Hüseyin Vodinalı
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Diğer
  4. Biden geldi böyle oldu… Andımız ile NATO’nun ne alakası var?

Biden geldi böyle oldu… Andımız ile NATO’nun ne alakası var?

featured

Hüseyin Vodinalı yazdı…

17 Mart 2021 tarihli Karar Gazetesi’nden aktarıyorum:

“Türkiye’nin 70 yıldır üyesi olduğu NATO’dan dikkat çekici açıklama… İlk kez örgütün bir genel sekreteri müttefik ülkenin iç işleriyle ilgili değerlendirmede bulundu. Jens Stoltenberg “Türkiye’deki demokratik haklara ilişkin ciddi görüş ayrılıklarımız ve bazı sorunlar var” dedi. Rahatsızlık yaratan yaklaşım Biden’ın ABD dış politikasına getirmek istediği yeni yönelimin Batı ittifak blokundaki yansıması olarak değerlendirildi.”

Norveçli Jens efendi, ülkesinde en yolsuz ve Amerikancı politikacılardan biri olarak bilinir.

ABD Başkanı Joe Biden, “geri döndük” derken şaka yapmıyordu.

Dünyayı yeniden karıştırmak için “propaganda” silahını kılıfından çektiler.

Şimdi HDP’li Gergerlioğlu’nun vekilliğinin düşürülmesi ve HDP’ye kapatma davası açılması da NATO için bulunmaz nimet.

Türkiye’deki her renkten klasik Amerikancı “insan hakları savunucuları” coşacak, coşturulacak. FETÖ’cüler başta, siyasal İslamcılar, Kürtçüler, AB-ABD işbirlikçisi neoliberaller işareti aldı.

Olay sadece Türkiye ile de ilgili değil.

Biden, Rusya lideri Putin’e mafya ağzıyla “Katil” dedi ve sözde Amerikan seçimlerine yaptığı müdahalenin bedelini ağır ödeteceğini söyledi.

Asıl hasmı Çin’i, Uygur, Tibet ve Hong Kong’dan insan hakları, Myanmar’dan demokrasi silahıyla sıkıştırmaya çalışıyor.

Biden, hem Rusya’yı, hem de Çin’i yeni NATO projeleriyle kuşatmak gibi büyük bir iddianın da peşinde koşuyor.

Çin’e karşı Avustralya, Japonya ve Hindistan ile QUAD kısaltmasıyla yeni bir dörtlü organizasyon, bir çeşit Asya NATO’su hazırlığı yapıyor.

Suriye, Irak ve İran’a saldırılara başladı.

Yazının girişindeki gibi Türkiye’yi de yeniden kündeye getirip, NATO’da ileri karakol haline döndürmeye çalışıyor.

Bunun için de Rusya ve Çin ile Türkiye’nin arasını açacak yeni iktidar formülleri peşinde.

Biden zaten bunu seçilmeden önce New York Times gazetesi editörleriyle yaptığı toplantıda açıkça söylemişti.

ANDIMIZ VE KEMALİZM DÜŞMANLARI SAHNEDE

ABD’nin Türkiye’deki asıl düşmanı hala Mustafa Kemal Atatürk’tür.

Türkiye’yi 70 yıldır her şekle soktular ama Atatürk’ü bir türlü bu milletin kalbinden söküp atamadılar.

Milliyetçileri dinci yaptılar, dincileri Amerikancı yaptılar, solcuları neoliberal yaptılar, Kürtleri (belirli bir kısmını) ayrılıkçı yaptılar ama yine de olmadı.

Askere (Kenan Evren) darbe yaptırıp, Atatürk’ü solculara zulüm eden yapının nişanesi olarak sundular yine de olmadı.

Bu millet kendisini gavurdan kurtaran, kulluktan vatandaşlığa yükselten Ata’sını satmadı.

Yani ağırlıklı olarak satmadı diyelim.

Yoksa bir yüzde 10 – 15’lik kesim var ki, onlar işbirlikçi olarak her kalıba girdi.

Danıştay’ın andımız ve madalyalardan Atatürk kabartmasının kaldırılması kararı gündeme bomba gibi düştü.

Aslında andımızı kaldıran AKP’nin gayri yerli ve gayri milli eğitim Bakanlığı idi.

Ama Danıştay bunu iptal etmişti.

Şimdi ilgili dairedeki kadro değişikliği sayesinde andımızı kaldırdı.

