Osmanlı, şanlı ecdat filan dediler…
Osmanlı’nın son günlerine geldiler.
Kuruluş, Diriliş, Hoplayış filan derken geldi çöküş faslı.
Sanki tarih tekerrür ediyor.
Düyun-u Umumiye kurulmuş, Rotshchild’in yönettiği Galata Bankerleri İstanbul’dan talimat veriyor.
Bugün kurulanın sadece adı farklı: “Varlık Fonu…”
Kimseye hesap verilmiyor, yabancıya sözler dağıtılıyor.
Geleceğin ipoteği, hatta bugünün haczi sözkonusu.
Peki, bu bit kadar Katar’ın olayı nedir?
İzmir’den küçük bir ülke, Türkiye’yi lokma lokma nasıl yutuyor?
Nasıl oluyor da Körfez Arabı bir aşiret, koca Türkiye’yi dilim dilim salam gibi götürüyor.
Malvarlıkları, askeri kuruluşlar, borsa, limanlar, rantsal topraklar derken, en son sularımıza da göz diktiler.
Türkiye’nin cennet doğasını mahveden altın ve nikel madenlerinin de arkasından Katar ve Rotschild çıkıyor. (2000’de hiç altın madeni yok iken şu an 19 altın madeni çalışıyor ve havayı toprağı suyu zehirliyor. 19’u da yolda)
Bakın şunu not edeyim: hiç bir iktidar bu ülkenin toprağını, suyunu satamaz.
Böyle bir işlem anayasal olarak geçersizdir.
***
Katar’a dönersek.
1995’te sığ denizde dünyanın en büyük doğalgaz yatakları keşfedilince, Batılıların gözü bu minik ülkeye döndü.
Aynı yıl tahta çıkan Hamad Bin Halifa Et-Thani (Hamit bin Halife es Sani) de İngiliz yetiştirmesi bir kraldı.
EsSani, elinde biriken devasa doğalgaz gelirleriyle 2005’te Katar Yatırım Otoritesi’ni kurdu.
Katar Devleti’nin resmi varlık fonu olarak merkezi başkent Doha’da, şubesi ise New York’taydı.
Milyarlarca dolarlık yatırımlar yapmaya başladılar.
Türkiye de gözde yatırım merkezlerindendi.
Bu arada 2010 yılına geldiğimizde, bağımsız yatırım bankası Rotschild Doha’da bir ofis açtı.
Kentin ticari bölgesinde açılan yatırım ofisi için İslami Sanatlar Müzesi’nde düzenlenen törene Banka’nın (Rothschild –Qatar- LLC) yönetim kurulu başkanı Baron David de Rotschild de katılmıştı.
Baron, burada yaptığı konuşmada, gelenekleri gereğince politikalarının hep uzun vadeli olduğunu ve Katar ekonomisinin çeşitlendirilmesi ve geliştirilmesi için çalışacaklarını söyledi.
2013’te baba Hamit yurt dışındayken, oğlu Tamim kansız bir darbe ile yönetimi devraldı.
Bu değişim, Batılı mahfillerde planlandığı ve kararlaştırıldığı için kimse itiraz edemedi.
Katar Yatırım Otoritesi ise Rothschild sülalesi ile işbirliği içinde Türkiye’de alımlar yapmaya devam etti.
2010’da açılan Rothschild ofisi adeta Katar Yatırım Otoritesi’nin yularından tuttu bir oraya bir buraya sürükledi.
Son dönemin başarılı araştırmacı gazetecilerinden Celal Eren Çelik’in yazısından alıntılıyorum:
“Gelin isterseniz bu Qatar Investment Authority’nin yani KATAR YATIRIM OTORİTESİ’nin en önemli yatırımlarını şöyle bir mercek altına alalım sizlerle…
Mesela finans alanında en önemli ve “Prestijli” yatırımlarından bir tanesi bu Qatar Investment Authority’nin BARCLAYS BANK’ta… Qatar Investment Authority şu an Barclays Bank’ın %12.7’sine sahip…
Peki kimdir bu bankanın sahibi? Edmund de Rothschild’in kızı ile evli olan Damat Marcus Agius!
