“Gazetecilik, güçlülerin duyulmasını istemediği şeyi yazmaktır. Geri kalanı halkla ilişkilerdir.”
George Orwell’in bu net ve basit tanımı, gerçek gazeteci ile halkla ilişkiler memurunu birbirinden ayırmak için somut bir yöntem.
Bugünkü yandaşlar işte o halkla ilişkiler memurlarıdır.
Onlar bu işi para ve sahte prestij kazanmak için yapar.
Barışlar ve Odatv ise halkın gerçekleri bilmesi için haber yapar.
Gazetecilik, yazının bulunmasından beri hep zor ve riskli bir iş oldu.
Doğruları söylemek ve yazmak cesaret işidir.
Doğruyu söyleyeni 9 köyden kovarlar, yetmez döver ve öldürürler.
Bugün Türkiye’de gazetecilik her zamankinden zor bir dönemini yaşıyor.
Evet belki Uğur Mumcu, Abdi İpekçi, Ahmet Taner Kışlalı, Çetin Emeç, Hrant Dink, Turan Dursun ve Necip Hablemitoğlu gibi öldürülmüyorlar ama başka her türlü badireden geçiyorlar.
FETÖ döneminde onlarca gazeteci sahte delillerle hapislere atıldı.
Temelde ABD’nin BOP projesi ve uzantılarına karşı çıkıyorlardı ve bunu ortaya seren haberler yapıyorlardı.
FETÖ gitti ama ruhu bugün hala yaşıyor.
Televizyonlarda gördüğünüz o FETÖ dönemi simalarına dikkat edin.
Onlardan çoğu hala tv ekranlarından yurtseverlere parmak sallıyor.
Bugün hala birileri, Türkiye’yi yeniden BOP’a eklemlemeye, komşularıyla savaştırmaya uğraşıyor.
Soner Yalçın’ın kurduğu Odatv, Türkiye’de internet haberciliğinin amiral gemisidir bugün.
Eleştirilse de her gün milyonlarca kişi gündemi oradan takip eder.
Odatv, egemenlerin kızacağı şeyleri yazmaktan çekinmeyen nadir sitelerden.
Bunun arka planında ise Barış Terkoğlu ve Barış Pehlivan’ın önemli rolü var.
İki Barış ve rahmetli Doğan Yurdakul, FETÖ ve NATO karanlığında Türkiye’nin deniz feneri oldular.
Ergenekon, Balyoz, Casusluk kumpaslarında gerçekleri yazdılar.
İktidardan korkmadılar, ABD ve uşağı FETÖ’ye açıktan meydan okudular.
Bugün yazılarıyla da Türkiye’de en sevilen yazarlardan olan Barış Terkoğlu, 9 yıl sonra yine aynı o günlerdeki gibi alacakaranlık operasyonuyla tutuklandı.
Gerekçesine çok girmeyeceğim, önde gelen hukukçular tek tek yorumladı.
Barış Terkoğlu ve Barış Pehlivan haksız yere tutuklandı.
Kaçmaları söz konusu bile değilken.
ASSANGE İLE DE İLGİSİ VAR
Herkes tutuklamaların Pelikancılar, yargıda FETÖ, Damat ve Gökçek haberleriyle ilgili olduğunu söylüyor.
Katılıyorum.
Ama işin arka planında bence daha derine inen şeyler var.
Barışlar önemli kitaplara imza attı.
Bunlardan belki de en önemlileri, “Mahrem” ve “Sızıntı, Wikileaks’te Ünlü Türkler” idi.
Her iki kitap da büyük ölçüde Wikileaks belgelerinden oluşuyordu.
Wikileaks ise Julian Assange ve bazı gazetecilerden oluşan arkadaşları tarafından 2010’da yayımlanan ABD Ulusal Güvenlik Ajansı’na ait (NSA) milyonlarca belgeye verilen isimdi.
Wikipediea’ya atıfla wiki, sızıntıya atıfla leaks ifadeleri birleştirilmişti.
ABD derin devletinin Irak ve Afganistan’da işlediği insanlık dışı suçları, yasa dışı dinlemeleri, darbelere yönelik diplomatik yazışmaları hepsi buradaydı.
