Bir kaç gün önce bizim camianın çok iyi tanıdığı Mustafa Pamukoğlu kardeşimiz-ağabeyimiz vefat etti. Diyarbakır Ergani doğumlu, liseyi Diyarbakır’da okudu, Siyasal Bilgiler’i bitirdi, maliye ekonomi işlerini iyi bilir ve yazar ve en çok vakıf işlerinden çok iyi anlar.
Vefat ettiği gün Veryansın Tv’ye ilk yazısını göndermişti, vakıf kuralım, şöyle yapalım böyle yapalım fikir ve hayalleri vardı, kursağımızda kaldı, kısmet olmadı, Allah büyük, diyelim.
İçimizi yakıp bizi perişan eden ise arkadaşımız-ağabeyimiz Yavuz Alogan’a ölmeden önce gönderdiği bir telefon mesajı:
“BÜYÜ BOZULDU. Bir işe bir davaya sımsıkı sarılırsın; Her şeyinle bu davaya kendini adarsın; ama öyle bir an gelir, öyle bir şey olur ki şaşırıp kalırsın…
Artık ne elin kalkar ne ayağın, yüreğinde kalmaz o heyecanın. Sorarsın kendine ne oldu diye. Uzaktan bir ses gelir ve cevap verir:
‘Büyü bozuldu, büyü bozuldu’ diye.
Ve ağlarsın geçip giden günlere. Mustafa Pamukoğlu’.
Not: Kendini bir davaya adayan, bir şeylere bağlanan ve sükutu hayale uğrayanlara ithaf olunur…”
Ölüm haberini alınca Yavuz Alogan işte bu ‘büyü bozuldu’ mesajını hatırlattı, 25 Ağustos’ta yazıp göndermiş.
‘Büyü Bozuldu’ çok sert bir iç hesaplaşmanın sonucu olmalı.
Ve Mustafa Pamukoğlu’nun yaşdaşı ve arkadaşı biz Veryansın Tv yazarları oturup işte bu ‘büyü bozuldu’ lafına kaç gündür göz yaşı döküyoruz.
Şimdi gençler bol ışık içinde doğuyorlar, bu yüzden ‘kör’ler.
Aydınlık karanlığın karşıtı, ama, aydınlık bu elektrik ışığının ‘aydınlığı’ değil.
Işık o kadar kirlendi ki kapsayıcı bir körlük veriyor, yola çıkanlar önce ışığı yıkamalı, önce beyaz denilen şeyleri ‘temizlemeli’.
Kiri rezilliği ahlaksızlığı pisliği örten bu ‘ışık’ta doğan çocukların hiç şansı yok, yeni neslin bu aşırı ışığın körlüğünden kurtulma şansları hiç yok.
Bu ‘ışık’la insanlar tamamen karanlıkta yaşayacak hale geldiler, bu ışığın örtüsüyle artık bu bol ışıklar insanlara huzur veriyor, çünkü bu ışık ‘alışkanlık’ ve başka tür bir ışık bilmiyorlar.
Eskiden karanlık basınca uyku zamanı der uyurdun, ama şimdi herkes bu yoğun ışıklar içinde uyumayı adet edinmiş, uyku ihtiyaçlarına saygı duyarım, ama, bu ışık o ışık hiç değil, bu karanlığı o eski karanlıkla karıştırmayın.
Artık uğursuz olan, ışıklar içinde size temiz açık aydınlık gibi görünen.
Mustafa Pamukoğlu da bizim gibi ‘mum’ ışığıyla aydınlatılan evlerde büyüdü.
Mumu söndürmek bugünkü elektrik ışığını söndürmeye hiç benzemez.
O yıllarda gece zifiri karanlıktı, sokak lambası dahi yoktu.
Mumun bugünkü yüksek voltajın yanında esamesi dahi okunmaz, doğru, ancak, bugün elektrikleri söndürsen dahi el yordamı gölgeler az da olsa önünü görebilirsiniz.
O yıllarda mumu söndürdüğünde tam ve kuşatıcı bir karanlıkta kalır kımıldayamazdın.
Yani mumun yanması çok ışık vermezdi ama üstümüzden kaldırdığı karanlığın ağırlığı çok fazlaydı.
Bugün bin volt lambalar da yaksanız ‘karanlık’ı üstümüzden kaldıramıyoruz.
O günlerde mesela bir kibrit çöpünün ateşi bile ‘ateşti’. Bir çıranın kıvılcımları ne çok şey ifade ederdi. Mangal külünü deşip közünü çıkartmak, o minik közleri üfleyip harlamak ne büyük bir ‘aydınlık’ın önünü açardı. Harlanmış kuzine sobanın etrafında oturup odun ateşinin ışığıyla ders çalışmanın ne büyük hayalleri vardı. Kuzine sobaların ateşinde birbirimizi görebildiğimiz bir ışık, şimdi ışık selinde dünyayı ve kendimizi ve birbirimizi göremediğimiz bir ışık.
