Dış politika uzmanı gazeteci Kadri Gürsel’in son yazısında bir bölüm dikkatimi çekti:
“Üç devlet başkanının Ankara’da imzaladıkları ortak açıklamanın alt metninde mülteci felaketinin daha da büyüyeceği yazıyordu.
Hal böyle iken Su-35’in Atatürk Havaalanı’nın pistine tekerlek koyması, balık hafızalı iktidar aparatçiklerinde ve muhtelif Avrasyacıda mübalağa heyecan yaratmıştı… Sanki bir bağımsızlık simgesiydi Su-35.
Öyle bir heyecan ki bu, ancak Amerikan Missouri zırhlısının 1946’da Türkiye’nin Washington Büyükelçisi Münir Ertegün’ün cenazesini getirmek vesilesiyle İstanbul’u ziyaret etmesinin, o zamanın ruhunda doğurduğu efori ile kıyaslanabilirdi”.
Gerçi Gürsel, devamında ‘70 küsur yıllık heyecanın serencamını ülke olarak gördük yaşadık’ da demiş ama herkesin bilinçaltındaki ‘kaygıyı’ da ortaya koymuş:
Türkiye, 70 senelik Altantikçilikten sonra Avrasyacılığa geçerse, bu kez Rusya ve Çin’in “yarı sömürgesi” mi olacak?
Öyle ya, 1950’den beri NATO’nun ileri karakolu ve ABD’nin yarı sömürgesi olarak, yemediğimiz kazık, uğramadığımız ihanet, soyulmadık, yağmalanmadık yerimiz kalmadı.
Ve her ihanetten, her soygun ve kazıktan sonra üzerimizi başımızı silkeleyip, yeniden aynı filmi yaşayacağımız partilere oy verip salakça farklı sonuçlar umduk.
ABD uyduluğu, Türk milletinin DNA’sını bozdu resmen.
NATOTürkçülük (Sahte Atatürkçülük) devletin kılcal damarlarına sızdı, üniversiteleri ele geçirdi, şirketlerde ise ‘olmazsa olmaz’ haline geldi.
Aydını, tüccarı, köylüsü, işçisi hep NATO modaliteleri ile düşünmeye ve seçim yapmaya alıştı.
Mesela şöyle; “sol ve komünizm çok kötü, sosyalizm daha da beteri, hele devletçilik aman evlerden uzak.”
Aydına göre komünizm veya sosyalizm totaliter, insan haklarına aykırı bir rejim. (Artık nesli tükenen) Köylüye göre ise dinsizlik ve de imansızlık. Yarı cahil şehirli dinci varoş liboş kültürü içinse bunların her ikisi de.
Avrasyacılığı en iyi anlatan CHP’nin 6 Ok’u da benzer bir talihsizlikle karşı karşıya.
Laiklik zaten din düşmanlığı. Zaten ABD’de mahkemede İncil’e el basıyorlar, seküler onlar laik değil. Yahu birader ABD şu anda dünyanın en yobaz ülkelerinden birisi. Avrupa’da olmayan Hristiyan kökten dinciliği ABD’de iktidar ve egemen kültür. ABD bu konuda kimseye örnek filan olamaz. Laiklik Atatürk’ün yaptığı gibi uygulanırsa bu ülkede herkes akıl mantık çerçevesinde barış içinde yaşar.
E milliyetçilik zaten ırkçılık oluyor. Atatürk milliyetçiliği diye bir şey de yok varsayılıyor. “Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına, Türk milleti denir” ifadesi herşeyi çözümlüyor oysa ki. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir ara hep saydığı 38 etnik grubun hepsi bu tanıma giriyor. CHP bile kendi 6 Ok’undaki milliyetçiliğe soğuk bakıyor.
Devletçilik hakeza, küresel baronların en sevmediği şey. ABD’nin en nefret ettiği özellik. Devletçilik yerine liberalizm uygulandı bugün neredeyse soluduğumuz havaya bile para vereceğiz. Aslında veriyoruz. Mesela temiz havalı bir yere gitmek için dünyanın parasını veriyoruz. Suyu parayla bile bulamadığımız oluyor. Gıda güvenliğimiz sıfırlanmış durumda. Sanayi desen yüzde 90 ithal girdiyle çalışıyor. Oysa Atatürk Cumhuriyet’in ilk 10 yılında mükemmel devletçilik uygulamalarıyla Türkiye’ye gerçek manada çağ atlatmamış mıydı?
