Hüseyin Vodinalı
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Diğer
  4. Wuhan ve Davos’un ortak noktası ne? Küresel paniğin perde arkası

Wuhan ve Davos’un ortak noktası ne? Küresel paniğin perde arkası

featured

Adeta bir Dan Brown romanının içinde yaşıyoruz.

Hatta adını bile koyabiliriz: İnferno (Türkçede “Cehennem”-  ilk basım 2014)

Dünya nüfusunun çılgınca arttığını düşünen çılgın bir mülti milyarder, küresel nüfusu “makul” seviyeye indirmek için laboratuvarlarında özel bir virüs geliştirip bunu yaymaya çalışırken, ünlü tarihçimiz Joseph Langdon buna engel olur.

Dante’nin Inferno (Cehennem) isimli eserinden ilham alan zengin işadamı, aslında kendisi de hastalık yüzünden ölmek üzeredir, ama gitmeden dünyaya bir “iyilik” yapmak ister!

İsviçre’nin Zürih havalimanına özel jetleriyle gelip VİP koridorlardan geçerek ulaştıkları Davos’ta, damlarında keskin nişancıların pusuya yattığı, geceliği 10 bin dolarlık otellerde kalan 3000 ultra zengin de, küresel ısınmanın kalabalık insan kaynaklı olduğunu, insan nüfusunun dünyaya fazla geldiğini, ayrıca yeni teknolojik çağda işçilere de pek ihtiyaç kalmayacağını ve bunun için alınacak “önlemleri” konuşuyor.

Dan Brown’ın İnferno’su aslında bir bakıma gerçekten yaşanıyor.

CORONA VİRÜS BİYOLOJİK SAVAŞ UNSURU MU?

Çin’de olan bitende tam buna benziyor.

Çin’i esas düşmanı ilan eden ABD ve onun “müesses nizam derin devleti”, uzun yıllardır, biyolojik savaş unsurları üzerinde çalışıyor.

Bağımsız bilim insanları, Novel Coronavirüs (2019-nCoV) adı verilen yeni salgının, SARS ve MERS virüslerinin bileşiminden oluştuğunu söylüyor.

 w=

Virolog Dr. Alan Cantwell, 2003’teki makalesinde SARS virüsünün kedilerde görülen Coronavirüs baz alınarak laboratuvarda üretildiğini yazmıştı.

ABD’deki ‘merkez’ medya tarafından komplo teorisyeni olarak damgalanan Cantwell, Pub Med’de (Halk Sağlığı Dergisi) yayımlanmış, 1987’den beri yapılan 107 deneyi incelemiş ve SARS’ın tamamen yeni ve çaresi olmayan bir virüs türü olduğunu tespit etmişti.

Cantwell, “Şunu kesinlikle teyit edebilirim ki, bilim insanları hayvan ve insanlarda görülen corona virüsleri, genetik mühendisliğiyle birleştirerek yeni bir hastalık türü olan SARS’ı üretmiştir” demişti.

Yine 2003’te, Rusya Tıp Bilimleri Akademisi üyesi Aleksander Kolesnikov,SARS’ın (yeni corona virüsün atası) biyolojik savaş ürünü olduğunu ileri sürmüştü.

Kolesnikov, virüsün kızamık ve kabakulak melezi olduğunu ve doğal olmayıp, laboratuvarda üretildiğini bildirmişti.

Kolesnikov’un bir önemli iddiası da, SARS’ın genetik olarak Afrika ve Asya için tasarlandığı idi.

Aslına bakılırsa, son 40 yılda ortaya çıkan, AIDS, SARS, MERS, Kuş Gribi, Domuz Gribi, Hanta Virüs, Lyme Hastalığı, Batı Nil Virüsü, Lassa Ateşi, Ebola, Suriye Çocuk Felci, Yeni Şap Hastalığı, Zika Virüsü, Körfez Savaşı Sendromu hastalıklarının tümü, bu şüpheli sınıflamada yer alıyor.

