Hüseyin Vodinalı yazdı…
Şii İran, 1979’dan beri İslami Molla rejimi ile yönetiliyor.
Onlar için Amerika en büyük şeytan.
İsrail ise yok edilmesi gereken bir kötülük kaynağı.
Bu konuda gayet tutarlılar.
ABD ile korakor savaştılar.
40 yıldır ambargo altında yaşadılar.
Önce ABD vekili Irak ile (1980-88 arası) 8 sene savaştılar.
1 milyona yakın kayıp verdiler ama toprak vermediler.
Saddam Hüseyin o zamanlar ABD’nin “Zelensky”si idi.
Sonra onun da kullanım süresi doldu ve ülkesi işgal edildi, kendisi de asıldı.
İran ise ABD ile hiç vazgeçmeden mücadelesini sürdürdü.
Irak’ın 2003’teki işgali sonrası Direniş ekseni kurdu.
Irak, Suriye, Lübnan, Filistin ve Yemen’de kendi vekil güçlerini oluşturdu.
2003’ten beri Irak’ta ABD işgaline karşı, 2006’dan beri Lübnan’da İsrail’e karşı, 2011’den beri Suriye’de ABD liderliğindeki Batı-Arap-İhvan koalisyonuna karşı, 2014’ten beri de Yemen’de Suudi Arabistan ve Batı koalisyonuna karşı savaştı.
ABD’nin en büyük “başarısı” tüm bu direniş ekseninin mimarı olan Devrim Muhafızları Generali Kasım Süleymani’yi 2020’de Irak’ta öldürmek oldu.
İran bunun intikamını alacağını söyledi ve önce Irak’taki ABD üslerini füze saldırısına tuttu.
Sanırım asıl intikam 7 Ekim 2023’te Gazze’den geldi.
Hamas’ın sürpriz saldırısı ve sonrasında İsrail büyük kayıp verdi.
Evet Filistinliler daha çok (sivil ağırlıklı) kayıp verdi ve Gazze işgale uğradı ama geniş açıdan baktığınızda ABD ve İsrail pantolonları düşük vaziyette yakalanmıştı.
Hamas esasen Müslüman Kardeşler çatısı altında Sünni dinci bir örgüt olmasına rağmen İran taktiksel olarak destek verdi ve stratejik hedefleri için bu harekata girişti.
Elbette karşısında ABD olacağını biliyordu.
Elbette İsrail Başbakanı Netanyahu’nun en büyük arzusunun ABD’yi kendsine saldırtmak olacağını da biliyordu.
Tüm bunlar bilinerek Rusya ve Çin ile istişare altında plan hazırlandı.
Rusya ve Çin bu işte en kârlı çıkacak ülkelerdi.
ABD, Ortadoğu’daki karakolu İsrail’i asla yalnız bırakamazdı ve gerektiğinde İran ile de savaşırdı.
Ama ABD artık eski gücünde değildi.
Moskova ve Pekin, Tahran ile birlikte bunu düşünerek “El Aksa Tufanı”na onay verdi.
Ukrayna (NATO) açıkça yeniliyor, Tayvan’da ise şartlar Çin’in lehine değişiyordu.
Hamas’ın mücadelesine Hizbullah sınırdan kısıtlı destek verirken asıl darbe Yemen’den geldi.
Darbeyi yediler Yemen’den feryatları duyuldu Kudüs’ten!
Yemen Bab El Mendep boğazını resmen İsrail’e kapattı.
Eilat Limanı’nı felce uğratarak İsrail’in tedarik zincirini bozdu.
ABD’nin deniz gücü kurma planları da tutmadı.
En yakın müttefikleri olan Batılı ülkeler; Fransa, İtalya, İspanya, Norveç vs. savaş gemisi vermeyeceklerini bildirdi.
Çünkü Yemen’in elinde her türden gemiyi batırabilecek İran füzeleri vardı.
ABD bile savaş gemilerini karaya uzak tutmak zorunda kaldı ve Yemen ticaret gemilerini vurmaya devam etti.