Devrimcilik var mesela. Devrimciyim diyeni hapislerde çürüttüler, işkencelerde öldürdüler bu ülkede. Oysa ‘arasız devrimler’ hedefini gösteren Atatürk değil miydi? Toprak reformunu yapamadan gitti ne yazık ki. En büyük devrimi olacaktı ve Kürt meselesi diye bir şey de yaşamayacaktık. Devrimcilik tu kaka edildi Atlantik çağında.
Halkçılık da onun gibi tabu oldu. Atlantikçinin gözünde ‘Halklar’ filan dersen iyi, ama halkçıyım dersen kötü. Halkçılık ne demek? Sosyalizmin kelime eş anlamlısı zaten. Aman oy oy. Ağzımıza almayalım. İnsanlar acından gebersin, cahil kalsın, yobaza yem olsun.
E geriye bir Cumhuriyetçilik kaldı. O da aslında pek kalmadı. Ortadoğu tipi Başkanlık rejimine geçtik. Cumhur artık ittifak adı oldu. Diyanet işlerine para var, ilaca okula yok. Cumhuriyet kimsesizlerin kimsesiydi ama o da kalmadı. Atlantik çağında her koyun kendi bacağından asıldı. Hatta kesildi de.
Bak güzel kardeşim.
ATLANTİKÇİLİK ATATÜRK DÜŞMANLIĞIDIR
Avrasyacılık demek Atatürkçülük demektir. Atlantikçilik Atatürk düşmanlığıdır, ister solcu ol, ister dinci, ister bölücü veya liberal, hepsi Atatürk düşmanlığında buluşur onların.
Avrasyacılık demek anti emperyalist olmak, tam bağımsızlıkçı olmak demektir. Bölge merkezli Atatürk dış politikası demektir. Atlantikçi ise NATO memurudur. S-400 kaka, Patriot alalım diye yalvarmaktır, ABD tehdidine karşı belki de satın alacağımız SU-35’lerin İstanbul semalarında uçuşundan rahatsız olmak demektir. Sovyet Rusya’nın kurtuluş savaşındaki desteklerini görmemektir Atlantikçilik. ABD’nin attığı kazıkları şeker bulayıp pazarlamaktır. ‘Kendimiz niye yapalım ki yapılmışı var’dır Atlantikçilik.
Avrasyacılık demek, ezilenlerle, gelişmekte olanlarla kol kola girip istilacıyı kovmak demektir. Avrasyacılık demek komşuna ihanet etmemek demektir. Komşunda çıkan yangının seni de saracağını bilmektir. Atlantikçilik demek Türkiye’yi bölmek için Çekiç Güç kurmak ve buna oy vermektir. KKTC’yi sahipsiz bırakmaktır.
Avrasyacılık demek eşitlik temelinde zenginlikleri bölüşmek, aç açıkta çocuk bırakmamak demektir. Hem ülkende, hem bölgende bu şiarla hareket etmektir. Ekmek varsa barış da vardır. Su kullananın toprak işleyenindir. Atlantikçilikte satış vardır. Toprağını satarsın, komşularını satarsın, terörü bile pazarlarsın, sınırötende ve hatta ülkende savaş çıksın diye uğraşırsın. Acenteliktir Atlantikçilik.
RUSYA YA DA ÇİN’E BAĞLI MI OLURUZ?
Ve Avrasyacılık, Devlet Bahçeli’nin bir zamanlar dediği gibi ‘Avrusyacılık’ da değildir. Bu ifade Amerikancılığın bilinçaltı tezahürüdür. Çünkü kişi nasıl bilirsin kendin gibi. Eğer sen Amerikancıysan, karşıtın da Rusçu veya Çinci olmalıdır.
Oysa Avrasyıcılık’ta boyun eğme, sömürge olma yoktur. Rusya bize Kurtuluş savaşında silah ve altın gönderdiği zaman bile Atatürk, devrimden kaçan Beyaz Ruslara kapıyı kapatmadı. Çin ve Rusya ile eşitlik ve bağımsızlık temelinde ilişki kurmaktır Avrasyacılık.
ABD ve AB’ye verilen tavizlerin hiç biri verilmeyecektir. Zaten Türkiye müttefiklik ilişkilerini ancak İran, Irak, Azerbaycan veya Suriye gibi komşularıyla kurabilir. Rusya gibi dünya çapında at oynatan, Çin gibi Kuşak ve yol girişimiyle küresel lider olmak isteyen dev ülkelerle ancak stratejik işbirliği yapılır.
Yani Avrasyacılık, NATOculuk gibi bir kölelik, AB adaylığı gibi bir eziklik projesi değildir.
Avrasyacılık sadece Asyacılık da değildir, ‘Avr’ eki Avrupa’yı anlatır. Avrupa ile eşitlik temelinde kurulacak verimli işbirliklerini anlatır.
