Hüseyin Vodinalı

Parti bitti

featured

80’ler neoliberalizmin başladığı, 90’lar ise şaha kalktığı dönemdi.

Reagan ve Tatcher anlaştı, AB’yi (O zaman adı AET idi. Avrupa Ekonomik Topluluğu. HV) de yanlarına aldılar.

89’da Berlin Duvarı’nın çöküşüyle, Chicago okulunun büyük soygun doktrini neoliberalizm, ‘küreselleşme’ adını alarak, resmen “yeni dünya düzeni” (New World Order – World’ü ABD olarak okuyun) hegemonyasını ilan etti.

Biz Türkler, bunu birebir yaşadık.

Her ne kadar ‘demokrasi ve insan hakları’ şekerine bulansa da, Neoliberalizm aslında faşizmin ta kendisiydi.

Kenan Evren ile özdeşleşen 12 Eylül 1980, Neoliberalizmin (24 Ocak kararlarının) önünü açan faşist darbeydi.

Özal ve ANAP dönemi bunun taşeronluğunu üstlendi.

1990’larda ABD’den gelen Tansu Çiller sürdürdü.

Çiller, Azerbaycan’da Amerikancı darbe bile tezgahlamaya kalkıştı.

NATO tipi etnik milliyetçiler MHP ve HDP (ve bir sürü öncülü) de payandalığını yaptı.

PKK ve FETÖ ise süper NATO’nun örgütüydü.

Yol üzerindeki engelleri derin devlet FETÖ kaldırıyordu artık, özel harp dairesinin yerine.

PKK teröristleri de gerekli Amerikancı dokunuşları yapıyordu.

Haçlı irtica tarikatleri ve PKK-ASALA yancısı STK’ları da bunlara eklemek lazım.

Suudi sponsorluğundaki haçlı irtica, Türkleri Araplaştırıp Amerikan uşağı yapmak için var gücüyle çalışıyordu.

Neoliberal ekonomik sistem ise tüm bunların zeminiydi.

Devleti üretimden çekip halkın kaynaklarını zenginlere peşkeş çekmek, yağmacı özel bankaların önünü açmak, ihalelerde yolsuzluk, hukukta bozukluk, kdv yöntemiyle fakirden daha çok vergi almak vs.

Bu sistemi geçenlerde Emin Çapa, çok güzel özetledi. Gerçi o neoliberalizm yerine kapitalizm dedi ama olsun, neticede neoliberalizm kapitalizmin bugünkü fotoğrafının adıdır.

Dedi ki; “Kapitalizm, kar ve kazanç varsa zenginlerin, zarar ve borç varsa fakirlerin paylaştığı sistemin adıdır”

Türkiye, neoliberal “serbest piyasa” ekonomisi sürecinde, batıdan borçlandı, satıp savarak ancak faizini ödedi.

Üretmedi, tüketti.

Fabrika değil AVM kurdu.

Ağır sanayi değil lüks rezidanslar yaptı.

Hortumculuk, Yalçın Küçük’ün deyimiyle “Pirimitiv Akümülasyon” (İlkel Birikim) dönemin iş modeli oldu.

Üniversite diploması, uzmanlık, bilim ve sanat değil, parti – tarikat üyeliği, hısım akrabalık nepotizm öne çıktı.

Neoliberalizm, Kapitalizm’in en ahlaksız biçimiydi.

Üretim yerine finans kapital oyunlarını seçti, kumarhane veya vahşi kapitalizm olarak da adlandırıldı.

Vahşiydi, çünkü istediklerini yapmayan hükümetlerin icabında devrilmesini ya da iç savaşa veya işgale uğratılmasını da içeriyordu.

Kumarhaneydi çünkü hiç bir şey yapmadan borsa oyunlarıyla iş yürütüyordu.

KALPAZAN KAPİTALİZMİ

Bugün küresel gayri safi milli hasıla toplamı 80 trilyon dolar iken, sanal para yani neoliberal sistemin çevirdiği para 640 trilyon dolar oldu.

Yani 1 dolar gerçek paraya karşılık 8 katı sanal para var.

Artık kalpazan kapitalizmine geçtik.

Neoliberalizm son evresine girdi.

Terminal dönem bu.

Bakınız, ABD’de azledilmeyi bekleyen Jacksoncu Trump, İngiltere’de galip Brexitçi Boris, Fransa’da Goldman Sachs oğlanı Macron, Almanya’da ise titrek Merkel ve onların gitmesini bekleyen Le Pen ile AFD. Bir de İsrail’in topal ördek Başbakanı siyonist Netanyahu var. Hepsi dökülüyor.

Ha bu arada bu neoliberalizm sisteminin kurucularından Paul Volcker de 8 Aralık’ta 92 yaşında öldü.