ABD Ulusal Güvenlik Ajansı’nın (NSA) bazı dinleme faaliyetlerini ortaya çıkaran kurumun eski sistem analisti Edward Snowden, Wikileaks’ın kurucusu Julian Assange ve Wikileaks belgelerini sızdıran Chelsea Manning hedefteydi.
Snowden, önce Avrupa’ya ardından Rusya’ya kaçtı. Halen geçici oturma izniyle orada yaşıyor. Edward Snowden’ın 2013’te ifşa ettiği belgeler, NSA’nın Amerikan internet şirketlerinin topladığı tüm özel iletişim verilerine erişebildiğini ve yabancı ülke vatandaşlarına ait tüm internet yazışmalarının mahkeme izni olmaksızın bilgi toplamak için kullanılabildiğini ortaya çıkarmıştı.
Assange, Londra’daki Ekvador Büyükelçiliği’ne sığındı. Ancak Ekvador’da rejim değişince, İngiliz polisince tutuklandı ve ABD’ye iadesi için süreç başladı. Uzun bir baskı süreci içinde sağlığını yitiren Assange, halen İngiltere’deki Belmarsh Hapishanesi’nde son derece kötü şartlar altında tutuluyor. Bir kez saldırıya da uğradığı biliniyor. Hatta ABD yetkililerinin, İspanyol özel dedektiflik firmasına para verip Assange’ın Ekvador büyükelçiliğinde iken öldürülmesi için girişimde bulunduğu ortaya çıktı. Anne ve babası oğulları için dünya çapında bir kampanya başlattı ve özgür gazetecilik için herkesi yardıma çağırdı. ABD, Assange’ı bilgisayar korsanlığı ve casusluğun da aralarında olduğu 18 suçtan yargılamak istiyor. İade edilmesi durumunda Assange’ın 175 yıla kadar hapis cezası alabileceği belirtiliyor.
Eski bir bilgisayar sorumlusu ABD askeri olan Chelsea Manning ise gizli belgeleri sızdırmak suçundan 2010’da Irak’ta tutuklandı. Ulusal savunma iletişim bilgilerini yetkisiz bir kaynağa vermek ve düşmana yardım etmek dahil olmak üzere 22 adet suçla suçlandı. İşkence gördü ve 35 yıl hapse mahkum edildi. 2017’de cezası hafifletilmeden önce yedi yıl bir hücrede hapis yattı.
Demokrasinin beşiği olarak nitelenen ABD’de gelinen son nokta budur. Bugün yani 2020’de, ABD derin devleti hukuksuzluklarını ortaya çıkaranlara ölüm dahil en ağır cezaları reva görürken, 1971’de New York Times’ta yayımlanan gizli Vietnam belgeleri soruşturması farklı sonuçlanmıştı.
Tarihe ‘’Pentagon Papers (7 bin sayfalık Pentagon Belgeleri-1945-1967 arasını içerir)’’ olarak geçecek belgeler, Johnson ve Nixon yönetimleri ile Amerikan ordusunun, Vietnam Savaşı hakkında Amerikan kamuoyuna yaptığı resmi açıklamaların ve Kongre’ye sunduğu bilgilerin büyük çoğunlukla yalanlardan oluştuğunu gösteriyordu.
Belgeleri sızdıran ABD Savunma Uzmanı Daniel Ellsberg ile New York Times genel yayın yönetmeni Ben Bradlee ilgili davada beraat etmişti. Ellsberg, 2018’de Olof Palme Barış ödülüne layık görülmüştü.
Hatta Nixon yönetiminin Ellsberg’in itibarını zedelemek için psikiyatrının bürosuna gizlice giren ekibi, 1972’de Watergate skandalında deşifre olacak ve Nixon istifa etmek zorunda kalacaktı.
Bu kıyaslamayı çöken ABD imparatorluğu’nun geldiği hukuksuz noktayı anlatmak için yaptım.
Barışlar ve Odatv, bana göre sadece iktidar elitlerinin değil, Atlantik’teki hegemonların da hedefinde.
