Hüseyin Vodinalı
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Diğer
  4. Avrasya mı Avrusya mı?

Avrasya mı Avrusya mı?

featured

Türkiye’de iki grup var.

Bir, Atlantik ajanları.

İki, onlara inanan faydalı salaklar.

Atlantik ajanları, NATO’nun 70 yıllık ürünleri.

Paralı tipler.

Parasız iş yapmazlar, beleşe oynamazlar.

Bunlar hep, dinci, liberal, AB’ci, İngilizci, İsrailci tiplerdir.

Bunlardan her yerde çok vardır.

Mesela FETÖ bunların bir kısmıdır sadece.

Dinci kılıklı, casus ve terörist örgütü.

Medyada, ticarette, siyasette, bürokraside, adalette, akademide, sanat ve edebiyat dünyasında hatta sporda.

Hepsinde ajanlar ve faydalı aptallar hakimdir.

Bunları öldürseniz, Amerika’nın kötü olduğuna inandıramazsınız.

Atlantikçi yapı, Türkiye’nin son 70 senesine damga vurmuştur.

Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyetin içini, çam kese kurtları gibi oymuşlar, özsuyunu içip bitirmişler, ağacı kurutma noktasına getirmişlerdir.

Türkiye, bunlara dönemsel tepkiler vermiştir.

Mesela 1960’larda başlayan anti emperyalist sol hareketler, 70’lere taşınmış, NATO’nun kontrolündeki devlet, bunları ezmek için resmen kendi evini ateşe vermiştir.

1980 sonrası anti emperyalizm yok edilmiş, Amerikancılık artık egemen dünya görüşü olarak oturtulmaya başlamıştır.

Amerikancı merkez sağ, yerini NATO’cu milliyetçilere, ABD-Suudi çizgisindeki dincilere, neo-liberal Atlantik solcularına, etnik milliyetçilere bırakmaya yüz tutmuştur.

Özal’a takunyalı derken, arkasından Necmettin Erbakan, onun paltosundan da AKP çıkmıştır.

Kısacası gelen gideni aratmıştır.

Bu süreçte, yani 1980 sonrası geçen 40 yıllık dönemde;

Sendikal hareket işçi kesimi çökertilmiş, tarım kesimi bitirilmiş, küçülen sanayi montaj sektöründen ibaret hale gelmiş, ticaret ve finans erbabı tam bir komprador kimliğe bürünmüştür.

Sıcak paracı tarikat, müteahhit, mafya, siyaset sistemi geçerli rejim haline gelmiştir.

18 yıllık AKP dönemi, gerilemenin çöküşe geçtiği dönemdir.

Neo Osmanlı bir dejavu dönemidir adeta.

Osmanlı nasıl çöktüyse, bugün de bire bir aynı prosedür uygulanmaktadır.

Aslında Amerikalılar, Türkiye’yi çökertmenin formülünü Osmanlı’dan almış, 2000’li yıllarda İstinye’deki ABD Başkonsolosluğu’nda yeni Osmanlıcılık saçmalığını onlar ortaya koymuş ve projelerine uygulatmıştır.

Adalet Mülkün Temelidir” ibaresi, bugün değil, 2010’daki FETÖ referandumuyla tarihe karışmıştı çoktan.

NATO’nun bir işlevi daha vardır Türkiye’yi çökertmenin ötesinde.

Türkiye’yi Atlantik kampına bağımlı ve bağlı tutmak.

Avrupa Birliği sürecimiz adeta bunun uzun, sıkıcı ve acılı hikayesidir.

Türkiye’nin sanayi ve tarımı bu dönemde çökertilmiş, özelleştirmelerle yok edilmiş, ülke kendine yeterli olmaktan çıkıp, Batı’nın sömürgesi haline gelmiştir.

1970’lerde ezilen sol anti emperyalist hareket, özellikle PKK terörünün ve irticanın hortladığı 1990’ların başında ulusalcılık olarak yeniden baş göstermiştir.

ABD’nin yeşil kuşak projesi işlemiş, 1990’larda Çiller’den, 2000’lerde Erdoğan’a gelivermişiz.

Askerlerin ve bağımsız aydınların başını çektiği ulusalcı Kemalist hareket, gerici ve bölücülere karşı geniş halk yığınlarını etkilemiş, ancak siyasette örgütlü karşılığını bulamadığı için AKP-FETÖ işbirliğiyle tasfiye edilmiştir.

Ancak, eşyanın tabiatı, jeopolitiğin kuralı işlemiş, zamanı dolan AKP liderliğinin Amerika tarafından tasfiyesi dayatılınca, Erdoğan, bu kez Avrasyacı cepheye geçmiş ve kendisini kurtarmıştır.

