıkardığı bir yasa, kendini vaiz, misyoner ilan edenlerin önünü açmış. Bu kişiler Din İşleri Bakanlığı’na müracaat edip, belge alıyorlar ve bir yer kiralayıp farklı isimler verdikleri kiliseler açıyorlar. Bundan sonra yapılması gereken ise kiliseye sürekli gelecek bir cemaat oluşturmak. Cemaate katılımı artırmak için de insanları, dertlerine çare bulacaklarına inandırmaya çalışıyorlar. İncil’den bölümler, Hazreti İsa’dan sözler üzerine kurulu uzun ve heyecanlı konuşmalarla, kiliseye gelenleri ayağa kaldırıyor, garip hareketler yaptırıyor, çığlıklar attırıyorlar. ABD’de de gördüğümüz manzaralar yani.

Tek başına yaşayan, hasta ya da başka sorunları olan insanlara, Hazreti İsa ile konuşacaklarını, Tanrı’ya her şeyi anlatacaklarını, İncil’den mucizevi, gizli mesajlar bulacaklarını söyleyerek, onları ikna ediyorlar. Sonra da hemen her gün İsa’dan, Tanrı’dan mesaj getirdiklerini söyleyerek insanları yanlarında tutmaya çalışıyorlar. Ayrıca cemaatten de çevrelerinde kilisenin büyük mucizeler yarattığı söylentisini yaymalarını istiyorlar.

Elimde küçük kamera ya da cep telefonumla girdiğim bu dükkân-kiliselerde kayıt yaparken, yanıma gelen görevliler, kim olduğumu sorup, sonra da vaizin kulağına fısıldadılar. Tümünde olmasa da birçoğunda, vaiz cemaate beni gösterip, heyecanlı bir şeyler anlattı. Dönüp bana uyuşmuş yüz ifadesiyle bakan cemaat ise selam mı verdi, hayır dua mı etti bilemedim. Daha sonra öğrendim ki, vaizler beni de propaganda malzemesi yapıp, “Bu adam Türkiye’den gelip kilisemizin mucizelerini anlamaya çalışıyor. Ona da umut oluyoruz” demişler.

İyi de bu adamlar bunca kiliseyi babalarının hayrı için mi açıyor? sorusunu ben de sordum. Mucizeler yaratan, dertlere deva olan kilise imajı yaratıldıkça, cemaat oluşuyor ve kısa sürede büyüyor. Sonrasında ise kilesinin yaşaması için cemaatten bağışlar alınıyor. İnsanlar varlarını yoklarını kiliselere veriyor. Bu durumda da kilise sahipleri, yani vaizlerin çoğu köşeyi dönüyor.

Zenginlerin de benzer kiliseleri var. Ama onların kiliseleri daha gösterişli mimarisi olan binalarda ve giriş paralı.

Igreja Universal do Reino de Deus (Tanrı’nın Krallığı’nın Evrensel Kilisesi) adlı Kilisenin sahibi, ülkenin önde gelen milyarderlerin biri. İçeri girip biraz çekim yapayım düşüncesiyle hareketlendiğimde, “Kardeş elini kolunu sallayarak giremezsin. Giriş ücreti 50 Real” dediklerinde gerisin geri döndüm.

İnanılmaz gerçekleri, çelişkileri, insanları, olayları barındıran Brezilya’yı yazmaya devam edeceğim.

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

1 Yorum

  1. 15 Şubat 2022, 18:45

    Tesekkurler sayin Evren , Brezilya ‘ya iliskin bilgilendirmeleriniz icin, sagliklar ,kolayliklar dilerim.

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!