Bir şey kaybolduğunda elinde mum istediğiniz yeri sen arayabilirdin, şimdi, basıyorsun düğmeye ışık yanıyor sen değil ışık arıyor, ışık’ı açıp-kapatan güç arıyor. Şimdi ışıklar istediğini yeri aydınlatıyor seni kendine çekiyor ışığı takip ediyorsun, kendini dünyanı suçluyu hırsızı gözden kaybediyorsun, çünkü ışığı açıp kapatan sen değilsin, ışık iradeni ruhunu emiyor, seni merkezi sistemin ışığına dadanmış sineklere dönüştürüyor.
Artık içinde yaşadığımız bu trafolar bu elektrik santralleri bu güçlü ışıklar, hepsine, elektrik diyoruz ve ışık artık mecazi bir şey.
Bu ışık o ışık değil, bu aydınlık o mum ışığının aydınlığı hiç değil.
Cumhuriyet mum ışığında kuruldu, Cumhuriyetin öğrencileri öğretmenleri derslerini mum ışığında verdi, meclisi bu mum ışığında açıldı.
Ve bugün.
Işığın aydınlığın aydınların aydınlanmanın büyüsü bozuldu.
Ekmeğin bozulduğu gibi, emeğin bozulduğu gibi, ailenin bozulduğu gibi, köylünün bozulduğu gibi, ordunun bozulduğu gibi, yemeklerin besinlerin içeceklerin bozulduğu gibi, inancın bozulduğu gibi, ahlakın bozulduğu gibi.
Büyü Bozuldu!
Artık hiç birimiz zifiri karanlıkta uyumuyoruz.
Hiç birimiz tahta kaşıklarla yemiyoruz, hiç birimiz siyah önlüklerle okula gitmiyoruz, hiç birimiz en yakınlarımızın dahi ölümünü duymuyoruz, ay ışığına artık kimsenin ihtiyacı yok, aydınların ışığına kimsenin ihtiyacı yok, artık yurttaş olmadığımızı biliyoruz, hukuka inancımız yok.
Ve dün akşam bir mesaj atıyor meczup bir hakim, ‘Işıklar yanıyor’ diyor.
Artık her yer bol ışıkla karartıldı, FETÖ’sü Menzil’i hepsi bol ışıkla karartıldı.
Göz kamaştıran parlak elektrik artık her yerde, aklın dahi yerini almış, parlak ışıklar artık medeniyetin hukukun ahlakın ta kendisi olmuş. Ekran ışıkları siyasilerin yorumcuların yalanlarını kumpaslarını pisliklerini her şeyi örtüyor. Aydınlar hakiki bilim insanları ve gerçek, işte bu yoğun ışıklarla kovulmuş.
Oysa ‘mum’ ışığının titremesiyle duvarlarda ‘hortlaklar’ oynaşır ürkerdik, elektrik ışığıyla artık ‘hortlakları’ göremiyoruz.
İşte bir ülkeyi tarikatçı Sorosçu hortlaklar bastı ama göremiyoruz.
İşte bir ülkeyi yalancısı üç kağıtçısı sahtekarlar bastı, ama göremiyoruz.
Üstelik mum ışığının pigmenti (en küçük nokta renkleri) yok sadece lekeleri vardı, bugün elektrik ışığı nokta ucundan daha küçük renkleri dahi gösterebiliyor, ama, ahlakı mücadeleyi, dürüst ve doğru olanı aydınlık yolu gösteremiyor.
Işığın aydınlığın renklerin büyüsü bozuldu.
Büyüyü bozmamak lazım.
Cumhuriyet’in büyüsünü bozmamak lazım. Meydan okumanın dik durmanın. Arkadaşlığın vefanın kardeşliğin. Bağımsızlık aşkının. Duatepe’nin Afyon’un… Memleketten başka din tanımayan eyvallahsız isyan etmenin.
Büyüsünü bozmamak lazım.
Hayal gücümüzü harlayan. Kuklaları değil insanlığımızı yücelten. Bize başka bir ışık lazım. Işığın hiç giremediği öyle bir dünya yarattık ki sadece liderler ve şeyhler görebiliyor.
Puştu kim haini kim satışçısı kim Atatürkçüsü kim bize herkesin görebildiği Cumhuriyet’in ışığı lazım.
Mıy mıy mıy kem küm oydu da buydu da laf kalabalığı ağızlarıyla aydınlar eğilip bükülmemeli.
Dosta, düşmana ve hayata ve insanlığa karşı, aydınlar kendi büyülerini bozmamaları lazım.
Dolar 8 olursa insanlar aç kalır, ve de mum söner.
“Kuzine sobaların ateşinde birbirimizi görebildiğimiz bir ışık, şimdi ışık selinde dünyayı ve kendimizi ve birbirimizi göremediğimiz bir ışık.” Edebiyat budur. Jose Saramago “Körlük” kitabını tek cümlede anlatmışsın. Şu mum yanana kadar size tutunuyoruz.