Avrasyacılık, onurlu ve barışçıl yollarla çağdaş uygarlık seviyesine gelmek ve geçmek fikridir.
Tehdidin Atlantikten geldiğini göremeyen, ya da bilerek görmeyenler elbette ki Avrasyacı olamaz.
Kısa cevap isterseniz, Avrasyacılık Kemalizm’dir.
Siz ne bileceksiniz ki kimin nerenin sömürgesi olacağız sallamayın milleti yönlendirmeyin.
Tanrı Türkü Korusun
Çin rothschild ların ahırı oldu nasıl oluyorda avrasyacılık içinde rothschild lar olur bu insanlar 200 yıldır dünyanın emeğini sömürüyor insanları köleleştiriyor evet türkiye bağımsız olmalı atatürkün dediği gibi ama kendi tezleriyle yükselerek hiçbir gruba dahil olmadan
Bir yoruma istinaden:
Aydilge ye katilmakla beraber gordugunuz sonuclara ulasiyoruz iste.
Sirf yaklasimlarimiz farkli oldugu icin ayni dili ve topragi paylastiginiz insanlari etiketliyorsunuz.Rusyaci -cinci,perincekci,avrasyaci diye..
Ama binlerce km otedeki kisileri savunuyorsunuz.Burada bir yaklasim hatasi var.
Bence de bahsi daha fazla uzatmayalim.
Sn. Bozkurt, ayrıştırıcı ve sizin gibi düşünmeyeni dışlayan söylemleriniz var. Maalesef tarih boyunca bütün Türk kavimlerinin birbiriyle boğazlaşmasına sebep olan kafa yapısı da bu: En doğrusunu ben bilirim, bana karşı çıkan yok olsun! Türkleri çok iyi analiz eden küresel etki ajanları da bu kafa yapısını bildikleri için, halkın arasına karışıp bizlerden biri gibi görünerek insanımızı birbirine düşürmeye, en azından kafaları karıştırmaya çalışıyorlar. Kurtulmak için kenetlenmeli, bunun için de her türlü benlik güdümünden vazgeçmeye çalışmalıyız. Bunun yolu da hoşgörü ve sevgiden geçer. Türk halkı birbirini yeniden sevmek zorunda. Bizler güzel insanlarız.
Aydınlık’a gelince. Ben ilk cümlemde herhangi bir isim vermedim. Sn. Vodinalı’nın orada da yazmasının bence hiç bir sakıncası yok. Benim derdim ego takibinin bırakılıp güçlerin birleştirilmesi. Fakat Aydınlık’ın yeni çizgisi hepimiz için düş kırıklığıdır. Bu sebeple ayrılmaların devamının geleceğini düşünüyorum.
Volkhov’a cevaben;
Doğu Türkistan’da olayların bizzat muhatabı olan, zulüm görenlerden bahsediyorum. Ben herhangi birilerinden değil zulümü yaşayanlardan dinledim. Kerkük’te de Türkmenler için bizzat savaşan dostlarım var. Yani karşınızdaki kişiyi tanımadan bol keseden atmayın. Rusya ve Çin sevdanız gözünüzü kör etmiş. Biz sadece Türklüğün sevdalısıyız, siz Rusya ve Çin’in. Yorumlarınızdan sizi gayet iyi anladım. Sizi körlüğünüzle başbaşa bırakıyorum. Bu bahsi daha fazla uzatmayacağım.
Aydilge’ye cevaben;
Hüseyin Vodinalı ‘su alan Aydınlık gemisi’nden ayrılmamıştır, buradaki yazılarının aynısı orada da yayınlanıyor. İnternette fotoğrafı dahi olmayan bu yazarımız halen daha o Aydınlık gemisindedir ve belli ki geçmişi Maocu şimdisi sözde Kemalist Aydınlık gemisinin fikirlerini buradaki insanlara da empoze etmeye çalışmaktadır.
Ergenekon’dan çıkanların adına
Ergenekon Bozkurt
Bir yoruma istinaden bu mantikla yola cikarsak durum asagidaki gibi olacaktir.
Ben de bazi dostlarimdan dinledim dogu turkistanda hicbir zulum yok.
Su alan Aydınlık gemisinden ayrılan yazarlarımızı bu son kalede görmekten mutluluk duyuyoruz. Yazılarıyla ufkumuzu genişleten Sn Vodinalı ve Sn Alogan’a teşekkür ediyorum. Bir Atatürkçü birlik olma ve birleştirme derdinde olmalı. Burayı kendi dünya görüşlerinin sesi olarak görmek isteyen okurlar bilerek veya bilmeyerek Türklük düşmanı küresel baronlara hizmet ettiklerini bilmeliler. Daha önceki hiçbir devire benzemeyen bu devir ittifakların ve stratejik birliklerin çağıdır. Tam bağımsız Türkiye çok ince dokunarak oluşturulan jeopolitik hedeflerle ve ortaklıklarla mümkün ancak. Karşımızdaki düşman normal insan aklı ile hareket etmiyor çünkü.
