Hüseyin Vodinalı yazdı…
Pankuş Yayınlarından çıkan “Bir Vesayet Örgütü olarak NATO” kitabımda anlattım: Batılı kapitalistlerin ta 1930’larda kurguladığı bir örgüttü NATO.
İngiltere’deki yuvarlak masacılar, yükselen komünizme karşı bir proje geliştirdiler ve bunu 2. Dünya Savaşı pahasına uyguladılar.
1930’larda Nazileri kim destekledi bilir misiniz?
Bank of England (İngiliz merkez bankası) ve Rockefeller İmparatorluğu.
Evet bu gerçek.
Komünist Sovyetler’in yayılmasına karşı bunu yaptılar.
1945 sonrası da NATO’yu kurarken eski Alman Nazi generallerini NATO’da “değerlendirdiler”.
Buna da “Operation Paperclip” adını verdiler!
Neyse tarihçeyi çok uzatmayalım, derdimizi anlattık sanırım.
1991’de çoktan dağıtılıp tabelasının indirilmesi gereken NATO bugün hala iri ve diri durumda.
Çünkü varlık sebebi hala aynı: ABD’yi merkez alarak Batılı kapitalistlerin küresel çıkarlarını korumak.
Bugün komünizm yok ama “kurallara dayalı düzene” başkaldıran Asya ve küresel güney mevcut.
Ukrayna’daki savaş da bunun mücadelesi.
Hatta Irak’tan Libya’ya, Suriye’den Filistin’e tüm savaşlar bununla ilgili.
ABD’deki NATO’nun 75. Yılı zirvesinden çıkan da yeni bir küresel savaş manifestosu oldu.
Saldırı örgütü NATO barışa hiç bir şans tanımadığını bir kez daha gösterdi.
Rusya’nın yanında Çin, İran, Kuzey Kore, Afrika Sahel ülkeleri, Güney Amerika vs. kim ABD’nin karşısındaysa düşman ilan edildi ve NATO’nun artık küresel çaptaki hedefleri olarak belirlendi.
Ama bizi ilgilendiren en önemli bölüm, Batı Balkanlar ve Karadeniz ile ilgili olandı.
Polonya ve Romanya, yeni fakat en azılı Amerikancı NATO üyeleri olarak bölgemizde Rusya ile bir savaşı körükleyen tehlikeli merkezler.
Haberi NATO Genel Sekreter Yardımcısı Romen General Mircea Geoana’dan aldık!
Geoana, NATO’nun Karadeniz stratejisine odaklanacağını söylüyor.
NATO Bildirisi’nde, Batı Balkanlar ve Karadeniz bölgelerinin NATO için stratejik öneme sahip olduğu vurgulandı.
Çünkü ABD, Karadeniz’deki Montrö barışını bozmayı amaçlıyor ve bunun için her türlü provokasyona hazırlanıyor.
Bildiride, “Bu bölgelerin güvenliğine ve istikrarına olan güçlü taahhüdümüzü sürdürüyoruz. Reformları, bölgesel barış ve güvenliği desteklemek ve hem devlet hem devlet dışı aktörlerden kaynaklanan dezenformasyon, hibrid ve siber tehditler de dâhil olmak üzere habis etkilere karşı koymak amacıyla Batı Balkanlar ile siyasi diyaloğumuzu ve pratik işbirliğimizi geliştirmeye devam edeceğiz” denildi.
Ben 30 yıl bu tür metinleri Türkçeye çevirdim, bunu tercüme anlamında değil metnin asıl manası anlamında söylüyorum.
Bu paragrafta açıkça, “Romanya, Bulgaristan ve Türkiye’yi (özellikle de Türkiye’yi) Rusya’ya karşı her şekil ve durumda tepe tepe kullanacağız. Bunun için kirli bomba veya biyo-silahlarla terörü, iç karışıklıkları, siyasi cinayetleri, boru hatlarını patlatmayı, sahte bayrak operasyonlarını, aklınıza ne gelirse elimizden geleni ardımıza koymayacağız ” mesajı var.
Emekli Rus Deniz Albayı Vasily Dandykin, bununla ilgili Sputnik’e yorum yaptı:
“NATO, Kiev rejimine yardım etmek için mümkün olan her şeyi yapacak… Türkiye’ye baskı uygulayarak sonunda Washington ve Brüksel’in Karadeniz konusundaki pozisyonunu paylaşmasını sağlayacak. Rusya’yı Kırım’ı terk etmeye nasıl zorlayacaklarını ve buna göre yeni bölgeleri (Kherson, Zaporozhye, Donbass) boşaltmayı ve şu anda tamamen kontrol ettiğimiz Azak Denizi’ni nasıl terk ettireceklerini tartışacaklar.”
Karadeniz NATO savaş planlamacılarının uzun süredir odak noktası.
Karadeniz ve Türk Boğazları, Rusya ticaretinin Akdeniz, Süveyş Kanalı, Afrika ve Orta Doğu’ya açılan temel çıkış noktasıdır.