2 metre 1 santimlik Volcker, 1980’de neoliberalizmin şok tedavisinin mimarı eski FED Başkanı (1979-1987) idi. En önemli “başarısı” ise 1973’te Nixon’un ekibindeyken doların altın karşılığı olmasını öngören Bretton Woods anlaşmasını bozan adam olmasıydı. O tarihten itibaren dolar, tahvil karşılığı basıldı ve kalpazanlık sistemi aldı yürüdü.

Dünyada bugün artık neoliberalizm lanetlenen ve küfredilen bir düzenin adı.

Latin Amerika, Asya ve Orta Doğu’ya silahla katliamla giren bu kara düzen artık bitiyor.

Şili’den Fransa’ya, Lübnan’dan Kolombiya’ya kadar halklar ayakta.

Daha da ayaklanacaklar.

İster ulusalcı, ister sosyalist sloganlar atsınlar, artık dünya halkları neoliberalizmin emperyalist bir sömürü olduğunu çok net anladı, ölerek, fakirleşerek, sefilleşerek. Meksa’da uyuşturucu kartelleri devletle savaşır konumda bugün.

Neoliberalizm, tek dişi kalmış canavarın ta kendisidir.

Çünkü deniz bitti, artık 60 kişinin dünya servetinin yarısına sahip olması diye bir şey olamayacak.

Yeni oluşan kriz 2008’dekinden de fena vuracak tüm dünyayı.

Bakınız Çin ve Rusya da artık komünist sayılmaz belki ama, onların uyguladığı sistem devlet kapitalizmi veya Atatürk’ün karma ekonomik yapısı.

Burada sömürgen bir oligarşiden ziyade, güçlü ve sosyal bir devlet öngörülüyor.

Tıkır tıkır işlemese de Batı’nın çürümüş düzeninden daha müreffeh denebilir.

Türkiye de 1980’den beri ABD güdümünde neoliberal bir sistemin esiri oldu.

2000’de Erbakan’ın partisini ortadan yararak çıkan, ABD projesi AKP de artık gidicidir.

Erdoğan ne kadar ABD’ye kafa tutsa da, alt yapı yetersiz.

Onun yüzünden Babacan, Davutoğlu, Gül gibi, yeni “AKP” formülleri üretiliyor. Ama onlar da başarısız olmaya mahkumdur.

Bu sistemin süreceğini sanarak iktidar bekleyen CHP de öyle.

Umudu çökmekte olan Batı kapitalizminde, neo neoliberalizmde aramak beyhudedir.

Artık yeniden üretime geçecek bir Atatürk modeli lazım.

Ve bu olacaktır.

Ama önce herkesin ve de özellikle siyasilerin, partinin bittiğini anlaması gerek.

Halk bunu çok net anladı, çünkü aç.

Ama bu komprador işbirlikçi düzenin ilelebet süreceğini sanan iş çevreleri siyasetçiler hala “sahte dolarların” peşindeler.

Oysa yapılacak şey, tam bir utanmazlık içinde yaşanan sefahatın artıklarını, çöplerini, yıkıntılarını temizlemek ve üretmeye başlamaktır.

Zaman ve şartlar onları da düzeltecektir.

Er ya da geç.

İletişim: [email protected]  

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

3 Yorum

  1. 15 Aralık 2019, 07:54

    sn vodınalı ataturk modelınden bahsetmıssınız. dıger partılerı bır kenara bırakın chp bıle Ataturkcu ımajını sırtından atmak ıstıyor. komplo ıle baslayan dızayn suresınce basa getırılmıs olan KK bu ısın ılk asaması ıdı. kurultay sonrası olan olacakalr ıse chp nın bıttıgının gostrgesı olcak. su sıralar ufaktan ufaktan cıtlatıldıgı uzere. ataturk mıllıyetcılıgınden vaz gecılecek. altı ok ılkelerı yenıden ayarlanacak(nasıl olacaksa o ıs) ABD/AB projesı kpsamında acılıma destek olarak hatta dah ılerı gıdılerek bızzat chp tarafından hazırlanmakta olan federe devlet anayasası .
    tum bunlar bıldıgımız ulusalcı temel hukuk devletı yanlısı Ataturkcu altı ok ılkelerını benımsemıs ataturkcu chp nın bıttıgını gostermektedır. tabı kurultayda neler olur zaman ne gosterır bılınmez. benım sahsen bır umudum yok. butun tıpış kardeslerımın umudu olarak lanse edılen ıkıncı ATaturk gıbı yakısmayan bır lakapa layık gorulen ekrem bey ıse bu planın sadece bır parcası erdoganın alternatıfı olarak ABD/AB projesı
    chp sının ve ataturkun gercek elatları halen chp nın ıcınde var mı bılmıyorum ama varsa cok gec olmadan geregını yapmalıdırlar.saygılar