Emperyalizmin adi sadece abd degil rusya ve cin de oyle Tam Bagimsiz Turkiye diyoruz.
’Bir yoruma’ değil Volkhov a cevaben;
Doğu Türkistan’da yaşananları bizzat yaşayan dostlarımdan dinledim. Oradaki zulüme sessiz kalan bırakın Türk olmayı insan değildir. Hayata Perinçekçilerin gözünden bakmayın, araştırın. Çeçen örneği konuyla alakasız. Avrasyacıların politikası ‘Dış Türkler’ demeyi uygun görür fakat Türk içte de dışta da birdir. Dış politikada iki blok arası denge yerine Türk devletleriyle ittifak olması yakın geleceğin kaçınılmaz bir gerçeğidir. Bizim Veryansın Tv’den beklentimiz Aydınlık yazarlarının yazılarının buraya ‘kopyala-yapıştır’ yapılması değildir. Tam bağımsız Türkiye diyen biri Avrasyacı o-la-maz. Tanrı, Türk’ü korusun.
Ergenekon’dan çıkanların adına,
Bozkurt Ergenekon
Bir yoruma istinaden yazacagim bu yorumu.
Bir zamanlar Turkiyede gene bazi odaklar rusyada cecenlere zulum yapiliyor diye artislik yapiyordu.
Anlasildi ki RF de zulum gorenler cecenler degil Dinci terore dayali radikal islamcilardi.
Ataturk ismi tasiyan parklarin degistirildi isimleri cecen parki falan yapildi.
Rusyada radikal islamcilarin sergiledigi vahset videolari ortalikta geziyordu.Buna da nefs-i mudafa kilifi uyduruluyordu.
Siz simdi gidin bakalim dogu turkistana acaba orda gercekten kiminle mucadele ediliyor?
Madem bu kadar milliyetcisiniz dogu turkistana gitmeye gerek yok burnunuzun dibindeki turkmenlere neden sahip cikamiyorsunuz?
Musul ve kerkukte birilerinin taseronlarinca zulme ugrayan turkmenler dogu Turkistan dediginiz yerdeki kadar neden sizi baglayamiyor?
Ayrica Yurtdisindaki Turklere gore mi belirlenecek Turkiyenin dis politikasi?
Milli ve dini duygularinizi manipule edecek odaklara dikkat etmeniz gerekir.
Turkiyenin Daimi dostlari yoktur daimi cikarlari vardir.
Bu cikarlar Avrasya ise avrasyadir.
Huseyin Beyin bu yazisina can-i gonulden katiliyorum.
Avrasyacılık nedir biliyor musun değerli kardeşim? Avrasyacılık, Çin’de zulüm altında olan Doğu Türkistanlı Türkleri görmezden gelip yaşananlara ‘CIA’nın yalanları’ demektir. Avrasyacılık, Rusya’da yaşayan Türklerin ‘Rus’ olmasını arzu etmektir. Avrasyacılık, Türkiye dışındaki Türkleri görmezden gelmektir. NatoTürkçülük diye zırvaladığın şey anti-emperyalist Türkçüleri zan altında bırakmak için uydurduğun bir şeydir. Türkçü’nün Natocusu Avrasyacısı olmaz. Avrasyacılık, Perinçekçiliktir. Rus ve Çin istihbaratına sırtını dayamaktır. O yüzden anti-emperyalistlerin ve vatanseverlerin kalesi olma iddiasında olan ve gayet beğendiğim Veryansın Tv’de siz Hüseyin Vodinalı’nın yazılarınızdan son derece rahatsızım. Bu konuda tek olmadığıma da eminim. Sayın editörden de ricam bu mesajımın yayınlanmasıdır. Saygılarımla.
Tanrı, Türk’ü korusun.