Çünkü belirgin bir çıkış sebebi yok, yani bilimsel olarak kanıtlanmış doğal bir mutasyon süreci belirlenememiş, ayrıca ırk ve coğrafya odaklı hareket ediyorlar. (Çin’de yarasa, fare, yılan yenilmesi sebep olarak gösterilse de, uzun yıllardır bu tür beslenme adetleri söz konusuyken neden virüsün bir anda ortaya çıktığı sorusuna geçerli bir cevap oluşturmuyor.)

Bu arada, mesela yeni doğan çocuklarda mikro sefali ve zeka geriliğine yol açan Zika, patentli bir virüs.

İşin ilginci,  bu virüsün patentini alanlar 1947’de Rockefeller Vakfı’na bağlı bilim insanları!

Coronavirüs’e ait patent ise daha yeni, 2014’te Amerikan Pirbright Institute tarafından alınmış.

ABD Hastalık ve Korunma Merkezi CDC ise hemen bir açıklama yapıp, o coronavirüsün Çin’deki olmadığını ve aşı geliştirilmesi için patent alındığını belirtti.

Çin Hükümeti de bunların farkında elbet.

Pekin yönetimi, 30 yıl boyunca yüz binlerce insanın kan örneklerini toplayan ve çoğu Harvard Üniversitesi merkezli araştırma programlarını yıllar önce durdurmuştu. (bizdeki Adnan Hoca müridi Oktar Babuna’nın 2000’lerin başında yaptığının bir benzeri.)

İnsandan insana, hem de solunum yoluyla geçebilen bu son versiyon Novel Korona virüsü gerçekten de yüksek hızla yayılıyor ve şimdiden Çin ekonomisine büyük bir darbe vurdu.

Bilindiği kadarıyla, virüsten ölenler arasında Asyalı olmayan kimse de yok.

Çin – ABD ticaret savaşının tam ortasında patlak veren bu salgın, Wuhan gibi Çin’in hızlı tren ve ticaret merkezi konumundaki bir yerde çıktı.

Halen 8’den fazla şehri kapsayan 47 milyon nüfuslu bir bölge karantina altına alındı.

Psikolojik savaş ekipleri de hemen harekete geçti.

Yarasa-fare yiyen Çinli videoları piyasaya sürüldü. Ölenlerin sayısının milyonlarca olduğu ama totaliter Çin yönetiminin bunu sakladığı masalları, ‘Çin’deki bir arkadaşımdan duydum’ formülüyle dolaşıma sokuldu. Hatta Çin’in bizzat kendisinin nüfusunu azaltmak için bu virüsü üretip yaydığı bile iddia edildi!

Ancak durum yine de ciddi.

Uzun süre sessiz kalan Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, “Virüs hızla yayılıyor ve ülke ciddi bir durumla karşı karşıya” dedi.

Daha önce de, başta Çin olmak üzere Asya ülkelerinde aniden patlak veren Kuş gribi ve Afrika Domuz ateşi de ekonomiye devasa zararlar vermişti.

2004 – 2005 yıllarında görülen kuş gribinde milyarlarca kanatlı itlaf edilirken, 2017-2019 arasında patlak veren Afrika Domuz Ateşi (African Swine Fever- 2009’da ortaya çıkan Domuz gribinden farklı) de Çin’in ana protein stoku olan domuzların yok oluşuna yol açmıştı. Bunlar milyarlarca dolarlık zarar demekti.

DAVOS’TA NE KONUŞTULAR

Başa, yani Dan Brown’a, pardon Davos’a dönecek olursak…

22-25 Ocak tarihleri arasınd adüzenlenen Davos Dünya Ekonomik Forumu toplantılarında dikkat çeken bir durum vardı.

ABD dışında hiç bir dünya lideri Davos’a katılmadı.

Önce katılmayacağı açıklanan Trump da daha çok işadamı kimliğiyle yer aldı zirvede.

Zirveye küresel ısınma ve küresel (zenginler) ekonomi damgasını vurdu.

