Gürbüz Evren
Gürbüz Evren
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Manşet
  4. İsrail’in girdiği Refah kentinin Türkiye için önemi ne?

İsrail’in girdiği Refah kentinin Türkiye için önemi ne?

featured

Gürbüz Evren yazdı…

İlk kez bu yazıda okuyacağınız bilgilere geçmeden mevcut durumu özetleyelim.

İsrail’in Gazze Şeridi’ni ele geçirmeye ve 2 milyon 400 bin Filistinliyi bölgeden sürmeye yönelik başlattığı operasyon, 8 aydır devam ediyor.

İsrail, “Hamas’ı yüzde 90 oranında bitirdik, sadece Refah’ta dört tugay kaldı” diyerek, savaşı kazanmak üzere olduğuna kamuoyunu inandırmak istiyor, ama gerçek bu değil.

Gazze Şeridi’nin Kuzey, orta ve güney kesimlerde direniş sürüyor.  

İsrail, bir süre önce Gazze’yi ikiye bölen, 7 km uzunluğunda 1 km genişliğinde bir koridor açmıştı.

Ama ‘Netzarim Koridoru’ adı verilen bu çizgide asker tutmakta zorlanıyor. 

Bunun nedeni Gazze savaşının birçok cephe açmasıdır.

İsrail orduyu sadece Gazze’de değil kuzeydeki Lübnan sınırında, Hizbullah’ın açtığı cephede de toplamak zorunda.

Ve ordunun bir kısmını da Batı Şeria’da konuşlandırma mecburiyetinde.

Refah kentine dönecek olursak, Gazze Şeridi’nden Mısır’a bağlanan eski tüneller burada bulunuyor.

Hamas söz konusu tünelleri, İsrail’in uyguladığı ablukayı kırmak için açmıştı.

İsrail şimdi bu tünelleri, ‘Terör yolları’ diye göstererek, yaklaşık 1 milyon 400 bin Filistinlinin sığındığı Refah kentine saldırmanın bahanesi olarak kullanmaya çalışıyor.

İsrail savaş uçakları 27 Mayıs 2024’de, Birleşmiş Milletlerin Filistinliler için Refah’ta kurduğu çadırları bombaladı.

Yüzlerce sivilin çoğu yanarak can verdi.

İsrail’in destekçisi Beyaz Saray ise “İsrail bize daha önceden içeriğini ilettiği operasyonda kırmızı çizgiyi aşmadı. Refah’a girip, Hamas teröristlerini bulup, temizleyip çıkma planına sadık davranıyorlar. Bu onları operasyonu” açıklamasıyla sivillerin BM çadırlarında bombalanmasını normal bir olaymış gibi göstermeye çalıştı.

Söz konusu tünellerin faaliyetleri uzun süre önce bitmişti.

Çünkü Mısır Hükümeti tünelleri 2013’ten itibaren kapatmaya başlamıştı.

Süreç Sina’daki radikal dinci grupların 33 Mısırlı askeri öldürmesiyle hızlanmıştı.

Cumhurbaşkanı El Sisi, 2016 yılında sınırdan ve tünellerden kaçak geçişleri önlemek için 670 hektar büyüklüğündeki ekili tarım arazisini yerle bir ettirdi ve bölgedeki 755 evi yıktırdı.

İsrail, Hamas tünelleri kapatılmasına rağmen, Mısır ile sınır olan Refah kentini ele geçirmek, buradaki Philadelphia (Selahaddin) Koridorunu kontrol altına almak istiyor.

Refah’tan başlayan söz konusu bölgenin tarihi aslında bugüne de ışık tutmaktadır.

Mısır, 1914 yılına kadar Osmanlı İmparatorluğuna bağlı yarı özerk bir eyalet görünümünde olsa da 1882 yılından itibaren İngiltere’nin himayesi ve işgali altındaydı.

Refah kenti ise 1906 yılına kadar tek parçaydı. 

Osmanlı kontrolündeki Filistin ile fiilen İngiltere kontrolündeki Mısır arasında bu tarihte bir sınır çizilince Refah kenti ikiye bölündü. 

Osmanlı ile İngiltere arasında Sina Yarımadası ve Osmanlı’nın Hicaz tren yolunun bir kolunu da bölgeye uzatma konularında uzun süredir yaşanan anlaşmazlıkta Akabe krizi dönüm noktası oldu. 

İngiliz Donanmasının ve Osmanlı askerlerinin bölgeye gelmesinden kaynaklanan gerilim çatışmaya dönüşmeden taraflar 1 Ekim 1906 tarihinde bir anlaşma imzaladı.

Söz konusu 8 maddelik anlaşma ile İngiltere ve Osmanlı İmparatorluğu, Akabe Körfezi’nde Taba’dan Akabe’ye doğru uzanan 6 km uzunluğunda düz bir sınır çizme konusunda mutabakata vardı.

