Hüseyin Vodinalı yazdı…
ABD, dünya lideri kalabilmek için çırpınıp dururken, adeta bir bataklıktaymış gibi daha da çok batıyor.
1970’lerin daha kötü kopyasını yaşıyorlar.
O dönemde de Soğuk Savaş sürerken Vietnam’a girmiş ve bir türlü çıkamamıştı.
Vietnam macerası, ABD’ye psikolojik, sosyolojik, siyasi ve ekonomik olarak belki 2. Dünya Savaşı sonrası en büyük darbeyi vurmuştu.
Hollywood’da yapılan filmlere bakarsanız ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız. ABD’ye dünya liderliğini getiren 2. Dünya Savaşı konulu filmlerden belki daha fazlası Vietnam hakkında yapılmıştı.
Vietnam doğrudan ekonomik krize yol açarken, dolaylı olarak ABD’ye Avrupa’da büyük kayıplar verdirdi.
Açayım isterseniz; Vietnam bataklığındaki ABD, savaş masrafları ve petrol kriziyle birlikte dolar karşılığı altın sisteminden çıkmak zorunda kaldı.
O günden beri de dünyada rezerv para olan dolarlar giderek güven kaybına uğradı.
Küresel ekonomi finans kapitalin güdümüne girdi. Üretimsiz bir süreç başladı ve üretimin olmaması eğitim, bilim ve ahlakta çöküşler yarattı.
Siyasi olarak incelersek, dışarıda mesela SSCB’nin Avrupa’daki eylemlerine karşı sağlam duramadı ABD. Macaristan ve Prag Baharı’na karşı pasif kaldı. Ortadoğu ve Afrika’da da benzer jeopolitik kayıplara uğradı. Anti emperyalist Baasçılık yükseldi, sol hareketler Türkiye’de güçlendi, neticede İran’da İslami devrim yaşandı. Afrika ülkelerinin bağımsızlaşma ivmesi 1970’lerde hız kazandı.
İçeride Watergate gibi siyasi krizler, ABD’de siyasi kutuplaşmanın kökleşmesi, marjinalleşme, uyuşturucu ve hurafeciliğin patlaması gibi psikolojik, sosyolojik travmalar yaşandı.
1970’lerin sonunda ABD çökmekte olan bir ülke manzarası çiziyordu.
Mesela New York’ta işler kontrolden çıkmıştı. Uyuşturucu, suç ve kirlilik altında kıvranan bir şehirdi New York.
ABD’yi kurtaran olay, akıllı stratejist Kissinger ve ekibinin Çin’i (ping pong diplomasisiyle) Rusya’dan koparıp yanlarına almaları kadar petrolü dolardan başka bir para birimiyle değerlendirmeyi yasaklayan dış politikaları ve belki de bunların sonucunda SSCB’nin (kendi sistematik sorunları yüzünden de) çökme süreci oldu.
Ancak o zaman bunu sağlayacak güçlü bir ordusu ve özellikle de güçlü bir donanması vardı.
Bugün ABD 1970’lerin çok gerisinde.
Artık yaşlanmış, yorgun ve yılgın bir boksör gibi.
“Rocky” karavana atıyor diyebiliriz.
Ya da Rambo covid olmuş yatıyor.
ABD de aynı SSCB gibi, tamamen farklı bir sistem de olsa, benzer dahili yönetsel hastalıklar sonucu artık çöküş sürecinde.
Türkiye’nin bence en önemli ve en uluslararası stratejisti Cem Gürdeniz, son yazısında çok önemli tespitlerde bulundu. (1)
“ABD, bu (okyanuslara hakim olma.HV) gücü kaybetti. Bu gerilemenin sebebi sadece Çin ve Rus deniz güçlerinin gelişmesiyle izah edilemez. Asıl darbeyi Amerikan hükümetleri -başta Obama yönetimi-ve kongre vurdu. Bu satırları yazarken ABD’nin tüm okyanuslarda hareket halindeki gemi sayısı 58, Savaş çıksa, harbe hazır gemi sayısı 185, toplam gemi sayısı 295 idi. Soğuk Savaş bittiğinde son sayı 600 idi. 2052 yılına kadar gemi sayısını 321-372 arasında bir sayıya çıkarmayı hedefliyorlar. Bugün en ciddi sorunları bakım onarım ve personel.”
Obama sonrası gelen Trump ve şimdi Biden da ABD’yi toparlayıp eski gücüne getirmekten çok uzak liderler.
Zaten ABD siyasi sistemi politik bir düzenden çok kapitale, yani oligarşiye dayalı bir sistem.
Bir siyasetçinin çıkıp devrimci bir atılım yapması imkansız.
Netflix’teki “Don’t Look Up” filmini izlediyseniz ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız.
BIDEN ÜÇÜNCÜ DÜNYA SAVAŞI ÇIKARAMAZ
Ukrayna üzerinden 2014’ten beri yaratılan gerilim, aslında 2008’deki başarısız Gürcistan denemesinin bir nevi devamı.
Biden ve Neocon saz arkadaşları, Çin’i yedeğe alan Kissinger veya SSCB’yi Afganistan batağına çeken Brzezinski’nin stratejik ve jeopolitik vizyonunun onda birine bile sahip değiller.
Yani benim gibi bir sıradan gazetecinin gördüğü şeyi onlar görmüyorlar mı inanılır gibi değil.