O esnada bir de baktık ki, klasik karşı devrimci cephede bir anda andımız ve Kemalizm’e karşı bir hareketlenme başladı.

Ali Babacan’dan Suriye “fatihi” Ahmet Davutoğlu’na, Saadet Partisi’nden Zülfü Livaneli’ye değin geniş bir perspektifte Andımız’daki Türk ifadesi ve Kemalizm’e karşı saldırılar başladı.

Biden ne demişti New York Times editörleriyle toplantısında; ”Erdoğan’a çok farklı bir taklaşım uygulamalıyız. Muhalefeti desteklediğimizi açıkça göstermeliyiz. Onlarla doğrudan temasa geçip Erdoğan’ı yenecek duruma gelmelerini sağlamalıyız.”

Biden’ın Türkiye’deki muhalefet cephesine vereceği destek karşılığında tek bir şartı vardı: O da AKP’den de zamanında istedikleri gibi, Mustafa Kemal Atatürk’ü bu milletin gönlünden söküp atmak.

Türkiye NATO’ya girdiğinden bu yana çeşitli şekillerde, kılıktan kılığa girerek Atatürk’ün Cumhuriyet ve tam bağımsızlık idealini yok etmek için yapmadıkları iş kalmadı.

Ama olmadı.

Olmuyor ancak inatçı Biden ve şürekası da vazgeçmiyor.

Şimdi yine NATO’ya böyle bir görev verildi.

ZÜLFÜ LİVANELİ’NİN TWEETİ

1990’da Sovyetler Birliği’ni tasfiye eden Mihail Gorbaçov’un Issık Göl’den dostu olan Zülfü Livaneli, sol kisvesi altında hep Amerikan siyasetlerini destekledi.

O dönem dünyada esen neoliberal rüzgarlara uydu, etnik kimliklere dayalı sözde yeni sosyal demokrasiyi övdü.

Sevmediği ise “Kemalizm” idi.

Son furyada twit atmış ve içindeki nefreti yeniden dış vurmuş.

Ne demiş: “Darbeler, kendilerine Kemalist diyen, çapsız NATO subaylarının işiydi. Mustafa Kemal “Kemalist” değildi. Nasıl din ve milliyetçilik kavramları sömürüldüyse, ölümünden sonra o da sömürüldü. Hem de düşmanları tarafından.”

Bakın siz şu uyanığa!

NATO ile tam zıddı olan Kemalizm’i birleştirmiş, Atatürk’ü anti-Kemalist yapmış!, Amerikancı darbeleri de Kemalistlere yıkmış!

Düzeltmeye bile ihtiyaç duymuyorum.

Hani meşhur hikayedeki gibi; hangi birini düzeltelim!

Din ve milliyetçilik kavramlarının sömürülmesi dışında her kelimesi yanlış olan twite kim sahip çıktı bilin bakalım?

NATO’cu dinciler tabii ki.

Tüm dünyada Amerikan hegemonyasının sürdürülmesi gibi, artık sürdürülemez bir amacı güden saldırı örgütü NATO’nun insan hakları ve demokrasiyle ilişkisi, zebra ile quantum bilgisayarının ilişkisi kadardır.

Ama NATO’da oyun bitmez, Zülfüler tükenmez!

Solcu şarkı ve edebi kitaplarıyla bugün pek sevilen Livaneli, Tayyip Erdoğan’ın siyaset sahnesine çıkmasında rol oynamıştı. Zülfü, 27 Mart 1994 İstanbul Belediye seçimlerinde SHP’nin adayıydı.

O seçim öncesinde TGRT’de RP adayı Tayyip Erdoğan ve ANAP adayı İlhan Kesici ile çıktığı Sabahattin Önkibar’ın sunduğu tartışma programında Zülfü Livaneli aynen şunları söylüyordu:

“Sosyal demokrat partiler dünyada Avrupa’da (Cengiz Çandar’a hitaben) sizin de bildiğiniz gibi çok iyi bildiğiniz gibi sadece gelir dağılımıyla, sadece hakkaniyetle, sadece insan haklarıyla kültürle uğraşan partiler değildir… Bugün Avrupa’daki tüm Sosyal Demokrat partiler özelleştirmecidir. Şimdi bunlar arasında hiç bir çelişki yok. Ben Kemalist olarak, yani Türkiye’de Kemalist olarak yaklaşıyorum Kemalist kategoride görüyorum diye hiç yazım yoktur. Sadece Atatürk bu ülke için kutsal bir insandır.”