İsrail ise İran’ı tahrik etmek için uğraşıyor.
Önceki gün Şam’a düzenlediği hava saldırısında İran Devrim Muhafızları Generali Razi Musavi’yi öldürdü.
Musavi önemli bir isimdi, Kasım Süleymani’nin yakın dostu ve Suriye’deki direnişin önde gelen isimlerindendi.
İran intikam sözü verdi.
Hemen ertesi günü bir siber saldırı sonucu İsrail’de elektrikler gitti.
Irak’taki ABD üssüne füzeli saldırı yapıldı.
İsrail’de bir araca bombalı saldırı düzenlendi, bir kişi öldü.
İsrail makamları ölen kişinin kimliğini vermedi ama bu kişinin Mossad veya IDF’ten üst düzey bir isim olduğu belirtiliyor.
Yani İran artık İsrail ve ABD’ye misilleme yapacak ve ayakta kalacak güçte.
Muhtemelen yakında ABD’yi de devreye alan İsrail İran’a saldıracak ve kıyamet kopacak.
Gelelim Ankara’ya.
Türkiye’nin başındaki uluslararası terör belası 1980’den beri var.
Ermeni Taşnak örgütü Asala bittikten hemen sonra peydahlanan PKK terör örgütü, önce SSCB destekli gibi görünüyordu ve Suriye’de konuşlandı.
PKK’yı ortaya çıkaran en önemli etken Kenan Evren faşizminin Diyarbakır cezaevlerinde uyguladığı işkencelerdi.
Orada solculuktan atılanlara, Kontrgerilla görevlileri “Size Kürt olduğunuz için bok yediriyoruz” dediler.
Solu bitirmek için etnik ayrıştırma NATO/CIA planları doğrultusunda yapıldı.
Ama 1989’dan itibaren ABD, Avrupa ve İsrail’in kucağına düştüler.
Dinci oluşumlar da PKK gibi 1980 sonrası pıtrak gibi çoğaldı.
NATO gücü FETÖ devlete sokuldu.
1980 öncesi Kontrgerilla örgütü MHP’nin yerine artık bunlar kullanılacaktı.
Türkiye esasen 1952’de NATO’ya girdiği gün bir sömürge ülkesi olmayı kabul etmişti.
Bölgesinde ABD’nin çıkarlarına dokunan kim varsa ona düşman olacak, ABD’ye tüm operasyonlarında yardım ve yataklık yapacaktı.
O yüzden 12 şehidimizin faili PKK’yı eğitip donatan, sınırlarımız içinde bir devlet kurmak için destekleyen ABD ve NATO’ya TBMM’de tüm renkten milletvekillerinin “yes” demesine şaşırmamalı.
Kasabın bıçağını yalamayı 1952’den beri sürdürüyoruz.
İran ABD ile mücadelede ne kadar kararlıysa, bizde bunda o kadar tutarlıyız.
İsrail konusu da öyle, çok istikrarlı bir mevzudur.
Netanyahu hükümeti 20 bin bebeği öldürürken bile Ceyhan’dan petrol akışını kesmeyiz, Kürecik ve İncirlik’i kapatmayız.
Yakında bizi İran’a karşı sürmek, Ukrayna gibi vekil güç de yapmak isteyecektir ABD.
PKK hamisi İsveç’in NATO üyeliğine TBMM’de evet için kalkan parmaklar, dinci, solcu, milliyetçi, çakma Atatürkçü, bölücü vs. hiç fark etmez hepsi uyumludur.
NATO bir güvenlik örgütü değil bir vesayet örgütü, sistemik mafya tipi bir organizasyondur. Sahibi de ABD’yi yöneten para babalarıdır.
TBMM’ye NATO karşıtı parti giremez mesela.
PKK’sından dincisine, çakma milliyetçisinden, sözde Atatürkçüsüne, sözde solcusuna kadar hepsi mevzubahis NATO oldu mu hazır ola geçerler.
