Küresel ısınma veya nükleer savaştan gitmezsek de, 2020’den zor çıkarız.
Dünyanın fay hatları zangır zangır.
Krizlerden kriz beğenip, boğanın boynuzuna yakın yolculuğa devam ediyoruz.
Hani matador da değiliz, pikador da.
Ama işimiz gerçekten zor.
Cahil cesaretiyle ülke yönetilmesi diye bir şey var.
Neyse ben kristal küreme bakıp size 2020 falını açayım.
ABD KARIŞIK VE TEHLİKELİ
Bir zamanlar kral idi Mısır’a, şimdi düştü kilim ile hasıra.
Dünya hegemonu tarzan zor durumda.
80 ülkede 800 askeri üssü var, bir dönem aynı anda 7 ülkeyi bombaladı.
Şimdi ise Irak, Afganistan ve Suriye’den çekilmeyi tartışıyor.
Libya ve Ukrayna’yı eline yüzüne bulaştırdı.
Rejim değişikliği için verilen paradan Obama’nın yardımcısı Joe Biden’ın oğluna 1 milyar dolar kıyak çekildiği ortaya çıktı.
Yeni faşist Trump, kendine yeni Monroe doktrini yapıp, İsrail’e sahip çıkayım derken şimdi koltuğu kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya.
Bugün (18 Aralık 2019), tarihte üçüncü kez görevdeki ABD Başkanı’nın azledilmesine yönelik Temsilciler Meclisi’de oylama yapılacak.
Oylama sonucu Trump suçlu bulunursa, Senato’da yargılanacak. Bu süreç haftalar alacak.
2020 yılında eşi benzeri görülmemiş bir siyasi savaş olacak.
Neoconlar, Neoliberalizmin çöküş sürecinde iktidara gelen Jacksoncu Trump’ı devirip, yeni bir atak yapmak istiyor.
Ancak dönem itibarıyla Trump’ın eli güçlü.
Derin devlet açısından ise Neo(Zio)con’lar etkili.
Aynı ekip Türkiye’ye yönelik ambargoların düğmesine de eş zamanlı bastı.
Dolar bir anda zıpladı.
Trump’ın Erdoğan ile nispeten iyi ilişkileri, ABD’deki müesses nizamı rahatsız etti.
Rusya ile savaş çıkartmak isteyen FETÖ’nün askeri darbe girişimi sonrası Cumhurbaşkanı Erdoğan, el mecbur Avrasya seçeneğine yöneldi.
Ama bu yöneliş öyle Doğu Perinçek’inki gibi filan değildi elbette.
Mesela Suriye’de ısrarla İhvancı siyaseti sürdürdü.
Aklın yolu, Rusya ile anlaşıp, Esad ile barışıp, yeniden birlikte tatile çıkmak, Türkiye’de tatilde bulunan 4 milyon Suriyeliyi de artık evine yollamaktı.
Ama bu yapılmadı.
Rusya ile Kırım konusunda da ters düşüldü.
NATO tavrı alındı.
Halbuki Suriye ve Kırım konusunda Rusya ile anlaşılsa, hem Libya, hem de KKTC, dolayısıyla Doğu Akdeniz konusunda çok önemli mesafeler alınabilirdi.
İhvancı zihniyetle Avrasyacı olunamıyor tabii.
Son olarak Montrö’yü bitirecek Kanal İstanbul projesi dondurucudan çıkarıldı.
Rusya ile ilişkilere bu da tüy dikti tabii.
Çünkü açılacak yeni bir kanal Montrö’yü ortadan kaldıracak ve Karadeniz’e ABD gemileri vızır vızır girip çıkabilecek.
Ortaya çıkan yapay ada ise Hong Kong, Dubai, Singapur gibi “serbest ticaret bölgesi” yapılacak, kara para cenneti olacak.
Askeri geçiş zorluğunu, çevresel felaketi, olası bir deprem anında yaşanacakları düşünmek bile istemiyorum.