İşte NATO’nun istediği Atatürk tarifi.

Cumhuriyet’in tüm birikimlerini satıp savın, Kemalist ilkeleri, altı oku çöpe atın, Atanızın resmini de vitrine kaldırın. Arada bakıp bakıp ağlaşın.

Zülfü tam da bunu yaptı ve o seçimlerde hem ANAP’a benzer özelleştirmeci söylemi, hem de bir sürü aday sayesinde aradan Tayyip Erdoğan sıyrıldı.

İşin komik tarafı Erdoğan, sadece İslamcı kimliği değil, (o programda da bol bol kullandığı) anti NATO ve anti AB ve Gümrük Birliği, yani millici söylemleri sayesinde birinciliği göğüsledi.

Erdoğan, “Mandacı zihniyet” sloganlarıyla kendisini diğer adaylardan ayırdı.

O bugünü belirleyen seçimleri hatırlamak için sonuç tablosunu buraya bırakayım da bir kez daha ağlayın:

Recep Tayyip Erdoğan/Refah Partisi/yüzde 25,19

İlhan Kesici/Anavatan Partisi/yüzde 22,14

Zülfü Livaneli/Sosyaldemokrat Halkçı Parti/yüzde 20,30

Bedrettin Dalan/Doğru Yol Partisi/yüzde 15,46

Necdet Özkan/Demokratik Sol Parti/yüzde 12,38

Livaneli de İlhan Kesici ve Bedrettin Dalan gibi, o dönem Amerikan hegemonyası altındaki neoliberal politikaları savunuyordu.

Bülent Ecevit liderliğindeki DSP’nin ekonomik görüşleri ise Erdoğan’ın söylemlerine benzerdi. Tam bağımsızlıkçı bir politika yani.

Halbuki DSP ile küçücük bir ittifak bile İstanbul’u Livaneli’ye kazandırabilirdi.

Bugün geldiğimiz noktada ise Livaneli’nin twitini dinci Diriliş gazetesi ve diğer dinci kesimler sahipleniyor.

Mustafa Kemal Atatürk, Kemalist’ti.

Ulusalcılar Kemalist’tir.

Avrasyacılar Kemalist’tir.

Gerçek milliyetçiler Kemalist’tir.

Gerçek solcular Kemalist’tir.

Türk halkının çoğunluğu aslına bakarsanız Kemalist’tir.

Ama maalesef Kemalist’lerin 1994’te olduğu gibi bugün de bir partisi bir örgütü yoktur.

İşte tam da bu yüzden hala tek dişi kalmış NATO ve Biden’dan medet umuluyor, iktidar bekleniyor.

Daha çook beklenir.

Türkiye için tek çıkış yolu Kemalizm’dir, 6 oktur.

Küresel konjonktür de bunu gerektirmektedir.

KAYNAKLAR:

https://www.karar.com/natoda-biden-donemi-1609299

https://www.youtube.com/watch?v=99LjNegzkKE

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

9 Yorum

  1. “Mustafa Kemal Atatürk, Kemalist’ti.
    Ulusalcılar Kemalist’tir.
    Avrasyacılar Kemalist’tir.
    Gerçek milliyetçiler Kemalist’tir.
    Gerçek solcular Kemalist’tir.” Ve Atatürk teşkilatçıydı. Hayatın digalektiği, ‘Türk halkının çoğunluğunda’ vücut bulan teşkilatı da kuracaktır. Milli çıkarları, bağımsızlığı her fırsatta savunmaya devam. Kaleminize kuvvet, yüreğinize, aklınıza sağlık sayın Vodinalı.

  2. 18 Mart 2021, 21:55

    Hüseyin Bey, kaleminize sağlık, teşekkür ediyorum. Ancak katılmadığı bir nokta, “solcular Kemalist’tir” ifadeniz. Atatürk, solcu değildi ki, onun zamanında sağ-sol ayrımı yoktu. Türk Milliyetçisi idi. Parti dahi hizmet için bir araçtı. Atatürk’ü, dünyayı tek düzen içine sokmaya çalışanların uydurduğu ve iyi polis-kötü polis gibi yıllarca ABD-SSCB/Rusya arasında sürer(miş) gibi yapılan, ulus bilincini yok etmeye yönelik bu sapkın ideolojik anlayışlardan ayrı tutalım. Lütfen. Saygılar