NATO ya hayır dediğimizde üniversite okuyan 20 yaş civarında antiemperyalist gençlerdik, yıl 1966 .Halkın umurunda bile olmadı.Sonrasında neler olduğunu yakin tarih yazıyor.Bugün hem dünya değişti hemde bloklar.NATO nun karşısındaki blokda örtülü empetyalist.Tarzan hakikaten zor durumda.NATO dan çıkarsın bunu fırsat bilenler başına olmadık çoraplar örerler olanlar sizin yüzünüzden oldu olur.Unutmayın İttihat ve Terakki de çatirdayan imparatorluğu kurtarmak için yola koyuldu ama imparatorluk onların ellerinde çöktü.
İşçi partisi NATO karşıtı değilmi ?
ayrıca halkımız da duyarsız. Cumhuriyet’in ömrü doluyor diye ağlamayalım.
Canımızı yakan gerçekler….
Sn Vodinalı’nın çoğu tespitlerine katılıyorum. Nato’ya yes yerine no diyelim, O da tamam. Vodinalı orada bırakıyor ama. Ya sonra? Yoksa bize, İran’ı mı rol modeli olarak gösteriyor? Hararetle övdüğüne göre, öyle olmalı. Sn Vodinalı’nın yazısından esinle, tam bağımsızlık talebini dile getiren bir okur yorumu var. Değerli okura bır sorum var: Tam bağımsızlık nedir, dünyadan tam bağımsız bir ülke örneği vermek gerekirse, hangi ülke verilebilir? İran? İran mı diye soruyorum; çünkü yazar övdüğüne göre, okur da haliyle İran örneğini verebilir.
Neden ille bir rol modeli arıyorsunuz.? İlle önünüzde birimi yürümeli.? Tek başınıza yürüyemiyormusunuz.? Ya abd ya İran mı kafanıza oturmuş veya Çin. Kendi başımıza üretemezmiyiz.?
Ambargolar sebebi ile 1970 lerde mecburen savunma sanayimiz kuruldu. Bugün dünyanın en ileri teknolojilerini üretir haline geldiler. İllede abd den alalım, İran dan alalım, Çin den alalım demediler.
“aaaaaaaaaaaaaaaaaa kendimiz yapabiliyormuşuz, kimseye muhtaç değilmişiz.”
Sayın Vodinalı,
tutumlu, anlaşılır özenli bir dille yazılmış bu özetleme için pek sağolun.
Kafa karışıklığı olanlara kalıcı yararı olacaktır.
Ellerinize sağlık.
2500 senelik yazılı Türk tarihinde iddia ediyorum bu kadar strateji yoksunu , anlık kararlarla günü kurtarmaya çalışan köylü kurnazı, liyakatsız, ilkesiz, menfaat odaklı ve sözünün herhangibir ağırlığı olmayan bir devlet yönetimi başa geçmemiştir.Bizim ABD’nin projesini çizdiği siyasi partilerden kurtulup siyaset bilimi ile , strateji ile, vatanseverlikle devlet yönetme potansiyeli olan partilere ve yönetim kadrosuna ihyicacımız var. Bu da önce NATO’dan çıkıp tam bağımsızlığa adım attığımızda olur.
Necmettin Erbakan Antiemperyalist bir Dinciydi. Tayyip gibi gündelik siyaset izlemiyordu.
4 Partisini kapattılar. 5 Yıl siyasi yasak getirdiler.
Tayyipte size müstehak oldu.
Sen 5816 yı kaldır bütün taşlar bir anda yerine oturacak. Neler anlatacağımızı o zaman görürsünüz.
5816 kalksa ne olur?
Bizim elimiz armut mu topluyor!
Bir yerde hep aynı yanlışı yapıyorsunuz: Efendiliği güçsüzlük ve korkaklık olarak yorumlamak.
ağzındaki baklayı çıkart mübarek! Atatürk ile alıp veremediğin nedir?