Hüseyin Vodinalı yazdı…
Marmara gibi memleket de müsilaj içinde.
Her yerinden yolsuzluk, kanunsuzluk, ahlaksızlık akıyor.
İtalya’da devlet mafyaya karşı temizeller operasyonu yaparken bizde tam tersi.
Peki buraya nasıl geldik?
Sadık okurlarım bu sorunun cevabını çok iyi biliyor.
Atatürk’ün Cumhuriyeti’nden mafyatik bir oligarşiye dönüşüverdik.
Neden böyle oldu?
Ata’nın ölümünden sadece 14 sene sonra 18 Şubat 1952’de TBMM’deki oylamayla NATO’ya girdiğimiz gün hüzünlü hikayemiz başladı.
Atatürk’ün Sovyetler ve tüm komşularla dostluğa dayalı bölge merkezli dış politikası, 1939’dan başlayarak, (hiç işimizin olmadığı Kore’ye Mehmetçiği kurban gönderdiğimiz yıl) 1950 itibarıyla NATO’nun mızrak başı veya ileri karakolu misyonuna evriliverdi.
Düşman artık Batı Emperyalizmi değil, Kızıl Komünizm’di.
NATO ile ilişkimiz Faust’un şeytan ile yaptığı anlaşmaya benzer.
Komünizme karşı sağ gericiliği destekleyecek, karşılığında ise havalı Amerikan arabalarına binip kot pantolonla gezecektik.
NATO’nun temel hedefi, Avrupa ve Türkiye’yi Rusya’dan uzak tutmak, ABD çıkarlarına bağlamaktı.
Hala da öyle.
Türkiye’nin burada ayrı bir önemi var.
Bunu ben değil, işin üstadı İngilizler anlatsın isterseniz.
Bakınız Demir leydi lakaplı Margaret Tatcher’a başbakan seçildiğinden 2 gün sonra 6 Mayıs 1979’da Dışişleri Bakanlığı’ndan verilen “Askeri ve Stratejik Düşünceler” başlıklı birifing notunda ne yazıyor:
“Türkiye Batı yönelimini terk ederse, Sovyetler Birliği ile ittifak yapmasa bile Batı için bir dizi güçlü olumsuz askeri sonuç ortaya çıkacaktır. NATO, Sovyet Karadeniz filosuna Akdeniz’e tek çıkış noktası veren Boğaz ve Çanakkale boğazları üzerinde Türkiye’nin uyguladığı kontrolü kaybedecektir. NATO ve Varşova Paktı arasındaki kuvvetler dengesi, ciddi eğitim ve teçhizat eksikliklerine maruz kalmasına rağmen büyük, sert ve kararlı olan Türk Silahlı Kuvvetleri’nin kaybıyla da önemli ölçüde değişecektir. (Türk ordusu Avrupa’daki NATO ordularının en büyüğüdür). Sovyetler Birliği, şu anda Bulgaristan ve Kafkaslar’dan Türkiye için bir tehdit oluşturan 30 Varşova Paktı tümenini ve 1000 saldırı uçağının bir kısmını NATO’nun diğer bölgelerine karşı yeniden konuşlandırmayı seçerse, değişiklik daha da belirginleşecektir. Bu durum, Türkiye’nin kendisini Varşova Paktı ile ne kadar yakın hizaya getirdiğine bağlı olacaktır. ABD de, Türkiye’deki önemli istihbarat ve radar gözetleme üsleri ile askeri havaalanlarının kullanımından mahrum kalacaktır. Ve bu, İran’daki benzer tesislerin kaybını takip edecek. Sovyetler Birliği Türk hava sahasını ihlal eder veya daha da kötüsü Türk hava sahalarını izin alarak kullanırsa askeri durum çok daha vahim olacaktır. Bu durumda, Doğu Akdeniz, gerilim veya savaş zamanında NATO tarafından savunulamaz hale gelebilir.”

Disiplin lazım. Bu milletin asıl ilacı budur. Kandırılmaya ve kanmaya çok müsait olan bu insanları başka türlü bir arada tutmak mümkün değil. Övünmek veya altın madalyonu ben hak ediyorum diye söylemiyorum ama bir çok ortamda bulundum ve canımdan çok sevdiğim vatanımı her ortamda (vatan derken buna her şey dahil!) savundum. Hatta bu yüzden benle dalga geçen bile oldu ama önemli değil. Kırmızı beyaz bölünmemiş bir şekilde dalgalanıyorsa benim için sıkıntı yok. Çocuklar ve gençler yalpalamaya doğası gereği çok müsaittir. Devlet ne ekerse onu biçer. Dolayısıyla kontrol şart. Çünkü etrafımız kötü niyetli ve bizi düşürmeye çalışan manyak kaynıyor. Avrasya da şıkıdım-fıkıdım, vur patlasın çal oynasın türünden bir hayat olmadığından dolayı oralar bizim asıl yurdumuzdur. Çünkü disiplin-namus-vatan sevgisi sadece orada var. Atatürk yerlere çalınırken yüce Dinimizin içini boşaltmayacaklarını sakın sanmayın. Bunlar hep birbiriyle bağlantılı değerlerdir. Zemindeki taş çekilirse balyanın komple yıkılacağını unutmayın isterim. Bunların otoriter dediği kontrolle alakalıdır. Yani bak kontrol edemiyoruz-düşüremiyoruz ve düşüremediğimiz için sana tu kaka çekiyoruz demek istiyorlar. Son söz; gerçek Akiller hayatı ucuzlatmanın yolunu bulduğu an kimse kendini paçavraya çevirmeyecektir.
İşin çok acıklı kısmı, bu ülkede bir tane bile bunu yapabilecek partinin, liderin olmamasıdır. Sandıkta kime dayanarak ve güvenerek oy vereceğiz? Bir vatan sever lider ismi rica edebilir miyim?
Bu yoruma da eksi puan verilmiş ya, pes doğrusu. Disiplinin neresi yanlış, vatanseverliğin neresi yanlış. Gündelik siyaset dışı düşünerek, büyük resmi görerek değerlendirmek gerek yorumları.