  3. 18 Mart 2021, 21:32

    sevgili vodinali,
    zülfü livaneli’yi yakın takip etmiyorum ancak söylediği şeyin yanlış olması kısmını anlamadım.
    bu ülkede atatürkçülüğü, batıya kayıtsız şartsız teslimiyet olarak lanse ettirmiş bir ittihatçı kesim vardır. halbuki atatürkçü olmak demek batılı olmak demek değildir. moderni takip etmektir , bilim bağdat’da bile olsa alınması gerekliliğidir, tam ekonomik ve siyasi bağımsızliktir, türklüktür,altı oktur.

    evet atatürk, sömürüldü ve hâlâ da öyle değil mi.. yani zülfü livaneli , atatürk ile ilgisi olmayan atatürkçülük demek istiyor bana göre.. bence yanlış birşey yok. çünkü atatürkçülüğü, ittihatçılığa çevirmişler, darbeyi yapanlar da nato’cular ama sorsanız atatürkcüdür. esasında dikkkat bu yöne çekilmek istenmiştir diye düşünüyorum.
    selâmlar.

  4. 18 Mart 2021, 20:22

    Bu ülke batsın diye, sevr imzalansın diye, babaları belli olmayan hainler ülkeyi yem etsin diye allah Atatürkü bize göndermedi. Asıl atatürkün mirasını koruyan allah olacak. Ve bunu hainler derneğı akp , gözleri ile görecek ve kemikleri ile hissedecekler. 2023te akp bitecek, şimdi atatürkçü TSK askerlerimiz görev başını tutmalıdır. Ey türk milleti, türk kanı damarlarında olduğunu şimdi ispatlamalısın

  5. Bravo, tebrikler. Daha acikca soylenemez. Turkiye’nin cikisi 6 oktur, Kemalism’dir. Bu halkin cogu Atasina tapar. Anitkabire kosan milyonlar bunun delilidir. Ozellikle genc nesilde ortaya cikan bikkinlik ve arayis, genclerin daha fazla Ataturk’e sahip cikmasina neden oldu. Cunku Ataturkculuk vatanseverliktir, Turkiye’yi ve Turk’u sevmektir. Ataturk’u sevmeyen milli olamaz. Ataturk’u sevmeyende ulus devlet bilinci olmaz. Ya Amerikancidir, ya Amerikan dincisidir, ya Amerikan aydini bir libostur (Livaneli, Orhan Pamuk vs. gibi), ya Fetocudur, yada buyuk Israil icin kullanilan bir PKK/HDPlidir. Kisacasi kureselci Amerikanin kopegidir. Bu o kadar bariz ki, cunku yasadiklarimiz, 15 Temmuz darbe girisimi, Gezi parki renkli devrim denemesi bunu tamamen aciga cikardi. Ak koyun kara koyun artik ortada.

  6. 18 Mart 2021, 17:11

    Kafayı BABA gibi döndere döndere sormak lâzımdır: Türklerin Mümtaz Soysal gibi Muammer Aksoy gibi bilim güneşleri olacaktı da, Kürtlerin güneşleri DOĞUDAN belki yarın belki yarından da yakın DOĞMAYACAK mıydı? Böyle bilim güneşleri daha doğmadan söndürülmeli idi.

  7. 18 Mart 2021, 15:57

    SÜPER NATO, Türkleri aydınlatan Mümtaz Soysal gibi Muammer Aksoy gibi bilim güneşleri olduğuna göre, Kürtleri aydınlatacak güneşlerin de belki yarın belki yarından da yakın DOĞUDAN DOĞACAĞINI gaaayetdene iyi biliyordu ve 147’lerin 1402’liklerin tasfiyesine ses bundan çıkartmadı. Eeeey biliminsanları: tövbe-istiğfar üzre olunuz.

  8. zülfü efendi bildiğim kadarıyla vatanına hizmet eden biri. ABD de yaşıyor. Ailesi (kızı) de orada.

  9. ” Türk halkının çoğunluğu aslına bakarsanız Kemalist’tir.

    Ama maalesef Kemalist’lerin 1994’te olduğu gibi bugün de bir partisi bir örgütü yoktur.

    İşte tam da bu yüzden hala tek dişi kalmış NATO ve Biden’dan medet umuluyor, iktidar bekleniyor.

    Daha çook beklenir.

    Türkiye için tek çıkış yolu Kemalizm’dir, 6 oktur.

    Küresel konjonktür de bunu gerektirmektedir. ”

    Dogru söze ne denir!

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!