Batı sermayesinin temsilcisi eski ABD Başkan Yardımcısı Al Gore’un yetiştirmesi Greta Thunberg, küresel sermayenin yeni yatırım alanı olan ‘iklim felaketleri’ne dikkati çekti.

Sürdürülebilir bir dünya başlıklı toplantılarda, dünyamızın günden güne yaşanmaz bir yer haline geldiği vurgulandı.

Alt metinlerde ise Avustralya’da suları içip bitiren develerin vurulması misali, 7,7 milyarlık insan nüfusunun artık başa çıkılmaz bir sorun olduğu anlatılıyordu.

Yani, ‘develer suyumuzu bitirmeden onları itlaf edelim’ mantığı hakimdi.

Nasıl olsa yapay zeka, robotlar ve genom mühendisliği ile artık basit kol gücüne ihtiyacı kalmamıştı sermayenin.

İşte şimdi geliyoruz Dan Brown’ın İnferno’suna…

Davos’ta kamuoyuna kapalı toplantılarda özetle şunlar konuşuldu:

“Halk sahillere hücum etti, vatandaş denize giremiyor” misali, 7.7 milyar insanın büyük bir kısmı yok olmalı ve geri kalan azınlık da Davos sakinlerine müşteri ve köle yapılmalıydı. Böylece 4.6 milyar insanın varlığına denk bir servete sahip 2153 kişi, bahçeli villalarında huzur ve güven içinde tertemiz bir doğanın tadını çıkarabilirdi. Keza, Afrika’nın tüm kadınlarının mal varlığının toplamından daha zengin 22 (yirmi iki) erkek de öyle.

Rockefeller Ailesinin avukatı ve ABD’nin stratejistlerinden Henry Kissinger, ta 1960’lardaki Bilderberg Toplantılarında (Küresel bir savaş suçlusu olan Kissinger, doğal olarak Bilderberg sosyetesinin en sadık ve sabit hizmetkarıdır. Bu arada 1923 doğumlu ve hala yaşıyor.)amaçlarının üçüncü dünya ülkelerinin nüfuslarının azaltılması olduğunu açıkça dile getiriyordu.

 w=

Kissinger, Şili’deki faşist darbenin bizzat oyun kuruculuğunu yaptığı 1970’lerde de aynen şunları söylüyordu:  “Nüfusun azaltılması üçüncü dünya ülkelerine karşı temel politikamızdır. Çünkü ABD’nin az gelişmiş bölgelerdeki petrol, maden ve diğer kaynaklara olan ihtiyacı artacaktır.”

Dünyanın en zenginleri, olaya böyle “Şeytani” bir açıdan bakıyor işte.

Onlara göre, işlerine yaramayan üstelik ortalığı da kirleten ve ürettikleri ürünleri almaktan bile aciz büyük insan kitleleri, kurtulunması gereken fazla ağırlıklardan başka bir şey değil.

Dünya Bankası ve Dünya Sağlık Örgütü’nde 30 yıldan fazla çalışan ve şimdilerde araştırmacı yazar ve akademisyen olarak önemli kitap ve makalelere imza atan ekonomist Peter Koenig, Wuhan ve Davos’ta kaderi çizilmeye çalışılan o kitlelere şu mesajı veriyor:

“Nükleer savaş çıkaramazlar, yoksa kendileri de okkanın altına gider. O yüzden yumuşak bir geçiş planlıyorlar. Bölgesel ve iç savaşlar, genomik salgınlar, ırk ıslahları vs. yöntemlerle bunları yapmaya çalışıyorlar. Uyanın dostlar, finans kapital elitlerinin sözlerine inanmayın. Hiç bir zaman çok geç değildir. Siz yüzde 99.99’sunuz. Onlar yüzde 00.01 sadece. Tuzaklarına düşmeyin. Davos’taki ahmaklar, sizleri kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirmek istiyor. İnternet var artık. Kendi araştırmanızı yapın, kendi hesabınızı yapın. Ana akım medyadaki saçmalıklara inanmayın, oradaki saçma sapan tartışma programlarını izlemeyin. Onlar karanlık ve gizli çıkar gruplarından aldıkları milyarlarca dolarla sizleri kandırmak için çalışıyorlar.”

