Hüseyin Vodinalı
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Manşet
  4. Kafkasya’da Türkiye’yi bekleyen tuzak

Kafkasya’da Türkiye’yi bekleyen tuzak

featured

Hüseyin Vodinalı yazdı…

Rusya’nın terk ettiği Esad’ın düşüşü bölgemizde domino taşı etkisi yarattı.

ABD, İsrail ve İngiltere’nin (elbette AKP yönetiminin de) desteklediği El Kaidecilerin Şam’ı ele geçirmesi İsrail’in sadece Gazze’yi yerle bir etmek değil, asıl İran’a saldırı planlarını hayata geçirmesi için büyük fırsat yarattı.

Siyonist ve Neocon’ların elindeki ABD derin devletinin hedefindeki (Son RAND ve diğer think tankların yeni düşman blok olarak ilan ettiği) RIC (Rusya, İran ve Çin) üçlüsünün en zayıf olarak görülen halkası İran idi.

13 Haziran’da İsrail’in başlattığı saldırı öyle aniden alınan bir kararla yapılmadı.

ABD, İngiltere ve İsrail’in uzun bir süreçte hazırladıkları planın parçasıydı.

Bölgede İsrail’in önündeki en büyük engel olan Suriye’nin ortadan kalkması 14 yıldır üzerinde uğraşılan bir kumpasın sonucu oldu.

Burada Rusya’nın başına sarılan Ukrayna savaşının da geniş ölçekli planın ilk ve önemli unsuru olduğunu belirtmek lazım.

Rusya orada meşgul edilirken Batı Asya’da kaleyi boş bıraktı ve gölü yedi.

Çin de o ünlü yumuşak güç diplomasisiyle vaziyeti idare edeceğini düşündü ama yanıldı.

Karşısında aslında “utanç yüzyılından” beri çok iyi tanıması gerektiği vahşi ve acımasız bir düşman vardı.

O düşman, Rusya ve İran’da yıpratma savaşlarıyla rejim değişikliği yapıp neticede Çin’i kuşatmayı ve boğmayı planlıyordu.

Rusya’nın zayıf karnı İsrail ise Çin’in de zayıf yönü fazlasıyla bağımlı olduğu küresel ticaret ağıydı.

İşte Batı emperyalizmi bu ticaret yollarını birer birer kesip Çin’in yükselen ekonomik gücünü durdurmayı ve sonrasında da Rusya ve İran gibi Çin’i de parçalamayı hedefliyordu.

İran’a karşı ABD, İngiltere ve İsrail’in başlattığı 12 gün savaşı asla bitmedi.

Şimdi yeni cephenin Kafkasya’dan açılması gündemde.

Ermenistan’da Sorosçu Paşinyan’ın yönetime gelmesi, Gürcistan’daki başarısız renkli darbe girişimleri ve Azerbaycan’ın günden güne İsrail güdümüne girmesini böyle okumak gerekiyor.

2020 Karabağ savaşında İsrail’in desteği neredeyse Türkiye’den bile fazla oldu. Karabağ savaşı sırasında, Azerbaycan’ın askeri ithalatının %69’u İsrail’den oldu (2023 verileri), Harop dronları, Hermes gözetleme İHA’ları ve LORA balistik füzeleri buna dahil. 2024’teki uçuş takibi, İsrail’in Ovda Hava Üssü’nden Bakü’ye yoğun kargo uçuşları olduğunu ortaya koydu ve Azerbaycan’ın Karabağ’daki askeri operasyonu öncesinde devam eden silah transferlerine işaret etti.

Bunun karşılığında İsrail, Azerbaycan sınırında bir dron gözetleme üssünü Aliyev’den koparmayı başardı.

İsrail’in petrolünün yüzde 40 ila 60’ı Bakü Ceyhan (BTC) hattından akıyor ve SOCAR’a  İsrail’in Tamar doğal gaz sahasında %10 hisse verildi.

İlham Aliyev, İsrail’in savaşa ve katliama doymayan Başbakanı Netanyahu ile sık sık görüşüyor ve gülümseyen pozlar veriyor.

Lafı çok uzatmayalım, İsrail-İran savaşının ikinci perdesinde Kafkasların büyük rol oynaması kuvvetle muhtemel.

Tüm gelişmeler ABD, İngiltere ve İsrail’in Azerbaycan’ı da İran’a karşı devreye sokup İran Azerilerini de kışkırtarak amaçladıkları rejim değişikliğini yapmayı deneyeceklerini gösteriyor.

Azerbaycan ile Rusya arasında son aylarda giderek yükselen düşmanca gerilim de bunu doğrular nitelikte.

Asıl hedefleri ise kardeş Azerbaycan’a böyle bir savaşta Türkiye’nin de yardıma gelmesi.

