Gürcan Elbek
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Diğer
  4. ‘Hobart kenti, Tazmanya’

‘Hobart kenti, Tazmanya’

featured

Bu hafta Tazmanya’nın en büyük kenti Hobart’tayız. Hobart’ı hızlıca gezeceğiz  ve ilginç durumu ve öyküsüyle MONA (Museum of Old and New Art) isimli müzeyi gezeceğiz.

Tazmanya’nın En Büyük Kenti Hobart…

1804 tarihinde kurulmuş olan Hobart bir önceki yazımda anlatıldığı üzere Avustralya Hapishane Koloni döneminin ilk yerleşimi. Tazmanya kabaca Türkiye’nin 10’da biri kadar bir alanı kaplıyor.

Günümüzün Hobart’ı, eski ve yeninin buluştuğu huzurlu ve modern bir kent haline gelmiş. Tarihin, doğanın ve modernliğin karışımı güzel bir kent Hobart.

 /></p><div class=

Yerli adıyla Kunanyi’den şimdiki Wellington Tepesinden Hobart’ın Görünümü.

Tazmanya’nın güneyinde Derwent nehrinin kıyısında kurulmuş Hobart’a, Sidney’den yaklaşık iki saat süren bir uçuşla geldim. Burada Couchsurfing organizasyonundan bulduğum bir evde kalacaktım. Arabamı havaalanında kiralayıp şehrin bir miktar dışında ama harika bir yerde olan evime yollandım hemen.

Sevgili Couchsurfing Ev Sahiplerim Anne ve David…

Çin asıllı ve Melbourne doğumlu David ile sevgili Anne çocukluk arkadaşlarıymış. Aradan geçen yıllar evlilikler ve çocuklar sonunda son durak olarak huzur ve mutlulujla birbirlerini bulmuşlar. Couchsurfing organizasyonuna gönül vermiş bu çift arkadaşlığın uluslararası paylaşımın sorumluluğunu en üst düzeyde taşıyorlar. Harika evsahiplikleri ile Tazmanya’nın güneyinde yaptığım gezimin değeri arttı. Merkez üssü olarak günlük gezilerle Hobart ve civarındaki yerleri arabayla dolaştım. Evlerinde çok keyifli, samimi konuşmalar ve paylaşımlar yaşadık. Ben misafir olsam da geleneğimi bozmayarak onlara bir gece elimden geldiğince Türk yemekleri yaptım. Zeytinyağlı kabak kalye, cacık ve Patlıcan Salatası yanına onlar da et kızarttılar. David, Couchsurfing’de bir büyükelçi statüsündeydi o zamanlar. Gerek ilerde yapacağı kendi gezileri gerek konukları için bu işe nitelikli bir zaman ayırıyor her gün. Anne ise gerçek bir anne idi benim için. Gönülden teşekkür ediyorum ikisine de. 

 /></p>
<p><span style=Hobart’taki şirin evimde evsahiplerimle.

 /></p>
<p><span style=Bana tahsis ettikleri oda.

 /></p>
<p><span style=Evden dışarının görünümü

 /></p>
<p><span style=Evin Salonu ve Köpekleri

 /></p>
<p><span style=Anne yemek hazırlığında

 /></p>
<p><span style=Ben yemek hazırlarken

 /></p>
<p><span style=Anne ve DAvid akşam yemeğinde

 /></p>
<p><span style=Evin varendasından içerinin görünümü

 /></p>
<p><span style=Sevgili Anne ve David ile.

Özetle Hobart…

Sahildeki, eskiden yün, tahıl ve balina yağı bulunan depolar, günümüzün modern işyerleri, restoranlar ve sanat galerileri haline dönüşmüş. El Sanatları ürünlerinin satıldığı “Salamanca” pazaryerindeki tezgahlar ve etkinlikler bu şirin kentin başka bir renkli yanı.

Okyanusun bu kent için her şey demek olduğunu anlatan güzel bir Deniz Müzesi de bulunuyor Hobart’ta. Lady Nelson isimli bir büyük yelkenli gemi ile günlük seyirlerle eskinin denizcilik deneyimini ucundan da olsa yaşamak mümkün. Bu tip büyük Yelkenli Gemilere “Tall Ship” ismi veriliyor genel olarak.

