Gürbüz Evren
Gürbüz Evren
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Diğer
  4. Rusya, Ukrayna’da hızlı sonuç almazsa ne olur?

Rusya, Ukrayna’da hızlı sonuç almazsa ne olur?

featured

Gürbüz Evren yazdı

Son yazımda, ABD’nin, Yunanistan ve Romanya’daki üslerinden geçtiğimiz yılın ağustos ve aralık ayları döneminde 3 binden fazla askerini Ukrayna’ya gönderdiğini ve bunların tamamının 20-23 Ocak’ta geri çekildiğini belirtmiştim.

Ayrıca yine ocak ayı ortasında ABD’nin Polonya üzerinden otobüslerle sivil giyimli 250 askerini Ukrayna’ya gönderdiğini ve bunların ülkeden ayrılıp ayrılmadığına ilişkin herhangi bir bilgi olmadığını kaydetmiştim.

Şimdi bunları İngiliz özel kuvvetlerinin Ukrayna’daki faaliyetleriyle birleştirelim. Oçakov’un nerede olduğunu biliyor musunuz? Coğrafya bilginizi sorgulamak niyetinde değilim, sadece bu soruyla konuya daha çok eğilmenizi sağlamak istiyorum.

Oçakov, Ukrayna’nın Karadeniz kıyısındaki en önemli kenti Odessa yakınlarında bir yerleşim birimi. Kıbrıs Rum Kesimi’nde bulunan İngiliz üssünden Odesa’ya yönelik askeri uçak ve savaş gemisi trafiği geçtiğimiz yıl haziran ayında artış gösterdi.

İngiliz Kraliyet Donanması’ndan Defender adlı savaş gemisi, 13-14 Haziran’da Çanakkale ve İstanbul boğazlarını geçerek Karadeniz’e açıldı. Bu gemi, 13 gün boyunca Rus donanma ve hava kuvvetleri unsurlarının yakın takibinde Odesa ve Oçakov kıyılarında dolaştı. Aynı günlerde, İngiliz nakliye uçakları da Odesa ve yakındaki askeri havaalanlarına inmeye başladı.

Haziranın sonlarında da Polonya’daki NATO üssüne inen İngiliz hava kuvvetlerine ait 2 nakliye uçağının getirdiği askeri uzman etiketli 200 asker Ukrayna’ya geçti.

İşte o günlerde İngiltere’nin hedefinin, Oçakov’da bir deniz üssü kurmak olduğu haberi, İngiliz yayın kuruluşu BBC tarafından dünyaya servis edilmeye başlandı. Bu tamamen bir dezenformasyondu ve İngiltere’nin Ukrayna’da, ABD ile uygulamaya koyduğu planı perdelemeye yönelikti.

Aslında İngilizlerin Karadeniz’de Odesa ve Oçakov’a yönelik planı daha önce işlemeye başlamıştı. Trent isimli İngiliz savaş gemisi 13 Mayıs 2021’de boğazlardan geçerek, Karadeniz’e çıkmıştı. Rusya donanması unsurlarının yakın takibinde Oçakav açıklarında bir süre demirlemişti. Gelişmeler üzerine Ukrayna Savunma Bakanlığı, İngilizlerin bir nezaket ziyaretinde bulunduklarını açıklamak zorunda kaldı. Öyle ya kendilerini dünyaya centilmen diye yutturan İngilizler, “Oçakav’dan geçerken uğrayıp bir çaylarını içmezsek Ukraynalılara ayıp olur” düşüncesindeydiler.

İngilizler, Ruslara rağmen Odesa’da deniz üssü kurabilirler miydi? Rusya, ABD ve İngiltere’nin özel askerlerinin Ukrayna’daki faaliyetlerinden haberdar değil miydi? Bu soruların yanıtlarını başka bir yazıda vereceğiz.

ABD Başkanı Biden ve İngiltere Başbakanı Johnson, 10 Haziran 2021’de Cornwall’da, 21 Eylül 2021’de Beyaz Saray’daki görüşmelerde, Ukrayna’da Rusya’nın baskılarına karşı uygulamaya konulan gizli (!) planı ele almış, her iki ülke gizli servislerinin konuya ilişkin hazırladığı son durum raporlarını değerlendirmişlerdi.

