Hüseyin Vodinalı
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Diğer
  4. Bu kriz bambaşka bir kriz… Kıtlık ve açlık tehlikesi

Bu kriz bambaşka bir kriz… Kıtlık ve açlık tehlikesi

featured

Hüseyin Vodinalı yazdı…

Meslek büyüklerimle, profesör dostlarımla konuştuğumda hepsi de, “Daha önce böyle bir kriz görmedik” diyorlar.

Gerçekten de Türkiye daha önce böylesine ağır ve sürreal bir kriz yaşamadı.

Dolar 13 mü olacak 15 lira mı?

Avro zıpladı hopladı 14 lira. Saat saat değişen kabus gibi rakamlar.

Batışı yaşıyor gibiyiz.

AKP resmen batırdı Türkiye’yi.

İhvancı zihniyet ile Suriye seferinin üzerine son 20 yıldır uygulanan sıcak para/ithalat kısır döngüsü,  benzeri görülmemiş israf ve yolsuzluklar.   

20 yıldır borç para ile lüks hayat yaşadık resmen.

Batı’ya ve onun kumarhane kapitalizmine göbekten bağlandık.

1994 Çiller devalüasyonu bunun yanında bebek kriz kalır.

2001 krizi de öyle, çocuk oyuncağı gibi.

Kırılgan küresel ekonomideki en kırılgan ülke olma rekorunu elde ettik. AKP için bir Guinness rekoru daha!

Şimdi topyekûn bir fakirleşme ve hatta barınma ve açlık tehlikesi içindeyiz.

Dünyada da çok ciddi bir kriz yaşanıyor.

Kapitalizm ilk iki küresel kriz sonrası 1. ve 2. Dünya Savaşları ile kendisini toparlamıştı.

Ama 2008’deki yapısal Amerikan finans krizinden beri bunu yapamıyor.

Çünkü nükleer güçlerin dehşet dengesi yeni bir dünya savaşına izin vermiyor. 

Savaş ancak nükleer güç olmayan ülkeler üzerinden vekaleten ve konvansiyonel şartlarda yapılabiliyor. (Sudan, Etiyopya, Yemen, Suriye, Irak, Libya vs)

Pandemi (Avusturya şimdi aşı bahanesiyle yeni bir sıkıyönetim başlattı. Bu tüm Batılı ülkelerde denenecek), Great Reset (Paydaş Kapitalizmi) ve Yeşil Ekonomi (tüm enerji ve üretim sistemlerinin sıfırlanması) işte bunun için var.

Savaşın yıkımı yerine sistemin temelden sıfırlanarak, kapitalist düzenin yeniden kurulması için.

Bu da trilyonlarca dolarlık yatırım ve yenileşme demek olacak çünkü.

Ama bu geçiş için önce çok ciddi bir krize gerek var.

ABD’deki müesses nizam denen Batılı sermaye, Çin ile baş edemeyince sistemi felce uğratmayı deniyor.  

Pandemi gölgesinde gelişen konteyner krizi, doğalgaz ve petrol darboğazı ve tarımsal hammaddelerin kıtlaşması bundan.

“Allah kimseyi açlıkla terbiye etmesin” atasözümüzü küresel efendiler yeni bir düzene geçiş için kullanacak gibi gözüküyor. 

KÜRESEL GÜBRE KRİZİ

Amerikalı Araştırmacı Yazar F. William Engdahl, son yazısında çok önemli bir konuya dikkati çekiyor.

Küresel gübre krizine!

12 Kasım 2021 tarihli, “Şimdi de Küresel Gübre Arzının Organize Çökertilmesi mi?” başlıklı o önemli yazıyı buraya alıyorum:

“Son aylarda kömür, petrol ve doğal gaz fiyatlarını inanılmaz yükseklere çıkaran küresel enerji kıtlığı, çılgın “Sıfır Karbon” ekonomik politikalarının öngörülebilir bir neticesi. Bunun bir sonucu, dünya genelinde doğal gaz veya metan fiyatlarında beş kat artış oldu. Bu kriz, Çin’den AB, ABD’ye ve ötesine uzanıyor. Doğal gaz kıtlığı ve fiyat patlamasının devam eden bir sonucu da, dünya tarımsal gübre üretiminde büyüyen bir krizdir. Bunların hepsi tesadüf olmayabilir. Dünya Ekonomik Forumu Davos çetesinin BM 2030 Büyük Sıfırlama (Great Reset) gündemine uygundur.

Azottan (havamızın çoğu, bu nedenle hiçbir zaman kıtlık çekilmez) ve doğal gaz veya metandan (CH4) yapılan amonyak bazlı gübreler, buğday, mısır, pirinç ve hatta kahve gibi büyük tarım ürünlerini desteklemek için kullanılan tüm gübrelerin neredeyse %70’ini oluşturur. Doğal gaz fiyatlarının 5 katına çıkması, amonyak gübresi maliyetinin yaklaşık beşte dördünün doğal gazdan kaynaklandığı dünya gübre üretimi üzerinde yıkıcı bir etki yarattı.