Ama asıl sınır, bugünkü Gazze Şeridi’nin güney ucundaki Refah’tan yani Akdeniz kıyısından başlıyordu.

O dönem İngiltere’nin Mısır’daki temsilcisi Lord Cromer, Refah’tan başlayan Akabe’ye uzanan hat için Dışişleri Bakanı Edward Grey’e Kasım 1906’da yazdığı mektupta günümüze ışık tutabilecek bir değerlendirme yapmıştır.

Grey, “Osmanlı ile çizilen bu sınır, İngiltere’nin kutsal kent Kudüs’e doğru ilerleyişinin ilk adımdır. Ama bundan da önemlisi Türklerin kuzeye doğru itilmelerinin, Küçük Asya’ya (Anadolu) dönmelerinin ilk adımıdır. Gelecekte, Refah’tan itibaren Türklerle iş birliği yapabilecek hiçbir güce izin verilmemelidir” demektir. 

Yine aynı dönemde Mısır’da önemli görevlerde bulunan ve sınırın çizilmesinde rol oynayan Binbaşı Jennings Bramley de aynı uyarıyı yapmaktadır.

Bramley, Aralık 1906’da İngiliz Savaş Bakanlığı’na (Savaş Dairesi) gönderdiği raporda, “Türkler bu hatta uzun yıllar kalamayacaklar. Önce Kudüs sonra da Şam’da tutunamayacaklar. Gelecekte Refah, Kudüs ve Şam’da Türklerin kendilerine müttefik bulamayacakları yapıyı oluşturmalıyız” ifadelerini kullanmaktadır.

Günümüzde bu sınırın Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki yaklaşık 15 km uzunluğunda, 3 yüz metre genişliğindeki bölümü yeniden gündemdedir.

İsrail ile Mısır arasında 7 Eylül 1978’de ABD’de Camp David’e imzalanan sözleşme ve 1979’da imzalanan anlaşma, söz konusu sınırı yeniden gündeme getirdi.

Nitekim İsrail, 1982 yılında Sina Yarımadası’ndan çekilirken, 1906’daki Osmanlı-İngiltere anlaşmasıyla belirlenen çizgi dikkate alınarak, Refah kentini ikiye bölen sınır yeniden oluştu.

Bu kez sınır, Philadelphia Koridoru ya da Selahaddin Koridoru olarak adlandırıldı. 

Filistin toprakları içinde kalan İsrail ve Mısır’ın kontrolünde olan koridorda önemli bir değişiklik yapıldı.

İsrail’in 2005 yılında Gazze Şeridi’nden çekilmesinin ardından Tel Aviv yönetimi Mısır’ın Selahaddin Koridorunda 750 asker bulundurmasına izin veren bir düzenlemeyi kabul etti.

Ancak 2006 yılında Gazze Şeridi’ndeki seçimleri Hamas’ın kazanmasıyla başlayan süreç birçok şeyi değiştirdi.

Selahaddin Koridorunun kontrolü de Hamas’ın eline geçti.

İsrail Başbakanı Netanyahu 17 Ocak 2024 tarihinde “Philadelphia Koridorunu ele geçirmemiz lazım” demişti. 

İsrail’e göre Mısır sınırındaki Philadelphia Koridoru Hamas’ın beslendiği tek hat.

Mısır’ın rızası olmadan İsrail’in koridora girmesi ve Refah kapısını kontrol etmesi anlaşmalara aykırı. 

Soru şu: İsrail, bu koridorun kontrolünü sağladıktan sonra Gazze halkını Sina çölüne mi sürecek?

Mısır ise Filistinlilerin Sina’ya sürülmesi seçeneğini savaş nedeni sayacağını duyurmuştu. 

Aslında 1979’daki Camp David anlaşmasına göre İsrail bölgede dört piyade taburundan oluşan bir kuvvet konuşlandırabiliyordu. Ama şimdi tanklarla geldiler ve sivilleri katletmeyi sürdürüyorlar.

Yaklaşık 118 yıl önce çizilen ve Türkleri bölgeden atmanın ilk adımı olarak tanımlanan Refah’tan başlayan sınır, bugün de Filistinlilerin Gazze’den sürülecekleri nokta olarak belirlenmiş.

Gazze’deki Filistinliler de herhalde Lord Cromer ve Binbaşı Bramley’in 118 yıl önceki raporlarında tanımladıkları gibi ‘Türklerin müttefiki’ olarak görülüyorlar.

 

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

1 Yorum

  1. Filistinliler bir zamanlar İngilizlere ram olup Türkleri sırtından bıçaklamanın cezasını çekiyorlar. Emperyallere ram olup onların aleti olursun ama, onların dostu olabileceğini sanma!

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!