Buna ben de bir ek yapayım.

İnternette de uyanık olun.

Orayı da insanları kandırmak ve yönlendirmek için bir mecra olarak kullanıyor egemenler.

İnternette de doğru bilgiye ulaşmak için doğru kaynakları kullanın, sağlamasını alın.

KAYNAKLAR:

China’s New Coronavirus: An Examination of the Facts – Larry Romanoff

The Davos World Economic Forum (WEF) Is at It Again – Celebrating 50th Anniversary – Peter Koenig

https://tr.sputniknews.com/dunya/202001201041140915-oxfam-raporu-2153-kisinin-serveti-46-milyar-insanin-servetinden-fazla/

İletişim: [email protected]

 w=

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

8 Yorum

  1. 9 Mayıs 2020, 08:04

    Bir çok kişi bu korona yuzunden iflas edecek ve yerine yine bu büyük şirketler gececek. İngiltere de peynirciler ne yapalim diye kara kara dusunuyor. Lokantalara verdikleri peynirler ellerinde kaldi. Tarim gida sektörü turizm sektörü hepsi bir kac büyüğün eline geçecek boyle devam ederse. Insanlar ise susacak. Ama zaten başları telefondan kalkmıyor. Sohbet muhabbet ölmüş. Bu insanlarada bu yaraşır. Mustehak yani. Hayatı televizyon ve telefondan ibaret bu robotlar hak ettiğini bulsun.

  2. Yazarın fikirlerini destekleyecek birçok veri mevcut. Şüphesi olanlar Roma Kulübü raporlarını araştırabilirler belki.
    Bahsedilen dünya nüfusunun azaltılması gerektiği fikrine de katılmamak elde değil. Dünya bu nüfusu taşıyamaz, doğayı mahfediyor ve diğer canlılara yaşam hakkı tanımıyoruz malesef. Bunun sürdürülebilirliği yok. Ayrıca nicelik arttıkça nitelik düşüyor birçok sebepten dolayı. Nüfusun azaltılması adil ve insani metodlarla, tüm insanlığın ortak kararı ile gerçekleşmeli tabi ki.

  3. 27 Ocak 2020, 15:58

    Sn. Vodinalı,
    Yazınızda, “işlerine yaramayan üstelik ortalığı da kirleten ve ürettikleri ürünleri almaktan bile aciz büyük insan kitleleri, kurtulunması gereken fazla ağırlıklardan başka bir şey değil.” ana fikri çerçevesinde Davos Forumunu ele alarak bu virüslerin dünya nüfusunun azaltılması için dünya zenginlerinin operasyonlarından birisi olduğunu vurguluyorsunuz. Referans olarak bir kaynak vermiyorsunuz. İki yerde üstü kapalı referans var:
    1- “Alt metinlerde ise Avustralya’da suları içip bitiren develerin vurulması misali, 7,7 milyarlık insan nüfusunun artık başa çıkılmaz bir sorun olduğu anlatılıyordu.” Yani, ‘develer suyumuzu bitirmeden onları itlaf edelim’ mantığı hakimdi. Nasıl olsa yapay zeka, robotlar ve genom mühendisliği ile artık basit kol gücüne ihtiyacı kalmamıştı sermayenin.
    2- Davos’ta kamuoyuna kapalı toplantılarda özetle şunlar konuşuldu: “… Onlara göre, işlerine yaramayan üstelik ortalığı da kirleten ve ürettikleri ürünleri almaktan bile aciz büyük insan kitleleri, kurtulunması gereken fazla ağırlıklardan başka bir şey değil.”
    Davos 2020 forumunun tüm metinlerine göz gezdirdim, kelime tarattım. İddianızı destekleyecek hiçbir yazıya, metine rastlayamadım.
    Toplumumuzun büyük dertlerinden birisi dayanaksız iddialar ile internette bilgi kirliliği yaratılmasıdır. Buna, hiç olmzasa sizin gibi değerli bir araştırmacı yazarın kapılmaması gerekirdi.
    Selamlarımla,