Velakin, ülkenin içinde bulunduğu koşullar ve İhvancı zihniyet, AKP’nin Avrasyacı olmasına izin verecek durumda değildir.

Atlantikçi kökleri ve dayandığı Batı merkezli eko-sistem, AKP’nin Amerika’ya karşı Asya merkezli bir direniş stratejisi oluşturmasını engellemektedir.

Avrasyacı Kemalistlere, bir dönem “Avrusyacı” diyen Devlet Bahçeli’ye karşı, Avrasyacılığın öncülerinden küçük ortak Vatan Partisi’nin bugün AKP’yi ikna edebilmesi olanak dışıdır.

Zaten paltonun ilk düğmesinin yanlış iliklendiği İhvancı dış politika, AKP’nin Avrasyacı bir savunma hattı kurmasının önündeki en büyük engeldir.

Suriye, Libya ve Ukrayna’da hep (kendi çıkarları aleyhindeki) batı cephesine yazılan bir iktidar nasıl Avrasyacılığı temsil edebilir ki?

Kaldı ki ona alternatif muhalefet de Atlantikçi çizgidedir.

Y-CHP, İyi Parti, Babacan-Davutoğlu, HDP bloğu da silme Batı kampındadır.

Hem iktidar, hem muhalefet cephesi, Atlantik tehdidine karşı, Çin, İran ve Rusya ile stratejik ittifaklar kurarak direnecek bir seçeneği baştan reddetmektedir.

İçinde bulunduğumuz şartlarda Türkiye’nin bir çıkış yolu yoktur.

Avrasyacılık, aslında Atatürkçülüktür.

Anti-Emperyalizmdir.

Tek kelimeyle Kemalizmdir.

Cumhurbaşkanı Sözcüsü Kalın, Candaş Tolga Işık ile söyleşisinde, devlete sızan sağ ve sol Kemalist ideolojik grupları tehdit olarak gösterirken, kanaat grubu dediği tarikatlara toz kondurmamaktadır.

15 Temmuz 2016 sanki yaşanmamış gibi.

CIA-NATO-ABD-FETÖ darbe girişimi olmamış sanki.

SİYASETİMİZDE OLMAYAN TEK GÖRÜŞ: KEMALİZM VE 6 OK

Kemalizm Kalın’ın aksine tehdit değil, tek kurtuluş yoludur.

Anti-emperyalisttir.

ABD yerine Rusya veya Çin’e bağımlı olmayı da reddeder.(Putin ne kadar doğru söyledi geçenlerde; “Büyük Siyasette arkadaşlık yoktur ve olmamalıdır. ‘Büyük Siyasette’ yalnızca siyasetçilerin temsil ettikleri devletin ve halkın çıkarları vardır. Her şeyden önce devletini temsil eden kişilerin bu çıkarlar için hareket etmeleri gerekir.)

Ancak bugün tehdit ve tehlikenin geldiği yer ABD ve hempalarıdır.

Doğu Akdeniz’de, Libya ve Suriye’de, Türkiye’nin Güneydoğu’sunda, Yunanistan, Ermenistan ve Bulgaristan sınırında tehdit ABD’den geliyor.

Bu tehdide karşı Türkiye’nin Azerbaycan ve Pakistan kardeşleriyle karşı koyma şansı yoktur.

Türkiye mutlaka çıkar odaklı müttefikler bulmak zorundadır.

Rusya sanki Türkiye’ye bayılıyor da mı müttefik olmaya çalışıyor?

Veya Çin, tarihi düşmanları Türklere neden çiçek veriyor?

Pers İmparatorluğu’nun mirasçısı İran, Türkleri neresine sığdıracağını bilemiyor da mı dostluk peşinde?

Onların da Amerika’ya karşı bize ihtiyacı var çünkü.

Ama bu olasılık ne zaman belirse, medya ve siyasette bir kıpırdanma başlar, Çin’in Uygur zulmü, Rusların Ortodoks Ermeni muhabbeti, İranlıların Şiiliği vs. sayılıp dökülür.

Tıpkı Uğur Mumcu’nun sağlığında hedef alınması gibi, bunu savunanlar hemen hedef tahtasına konur.

FETÖ hesapları internetten çalışmaya başlar, yandaş gazeteler, muhalif basın hemen ağız birliği eder.

SÖZÜM FAYDALI AHMAKLARA

Ajanları boş verin.

Onlar bunun karşılığında para alıyor.

Sözüm faydalı aptallara.

Yani Atlantikçiliğe samimi olarak gönül vermiş demokrat arkadaşlara.