Ida Kasırgası 25 Ağustos’ta Louisiana’yı kasıp kavurduğunda, CF Industries’e ait dünyanın en büyük amonyak fabrikası kompleksi güvenlik nedeniyle kapatıldı ve ancak on gün sonra yeniden açıldı. CF Industries Birleşik Krallık’taki iki fabrikasını daha, Louisiana fabrikaları devre dışı iken, yüksek doğal gaz fiyatlarını ileri sürerek, 22 Eylül’de iki gübre fabrikasını daha 10 günlüğüne kapatacaklarını açıkladı. İki tesis, İngiltere’nin yerel gübre talebinin yaklaşık üçte ikisini sağlıyordu. Hükümet, baskılar yüzünden iki fabrikadan birinin geçici olarak yeniden açılması için CF Industries’e acil durum sübvansiyonu vermek zorunda kaldı. Aynı grup tarafından yapılan üç büyük kapanışın birleşik etkisi, dünya gübre arzındaki krize eklendi. CF Industries’in en büyük iki hisse sahibinin Vanguard ve BlackRock olması tesadüf olabilir miydi?

Bu kriz çığ gibi büyüyor. Ekim ayı başlarında, dev Alman kimya şirketi BASF tarafından Belçika ve Almanya’da amonyak gübresi üretiminin süresiz olarak durdurulduğu bildirildi. Litvanya’daki Achema’da, Hollanda’daki OCI’de daha fazla kesinti devam ediyor. Yara International, AB’deki amonyak gübre üretiminde yüzde 40 kesintiye gitti. İspanya’daki Fertiberia, önemli bir gübre üreticisi olan Ukrayna’daki OPZ ile birlikte bir tesisi kapatıyor. Avusturya’da Borealis AG üretimi durdurdu ve Almanya’nın en büyük amonyak üreticisi SKW Piesteritz, üretimi %20 oranında kıstı.

Küresel gübre krizini daha da kötüleştiren Biden Yönetimi, Ağustos ayında Belarus hükümetine yaptırımlar uyguladı ve dünyanın dördüncü en büyük gübre üreticisi olan Belaruskali OAO’yu kara listeye aldı. Belaruskali, dünya potasyum bazlı gübre pazarının yaklaşık beşte birini kontrol ediyor.

KÜRESEL GIDA GÜVENLİĞİNİN KALBİ

Azot (nitrojen) bazlı gübreler, tüm ticari gübrelerin yaklaşık dörtte üçü ile küresel tarımda en yaygın olarak kullanılanlar. Almanya’da azotlu gübrelerin yapay üretimi, 2. Dünya savaşı sonrası tarım verimliliğindeki muazzam artışı destekledi. Azotlu gübreler, Haber-Bosch prosesi ile üretilen amonyaktan (NH3) yapılır. Hidrojen sağlamak için metan olan doğal gazın (CH4) kullanılması gerekir. Bu NH3 veya amonyak, susuz amonyum nitrat (NH4NO3) ve üre (CO(NH2)2) gibi diğer azotlu gübreler için hammadde olarak kullanılır. İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana mahsul verimi azot bazlı gübrelere bağımlı hale geldi. ABD için ortalama mısır veriminin azotlu gübre olmadan yüzde 40 düşeceği tahmin ediliyor.

Bugünün tahminleri, küresel nüfusun belki de yarısının azotlu gübrelere bağımlı olduğu yönünde. Nature dergisinde yayınlanan araştırmalara göre, 2008 yılında dünya nüfusunun yüzde 48’i, günlük gıda erişimi için azotlu gübrelere bağımlıydı. Bu, günümüzde azotlu gübrelerin 4 milyara yakın insanı açlıktan ölmekten kurtardığı anlamına geliyor.

ÇİN ŞOKU

Artan küresel gübre kıtlığına ek bir şok darbe de, Pekin’in son haftalarda elektrik enerjisi için kömür ve doğal gaz kıtlığı ve panikle yurt içi enflasyonu kontrol etme girişimi gibi çeşitli nedenlerle gübre ihracatını ciddi şekilde kesme veya dondurma kararı oldu. Henan Eyaletindeki rekor yaz selleri Çin’in tahıl bölgesinin kalbini vurdu ve hükümet, ciddi hasat başarısızlıklarını gizlemenin bir yolu olduğuna inandığı gıda israfını durdurmak için “Temiz Tabak Kampanyası 2.0” isimli bir kampanya başlattı.