Oldukça meşhur ve leziz üzümlerinden yapılan dünyaca meşhur şarapları ve organik tarım ürünleriyle harika bir doğal üretim yeri de Tazmanya ve Hobart. Houn Trail adı verilen bu rotada bu organik ve doğal üretimin çeşitlerini sakince göreceğiniz harika bir doğası da var.

Tazmanya demek aynı zamanda bira demek. Suyunun temizliği ve kalitesi nedeniyle koloni döneminin başlamasıyla birlikte temel ihtiyaçlarla birlikte de çok çeşitli biraların üretiminin başladığı yer Tazmanya.

“Cascade Brewery”, Avustralya’nın En Eski Bira Üretim Fabrikası…

Nüfusu az olan Tazmanya ve Hobart’ta 1800’lerin ilk yarısından itibaren çok sayıda birahaneler kurulmuş. Zamanında her 200 kişiye bir pub düştüğü söyleniyor bu bölgede.

Bunların ilki, 1824 yılında kurulmuş “Cascade (Türkçesiyle Şelale) Bira Fabrikası. Derwent nehrinin ve muhtemelen bir şelalenin yanındaki binada üretimine başlamış ve halen de orada faaliyetlerine devam eden “Cascade Brewery” Tazmanya tarihi ile özdeş.

Cascade Bira Fabrikası’nda turlar düzenleniyor. Bu turlarda buradaki bira üretimin tarihi ile birlikte ilerleyen Tazmanya tarihine ilişkin bilgilerin verildiği tur keyifli bir bira sunumu ile devam ediyor. Tabii ki Avustralya’nın dünyanın en pahalı yerlerinden biri olduğunu yine hatırlatmak istiyorum burada. Önceden internet rezervasyonu ile katıldığımız 75 dakikalık turun ücreti 20 Avro (Euro) civarında.

 /></p>
<p><span style=F-11 Cascade Bira Fabrikasının Tarihi Binası

 /></p>
<p><span style=Cascade Bira Fabrikasının Tarihi Binası ve Tarihi Bilgi İçeren Taş Blok

 /></p>
<p><span style=Fabrikanın bir çıkışı

 /></p>
<p><span style=Mayalanma İstasyonları

 /></p>
<p><span style=Büyük Silo Tipi Tanklar

 /></p>
<p><span style= CAscade Bira Fabrika Turunun Sonu

Wellington Tepesi ve Kuşbakışı Hobart… 

Hep dumanlı tepeleriyle aklımda kalacak Wellington Dağı ya da yerli dilindeki adıyla Kunanyi. Arabayla tepesine çıkışta etrafınızda gördüğünüz güzel ağaçlar, doğal su kaynakları ve bolca sisli havasıyla size Hobart’ın kuşbakışı görünümünü sunmakta biraz nazlı. Düzenlenmiş yürüme parkurlarıyla, bilgi veren levhaları ve sonunda en yukarıdan gördüğünüz Hobart ile bu yüksek mekanın keyfi bir başka. 

İlginç bir tesadüf bu tepede beni yakalıyordu. Karşımıza yine Charles Darwin çıkıyor. HMS BEAGGLE ile çıktığı o muazzam keşif gezisinde o zamanlar küçük ve şirin bir yerleşim olan Hobart’a da uğramış Charles Darwin. Hatta bu tepeye de tırmanmış ama iki gününü almış bu manaralı zirveye ulaşmak. Ne emekler, ne gayretler…

 /></p>
<p><span style= Wellington Tepesine çıkış

 /></p>
<p><span style=Wellington Tepesine çıkış

 /></p>
<p><span style= Wellington Tepesine çıkış

 /></p>
<p><span style=Wellington Tepesine çıkış

 /></p>
<p><span style= Tepe ile bilgi paketi

 /></p>
<p><span style=Eski tarihlerden bir aile piknik fotoğrafı

 /></p>
<p><span style=Wellington Tepesinde

 /></p>
<p><span style=Wellington Tepesinde

Bilgi Levhası

 /></p>
<p><span style=F-27  Bilgi Levhası

 /></p>
<p><span style=Bilgi Levhası

 /></p>
<p><span style=Tepenin zirvesinde

 /></p>
<p><span style=Hobart’ın WEllington Tepesinden Kuşbakışı Görünümü

“Salamanca” Pazaryeri (Market Place)…

Salamanka her Cumartesi sabahı kurulan bir pazaryeri. Yerel tarım ürünlerinin satıldığı, el sanatları tezgahlarının bulunduğu bu yer son 30 yıldır turistik, sanatsal ve ekonomik bir faaliyet halini almış.