  2. 14 Aralık 2019, 21:52

    Metin bey,
    Çok güzel yazmışsınız. Biri dışında söylediklerinizin tümüne katılıyorum. Katılmadığım konu şudur;
    Bu gün CHP’ye oy verenler CHP’nin fabrika ayarlarına dönmesini istemiyorlar ki…
    Bence pek çoğumuzun yanlış değerlendirdiği konu budur. Herkes CHP’deki problemin sadece yönetimle alâkalı olduğunu sanıyor, halbuki CHP seçmeninin parti yönetimiyle -olsa olsa- tek problemi, AKP’ye karşı ortaya konan pısırık muhalefettir. Tek beklentileri AKP’nin yerine kendileri geçerek tıpkı AKP’lilerin yaptığı gibi iktidar olmanın nimetlerinden faydalanmaktır. İçinde bulunduğumuz düzenle hiç birinin problemi olmadığı gibi bu düzeni değiştirmek gibi bir dertleri de yoktur.
    Dolayısıyla, CHP’yi “fabrika ayarlarına” kiminle döndüreceksiniz?
    Haydi tepeden inme döndürdünüz diyelim, özüne dönmüş CHP’nin peşinden gidecek kimi bulacaksınız?
    Kalıbımı basarım ilk seçimde ya AKP’de, ya İYİ partide, ya da Davutoğlu’nun partisinde alırlar soluğu.
    Sözün özü; İçinde bulunduğumuz siyasi konjonktürde, sizin de ifade ettiğiniz çıkış yollarını hayata geçirecek parti vardır, ama oy verecek seçmen yoktur.
    Bence bu düzen ekonomik olarak hepimizin tepesine çökmeden, kimse Y-CHP seçmeninden bir şey ummasın.

  3. “Zaman ve şartlar onları da düzeltecektir. Er ya da geç.”
    Bu kritik donemecte Turkiye’nin fazla beklemeye tahammulu yoktur.
    Turkiye su anda iki arada bir derede sikismis vaziyettedir. YCHP iktidari Turkiye’nin felaketi anlamina gelecektir, cunku (partili ileri gelenlerin aleni soylemlerine gore) Dogu Akdeniz’de hakli durusumuz ve mavi vatan atilimi duracak, bu bolge “dostluk, baris” uyutmasi ile kureselcilere peskes cekilecektir, KKTC yokedilip, Rumlarla birlesme yoluna gidilip, Kibris kaybedilecektir, Suriye’den cikilip yerine Ingiliz ve Fransiz gucleri muhtemelen “uluslararasi baris kuvvetleri” numarasi ile sokulacaktir ve gelecekteki bir (sozde) Kurdistan’a denizlere ulasabilecegi bir kanal acilacaktir, acilim on plana cikarilip, federasyona gidilecektir. YCHP’nin iktidara gelmesi, 15 Temmuz’da cebren yapilamayanlarin bu yolla (yumusakca) yapilmasina neden olacaktir. Bu konuda suphem yok, zaten YCHPnin basindakinden, kicindakine kadar “baris, insan haklari, dostluk, demokrasi” gibi ici bosaltilmis laflarla bezendirerek ayni seyleri acikca soyluyorlar.
    Su anki diger secenek olan mevcut AKP iktidari artik iyice yipranmis, yolsuzluk, adaletsizlik, adam kayirma, bir gunu digerini tutmayan tutarsiz dis politikalar, yurutme ve yasama’nin tek kisinin dudaklari arasinda olan tek adam sultaligina evrilmistir. Turkiye bu ortamda yeni cozum bulmak zorundadir. Ataturk’un kurdugu Cumhuriyet’i fabrika ayarlarina getirebilmenin yegane formulu, yine Ataturk’un kurdugu CHPnin fabrika ayarlarina getirilmesine baglidir. Bundan baska kurtulus cozumu yok gorunuyor. Tum ulusal, milli vatansever guclerin bu noktada birlesip, YCHP basindakileri def etmesi ve tekrar ulusal cizgideki CHPyi rayina oturtmasi elzemdir ve daha otesinde Turkiye’nin bekasidir. Ufak tefek ulusal partiler kurmak cozum degildir ve ulusal camiada bolunmeyi korukler. CHPnin degismez bir asgari oy potansiyeli vardir ve bu yuzde 20-30 arasinda degismez. Bu cok buyuk bir guctur. Ulusalci ayarlarina donen bir CHP bu orani rahatliklar yuzde 40 ve uzerine cikarabilir.
    Ataturk’un kurdugu Cumhuriyet’in kurtulus recetesi, ATATURK’UN KURDUGU PARTI OLAN CHP’nin KURTULUSUDUR.

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!