Ama ABD ile papaz olmuşken, Rusya ile akıllı siyaset yürütmek gerek.
Hele de Çin ile.
Ama bu da yok, Türkiye’de ipini koparan, emperyalizmin oyununa düşüyor, Uygurlar katlediliyor, tecavüze uğruyor tarzı CIA yalanlarını her yerde paylaşıyor.
Neyse lafı uzattım biliyorum.
Bu karman çorman dış politika 2020’de işimizi hiç kolaylaştırmayacak.
ABD’nin yaptırımları hem AKP ve yöneticilerinin, hem de tüm ülkenin canını yakacak.
Bunlar olurken Rusya ve Çin’den destek almak zorlaşacak.
Ha bu esnada ABD’de 2008’de başlayan küresel yapısal kriz de zirveye koşacak.
Bunu önceki 2 yazımda anlattım.
O kriz, bizde süregiden kriz ile birleşirse ekonomi iyice mafiş olacak.
FETÖ IS ALIVE
2020’deki en önemli tehlikelerden biri de FETÖ’nün yaşanan kargaşayı fırsat bilip toparlanması.
Bunun emareleri görülüyor.
AKP’deki FETÖ’nün siyasi ayağıyla mücadele son derece zayıf.
Davutoğlu, Babacan ve Gül, FETÖ’cülerin kurtarıcı olarak gördüğü Atlantik yanlıları.
ABD’de Trump’ı azletmek isteyen derin ekip, FETÖ’nün de hamisi aynı zamanda.
HDP’nin PKK ile olan ilişkileri ayan beyan iken, CHP’ye FETÖ bulaştırılması son derece tehlikeli.
Urla’da yaşanan olay her bakımdan irrite edici.
AKP’li belediyelerde FETÖ fink atarken, Urla Belediye Başkanı’nın apar topar tutuklanıp, hemen üzerine bir de kayyum atanması, FETÖ ile mücadelede soru işaretlerini artırıyor.
Eğer bu siyasetçi FETÖ’cü ise gerçekten, neden önceden tedbir alınmadı da, kayyum fırsatı olarak bu kullanıldı.
Malumunuz Urla Türkiye’nin en yüksek rantına sahip yerlerinden şu anda.
Yani FETÖ ile mücadele siyasete alet edilmemeli.
Bu aynı PKK gibi terörle mücadele olayı olarak görülmeli.
Ama maalesef siyasetin gidişatı bu konuda umut vermiyor.
FETÖ geri gelmemeli, gelirse bu kez çok daha yıkıcı etki yapar.
2020 iktidarın zorlanacağı bir yıl olacak.
Yolsuzluklar ve ekonomik sıkıntılar gündeme damgasını vuracak.
Bu zorluklar yaşanırken halkta, aman ne olursa olsun gidelim yeniden ABD’ye teslim olalım, canımızı kurtaralım fikri yaratılmak istenecek.
Bakınız, kim “Ben parayı bulurum” diyor.
IT’S THE ECONOMY STUPID
Clinton’un ünlü lafıydı.
ABD seçimlerini bu sloganla kazanmıştı.
“It’s the economy stupid” yani “Asıl mesele ekonomi aptal” deyişi, halkın gerçek sorununa işaret ediyordu.
Türkiye’de şu an gündem tam olarak bu.
Ve bunun çaresi, kimin borç para bulacağı, ya da kimin memleketi daha iyi babalar gibi satacağı değil.
Kaynakların üretime ve dolayısıyla da istihdama yönelik kullanılması.
2020’de halk aslında buna karar verecek.
Ama benim doğru kararı vereceğine yönelik şüphelerim var.
Çünkü yanan yakılan halk, acil çözüme razı olabilir her zaman.
Neticede bir amatör falcı olarak 2020’de alayımızın, yani hem Türkiye, hem dünya geneli olarak hepimizin boğanın boynuzuna yakın yolculuk edeceğimizi söyleyebilirim.
İç siyasete pek girmezdiniz… iyi olmuş…