Sayin Vodinali. Yaziniz ve gorusleriniz su an icin realist (gercekci) degil ve daha cok idealist olmus. Onemli nokta ve kavramlar atlanmis ve Avrasyaciligin ne oldugu, nereden ciktigi anlatilmamis. Avrasyaci Idealismin verdigi heyecan ile Avrasyacilik Kemalist Bagimsizlik doktrini ile alelacele ozlestirilmis (Bana eski solcularin idealist ve sloganist yaklasimlarini hatirlatti). Once Avrasyaciligin ne olduguna ve nasil ortaya ciktigina bakmak lazim gelir. (Vikipedi: 1917 Rus Devrimi’nin ardından Beyaz göçmenler arasında ortaya çıkan bir siyasi harekettir. Avrasyacılara göre Rus toplumu ve uygarlığı Avrupa’nın değil, Avrasya’nın jeopolitik konseptine aittir. Akımın başlıca önderleri Nikolay Trubetskoy ve P.N. Savitski’dir. 1991’de Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra, Avrasyacılık Aleksandr Dugin tarafından kurulan Avrasya Partisi adında kısmen aynı adı taşıyan yeni bir harekete dahil edildi.)
Gunumuzde bircok kisi su anki Rusya’yi Avrasyaci gormek gibi buyuk yanilgiya dusuyorlar. Rusya bati oligarsik yapisi ile hasir nesir kendi yerel oligarsik yapisi tarafindan yonetilen bir ulkedir. Sovyetlerden sonra Yeltsin ile olusan bu oligarsik yapi Putin ile devam etmistir ve halen etmektedir. Putin bu yapinin dogal bir parcasidir. Oyleki, Rus dusunuru A.Dugin bile Putin’i defalarca en buyuk liberal olmakla itham etmistir. Aksini savunanlara Putin’in gecmisine ve Rus oligarsisi ile yakin iliskilerine bakmasini salik veririm. Putin Rus oligarsisinin adamidir. Putin ve yonettigi Rusya Avrasya birligi icin calismaz, daha ziyade Rus oligarsisinin menfaati icin calisir. Yerli ve ozellikle yabanci alternatif medyada Putin ve Rusya’nin Avrasyaci oldugu yonunde bircok (bence) yanlis gorus vardir. Rusya icinde ozellikle akademik cevrelerde ve ozellikle ordusunda Avrasyacilarin oldugu kusku goturmez. Zaten neo-Avrasyacilik kavrami Rus dusunuru Alexander Dugin tarafindan 90larda yeniden ortaya cikarilmis bir dusuncedir. Bu yillardan sonra Turkiyedede bazi (ozellikle ulusalci) cevrelerce heyecanla karsilanmistir. Gunumuzun jeopolitik gercekleri ve dunya ekonomisinin tektonik olarak Asyaya kaymasi, Avrasyacilik kavraminin gelecegini dogal olarak Avrasyanin dev ekonomik lokomotifi olan Cin’e getiriyor . Cunku Cin dev ekonomisi ve teknolojisi ile batiya biat etmeyen tek guctur. Gelecekte batidan bagimsiz Avrasya diye bir blok olacaksa bu ancak super guc Cin’in onderliginde ve desteginde olabilir. Avrasyaciligin basarili olup olmamasinada ABDden sonraki ikinci super guc olan Cin’in politik yapisi karar verecektir. Eger Cin devlet kapitalismini basari ile icraa edecek olursa ve uluslar arasi iliskilerinde bugunun ABDsi gibi somurgen emperyalist bir tavir sergilemezse, o zaman Avrasya ve Cin ekonomisine entegre olmus ulkeler “Kemalist” anlamda bagimsiz olabilirler. Eger Cin gelecekte ABD gibi davranir ve hukumran bir devlet haline gelirse, devlet kapitalismini terkedip, Amerika gibi oligarsik kapitalisme donerse o zaman Cinde ABD gibi ikinci bir emperyal guc olur ve bu takdirde bagimsiz bir Turkiye (yada bu bloga bagli baska bagimsiz ulkeler) olmaz. Kisaca su anda halen emekleme donemini geciren Avrasyacilik kavramini bagimsiz Kemalism ile ozlestirmek cok erken ve idealist bir yaklasim olur. Bu baglamda, Kadri Gursel’in ve digerlerinin kuskularini, (eger ard niyet ve kasti bati borozanciligi icermiyorsa) sorgulayici ve olasiklar dahilinde kabul etmek gerekir.
Ben herpsine karsiyim Turk Devleti hic bir ulkeye bagimli olmamali herkesle ticaret yapilabilir ulke cikarlari dogrultusunda
Bir üst-akla tâbî olmakta sayılamayacak kadar çok millî-menfaat vardır. KGB tarafından uyarılmamış olsa, Nazizm’in rüzgarına, NÂZIM HiKMET de kapılacak; savaş bittikten sonra çıkartılacak sicil-affından yararlanabilmek için de İstanbul Dükalığı’na (TUSiAD’a) bazı tâvizler vermek zorunda kalacaktı. Keşke KGB’ye değil de CIA’ya tâbî olsaydı.