Bu şekilde 1990 sonrası sürekli tekrarlanan emperyalist güdümündeki vekalet savaşlarının yeni bir cephesi açılabilir.

Batı etkisindeki Ermenistan’ın da Türkiye ile yakınlaşması bunun bir göstergesi.

Türkiye’ye havuç olarak Zangezur koridoru sunulacaktır. Elbette bu da Rusya’nın Kuzey-Güney Ticaret Koridoru’nun kesilmesi anlamına gelecektir.

O halde Türkiye sadece İran ile değil Rusya ile de papaz olacaktır.

Rusya için hayati olan bu koridorun kapanması demek Karadeniz’de yeni bir savaş sayfasının açılması demektir.

Türkiye’deki Kürt açılımı 2.0 hikayeleri de bu pazarlığa dahil kanımca.

ABD tarafından Tom Barrack eliyle yürütülen anlaşma şöyle: PKK Türkiye’yi rahat bırakacak karşılığında ise Türkiye İran-Irak ve Suriye’deki yeni Kürt (2. İsrail) devletine onay verecek.

Suriye’nin de MI6-CIA ortaklığında kurulup büyütülen HTŞ yönetimine geçmesi zaten bu devletin denize açılmasını da sağlayacaktır.

Bana göre tüm bu gelişmeler Ankara için büyük bir tuzağa işaret ediyor.

Bölgenin yalancı ağabeyliği havucuyla aslında Avrasya güçlerine karşı vekil güç olarak kullanılma riski giderek artıyor.

AKP bu planda yer alır mı? BOP ve Suriye iç savaşında nasıl yer aldıysa bunda da rol oynayabilir. Zaten gelişmeler bu yönde ilerliyor.

Hibrid bir dünya savaşının gerçek anlamda bir savaşa dönüşme tehlikesinin geometrik hızla büyüdüğü şu günlerde iç meseleler klasik bir “cambaza bak” oyunudur.

Türkiye’nin ilkesel olarak hiçbir komşusuyla arasının kötü olmaması şart.

Atatürk’ün bölge merkezli dış politikası tam da bunu öngörüyordu.

Ama 2002’den beri tamamen tersi uygulandı. Atlantik ötesine Telaviv’e güvenerek büyük bir batağa çekildik.

Şimdi bu batağın son devresine doğru ilerliyoruz galiba.

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

6 Yorum

  1. Dış tuzaklara düşmez, sağ sol demeden bütünlüğümüzü muhafaza edersek avuçlarını yalarlar.

  2. Maalesef çok doğru bir tespit. Tabiri caiz ise bir yerlerimizde ayı bağırıyor bunların uğraştıkları şeylere bak.

  3. Azerbaycan yönetimi Sovyetler döneminden Baku’de kalan yahudilerin denetimindedir. Baştaki Aliyev’in bizdeki RTE den farkı yoktur.
    Ukrayna halkı zelenskiy denen soytarıya karşı ayaklanmadıkça, Rusya Kırım’ı karadan kendine bağlama sevdasıyla girdiği bu savaşta enerjisini tüketmeyi sürdürecektir.
    Hiç bir güç Türkiye ile İran’ı savaştıramaz. Azerbaycan bile.
    Emperyalizmin emrindeki kürt örgütleri, bu uşaklıkları nedeniyle, Türklerin Farsların ve Arapların nefretini toplamıştır, toplamaktadır. Biriken bu nefret er ya da geç tepkiye dönüşüp onların sonunu getirecektir. Ne yazık ki bu tepkiden bölgedeki Kürt kökenli siviller de zarar görecektir.

  4. Türkiye’nin bir şekilde İran topraklarında fiili bir duruma girmesi demek doğrudan Çin’in müdahil olması demektir. İran rejim değişikliği ile ilgili ne Türkiye’yi, ne de Azerbaycan’ı doğrudan işin içine sokmadan her iki ülkeyi “Gözlem Üssü” olarak kullanabilirler.

    Tahminimce İran’a yönelik karadan bir operatif baskı ve yıldırma olursa Dünya genelindeki tüm müslüman savaşçılar mezhebi ne olursa olsun İran’a destek için gelebilir.

    • Çin bağımsız gibi görülen fakat ticari ilişkileri dolayısıyla göbekten batıya bağlı. tek isteği var o da tayvan’ın kendisine bırakılması, o kadar!

  5. Bu iki azerinin FSB tarafından vurulması sade dış basında yer aldı, ben bu habere iç başında rastlamadım. Daha sonra Azerbaycan’ın tepki olarak tutukladığı ruslar da aynı şekilde diş basında. Bilinerek bu haberler iç basında servis edilmiyor.

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!