NATO’nun Karadeniz’i ele geçirmesi, Rusya’yı kontrol altına alma ve ona stratejik bir yenilgi dayatmaya yönelik uzun vadeli stratejisinin bir esas unsurudur.
NATO 2004’te Karadeniz’e kıyısı olan Bulgaristan ve Romanya’yı üye yaptı, 2008’de ise Ukrayna ve Gürcistan’ı kabul etme sözü verdi.
Ukrayna’daki 2014 darbesinden bu yana NATO, Ukrayna’nın Karadeniz kıyılarında ve Azak Denizi’ndeki varlığını güçlendirdi.
Ancak Kırım’ın Rusya ile yeniden birleşmesi NATO’nun orada askeri üsler inşa etme planlarını boşa çıkardı.
Şubat 2022’den bu yana NATO doğu kanadını güçlendirdi ve Romanya’nın Karadeniz’deki Köstence limanı yakınlarında yeni bir üs inşa etmeye başladı.
Bu, Rusya’nın Kırım ve Krasnodar bölgeleri ile Azak Denizi’ni NATO’nun saldırı menziline sokabilir.
Buna karşılık Rusya, Karadeniz’deki hazırlık durumunu ve askeri varlığını artırıyor.
- yıl “savaş” bildirisinde Montrö de vardı:
“Karadeniz bölgesinde güvenlik, emniyet, istikrar ve seyrüsefer serbestisini korumayı amaçlayan bölgesel müttefik gayretlerine, uygun biçimde 1936 Montrö Sözleşmesi yolu da dahil olmak üzere, desteğimizin devam ettiğini bir kez daha teyit ediyoruz. Karadeniz’e kıyısı olan üç müttefikin ‘Karadeniz Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu’nu faaliyete geçirmesini memnuniyetle karşılıyoruz.”
ABD diyor ki, ‘Seyrüsefer özgürlüğünü NATO’ya verin siz. Boğazlarınız güvenceye alınacaksa biz alırız. O iş bizde. Montrö filan siz merak etmeyin biz bir yolunu buluruz.’
En tehlikeli konu bu bildiride bana göre bu paragraf.
Bu konunun Türkiye’deki en iyi uzmanı olan Amiral Cem Gürdeniz, bu mayın işindeki tehlikeleri daha savaşın başında 2022 Mart ayında anlatmıştı.
Boğazın mayın tehdidi nedeniyle kapanması durumunda, günde üç milyon varil petrol taşıyan Rus tankerlerinin geçemeyeceğini ve NATO’nun Daimi Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu’nun İstanbul Boğazı’nda bulunmasına uygun zemin oluşabileceğine dikkat çekmişti.
Gürdeniz; “ NATO’nun Daimi Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu bu gerekçeyle Boğaz’da konuşlanabilecek. Ancak Türkiye, Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin 19. Maddesini yürürlüğe koyduğundan hiçbir savaş gemisinin Boğaz’dan geçmesine izin vermeyecektir, vermemelidir. Türk-Rus ilişkilerini de hedef alma potansiyeli olan bu sorunu Türkiye kendi çözmeli” demişti.
Ancak 11 Ocak 2024’te üç NATO ülkesi, Türkiye, Romanya ve Bulgaristan, mayın tehlikesine karşı ortak hareket etmek için anlaşma imzaladı.
Anlaşmaya göre üç ülkenin deniz kuvvetleri 6 ayda bir ortak harekat yürütecek.
Üç ülke ayrıca kuracakları komite ile Karadeniz’deki seyir güvenliğini kontrol edecek.
Ankara’nın isteği üzerine, Karadeniz’e kıyısı olmayan NATO müttefikleri anlaşmaya savaş bitmeden dahil olamayacaktı.
Şimdi bu son NATO bildirisinden anlıyoruz ki, ABD “NATO müttefiklerinin savaş bitmese de anlaşmaya dahil olması” için Ankara’yı zorlayacak.
2026’daki NATO Zirvesi’nin Türkiye’de yapılacak olmasına sevinen ve övünen saflara da acıyorum.
NATO enişte adamı öperse o bilin ki “ölüm öpücüğüdür”.
NATO öyle utanmazdır ki, hem sizi kullanır hem altınızı oyar; Ilımlı İslam devleti ve PKKistan kurma projesi gibi.
NATO’nun en baştan beri hedefi “ileri karakol” ülkesi Türkiye’yi komşularına karşı koçbaşı olarak kullanmaktır.
Irak’ta, Suriye’de bunu yaptı.
Şimdi İran ve Rusya ile el büyütmek istiyor.
Allah yazdıysa bozsun, Türkiye’yi “Ukraynalaştırmak” istiyor.
NATO Türkiye’ye seni yok edeceğiz diyor bizimkilerde NATO’dan çıkarsak NATO bizi yok eder diyor.Allah akıl versin
Hırsız icerde ise kilit napsin..