Hem Rusya, hem Çin’i aynı anda kuşatmak ve bunun için de köhnemiş NATO ve benzeri askeri ittifakları kullanmak!
Fakat yaptıkları aynen bu.
Ben bunu çözüm değil, sorun yaratma üzerine kurulmuş sürekli bir Kaos teorisi olarak açıklayabiliyorum ancak.
ABD’nin başardığı tek şey, geçmişte pek çok sorun yaşamış olan Rusya ve Çin’in stratejik ortaklar olmasını sağlamaktı.
Ve Amerikalılar bunu her geçen gün daha da güçlendirerek geliştiriyorlar.
Çin’in elinde artık Rusların oyun değiştirici süpersonik füzeleri var.
Rusların ileri denizaltı teknolojisini ve daha pek çok alandaki savaş makinasını Çin kolaylıkla elde edebiliyor.
Rusya da Çin’in ileri ekonomisi ve teknolojilerinden yararlanıyor.
Bush, Obama, Trump ve Biden dörtlüsü bu eserin perde arkasındaki sahipleri.
ABD’nin küresel hegemonya şımarıklığı bize 21. asrın bir Asya yüzyılı olması realitesini getirdi.
ABD’nin son Ukrayna hamlelerine gelecek olursak.
Biden Putin ile diplomasi oyunu oynuyor, ardından Ukrayna’daki zeka yoksunu kuklalarına “haydin aslanlarım atılın arkanızdayız” diye gaz veriyor.
Ukrayna milliyetçileri 2. Dünya Savaşı’nda Nazilerle işbirliği yapan dedelerinin yolunda ilerliyor.
Sonları da muhtemelen benzer olacak.
Çünkü ABD, Ukrayna ve belki Polonya ve diğerlerini (umarım Türkiye olmaz) Rusya’nın önüne atıp ortadan kaybolacak.
12 Ocak’ta yapılacak Putin – Biden görüşmesinden ben bu sonucu bekliyorum.
Yani 2022 için her şey mümkün, ama bir şey kaçınılmaz görünüyor: Ya Ukrayna gerçekçi olmayan savaş planlarından vazgeçecek, ya da olası bir Rus müdahalesi karşısında yalnız başına kalacak.
ABD, Rusya’yı kuzey ve doğu Avrupa’da (mesela son olarak Finlandiya’daki Nagehan kılıklı kukla hükümetin Rusya’yı NATO’ya katılmakla tehdit etmesi) siyasi ve askeri açılardan meşgul edip, Rusları siyasi ve ekonomik olarak Avrupa’dan soyutlamaya çalışırken, asıl ağırlık merkezini Pasifik’e kaydırıyor.
ABD’nin 21. Yüzyılda asıl hasmı Çin çünkü.
Bakınız kimsenin pek ilgisini çekmedi. Ben de şans eseri rastladım.
Yerel bir Mariana Adaları gazetesi, kısa süre önce Kuzey Mariana Adaları Valisi’nin, Kuzey Mariana ada zincirinin bir parçası olan Tinian’da bir ABD Hava Kuvvetleri aktarma üssü kurulacağını haber verdiğini yazdı.
ABD, Camp Blaz adlı yepyeni bir Deniz Piyadeleri üssü de dahil olmak üzere Guam’da büyük bir askeri varlığa sahip.
Camp Blaz, yaklaşık yetmiş beş yıldır ilk yeni deniz piyade üssü ve 5 bin askere ev sahipliği yapıyor.
Mariana Adaları, Amerika Birleşik Devletleri topraklarının en batı noktasını oluşturuyor.
https://www.veryansintv.com/2022-ve-mavi-vatan
https://nationalinterest.org/blog/reboot/why-united-states-building-new-airbase-marianas-islands-198827
https://www.theatlantic.com/ideas/archive/2021/11/us-china-war/620571/
https://icdt.ir/en/its-time-to-institutionalize-trilateral-russian-iranian-turkish-cooperation-in-eurasia/
Benzer bir düşünceyi içeren bir yazı yazdım ancak yayınlanmadı. Çin ve Rusya iyi bir haltmış gibi övülüyor ben buna ayar oluyorum. Atatürk’ün çizgisinden gitmek lazım başka çıkış yolu yok.
çok şükür bugün yine rusya ve çin’i övdüm.
“kahrolsun amerikan emperyalizmi” dedim.
hamd olsun.
Teşekkürler HUSEYIN VODINALI.Çok uyarıcı ve bilgilendirici bir yazı.
Dur diyecek bisey kaldı mi ki, İran sınırındaki 83 bin kara mayınının 2016 dan beri 47 bini temizlenmiş durumda zaten. Hâlâ özenle temizliğe devam ediliyor.
Neden? Rusya Pasifik’te yok mu? ABD Rusya’yı, Japonya’yla birlikte Pasifik’ten de zorlamak istiyor olamaz mı?
İran sınırında mayınlar temizlenmeye başlanmış. Gerekçelerden biri sınır duvarları oluşturmak içinmiş. Birde AB hibeleri var kara mayınlarının temizlenmesi için. Aklımıza Irak geliyor. En son Suriye kara sınırındaki mayınların temizlenmesi geliyor. Akp nin bu kirli ikircikli politikasına sadece Akp ye gönül vermiş vatansever seçmenleri dur diyebilir. Akp kendi seçmeninden başka kimseyi dinlemez. Mevcudiyetini ancak onlarla koruyacağını biliyor!