Yahut da Amerika’nın Sovyetlere karşı savaşında takılıp kalan mütedeyyin insanlara.

Sabah akşam evine ekmek götürmekten başka derdi olmayan, klasik çarşı pazar muhaliflerine sözüm.

Bakınız o güvendiğiniz dağlara artık karlar yağıyor.

Biz çöküyoruz evet ama, ‘yıkılmaz’ dediğiniz ABD de yıkılıyor.

Bunu ben değil, ekonomiyi en iyi bilenler söylüyor.

Çinli Global Times’tan alıntılıyorum:

ABD bir şirket olarak ele alınırsa durumu, uzun vadeli kaotik yönetimi ve yüksek borcu nedeniyle iflasın eşiğinde olacaktır.

Ekonomi perspektifinden, ABD hükümeti bir şirkete çok benziyor.

Bu sistemde, ABD federal hükümeti yönetimle eş değerdir; Kongre, yönetim kuruludur ve ABD başkanı, dört yılda bir seçilen bir CEO’ya benzer. Buna ek olarak, her ABD vatandaşı, “Amerikan hissesine” sahip bir azınlık hissedarı olarak kabul edilebilir. ABD seçimi aslında daha çok hissedarlar genel kurulunu düzenleyen bir şirkete benzer. Kurumsal finansman açısından, ABD hükümeti “iflas etti”. Faaliyetlerini sürdürmek için kredilere ve dış ticaret bilançosu açıklarına güvenmek zorundadır. Kurumsal yönetim alanında buna genellikle “zombi girişim” denir. Bu anlamda, ABD bir terimin icat edilmesine izin veriyor; “ulusal finansal zombi”.

ABD Merkez Bankası’nın bilançosunun büyüklüğü bir yılda yaklaşık 4 trilyon dolardan 7 trilyon doların üzerine hızla yükseldi. ABD’nin ulusal kamu borcunun ölçeği de 2019’un sonunda 23,2 trilyon dolardan, 2020 yılının Ekim ayında 27 trilyon doların üzerine çıktı. 2021’in sonunda 30 trilyon dolara yakın olması bekleniyor.

Sadece altı ay içinde, Fed’in bilançosu yaklaşık yüzde 70’lik bir artışla 2,89 trilyon dolar artarak 2008 ile 2014 arasındaki toplam bilanço büyümesini neredeyse yakaladı. Korkunç ekonomik durum ABD’yi kademeli olarak düşürdü ve şimdi mali ve para politikaları pasif bir bütçe açığı harcama durumundadır.

ABD doları arzındaki büyük artışlar finansal piyasalardaki likidite krizlerini geçici olarak hafifletse de, hızla yeniden genişlemesi için çözülmesi gereken bir ABD varlık balonunu oluşturdu. Uzun vadede, bu sadece zor bir zaman gecikmesidir. Sonuçta kötüleşen sonuçlarla ABD finans piyasalarında bir baloncuğa yol açacaktır.”

Covid 19 – Bir Virüsten Ötesi” isimli kitabımda aslında bunu da anlatmıştım.

Pandeminin şüpheli orijinlerini bir kenara bıraksak bile, ona karşı uygulanan küresel kilitleme politikaları, aslında bu çöküşün geciktirilmesini hedefliyordu.

Tıpkı Davos’ta “Great Reset” adıyla ilan edilen kapitalizmin sıfırlanarak yeniden başlatılması planı gibi.

O trilyonlarca dolarlık borç, dünyanın az gelişmiş ve gelişmekte olan uluslarının sırtına yıkılacak, ABD ise hiçbir şey olmamış gibi yoluna devam edecekti.

Bunu gören uluslararası batı odaklı finans çevreleri bile panikliyor, yeniden kamuculuk formülünü IMF dahi öneriyor.

Ancak bu olağandışı duruma karşı çare olabilecek anlayışta bir siyasi parti Türkiye’de mevcut değil.

Hepsi Atlantik döneminin siyasetçileri, alayı NATO’cu ve serbest piyasacı.

Oysa çare Mustafa Kemal Atatürk’te ve onun 6 Okunda.

Birinci ok Devletçilik günün kurtarıcı sözcüğü.

15 milyon işsizi, artı 45 milyon dar gelirliyi, serbest piyasayla, özelleştirmeyle, sadakayla kurtaramazsınız.

Devletin artık girişimci olma zorunluluğu vardır.

Eş dost tarikat atamalarıyla liyakati ve yolsuzluklarıyla güvenilirliği sıfırlamış mevcut iktidar bunu yapamaz. Bırakın ekonomik işletmeleri, güvenlik, eğitim, sağlık gibi devletin temel işlevlerini bile özel sektöre havale edip kar konusu haline getiren hiç yapamaz.