Çin, Hindistan ve ABD, hektar başına ton olarak açık ara dünyanın en büyük azotlu gübre kullanıcıları. Çin aynı zamanda en büyük gübre üretici ve ihracatçılarından biri. Çin Yönetimi, Eylül ayında azot ve fosfatlı gübre ihracatını Haziran 2022’ye kadar yasakladığını duyurdu. Artan küresel doğal gaz fiyatlarının yanı sıra Çin’in ithal ettiği pahalı kömür yüzünden ülkede elektrik kesintileri yaşandı. Karmaşık krizin bir sonucu da gübre ihracat yasağı oldu. Çin, küresel arzın yaklaşık üçte birini oluşturan en büyük üre azotlu gübre ihracatçısı ve aynı zamanda önemli bir fosfat üreticisi.

Almanya’nın güneyindeki Bavyera’da çiftçilerin en azından önümüzdeki yaza kadar gübre satın alamayacakları bildiriliyor. Yayılan küresel gübre krizi, 2022’de yemlik mısır, buğday, pirinç, kahve ve diğer mahsullerde keskin düşüşler anlamına gelecek. Bu, on yıllardır görülen en dik gıda fiyatları enflasyonunun ortasında, covid önlemleri ve küresel nakliye ticaretindeki (konteyner krizi) aksamalarla daha da kötüleşecek.

COP26 METAN SALDIRISI

Büyüyen küresel gübre kıtlığı krizinin arkasında, genellikle denildiği gibi metan veya doğal gaz fiyatlarındaki beş kat patlama var. Bunun kökeni, Biden İdaresi ve Avrupa Birliği’nin metan veya doğal gaz dahil olmak üzere 2030 yılına kadar CO2 emisyonlarını %55 oranında azaltmak için “55’e Uygun” programıyla kasıtlı “karbon karşıtı” yeşil politikalarına dayanıyor. Biden yönetimi ABD kaya gazına yatırımı geri çekmeye zorladı ve rüzgar – güneş gibi yüksek oranda sübvanse edilen Yeşil Enerjinin zorunlu olarak genişletilmesine yönelik güvenilmez bir elektrik şebekesi yarattı. Rüzgar esmediğinde veya güneş parlamadığında alternatif elektrik gücü azalır. Depolama büyük bir sorundur. Güneş veya rüzgar, şebekenin küçük bir yüzdesini oluşturduğunda bu çok kritik değildi. Ancak bugün enerjiye bağımlı Almanya gibi ülkelerde alternatif enerjiler brüt elektrik tüketiminin %42’sini oluşturabiliyor. Nükleer ve kömür santralleri Sıfır Karbon çılgınlığı nedeniyle yok olmaları için vergilendirilirken, petrol ve doğal gaz fiyatları patlıyor. Sonuç olarak hidrokarbon kullanımına yönelik yeni yatırımlar çöküyor ve herkesin ihtiyaç duyduğu anda tedarik sınırlı.

Dünya gübre üretiminde büyüyen kriz, Klaus Schwab’ın Dünya Ekonomik Forumu ve Wall Street’in 9 trilyon dolarlık dünyanın en büyük özel yatırım fonu BlackRock’u gibi küreselcilerin “sürdürülebilir”  tarım için BM 2030 gündemine çok iyi uyuyor. Et üretiminde dramatik bir düşüşle, et yerine laboratuvarda üretilen sahte etler ve hatta protein kaynağı olarak böcekler gündeme geliyor.

Tarımın ve özellikle et üretiminin küresel ısınmanın önemli bir kaynağı olduğu iddiasıyla giderek artan bir şeytanlaştırılması söz konusu. Metan, şimdi ABD ve AB’nin Yeşil Gündem’inin (Green Agenda) önemli bir hedefi. Özellikle, son BM COP 26 küresel ısınma toplantısında, yaklaşık 100 ülke, metan gazı emisyonlarını 2030 yılına kadar %30 oranında azaltmak için ortak bir AB-ABD önerisine imza attı. Yükselen gübre fiyatları, et karşıtı kampanyalar ve “sürdürülebilir” tarım talepleri, şu anda yükselen gıda maliyetimizi daha da artırıyor. Bu saldırının anahtarı, günümüz küresel ekonomisinin kalbi olan ve II. Dünya Savaşı’ndan bu yana düşük maliyetli enerji sistemi petrol, gaz ve kömüre karşı Yeşil Yeni Anlaşma (Green New Deal) savaşıdır.”

Uzun bir alıntı oldu ama okunmasında yarar gördüm.

Kapitalizmin küresel yapısal krizi işte böyle aşılmaya çalışılıyor.

Savaş çıkaramayan ve kar marjları giderek azalan kapitalizm, binayı yenilemek yerine temelden yıkıp kentsel dönüşüme sokmak istiyor.