Tıpkı kendi yerine Türkiye’yi, Rusya, Suriye ve İran’a sürmek isteyen ABD ve İsrail’in hedef aldığı cumhuriyetimiz gibi.
Çöken emperyalizm yarattığı büyük anaforla masumları da içine almaya çalışıyor.
En önce de gerçek gazeteciler kurban ediliyor.
Ancak ne Uğur Mumcu’yu aracını patlatarak yok edebildiler, ne de araştırmacı gazeteciliği.
Gerçeklerin er ya da geç ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır.
Barışlar da çıkacak, gerçekler de.
Tüm bu yaşananlar, gerçek gazeteciler için onur madalyası olacak.
Yandas veya Pelikanci yani kabuk degistirmis Fetöcü medya,yillardir bu millete ihanet ederek ülkenin tüm milli varliklarini yandaslarina ve yabancilara peskes ceken AKP’nin yaninda oldular.Büyük Sehir ANKARA ISTANBUL BURSA AKP Belediyelerinin yandas kurumlara halkin parasini sebil gibi dagittilar.Laikligi yok etmek icin ne kadar yobaz kurulus varsa bu Belediyeler tarafindan beslendi,ne kadar yandasmedya varsa bu belediyelerden reklam alarak ayakta durdular.Yandas medya halk duymasin diye AKP’nin yaptigi tüm ihanetleri sansürlediler ya da iyi birsey yapmis gibi yazdilar.Serefli insanlara iftira attilar.Feto denilen haine kul köle olarak onun devleti yikma calismalarinaortak oldular,ona karsi olanlara da hain dediler.Hocaefendi büyük bir alimdir dediler.Onu korudular.Bir MIT Albay sehit olmus Allah rahmet etsin.Bunun haberi meclise kadar gelmis sonrada gazetecilik olarak bir haber yapilmis.Sehitler ne zamandan beri halktan gizlenmektedir.Bu bahane ile ve yandas yani Pelikanci yani kabuk degistirmis Fetö medyasi hemen harekete geciyor.Ayni kulvarda beraber calistiklari savcilara talimat veriliyor.TUTUKLAYIN.Tutuklayin diyenler Fetöcüler tutuklananlar halkin haber alma hakkina saygi duyanlar.Kim gercekleri anlatanbir kitap yaziyorsa özgür kalma sansi cok az.Kim hükümet yanlis yolda diyorsa özgür kalma sansi cok az.Kim sehit gelmesin diyorsa haindir özgür kalma sansi cok az.Iste Türkiye bu noktada.Türkiye de Ersoy Dede,Fatih Tezcan ve benzeri hükümetin verdigi kemiklerden beslenenler var oldukca gazetecilik yapmak cok zordur cünkü yargi bunlarla ortak calismaktadir.Feto Amerikada söyle diyor:Ben firardayim ama ruhum Türkiyede.Evet Fetö’nün ruhu Pelikancilarda yerlesmistir.
Sn. Galilee.
Doğru, MİT yasasına göre bir suç söz konusu gibi görünüyor ama suçu oluşturan unsurlar yok. Şöyle; Zaten ifşa edilmiş bir durum, kişi hakkında verilen bilgi, yeniden ifşa olamaz.
Yani birazcık hukuktan anlamak bunu görebilmeye yetmeli.
Ama hukuk yerine guguktan anlıyorsanız diyecek bir şey yok.
Muz cumhuriyetleri dahil tum devletlerin konuyla ilgili Kati kanunlari ve cok agir cezai mueyyideleri olsun ama bize gelince olmasin, isteyen istedigini yayinlasin adini da ozgurluk koyalim. Ayni john dundar gibi..Ne ala memleket..Sonrada uzerine destanlar yazalim, vatan kahramanlari yaratalim..Carsi herseye karsi..bravo ..Adini da kuvayi milliye mucadelesi koyarsiniz, olur biter..
Virüs insanların beyninde temizlenmedikçe bu oyun hep böyle sürermi? Dünya çöl gibi ruhunu yitirmiş
Emeğinize sağlık, çok bilgilendirici bir yazı olmuş.