Eski AKP’liler, HDP’liler ve neticede Avrupa ve Amerika gibi emperyalistlerden medet uman bir muhalefet de yapamaz.

İkinci ok Laiklik mesela şarttır.

Türkiye’nin eğitimle yeniden ayağa kalkıp çağdaş bir toplum olabilmesi, hukukun yeniden işlemesi ve kadın erkek eşitliği için laiklik şarttır.

GATA’nın Başhekim Yardımcılığı’na getirilen bir soytarı sonrası bile, bugün bırakın iktidarı, muhalefetten dahi tek kelime laiklik vurgusu yapılamıyor.

Muhalefet lideri laiklik lafını ağzına bile alamıyor.

Üçüncü ok, Cumhuriyetçilik de yeniden kurulmalı.

Türkiye, kuvvetler ayrılığı temelindeki parlamenter rejimden, hileli bir referandum ile çıkıverdi. Bugün artık ne yasama, ne yargı etkili değildir. Her şey tek adam sistemi üzerine kurulu bir başkanlık sistemine bağlanmıştır. Cumhuriyet’in kurumlarının içi boşaltılmış, bir Çalışma bakanı çıkıp ‘size emekli maaşı ödüyoruz bu kıyağımızı da unutmayın’ demeye bile getirmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti uygulamada artık ne laik, ne demokratik, ne sosyal, ne hukuk devletidir.

Dördüncü ok Halkçılık da artık elzemdir.

Yani Sosyalizm.

Sosyalizm olmadan bu geniş kitlelere refah götürülmesi mümkün değildir.

Özel sektörün komprador yapısıyla Türkiye son 70 yıldır tüm kazanımlarını kaybetti.

Halka ait olan işletmeler haraç mezat satıldı.

Madenler, çevre katliamı pahasına yabancılara verildi.

Çıkan altından yüzde bir almadan, doğamızı siyanür ve sülfürik asite boğduk.

Sadece altın da değil, kömür ve mermer de dahil her türlü yeraltı zenginliği satıldı.

O da bitmedi toprak satıldı toprak.

Hani bir karışı için kanımızı dökeriz dediğimiz topraklarımız Araplara gitti.

Tarım ve hayvancılık bitirildi. Çiftçi ölüme ve göçe terk edildi.

Şehirlere gelen köylüler, zaman içinde varoş kültürüne, suça ve aşırı akımlara kapıldı.

Halkçı bir yönetim Türkiye’deki taşları yerli yerine koymak için çalışacaktır.

Beşinci ok Milliyetçilik de işin olmazsa olmazı.

Atatürk milliyetçiliği tabii.

Irk, köken, din, mezhep gözetmeden tüm Türkiye halkına millet demek şart.

Kimseyi ayırmadan hizmet vermek ve olanaklardan yararlandırmak gerek.

NATO ürünü kafatasçı, Turancı milliyetçilik değil ama bu milliyetçilik.

Asya’da işbirliği siyasetiyle tüm Türkçe konuşan akrabalarımıza ulaşmak ve onlarla işbirliği yapmak mümkün artık.

Bugün AKP döneminde Arap olmak, Müslüman olmak Türk olmaktan daha önemli hale geldi.

Araplar en kıymetli millet oldu.

Benim Araplara karşı bir düşmanlığım yok.

Ama kendi ülkemde Türk vatandaşı eğer (vatandaş olmayan) Araptan daha az değerli görülüyorsa orada bir sorun vardır.

Din kisvesiyle Arap kültürünün yüceltilmesi ulusal kimliğimizi tehlikeye koymuştur.

Ve altıncı ok Devrimcilik.

Atatürk’ün arasız devrimler dediği cumhuriyetimizin itici gücü.

NATO döneminde devrimciler hep ezildi.

Devrim diyenler işkence tezgahlarında öldürüldü, asıldı, vuruldu.

Muammer Aksoy, Uğur Mumcu, Deniz Gezmiş’ler katledildi.

Devrimcilik NATO’dan çıkmak için şarttır.

Devrimci olmayan, mevcut düzeni değiştiremez, insanlara değişeceğine dair umut veremez.

Bugünkü umutsuzluk da bundan mütevellit zaten.

Türkiye bugünkü o mutsuz halinden ancak bir devrimle kurtulabilir.

Bugün sandığa gitmeyeceğim diyen yüzde 7, kararsızım diyen yüzde 11 kitle var.

Oy vereceklerden de öylesine umutsuzca alışkanlıkla oy vereceğim diyenler var.