İklim değişikliğinin faturası yine suçsuz insan yığınlarına ödetilmeye çalışılıyor.

Ancak bu “ölümü gösterip sıtmaya razı etme” yaklaşımı, bizim gibi geri kalmış ülkeler açısından büyük tehditler içeriyor.

Bunların en başta geleni ise kıtlık ve açlık.

Ve ona bağlı sosyal krizler.

Çare mi?

İnsanların küresel efendilerine baş kaldırıp, ‘Ne ölüme ne de sıtmaya razıyız. Faturayı siz ödeyeceksiniz’ diyebilmeleri.

Fakat şu an bundan epey uzaktayız maalesef.

KAYNAKLAR:

http://www.williamengdahl.com/englishNEO12Nov2021.php 

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

7 Yorum

  1. Çin Türk Devletleri Teşkilatı’nı tehdit ilan etti. Bu teşkilatın ABD’nin Çin’e karşı bir süspansiyon, engel olarak kurulduğu açıkken Sn. Vodinalı “Asya Çağı, Çin’le yakınlaşma çağı” gibi şeyler yazarak ne demek istiyordu?

  2. Ahmet arkadaş Abd de tedarik zincirleri çöküyor,enflasyon artıyor, enerji krizi günden güne artı yor.57 milyon hane halkının borcu 15 trilyon dolar! Öğrenci kredi borcu 2 trilyon dolar.avrupa da ise bankaların hepsi sorunlu sadece deutsche bank’ın toksik türevi 50 trilyon euro! Almanya’nın gsyh’sı 3.5 trilyon euro ! Deutsche bank’i almanya kurtaramaz.bu bankaların domino şeklinde patladığında ab’nin hayatta kalma şansı varmı? Bu bankaları para basarak kurtaramazlar ,tarihte görülmemiş hiperenflasyona yol açar.yapabilecekleri hic bir şey yok.bunu uzatabildikleri kadar uzattılar ama yolun sonuna gelindi.batılı elitler yine hayatta kalacak ,yine servetlerine servet katacaklar,ama halklarını kabus gibi günler bekliyor.bu sadece zaman meselesi ,o zamanda çok uzakta değil…emlak balonu,borsa balonu,türev balonunu , ,kuresel borç yükünü saymadım daha!kuresel finans sistemi bir ponzi(dolandiricilik) programıydı.ponzi programı er geç çöker.çin/abd rusya/abd gerginliği bundan bağımsız değil…tarihçi/siyasetçi lyondon la rouche abd dolarının tek kurtuluşunun hazar ve sibiryanin yağ malanmasina bağlı dedi.nükleer süper güç rusya buna izin vermeyeceğine göre,batı dönüşü olmayan yola girdi.bati’nin 300 yıllık mutlak hakimiyeti sona ermek üzere.eski refah seviyesini bir daha asla yakalayamayacak.bitti o günler.

  3. Gübre kıtlığı makalesine atfınız ufuk açıcı. Son bir yıl içinde gübre fiyatları astronomik oranda arttı. Ülkemizdeki kötü tarım politikasının bir sonucu olarak görüyordum; meğer durum çok daha vahimmiş. Alman çiftçisi de gübre alamaz duruma geldiyse kesinlikle bu iş küresel kıtlık yaratmak için planlı, sistemli bir çalışmanın ürünüdür. Dünya nüfus kırımı için çok etkili görünüyor. Liberal düzen/orman kanunu/serbest piyasa egemen olduğuna göre güçlüler yaşayacak, yeteri kadar güçlü olmayanlarla zayıflar açlıktan ve buna bağlı gelişecek kaostan etkilenerek ölecek.

  4. Türkiye için tehlike çok büyük. peki yine de yapılabilecek şeyler var mı? örneğin, Atatürk’ün ekonomi politikalarına geri dönüş gibi? bu gerçekleşebilir mi, olası mı?

  5. Bati son derece rahat yasiyor, ne ayaklanmasi?

  6. Ne ölüme ne de sıtmaya razıyız. Faturayı siz ödeyeceksiniz

  7. Neoliberal ekonomik sistem 2008’de başarısız oldu ve sanal parayla ayakta tutuluyor, borç katlanarak büyüyor.

    Ardından, fiyat ayarlamaları ve lojistik nedeniyle mal kıtlığına neden olan karantinalarla birlikte Covid-19 geldi.

    Buna, gerçek enerji taleplerini göz ardı eden ve karbon bazlı kaynakları değiştirmek için yeterli ve verimli olmayan teknolojileri zorlayan “yeşil zorunlu politikaları” ekleyin.Bu tüm batının iflası ile sonuçlanacak.Batı’yı kasıp kavuran halk ayaklanmaları olacak.Sistem tıkandı,koşullar değişti,oyun bitti…

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!