Ancak, ABD ve İngiltere askeri istihbarat servislerinin, Rusya’nın olası bir saldırısına karşı Ukrayna’da alınacak tedbirlere ilişkin plan konusundaki çalışmaları, Biden’ın başkanlık görevini devralmasının hemen ardından Mart 2021’de başlamıştı. Londra ve Washington’un planın son haline onay vermesi ise 3 Nisan 2021’de gerçekleşti.

Geçtiğimiz 2021 yılının haziran ayının sonlarında askeri uzman etiketli 200 İngiliz askerinin ve bu yılın ocak ayı ortalarında sivil giyimli 250 Amerikan askerinin Polonya’dan Ukrayna’ya geçmesinin ve her iki ülkenin bu özel güçlerinin Ukrayna’da ortadan kaybolmasının, sözünü ettiğimiz planın parçası olduğunu anlıyoruz.

ABD-İngiltere planının özü, uzun süredir Ukrayna’nın NATO’ya üye yapılacağı açıklamalarıyla, savaş gemilerini Karadeniz’e göndererek sürdürülen gösterilerle, Oçakav’da askeri üs kurulacağı türünden BBC’ye yayınlatılan haberlerle, bu ülkeye sıklıkla asker ve uzman gönderilmesiyle Rusya’nın kışkırtılmasını da hedefliyordu.

Amaç, Rusya’nın sadece ayrılıkçı bölgeler Donetsk ve Luhansk’ın bağımsızlıklarını tanımakla yetinmeyip, Ukrayna’ya işgal hareketini başlatmasını sağlamaktı. Böylelikle Rusya, belki de çok uzun sürecek bir maceranın, kolay kolay sonuç alamayacağı savaşın içine girecekti. Bu tam da ABD-İngiltere birlikteliğinin olmasını istediği şeydi, çünkü Ukrayna ordusunun direnişini, Ruslarla mücadeleyi, ülkeye soktukları özel güçler yönetip, yönlendirecekti.

ABD-İngiltere planının bir parçasının da Ukrayna’da savaşmak üzere yabancı gönüllüler adı altında paralı askerlerden oluşan grupları, zaman Rusya’nın aleyhine işlemeye başladığını düşündüklerinde devreye sokmayı içerdiğini anlıyoruz. ABD’nin Irak ve Afganistan’da kullandığı bazı özel güvenlik şirketlerinin, Geçtiğimiz yıl kasım ayının sonundan itibaren verdikleri ilanlarda bazı doğu Avrupa ülkelerinden ve Güney Amerikan eyaletlerinden sayıları binlerle ifade edilen iş başvuruları aldıkları ortaya çıkmıştı. Söz konusu şirketlerin ayrıca ABD’nin kurduğu ve kullandığı IŞİD gibi ve benzeri gruplardan da eleman toplamak için Ortadoğu ülkelerine yetkili gönderdiği haberleri de yeni yeni sızmaya başladı. Afganistan ve Irak’tan çekilen ABD’nin güvenlik şirketlerinin tüm bu yeni paralı askerleri nerede kullanacağını sormaya gerek var mı?

Kesin sonuç almakta zorlanan Rusya’ya, Ukrayna’yı bir batak haline dönüştürürken, her alanda getirilecek yaptırımlarla Rus yönetimini dünyadan tecrit etmek, ekonomisini yıkmak, olabildiğince zayıflatmak, Putin’e muhalefeti yükseltmek hedefi konulmuştu.

Bu planı hazırlayanlar, ABD ve NATO’nun da Ukrayna’ya asker göndermesi halinde, Rusya’nın işgalci zalim durumuna düşürülemeyeceğini, bu ülkeye karşı dünya genelinde sağlanan birlikteliğin oluşamayacağını biliyordu.

ABD ve NATO askerlerinin, Ukrayna’da açıktan savaşan taraflardan biri gözükmesi durumunda, başta Almanya olmak üzere bazı Avrupa Birliği ülkelerinden çatlak sesler çıkacağı, güçlü ortak yaptırım kararları alınmayacağı, ayrıca Çin’in daha güçlü ve kararlı bir şekilde Rusya’nın yanında duracağı öngörülüyordu.

İşte tüm bunlar, geçmişte Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’ne karşı yürüttükleri soğuk savaştaki tecrübeleri ve başarıları nedeniyle ABD ve İngiltere’yi, Rusya’yı olabildiğince kışkırtıp, Ukrayna’yı işgal etmesini sağlamanın daha doğru olacağı sonucuna götürdü.