Siz insana umut vermezseniz ona hiç bir şey yaptıramazsınız.

Dediğim gibi Avrasyacılık, Kemalizm; Kemalizm de 6 Oktur.

Maalesef şu anki tabloda böyle seçenek yoktur.

KAYNAKLAR:

https://www.criturk.com/haber/haber-lokasyon/abd-iflas-eden-bir-finansal-zombi-mi-171107

 /></p>
<p> </p>
<p> </p>
</div></div>	<div class=

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

23 Yorum

  1. 17 Ekim 2020, 19:31

    Sizin makalelerinizi hep takip ederim. Ancak, bu makalenizle ülkemizde Çinlileşme modelinin uygulanmasının amaçlandığı vurgulanmıştır. Çünkü bu gerçekleşirse Çin’deki Batı yatırımlarının bir kısmı Türkiye’ye kayar, bu da ülkemiz ve milletimiz için olağanüstü bir gelişme olur ve geliştirir. Fakat, bir gerçeği unutmayalım; Türkiye bir EKİP olarak NATO’dan ayrılamaz, ayrılırsa bölünür..

  2. Sayın Vodinalı, NATO ve ABD’ ye saplantı seviyesinde düşmanlık ediyorsunuz sadece, kusura bakmayın Atatürkçülük’ de, Millilikte bu değil. Sıcak denizlere açıldığı boğazların ingilizlerin kontrolüne girmesini istemeyen Rusların, Kurtuluş Mücadelemizde verdiği silah desteğinden başka ne dostluğunu gördük bugüne kadar söylermisiniz! Pakistanlı kardeşlerimiz gibi cıkarsız bir tek yardımları oldumu geçmişte! Hem o silahlar olmasaydı, belki bugün ingiltere diye bir devlet olmazdı, ama Türk Devleti yine kurulmuş olurdu bilesiniz. Bugün dahi Karabağın kurtuluşunun önünde ki en büyük engel ruslardır. 70 yıllık ABD yi gerektiği yerde bir anda silen Türk Devleti ile ilişikilerde Ruslar hesaplarını iyi yapmalıdır, rüsgarı tersine döndüren bir durum olursa, yemeye ekmeği zor bulurlar, hesaplarını iyi yapmalıdırlar. Türk milleti müslümandır, islam coğrafyası ile tarihi ve kültürel bağları vardır, bu gerçeği değiştirmek imkansızdır.

  3. 16 Ekim 2020, 15:20

    Atatürkçülük ve Şerîat’la ıslah ancak îmânı-zayıf Marksistler edilebilmiştir. Sayın Zülfü LiVANELi gibi, Sayın Murat BELGE gibi, Sayın Osman KAVALA gibi îmânı-kuvvetli Marksistler hâlâdaha bildiklerini okumakta, yapacaklarını (meselâ Gezi pandomiması) yapmaktadırlar. Xi ağam, bunları da, STALiNiZM ile ıslah edecek. Böyle bir yetenek Putin’de yoktur.

  4. 16 Ekim 2020, 13:08

    Sayın yazar dünyadaki en büyük ayıp haksızlık yapmaktır. Avrasya konusunu Türkiye’nin gündemine sokan parti Vatan Partisidir. Vatan Partisini hükümetin küçük ortağı göstermek yapılmış en büyük haksızlıktır. Sizi bu konuda ki davranışınizdan dolayi kınıyorum.

  5. yerıne de tertemız yıpranmamıs KK ve dostları gelecek TC 20 yıl daha cekecek tabı zamana kadar kalırsa.

  6. İran halkı için durum farklı olsa da İran yönetimi yani devleti asla güvenilmezdir. Şark kurnazı deyiminin karşılığıdır bu devlet malesef. Sonsuz şans tanısan yine ihanet edecektir, yine hayalkırıklığı yaratacaktır. İran gibi dostun olacağına hiç olmasın! İran’ın düşmanlığını dostluğuna yeğlerim. Ümitsiz vaka!
    İran bölünmeli. Güney Azerbaycan’ı bağımsızlığına kavuşturmalıyız. En iyi savunma düşmanın silahıyla kendini vurmaktır. Bize düşmanlık edeni, bölmeye kalkanı bölelim, paramparça edelim! Ermenistan terör devletine yardım eden İran konusunda savunma konumundan saldırı konumuna geçilmeli artık yeter!

