Hüseyin Vodinalı
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Manşet
  4. Tüm savaşların sebebi

Tüm savaşların sebebi

featured

Hüseyin Vodinalı yazdı…

Rahmetli Uğur Mumcu şöyle derdi: Gerçeği öğrenmek için parayı takip etmelisiniz!

Bu kural, kapitalizm ve onun yavrusu emperyalizm çağı başladığından beri neredeyse hiç değişmedi. 

Emperyalist işgal savaşlarının arkasında hep kanlı para vardır.

Hatta ondan öncesi için de geçerlidir. 

Haçlı seferleri mesela; kilise ve krallar tarafından tamamen ekonomik itkilerle yapılmıştır. 

Denizlerde hegemonya üzerine başlayan boğuşmalar ve sömürgelerin başlangıcından bu yana emperyalist savaşların görünmeyen yüzü ve şeytani sembolü Rothschild banker ailesi olmuştur. 

Anglosakson İmparatorluğu’nu yöneten küreselci finansal elit, son iki yüzyıldır olduğu gibi bugün de en çok Rothschild’ler aracılığıyla tanınıyor. 

Rothschild’ler, “Siyah Asalet” olarak adlandırılan daha eski ve daha yaygın bir Avrupa hiyerarşisinin başlangıcıdır. 

Roma Kulübü, WEF, Bilderberg vb. açısından düşünün. Dünyadaki kara paranın yüzde 90’ının döndüğü Londra City, hala küreselleşmenin sinir merkezi olmaya devam ediyor.

Sanayi çağının bir getirisi de korkunç ve kanlı dünya savaşları oldu. 

Adolf Hitler, 1924’te Mein Kampf’ta (Kavgam) Slavları aşağı bir ırk olarak gördüğünü ve Rus topraklarını Alman yerleşimciler için ele geçirmeyi planladığını yazdı.

Bu kitabındaki manifestoları ilgili çevrelerce not edildi!

1930’ların başlarında Stalin, Sovyet doğal kaynaklarını sömürürken kârlarını cebine atan (Rockefeller’in) Standard Oil, Aluminum Company of America (Alcoa) ve General Electric gibi çoğu Batılı şirketi SSCB şirketlerinden kovmuştu.

Daha sonra, 1931 civarında, Bank of England (Rothschild’ın ‘merkez’ bankasıdır) J.P. Morgan, Wall Street bankaları ve IG Farben, Thyssen ve Krupp gibi Alman firmaları da dahil olmak üzere Batılı finansal odaklar Hitler’e para ve endüstriyel destek vermeye başladı. 

Bunlar, Dawes Planı’nın (1924) ve Young Planı’nın (1929) milyarlarca doları Almanya ekonomisini istikrara kavuşturmak için şartlı olarak pompalamasından sadece birkaç yıl sonraydı.

Hitler’in tam olarak neyi savunduğunu, özellikle de SSCB’yi ve Komünizmi yok etme niyetini biliyorlardı.

Ve ta taa… Hitler 1933’te (yüzde 34 oyla? Bir yerden tanıdık geldi mi?) iktidardaydı.

Bu tesadüf değil, karlı ve kanlı bir yatırımın ilk ayağıydı.

Sonrası malum, korkunç bir küresel yıkım ve ölen 100 milyondan fazla insan.  

Bu yatırımın tek getirisi Rotshcild ve Rockefeller gibi dünyayı yöneten zenginlerin savaş sektöründen kazandıkları paralarla daha güçlenmesi oldu.

Londra’dan New York’a kayıverdiler ve komünizm kisvesi altında insanlığa, mazlum milletlere karşı kanlı savaşlarını sürdürdüler. 

Onlar, sıcak şömineli salonlarında en kaliteli içkilerini yudumlarken, soğukta, sıcakta, ormanda çamurların içinde veya çöllerde garibanlar ölmeyi sürdürdü.    

NATO ve İsrail bunların projesidir. NATO’yu kuran yuvarlak masacı İş adamı Cecil Rhodes ve Rothschild’ın adamlarıdır. 

İsrail’in temeli olan siyonizmi kuran Lord Palmerston da onlardan biriydi.

İsrail demek sonsuz savaş ve kar demekti. 

Ardından Katar’da 1995’te dünyanın en zengin doğalgaz yatakları bulununca Rothschild bankerleri Katar’a da el koydu. 

Katar varlık fonunu onlar yönetiyor hala. 

Dubai de benzer şekilde alternatif bir finans merkezi olarak kuruldu. 

Ukrayna’daki Nazi yancısı bütünsel milliyetçilerden tutun da, İslam dünyasındaki haçlı irticacı tarikat ve terör örgütlerine kadar bunların kullanışlı araçlarıdır.       

Bugün Culani denen eski El Kaideci’nin Şam’da oturması ve tüm batılı liderlerin ziyaretine gitmesi şaşırtıcı değildir. 

Bu bankerler işlerine gelirse tüm ruletteki numaralara para basarlar.

Para sorun değildir çünkü!

1980 sonrasi küreselleşme ve neoliberalizm dalgası onlar için ballı kaymaklı ekmek oldu. 

Komünizm ve Milliyetçilik/Ulusalcılık tarih sahnesinden siliniyor gibiydi (Tarihin Sonu-Fukuyama).

Batılı ülkeler ve Japonya, G. Kore, Türkiye gibi uydularında istedikleri adamları iktidara getirdiler. NATO’dan sonra ekonomik hükümranlık için Avrupa Birliği’ni kurdular.  

Ama olmadı, tıpkı Stalin’in 27 milyon insan kaybına rağmen Almanya’nın göbeğine orak çekiçli bayrağı dikmesi gibi, Soğuk Savaş sonrası Putin de Rusya’yı ipten almayı başardı. Afrika ve Güney Amerika’daki anti emperyalist hareketler kısmen de olsa başarılı oldu. 