Avustralya’da Türk denince akla gelen ilk şeylerden biri “Gözleme”. Gözlemeye bayılıyorlar her yerde. Elbette Salamanca’da da gözleme yapan bir Türk abimizle karşılaştım.

 /></p>
<p><span style=Salamanca Pazaryei

 /><span style=Salamanca’nın hemen yanında bir meydan

 /></p>
<p><span style=Ünlü gitarcıları Cary Levincamp ile

 /></p>
<p><span style=Gözleme ekibiyle

 /></p>
<p><span style=Salamanca’da Çocuk Sokak Müzisyenleri

 /></p>
<p><span style=Salamanca Pazaryerinde Bir Tezgah

Tenis’in Atası “Royal Tennis”…

David Salamanka pazaryerinden hemen sonra beni çok eski bir spor kulübüne soktu. Burası bildiğimiz Tenisin atası olan “Royal Tenis”in oynandığı tarihi bir kulüp. Çok ilginç bir bilge ve deneyimdi benim için.

 /></p>
<p><span style=Royal Tennis Salonunda

 /></p>
<p><span style=Royal Tennis Salonunda

 Royal Tennis Salonunda

Tasman Milli Parkı…

Şehir dışında Port Arthur yolu üzerindeki Tazman Milli Parkı çok hoş ve buraya özgü bir doğaya sahip. Milyon yılların deniz suyu, tuz ve zamanın aşındırmasıyla oluşturduğu mozaik karelerden oluşan “Tessellated Pavement”, dalgaların kayaları oyduğu “Devil’s Khichen (Şeytan’ın Mutfağı)” ve “Tasman Arc (Tazman Yayı)” buranın en temel görülmesi gereken noktaları. Plajların görünümü de ayrıca sert hatları olsa da oldukça güzel.

 /></p>
<p><span style=Tasman Milli Parkı Sahilinden Bir Görünüm

 /></p>
<p><span style=“Tessellated Pavement” denilen doğal mozaik zemin

 /></p>
<p><span style=Tasman Arc

 /></p>
<p><span style=Devil’s Kitchen

 /></p>
<p><span style=Tasman Milli Park Sahilinden Bir Kesit

 /></p>
<p><span style=Tasman Milli Parkı Panaroması

MONA (Museum of Old and New Art)…

Dünyanın şahsa ait en büyük sanat müzesi. Bana ilk anlattıklarında ya seversin ya da hiç sevmezsin demişlerdi. Kişniş için de söylenen bu söz beni gülümsetti. Ama maalesef söyleyenlere inat böyle uçlarda bir duygu yaratmadı bende MONA.

Dünya çapında Avustralyalı bir kumarbaz “Oceans 11” tipi filmlere ilham veren şekilde büyük paralar kazanmış bir zamanlar. Sonunda da paraların bir miktarıyla olduğunu düşündüğüm biçimde bu müzeyi oluşturmuş. Tabii ki bu kişi ve ekibinin dünyadaki kumarhanelere sokulması yasaklanmış. Bu sanatsever kumarbazlar ise bu güzel ve benim için aşure kıvamında diyeceğim bu müzeyi kurmuşlar. Ben sevdim müzeyi. Aşık olmadım ama geçirdiğim her dakikadan da keyif aldım. Belli ve sabit bir konsept beklentiniz varsa bu müze onu tam olarak içermiyor ama modern sanat adına çok geniş bir yelpazede size örnekler sunan bir mekan.

Kayaların içine oyulduğundan dışarıdan ufak gibi görünen bu müze dünyanın önemli Modern Sanat müzelerinden biri hatta başında geliyor desem pek yanlış olmaz.

Sizi müzeden kolaj diyebileceğim fotoğraflarla başbaşa bırakıyorum.

 /></p>
<p><span style=MONA Müzesinin girişinde

MONA Müzesinden Görüntüler⇓

 /></p>
<p><img decoding=Bazı değerli okuyucular Avustralya serisinin yerine farklı noktalardan yazı beklediklerini ifade ettiler. Haklılar. Ancak başlamışken bende sevgi dolu izleri olan Tazmanya’yı sizlerle bir seri şeklinde paylaşmak istiyorum. Birçoğumuzun ha deyince gidemeyeceği bu coğrafyayı kesintisiz gezelim diyorum. Belki bu gezi Avustralya ile devam edecek. Göreceğiz. Gezginin planı olmaması gibi bu yazılarda yaptığımız gezintinin de planı olmasın. Ne dersiniz?