  7. 15 Ekim 2020, 13:44

    1)”’Devletin artık girişimci olma zorunluluğu vardır”’ = TC nin Vatanına, Milletine ve devir aldığı işi tam profesyonellikle ve ahlakı ile iş yapacak Vatandaş a ihtiyacı vardır, şimdiye kadar kim bir makama oturduysa o Makamı altta kalanı ezip, hak yemek için kullanılmış ve buna karşı çıkanlar acımasızca ve şuursuzca öğütülmüştür.

    2)Laiklik mesela şarttır = Atatürk’ü arkasına sığınan ve Çankaya ya istirahat etsin diye yollayan belirli bir kesim, Din düşmanlığına kılıf olarak Laikliği kullanmış ve Laikliğin aslen tam anlamıyla Batı Dünyasındaki Ruhani ve Dünyevi gücü elinde tutan ve bu gücü korumak için yüzyıllarca Engizisyon mahkemeleri dahil olmak üzere Batı uygarlığının gelişmesine sekte vuran ve muazzam bir Dünyevi imparatorluk kuran Kilise Ruhban sınıfına karşı olduğunu bilmeden umursamadan,Tarihimizi, Geçmişimizi,Kültürümüzü, Maneviyatımızı lanetleyen ve bunun tüm izlerini yok etmek için arsızca utanmazca her türlü girişimi makbul görmüştür.

    3) Cumhuriyetçilik de yeniden kurulmalı = Sultanın tebaasından,eşit Vatandaş lık temel ilkesinin zihinsel dönüşümünün tavandan tabana yayılmasını sağlayacak olan kurumlar, birdenbire kendilerini çarıksız bir vatandaşa hizmet ettiklerini ve onlarla eşit olduklarını farkedince, ilk olarak üstün olduklarını göstermeye başlamış ve bunun dahada uygun ve makbul olması için muz Cumhuriyet lerinde bile görülmeyen dokunulmazlıklara ve ayrıcalıklarla pekiştirerek konumlarının avantajlı olmasının sürekliliğini sağlamışlardır, nitekim Cumhurbaşkanının mahkemeye sevk edilebilmesi en son Cumhurbaşkanlığı sistemiyle şeklende olsa sağlanmıştır.

    4) Halkçılık da artık elzemdir = Bu hem kendi geçmiş tarihimizde hem İnsanlık tarihindeki gelişmelerle sabit bir masal ve içi boş, onun yerine tam anlamıyla eşit ve reşit vatandaşlık kavramı daha değerli

    5) Milliyetçilik de işin olmazsa olmazı = Ne mutlu Türk’üm diyene , olana değil, DİYENE ve vatandaşlık bilinciyle pekişene

    6) Devrimcilik = Dönemin şartlarında gerekliydi ama bugünkü hali ve anlamı daha farklı günümüzde yenilikçi olmayana ekmek vermiyorlar, yarın hiç bulamayacak

    Özet olarak kurtuluş savaşını vermiş ve başarmış olan ruh, (En belirgin hamleleri olan ekonomik bağımsızlığımızın temelini oluşturacak bizde ekonomik kıstaslara uymadan üretim ve istihdam politikaları yüzünden, sürekli borç batağında yüzen ve işçisinin ve memurunun maaşını ödemeye aciz olmasından dolayı sürekli DB ve İMF den borç aldığımız, KİT lerin Çin halk Cumhuriyetinde küresel şampiyon olmalarıdır ve biz yarışa 80 sene önce başlamıştık) ülkemiz için belirli ve kapsamlı gelişmeler için tohumlarını atmaya çaba gösterip ve hiç bir önyargı gözetmeden adımlar atmış olsa da daha sonra bu hareketin içine işleyerek kendi ajandalarını ve çıkarlarını temsil eden klik, klan ve çıkar gruplarına esir düşerken hiç bir yönetim kapasitesi ve vizyonu olmayan yönetici kesimi sürekli yanlış ve çıkarları amacında yönlendirerek içerideki ve dışarıdaki efendilerinden aferin almayı başarmışlardır, günümüz Türkiye sindeki temel fark kitlesel teknolojik erişim ve dolayısıyla daha bir bilgi ve belgeye kısa sürede erişim dolayısıyla bilinç farkı ve sanki ölüm uykusundan uyanmış halimiz, büyük umutlar dolu yüzyıla merhaba

  8. 15 Ekim 2020, 13:23

    Yazı her zamanki gibi güzel. Ancak Vatan Partisinin ikna etmesine gerek bile kalmayacak, deliğe süpürülen Akp mecburen bu doğrultuda ilerlemek zorunda… Diğer yandan vaz geçemediği yandaş besleme, liyakatsizlik, tarikat cemaat sevdası, ihvancılık da bu arada sürekli ayağına dolaşıp karın ağrısı olmaya devam edecek.