En önemlisi de Çin oldu. Mao’nun iktidara geldiği 1938-49 arası savaşta 20 milyon insanını yitirdi ama uzun yürüyüş savaşını da kazandı. 

Düşmanı savaşmadan yenmenin 1500 yıl öncesinden kitabını yazmış olan Çin, bankerlerin kar hırsını kullanarak sanayileşti ve artık dünyanın en büyük gücü haline geldi. 

Atatürk’ün karma ekonomisini benimseyen Çin komünistleri, merkez bankaları ve ekonomilerine Rothschild’ı yaklaştırmamayı becerdi. 

Şimdi hedefteler. 

Londra City, ulusalcı eğilimleri yüzünden hiç sevmediği Trump’ı, kullanışlı aleti İsrail ve diğer etkili ajanları eliyle Çin ile savaştırmaya hazırlanıyor.     

Küreselciler güçlü, teknokratik bir dünya hükümeti kurup tüm bu “kargaşaya” son vermek, artık fabrikalarda ofislerde işlerine yaramayan insan nüfusunu ciddi manada azaltmak (1-2 milyar) istiyorlar.

Ama artık insanlar da pek çok şeyi öğrendiler. Bilgiyi kontrol etmek için dijitalleşirken ters bir etki de doğdu. 

İnternetin paradoksu veya kaderin cilvesi mi?

Ama modern tarihin kuralı değişmedi: Emperyalist işgal savaşları bankerlerin savaşlarıdır.

Bu açgözlü herifler kana ve paraya doymaz. Bunlar “Kudret” sarhoşudur. 

Dünya yeniden bir kader savaşına doğru giderken büyük deha Atatürk’ü bir kez daha anımsayalım; “Ulusun hayatı tehlikeye girmedikçe savaş bir cinayettir.”    

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

1 Yorum

  1. 5 Mayıs 2025, 00:51

    sevgili vodinalı,
    çok güzel yerlere vurgu yapmışsınız ancak size katılmıyorum. ideoloji ve devlet kavramlarını yanyana getirirseniz , devletin ideolojik değil aslında pragmatik olduğu görülür. yani ideoloji , insanı oyalamak içindir. devletler daima çıkar odaklı olduğundan ideolojisinden taviz de verir, onu terk de eder. bunu şunun için belirttim. stalin ve sovyet rusya aslında pragmatik idi, ideolojik değil. çünkü sovyet rusya ile amerikan derin devleti arasındaki bağlar 100 yıl öncesine dayanır. stalin’de dahil olmak üzere tüm sovyet yöneticileri , abd ile işbirliği yapmıştır. tarihin arka odası bunu kanıtlıyor. ancak ideolojik bakan bir kimse, bu gerçeği görmez ve duymaz. oysa gerçek gerçektir. rusya’da devrimi yapan kızıl ordu değil yeşil ordu’dur aslında. troçki kalkıp kanada’dan gelmiştir. yeşil ordu, kızıl ordu’ya savaş açmıştır ihaneti gördüğü için. peki bu ihanet neydi.. trocki ve stalin’in , sam amca ile olan ilişkilerin tespit edilmesi. kızılhaç üzerinden rusya’ya çökülmesi hadisesi. kısacası sovyet rusya ve abd arasındaki soğuk savaş sadece bir kurgudan ibaretti. biri doğu roma, biri batı roma idi. biri neo, biri ajan smith. sadece tez ve antitez..
    ukrayna savaşı’nda dahi bu birlikteliği görmek mümkün. abd ve rusya yüz yıldır beraber hareket etmekte, halen de öyle.
    hitler’in yükselişinde de esas amaç ingiltere’nin sıkıştırılması hadisesiydi. bu yüzden hitler’e kaybedeceği savaşlar hediye edildi.
    katar’daki varlık fonu bence de ingiltere’ye ait ancak şu soru mutlaka sorulmalı.. çin’deki para ve akıl kime ait peki.. her ikiside çin’e ait değil. sizin de yazınızda belirttiğiniz isim london city ‘a yani bilinen adı ile telaffuz edersek city of london’a aittir.
    çin’in etrafı bana göre kuşatıldı. çin’de bunun farkında , olabildiğince ötelemeye çabalıyor. bu yüzden ingiltere’nin de dobermanı olan israil , katliamlar ve soykırımlar yapıyor. bu yüzden aden körfezi’nden terlikli adamlar balistik füze atıyorlar dünya ticaretini baltalamak için.
    arada pakistan ve iran birbirine füzeler atıyorlar. ancak dikkat edilirse hepsi bıçak gibi kesiliyor. çünkü körükleyen ingiltere, ateşi durduran ise amerikan derin aklı. çünkü pasifik’deki savaşa hazırlanıp bir an önce bunu başlatmak istiyor.
    pasifik hesaplaşması , bir sonraki yüzyılı belirleyecek. eğer ingiltere başarılı olup abd’nin dikkatini bu şekilde dağıtabilirse , bir sonraki yüzyılda abd süper güç olamayacak. açıkçası buna ihtimal vermiyorum. mutlaka pasifik’de ve özellikle altını çizmek isterim ki uzak asya’da büyük bir hesaplaşma olacak. bundan sonraki süreçte muhtemelen ingiltere yani büyük britanya parçalanacak.
    bu yamyamlar birbirini yerken biz olabildiğince domuzdan koparabildiğimiz kadar tavizi kopartmalıyız. bu yüzden savunma sanayimizi kurduk ve bizde pasifik’den sonraki sürece hazırlanıyoruz.
    selamlar.

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!