35 yıl islamı araştırdım.bölünerek küresel kapitalist güçlerin oyuncağı yapıldığını gördüm.tayyip şimdı kürtlere oynuyor.kürt sorununu bitirdim diyor.böl parçala birleştir.halbuki zaten yalandı,tahrikti ,kasten yapılmıştı.sebeb bizle oynanmasına izin vermemiz.
Bravo. Isik kirliligi, ruhsal kirlilik, bilgi kirliligi, toplumsal ve siyasal kirlilik…Ne guzel yazmissiniz, elinize saglik.
Bir mesaj üzerinden imalarla, açıklık getirmeden yazılmış. Kavga mertce olmalı ölmüş kişi daha ölümü de çok yeniyken konuşturulmaz. Biz de Nihat Apabey gibi davranıp Pamukoğlu’nu tanırız sizde yazmasında sakınca yoktu mu diyelim. Nihat Genç daha cesur yaz kıvrak kalemden karalma çıkar sadece..
Bir dostu arkasından vefa ve kadirşinaslıkla anmak.
Sözcükleri yankı ve yansıtma yaratan bir ustalıkla kullanmak.
Düşündüğünü kupkuru aktaran değil okuyanı düşündüren bir dil ustalığı.
İnsanları avcısını-düşmanını göremeyen tavşana çeviren ışık gibi kör eden,hipnoz eden bir bilgi kirliliği bombardımanı altında birbirini ve gerçekleri göremez olmuş bir toplum manzarası.
Aynı yolda yürürken bu ışık körlüğü içinde bir birini ezen,üzen insan manzaraları.
Ve yurtsever insanlara birbirini ezmeden ,üzmeden birlikte yürüyebilecekleri birbirlerinj görecekleri,tanıyıp çoğalabilecekleri bir aydınlık özlemi.
Bu kadar güzel anlatılır.Eline kalemine sağlık Nihat Genç
Mustafa Pamukoğlu’nun son tweetlerinden biri.
https://twitter.com/MPamukoglu/status/1313914605287157760/photo/1
Allah rahmet eylesin
Okurken duygulandım. Çok güzel bir yazı.
Emir kardeş, aklını kullan.
Allah`ın emir ve yasakları İranda başka Arabistanda başka olurmu hiç.
O vehmettiğin emir ve yasaklar senin kuvvetin ve niyetinle sınırlı.
Hangisi Allah`ın emri, hangisi İnsan`ın emri ayırd etmek için beyin ve kalp lazım.
Harika
nihat bey, yazınız ve uyarınız çok önemli ama maalesef, ülke yıkılma sürecine girdi. örnek, Nurcu’yum diyen bir İçişleri bakanı, Soros’un TESEV’inin önerisiyle TBB, TBB bölünmeli diyen bir Cumhur Başkanı.
Ne guzel yazmissiniz ,varolun ,saygi ve sevgiler ..
Muslumanin manevi ışığı Allahin emir ve yasaklaridir.
Yüreğine sağlık Nihat abim. Bize, gençliğe umut veriyor bu yazıların. Bir gün yorulacak olursan unutma, tek bir kişiye dahi olsa, senin kalemin memlekete dair umut aşılıyor. Her şey kötüye giderken en azından “Ulan bu topraklardan Nihat Genç çıktı” diyebiliyorum. Demek ki diyorum bu toprakların bereketi hala ölmemiş. Biz de sendeniz Nihat abi, bizim de günümüz gelecek.
Abicim şu anda cumhuriyetin yanan tek mumu siz yani veryansın ailesidir İsim vereceğim ulusal kanal KRT tele 1 halk TV ve projektör altında mum ışığı kadar muhalefet yapan diğer tvler cumhuriyet sözcü aydınlık birgün yeniçağ maalesef çıktıkları yoldan saptılar sivil örümceğin ağına bir yerden yakalandılar 20-25 yıl içinde. Cumhuriyetin aydını veryansın ailesini kenara koyarsak insan vücudundaki parmak sayısını geçmez 21 yok bence
Perinçek’in yıldırmadığı insan kalmamış. Bir kendi heyecanlı. Allah bozmasın.
Tam da dedigin gibi nihat abi..Miy miy miy kem kum den baska hicbir yazi okuyamiyoruz…Son 3 makale bana cok gercekci geldi..Devam veryansin..Büyümüzü bozdurmayin..
Fetoculerin nasil elini kolunu sallayarak nasil hala gezdigi, nasil saliverildigi bu ışıkçılardan belli olmuyor mu hala? Kimlerin hala kimleri CB adayi olarak dusundukleri, gercekler ortaya ciktikca simdilik vazgectikleri belli olmuyor mu? 70 yillik rezaleti 7 yila sigdirabilmis bir CB, hala muhalefet tarafindan aday olarak dusunulebiliyor ve onun atadigi birisi bugun hala isiklar yaniyor mesaji verbiliyorsa pes dogrusu? Ne ışığı, hangi ışık? Cevabi sen vermissin, GOZLERI KÖR EDEN IŞIK!