  9. 15 Ekim 2020, 12:54

    Kendi öz yurdumda ben miyim garip?
    Beni bir köşeye atan utansın
    Eğilmiyor diye, kurdu hor görüp,
    İti el üstünde tutan utansın!

  10. 15 Ekim 2020, 12:39

    Yazıda “geriye -15 Tatar nüfusun kaldığı Kırım için…” bölümünde hata olmuş. Kırım’da yüzde 15 Tatar nüfus kaldı demek istemiştim.

  11. 15 Ekim 2020, 06:30

    anlatır mısın osman

  12. cok guzel bır yazı ustelık kemalızm eskıdı, modası gectı.,dıyernlere, ‘ bız 1930 ların chpsı degılız (KK), ne yanı 1922 lere mı donecegız(M.ınce) sozde ataturkculere bır ders mahıyetınde.
    halen rusya da yapıyor cın de yapıyor dıyenlerınde kulagına kupe olsun.
    yenı bir dunya kuruluyor. sovyetlerın dagılmasdından sonra batılı guclerın bıze ıhtıyacı kalmadı. ,bu dunyada turkıyede yerını alması gerekıyor. dış polıtıka cıkarlar uzerınden yonlendırılır. su an cıkarımız da komsualrımızla ıyı gecınmek surıye ıran rusya gıbı

  13. Kemalizmim altı okunun çözüm olduğunu ve tekil çözüm olacak kadar da elzem olduğunu açıklıkla göstermişsiniz. Avrasya yöneliminin da bunun doğal sonucu olduğunu. Tespitlerine yüz kere bin kere evet!

    Bu çözümün berraklaştığı kitlesel Kemalist bir teşkilatlanmanın henüz milletçe kabül görecek bir seviyede olmadığı da ortada. Bu durumda ne yapmalı?

    O olmaz, o da olmaz diyerek masal sonlarındaki gibi milletimize ‘kırk satır mı yoksa kırk katır mı?’ çözümsüzlüğünü mü göstereceğiz? Çözüme odaklanmak ve her yeni durum için doğru hedefleri öne çıkarıp ona göre tavır alanlarla mücadeleyi sürdürmek gerekmiyor mu? Temel eksenimiz milli çıkarlarımızı savunmak ve ülkemizi bayındır halkını mutlu etmek. Rahmetli Soner Polat’ın belirttiği gibi cephe hattını açıklıkla kurabilmek ana mesele. Bu durumda kimlerle yan yana kimlere karşı olunduğu apaçık görülecektir. Hiç bir şey kara taş beyaz taş zıtlığında ve tutuğu yerinde daim değil. Her şeyin hayrında hayatın diyalektiği.

  14. İşte yeniden bildiğimiz bir Hüseyin Vodinalı yazısı olmuş. Elinize sağlık ustam.

  15. biden ve macron acaba tayyipi amerikancı olduğu için mi devirmek istiyor.hem avrasyacı hem de vpsine saldır.çok ilginç.bu tutum utangaç atlantikçiliktir.

  16. Öyle tabi de bunu amerikancı bir tavırla Çin ve Rusya’yı karşımıza almadan da yapmak mümkün.

  17. Mukemmel bir analiz.Ayrica realist.Yuregine saglik.

  18. 14 Ekim 2020, 18:46

    Hüseyin bey, yazınız harikulade. yalnız ülke çürümüş, kanser tüm vücudu sarmış. söylediğiniz 6 Ok’u gerçekleştirecek bir irade yok. bir de Suriyeliler ülkeye getirildi. burada amaç, Türkleri sürmek, Moğolistana mı, başka yere mi…