Bankacılık alanından gidelim isterseniz yine… KATAR YATIRIM OTORİTESİ HSBC’de hisse aldı…HSBC Rothschild kontrolünde…
KATAR YATIRIM FONU’ndan başka bir banka yatırımı da Çin’den geldi: Agricultural Bank of China Limited. Peki kimin bu banka Rothschild Ailesi’nin 1800’lerin sonundan beri ortağı olan Lee Ailesi’nin…
Evet efendim KATAR YATIRIM FONU için “Finans Stratejik Öneme” sahip… Yine bir banka yatırımından daha devam edelim…İsviçreli “küresel finans devi” Credit Suisse’de de KATAR YATIRIM FONU ortaklığı var. Hatta %5’i geçerek yönetimde söz sahibi olan tek yatırımcı…
Peki özellikle yatırım bankacılığı ve külçe altın konusunda uzmanlaşan Credit Suisse Asset Management’in başındaki isim kim? Bruno Pfister…
Kimdir efendim Bruno Pfister? Kendisi Rothschild Ailesi’nin yatırım bankacılığındaki amiral gemisi Rothschild Bank AG’nin Yönetim Kurulu Başkanı olur! Nasıl güzel mi?”
KİM BU ROTHSCHILD SÜLALESİ
Avrupalı banker ailesi olan Rotschild’ların kökeni Almanya’ya dayanıyor.
Onlar, tıpkı İtalya merkezli Borjia sülalesinin 13. Yüzyıldan yok oldukları 1800’lere kadar Avrupa’da hüküm sürmesi gibi, 19. Yüzyıldan bugünlere kadar Batı kapitalizminin kaderinde etkili oldular.
Frankfurt’ta zenginleşen Yahudi banker dede Mayer Amschel Rotshchild, 19’uncu yüzyılın başlarında 5 oğlunu, Almanya, İtalya, Fransa, Avusturya ve İngiltere’ye finans merkezleri kurmak üzere yolluyor.
Berlin, Roma, Viyana, Paris ve Londra’da bankalar kuran oğullar, kambiyo, altın, bono ticareti yapıyor, yatırım bankacılığı üzerinde uzmanlaşıyor.
Avrupa finansını ele geçiren Rotschild sülalesi o dönem hilafsız dünyanın en zengin ailesi oluyor.
Tüm yatırımlar ve sömürge işleri onların onayından geçiyor.
Hatta savaş başlatmak isteyen Avrupa devletleri önce onların kapısını çalıyor.
Kırım Harbi masraflarını karşılayabilmek üzere Osmanlı hükümeti de, İngiliz banker Rothschild’den borç almıştı.
Zaten Galata Bankerleri Yahudi Kamondo, Alleon ve Baltazzi’ler de Rothschild ile çalışıyordu.
Şiarları “War is Good for Business” (Savaş iş için iyidir).
19. yüzyılın sonlarında Rothschild ismiyle yarışacak tek isim vardı o da Amerikalı petrolcü Rockefeller idi.
Rothschild ailesinin en önemli işlerinden birisi de İsrail’in kurucusu olmalarıdır.
Baron Edmond Benjamin James de Rothschild, 1882 -1903 yılları arasında Filistin’de İsrail yerleşimlerinin temelini atan adamdır.
Filistin topraklarına Yahudi yerleşimcilerin gelmesi için kesesini açmıştı.
İngiliz vatandaşı “hayırsever” Baron, İsrail’de “İlk Aliyah”ın (İlk Göç) finansörü olarak bilinir.
Şükranı belirtmek için Tel Aviv’de bir bulvara Rothschild ismi verilmiştir.
19. yüzyıldaki parlak günleri sonrası Rothschild’lar, 20. yüzyılda farklı bir tavır geliştirdiler.
İki dünya savaşı sonrası dev sermayeyi böldüler.
Bugün sadece İngiltere ve Fransa’da Rothschild ismi mevcut, ama hissedar olarak her yerdeler.
Bugün dünya üzerinde hangi büyük şirkete mercek tutarsanız, bir tutam da olsa Rothschild payı görürsünüz.