Rusya cephesinden bakarsak, uzmanlar hızlı sonuç alamayan Rus ordusunun ve Putin’in giderek zor duruma düşeceği ve getirilen ekonomik yaptırımların etkisinin hissedilmeye başlanmasıyla da Rusya’nın aleyhine bir durumun ortaya çıkacağını söylüyor.

Bu doğru olabilir, ancak Putin’in stratejisi gerçekten Ukrayna’yı hızla ele geçirmek midir yoksa savaşı zamanı yayarak batılılara hayatı zehir etmek midir?

Ruslar Kiev’i alamasa da ister anlaşmaya varılsın ister varılmasın, Ukrayna’nın NATO’ya dahil edilmeyeceğinin garantisini görmeden girdikleri yerlerden çıkarlar mı?

Acaba Putin’in stratejisi, Ukrayna’nın tamamını işgal etmek yerine belli yerlerde kalarak, Dinyeper Nehri’nden itibaren ülkeyi ortadan bölünmüş halde tutmak mıdır?

Ruslar, sadece Kiev’e tutunmuş bir Ukrayna yönetiminin karşısına, ülkenin geri kalanını temsil ettiğini savunan bir hükümet kuramazlar mı?

Bu durumda, birliğin sağlanamadığı, ayrı ayrı yönetimlerin olduğu, büyük bölümü Rusya’nın denetimindeki Ukrayna, NATO ve Avrupa Birliği’ne nasıl alınacak?

Yakın tarihte Irak, Afganistan gibi, türlü yalan ve bahanelerle işgal ettiği her ülkeden arkasına bakmadan kaçmak zorunda kalan ABD, ekonomik ve biyolojik savaşa tutuştuğu Çin karşısında da başarılı olamadı. Gümrük vergisi tarifelerinde trilyon dolarlara kadar ulaşan değişiklikler yaparak, yeni tip koronavirüs üreterek vurmak istediği Çin, durumu hızla ABD aleyhine çevirerek, oyunu bozdu.

Ukrayna’da da ABD’nin oyunu sadece Rusya’yı değil fazlasıyla Ukraynalıları vuracak. ABD’nin birçok ülkeyi peşine takarak getirdiği yaptırımlar en az Rusya kadar batılıları da bir süre sonra sert şekilde etkileyecek. Avrupalılar daha şimdiden doğal gazda yüzde elliye varan oranda bağımlı oldukları Rusya’ya alternatif arayışlarına girdiler. Doğal gaz fiyatlarının 125 Euro civarında olduğu Avrupa’da bu rakam Rusya’ya uyguladıkları yaptırımlar oranında artacak ve durum içinden çıkılamaz bir hale gelecek. Bu savaş yüzünden turizm, gıda, sebze ve meyve ihracatı büyük darbe alacak olan Türkiye’yi de zor günler bekliyor.

Rusya, Ukrayna’ya saldırdığı günden itibaren ABD ve AB’nin ekonomik yaptırımları hayata geçireceklerini, bankacılık sistemine darbe vuracaklarını biliyordu. İşte bu nedenle Rusya uzun yıllardır rezervlere yatırım yapıyor, biriktiriyordu. Dünya ekonomisinin dolar üzerinden yürütüldüğü gerçeğini dikkate alarak, tıpkı Çin gibi altın rezervlerini artırmaya yönelmişti. Bugün hiçbir uzman ne Rusya’nın ne de Çin’in altın rezervlerinin miktarı konusunda bilgi veremiyor. Ayrıca unutulmasın ki dünya bankacılık siteminden çıkarılmayan 2 Rus bankası var ve Rusya, uluslararası piyasalara Çin üzerinden ulaşabileceği bir sistemi öngörmüştü.

Bu savaş bize Avrupa Birliği’nin çirkin, çıkarcı, ırkçı ve çifte standartta dayanan yüzünü bir kez daha net bir şekilde göstermiştir. Bu konuyu da ayrıca yazacağım.

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

2 Yorum

  1. 6 Mart 2022, 17:17

    Teşekkürler. Öncekiler gibi çok aydınlatıcı bir yazı.

  2. 6 Mart 2022, 22:49

    Putin’in stratejisinin gerçekten hızlı hareket etmek olmayabileceği şeklindeki analiziniz çok önemli. Yazılı ve görsel medyadaki analizciler (!) ağız birliği etmişçesine Putin’in planlarının tutmadığını dile getiriyorlar. Bir çoğu Rusya’nın yıkılışını ilan ettiler bile. Teşekkürler.

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!