  19. 14 Ekim 2020, 18:28

    Geçmişte Avrasyacılığa karşı çıkan biriydim. Fakat , yazarın dediği gibi şartlar Türkiye’yi buna doğru zorluyor. Ya da şunu diyebiliriz: Atlantik bize açıktan düşmanlık ederken Rusya ve Çin ile ilişkilerimizi geliştirmeliyiz. İşin garip yanı Atlantik cephesinin Türkiye’nin çıkarlarını gözeten herhangi bir yeni ittifak modeli/projesi teklifi dahi yok. Bu kadar açık duruma rağmen, özellikle sosyal medya üzerinden Natotürkçü bir propoganda yürütülüyor. Bu adamlar, YPG’ye karşıdır; FETÖ’ye karşıdır; Ergenekon-Balyoz kumpaslarına karşıdır ama her nasılsa bu karşıtlıklarını ifade ederken özellikle ABD’nin bu kötülüklerdeki başrolünü sürekli ve utanmazca gözardı ederler. Türkiye’nin bekası sözde müttefikleri tarafından tehdit edilirken 1) Geriye -15 Tatar nüfusun kaldığı Kırım için Rusya ile savaşa tutuşmamızı savunurlar 2) Bize binlerce km uzakta ve hiçbir şekilde bizzat müdahil olamayacağımız Doğu Türkistan meselesi için Çin düşmanlığı gütmemizi savunurlar.Şahsen benim gönlüm Uygur soydaşlarımızın günün birinde bağımsız olmasından yana ise de, mevcut durumda Çin düşmanlığı yapmak anayurdu yani Türkiye’yi tehlikeye atmaktır. Yine bu Natotürkçüler, Çin’in ve Rusya’nın herhangi güzel ürününe tahammül dahi edemezler. Huawei düşmanıdırlar, twitterda papağan gibi “Çin virüsü” diye sayıklarlar; Rusya korona için aşı üretir bunlar ona da ağız bükerler. Artık o kadar sapıttılar ki, Mavi Vatan’ın mimari Cem Gürdeniz’e bile oğlunun adının Ege olmasından dolayı saldırıyorlar. Neymiş Cem amiral, Ege denizinin adı değişmeli demiş; bunlar da kendi haber sitelerinde ve twitter’da güya “Avrasyacı Amiral nasıl da çelişkiye düşmüş hahaha” şeklinde zeka seviyesi ilkokul terk propaganda yapıyorlar. Ulan, adam 1-2 yıl önce Ege denizinin adının değişmesine kanaat etti diye; muhtemelen 30 yaşından büyük oğlunun adını mı değiştirecekti? İnsanda biraz izan ve insaf olur. Osmanlı’daki “asılırsam İngiliz sicimiyle asılayım” diyen aciz paşalardan farkınız kalmamış; köpeklikte çığır açmışsınız. Sorsak, biz Nato içinde Türkiye’nin çıkarlarını korumaya çalışıyoruz derler. ABD’nin Türkiye’ye biçtiği d.malma pozisyonuna razı gelerek mi savunacaksınız Türkiye’nin çıkarlarını. Şu zamana kadar hangi adam akıllı konuda (öyle antin kuntin basit konular değil) bir işe yaradınız. FETÖ’ye de karşıtlığınız tamamen kıskançlıktan ötürüdür. Neden kocamız ABD bizi değil, onu sevdi diye. 2000 li yıllarda Gladyonun ana aktörü biz olamadık diye karşıtsınız FETÖ’ye. Daha yazacak çok şey var ama burada kesiyorum. İnsanlar şunu bilsin, Türkiye’nin yaşamsal çıkarlarına Atlantikten tehdit var ve biz bu durumda Rusya ve Çin’in muhtemel desteğini kaybedecek işler yapamayız. Aksi halde bizi tost ederler. Bu meselenin özeti budur. İşte bu NATO bağlantılılar dış Türklerin çoktan kaybedilmiş davalarına bizi müdahil ettirerek kasten yada ahmaklıkla ABD ve şurekasının kucağına oturtmaya çalışıyorlar.Rusya ve çin ile “köprüyü geçene kadar” bile işbirliği yapmamıza tahammülleri yok.

  20. 14 Ekim 2020, 17:45

    Varolunuz, gercek ekonomi politik durumu, guzelce ortaya koydugunuz icin sayin Vodinali.

  21. Gerçekten Türkiye için tek çıkış yolu kalmıştır:”Kemalizm” Türk tarımını,sanayisini,hayvancılığını ayağa kaldırmanın,işsizliği bitirmenin,teknolojiyi yakalamanın,insan haklarını,hukukun egemenliğini..vs tekrar egemen kılmanın tek yolu budur, başka yolu yoktur.Bu dünya güzeli ülke Cumhuriyetin kuruluş ayarlarına dönmek zorundadır.Bunun için Siyasi Önderlik yoktur, bu da kanımca bilinçli olarak engellenmektedir

  22. 14 Ekim 2020, 15:26

    Nato mermer nato kafa bu kafa. batıyı gene batının argümanlarıyla kötülediğinin farkında bile değil. yazdığın görüş 100 senedir hakim ülkede, bu düşüncenin ortaya çıktığı zaman dilimine bakman kafi ama maalesef başkalarını ıtham ettiğiniz bağnazlığınızla mümkün görünmüyor.

  23. Esenlikler… “ NATO ürünü kafatasçı, Turancı milliyetçilik değil ama bu milliyetçilik “ tezinizin çelişkisi burada.. 300 milyonluk insanı, coğrafyası, kaynakları ile Türk birliği bir Küresel blok ve ekosistem değil de nedir?!

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!