Onların nasıl iş yaptığını anlamak için 9 yıl geriye gidelim.
Doha’daki ofisin açılmasından bir yıl sonra, 2011’de İsrail’in Haaretz gazetesi’nden 2 muhabir, Paris’te Baron Benjamin de Rothschild ve eşiyle uzun bir röportaj yaptı.

https://undeletedevidence.blogspot.com/2011/08/very-intriguing-rothschild-interview.html?m=1
R ile R savaşmıyor, dünyaya istedikleri yönde şekil vermek için biri bir tarafa, diğeri öbür tarafa destek veriyor. Türkiye’de çalkantı olur, hangi R dost tarafta gözüküyorsa oradan para gelir. Bütün dünyada böyle iş görüyorlar. Savaşlarda da iki tarafı birden borçlandırıp hem savaşın gidişatını etkileyip hem de kar elde ediyorlar. Kan emiciler.
O biriktirdikleri mallar bir yanda, ölen sefalet çeken yığınla insan bir yanda.
Benim bildiğim kadarıyla rotschild ve rockfelerler ailesi arasında sanki küresel yönetiminin elegecirmek için bir savaş var ve doğu Akdeniz’de Türkiye ab değil, rotschild ve rockfelerler arasında bir savaş var, bu iki ailede petrol ve doğalgazdan caz geçmez ve savaşa devam verecekler İngilterenin bize silah konusunda bir sürü yardım verdiği , rockfelerler ile savaş kapsaminda anlaşılır. Ama belli olan tarafı şudur ki Türkiye şer ile şer arasında kalmış. En kötüsü şudur ki biz doğu Akdeniz’de ab ile savaşta hakimiyetimizi sağlamak için rotchildlerden yardım almak zorunda kalacağız ve buna karşı ağır bedeller ödeyeceğiz faturasında halkın sırtına yukleyecekler. Yapmazsak yunanistan Anadolu’yu işgal etmek hevesinde , rockfelerler yardımı ile. Şer ile şer arasında kalmışız. Uçak fabrikamızı eğer dönemin hain iktidarlari kapatmasaydi şimdi bu tavizleri vermek zorunda kalmazdık. Şimdide Türkiye’yi İran gibi siyasi İslam devletine sürüklemek isteyecekler zaten halkta buna bayılacak ama İran’da 40 yıl boyunca biz çektiğimiz işkenceleri sizde imamlar elinden çekeceksiniz. Türkiye’de imamları şeytan olduğunu anlayacak ve Atatürk’e hak verecek ama ozaman imamlar Sevr antlaşmasını yeniden canlandırmış olacak. Allah Türkiye’yi bu şerlerden korusun
Hangi tuzak sayın Vodinalı, Türkiye kendi elleriyle düştü bu tuzağa! Neyi sanmıyorsunuz ! Türkiyeyi yok etmek istiyorlar ve buna hizmet edenler var daha görmüyormusunuz? Amerika batmışmış , Amerika baymadan önce Türkiye kalmayacakki faydasını görsün! Klasik Perinçek lafları! Tamam adamlar söyleyebilir ama Amerika yokmu oluyor ? O batarsa Rusya var Çin var AB var eee ne olacak yağmurdan kaçarken doluya tutulmak gibi! Onun bunun batması değil sen ekonomik ve siyasi Tam Bağımsız olacaksın bunun içinde üretim yapacaksın !
Her zamanki gibi 1. sınıf bir yazı teşekkürler…
katar gibi bir ülkenin sizin de belirttiğiniz gibi bir çok ülkede yatırımı var. ancak hiç bir hükümet doğu akdeniz’den taviz veremez. ya da ab ve abd dayatmalarına boyun eğemez. çünkü o zaman türkiye diye bir yer kalmaz. işte rotschild’de bahsetmiş “abd battı” diye. o zaman ab, tek başına bir sey yapamaz. önemli olan abd’nin geri dönmeyecek şekilde batmasıdır. türkiye, avrasya’da yerini alacaktır.
Ne kadar yüksek teknoloji o kadar soygun ve kölelik , teknolojiyi zehirli işgal aracı olarak kullananlar.