Yaşadığımız zamanların zorluğu ve şiddetini hissetmeyen var mı acaba? Nedenini bilse de bilmese de çoğu kişi zor zamanlar geçiriyor. Bunun her boyutta anlamı var aslında. Bu zor zamanlarda bir hayal dünyasındaymışçasına başka diyarları anlatmamın temel noktası zor ulaşacağımız coğrafyalardan anılar ve görüntülerle hayatı paylaşmak şu sıralarda.

Bu günler ve her zaman bedensel sağlık esas. Zihin ise hep uçucu. Bu yazıları okuyup fotoğraflara bakarken umarım o deli zihnimiz on dakika da olsa başka diyarlara yolculuk yapıyor ve rahatlıyordur.

Epeydir virüsle ilgili yazmıyorum. Henüz tam olarak bilinmeyen bir virüse karşı temel savunma, güçlü bir bağışıklık sistemidir bana göre. Genel manada çok şeyin olumsuz göründüğü bu zamanlarda güçlü bir bağışıklık için ne yapılması gerekiyorsa onu yapmaya devam etmek gerek.

Umarım çok uzak diyarların görüntüleri gücünüze biraz moral desteği olur.

Sağlık ve sevgiyle kalın.

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

10 Yorum

  1. 28 Temmuz 2020, 08:08

    Ne mutlu bu kıymetli ve samimi değerlendirmeleri duymak. Sizi böyle bir yolculuğa çıkartabildiğim için çok mutluyum. Sevgilerimle

  2. 28 Temmuz 2020, 08:07

    Çok teşekkür ederim.

  3. 28 Temmuz 2020, 08:07

    Samimi ilgi ve yorumlarınız bana güç ve mutluluk veriyor. Çok teşekkür ederim.

  4. 28 Temmuz 2020, 08:05

    Haklısınız. Değerleri görmek ve sahip çıkmak medeni bir kültür gerektiriyor. Değerli tarihi gemimiz SAVARONA’nın durumu da bir örnek buna. Norveçliler Kuzey Kutup keşfi yapan Amundsen’in gemisi FRAM’ı OSLO’da koskoca bina içinde müze yaparken bizim verdiğimiz değerler müze gemiler de aynı durumda. Saygı ve sevgilerimle.

  5. 28 Temmuz 2020, 08:01

    Değerli ilginiz ve yorumlarınız için teşekkür ederim Alpkun hocam. Ne mutlu böyle hissetmeniz. Güzel günlerde güzel anlar içeren gezi, yazı ve programlarda görüşmek üzere.

  6. Kalemine sağlık evet dediğin gibi gitmek imkansız olan bir yeri o kadar güzel ifadeyle anlatmisin ki keyifle okudum yemek yapmak tepeden kuşbakışı seyir müze gitmiş kadar oldum gönlüne sağlık resimler muhteşem çok begendim inan okurken gözlerimi kapatik hayal ettim resimler çok güzel

  7. Bu seyahat kısırlarının olduğu dönemde ufuk açıcı yazılarınızı ilgi ile takip ediyorum
    Teşekkür ederim

  8. Sizin peşinize takılıp seyahat etmek isterdik. Ancak bu karantina döneminde sayenizde bu şekilde de keyifle geziyoruz. Çok güzel yazılarınız ilgiyle takip ediyorum

  9. Yazınızın Cascade Bira Fabrikası ile ilgili bölümünü okurken, bizim yıkılan Bomonti Bira Fabrikasını anımsadım. Bazıları geçmişine sahip çıkarken biz yokedicilere teslim ediyoruz. Yolunuz açık olsun.

  10. 26 Temmuz 2020, 16:02

    Gürcan beyin gezi anlanlatımı yazılarının detaylar ile donatılmış olması okuma zenginliği oluşturuyor.Gezi süreçlerindeki aktarımlarıda bir o kadar zengin.Tazmanyaya gitmek isteyen bir gezgin içinde bu covid 19 sürecinde evinde gezi yazısını okuyup seyahat hazzı hissettirmektedir.Tazmanya gezisinin bizlere güzel bir şekilde aktarımı için Gürcan beye teşekkür ederim.

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!