  4. 27 Ocak 2020, 06:45

    yazıyı hıc kımse komplo teorısı falan sanmasın
    Bu cok uluslu sırketlerın yonettıgı cfr gıbı orgutler ve tabı amerıkanın sahıp cıktıgı sıyınıst gorus en alcakca sekılde savasır. adıce savsmak bunların ısı .sımdı dusman cın
    ınsanlık bunlar ıcın hıc bır sey

  5. Buna ilave edilebilecek bir komplo teorisi daha var ki yakında o da dillendirilir; ilaç sanayii sırf aşı satabilmek için bu virüsleri geliştiriyor şeklinde sunulur. Halbuki gerçekte hiçbir ilaç şirketi pandemik sırasında alelacele büyük miktarda aşı üreterek astronomik paralar kazanamaz. Tam tersi bu durumlarda ilaç şirketleri Dünya Sağlık Örgütü ve devletlerin zorlaması ile bu projelere girmek zorunda bırakılırlar ve en son domuz gribinde olduğu gibi çoğu zaman karşılanmayan büyük zararlar ile karşılaşırlar. Okuyucular açısından en garanti ikna edici delil o şirketlerin bir sonraki çeyrek yıl bilançolarında o zararlar açık şekilde görülebilir.
    Pandemikler bir gizli gücün istediği her hangi bir zamanda çıkarılabilecek hadiseler değildir. Tarihteki büyük insan ölümlerine sebep olan salgınlar ya büyük ekonomik stres altında olan ülkelerde veya harp zamanlarında ortaya çıkmıştır. Bugünün ulaşım kolaylıkları ile salgınların yayılma hızı geçmiştekilerden çok daha hızlı olacaktır. Şu anda yayılmanın tam paterni bile kesinleşmiş değilken nasıl bir yöne gidebileceği tahmin edilemez. Bilinen kişisel temas ile dağılımı ilk etapta göz önüne alınarak Çin yönetimi tarafında yapılması en doğru şey olan seyahat kısıtlaması ve seyahat uyarıları yapılmıştır.
    Komplo teorileri dışında neden bu salgınlar Çin orijinli ortaya çıkmaktadır diye düşünüldüğünde en mantıklı yorum; son 40 yıldır en vahşi kapitalizmin uygulandığı fakat batı kapitalizminde var olan üretici ve tüketici haklarının olmadığı ortam zavallı Çin toplumu üzerinde çok büyük ekonomik stres oluşturmuştur. Başlangıçta gayri insani şartlarda çok düşük ücretlerle ve gayri insanı uzun çalışma saatleri ile üretim yapan işçiler daha sonra hayat standartlarını yükseltme palavrası ile gırtlağa kadar borç batağına sokulmuşlar ve bu durum tedirgin toplumun bağışıklık sistemini allak bullak etmiş ve bu nedenlerle salgınlara karşı çok kırılgan hale gelmiştir.
    Zenginler açısından fazla nüfus daima daha fazla kar demektir. Nüfusun hayat standartları konusunda adalet konuşulabilir ki ne kadar adaletsizlik olduğu herkesin malumudur. Ancak aklı başında hiçbir zengin dünya nüfusunun salgınlarla azaltılabilmesini asla düşünemez düşünebilemez. Bir pandemik Allah korusun dünyadaki tüm bireyler açısından en büyük nükleer savaştan çok daha tehlikelidir çünkü virüsler yayılırken zengin fakir seçmedikleri gibi sürekli şekil değiştirerek tahmin edilemiyecek tehlikeli yayılma hızına ulaşabilir. Yapılan bütün tahminler yanıltıcı olabilir. İnşallah
    insanlık açısından tarihin en büyük ekonomik balonu ertesi bu hikaye böyle bir felaket ile sonuçlanmaz.
    İnsanlar asla doğarken eşit değillerdir ama gerçek eşitlik ölümde ortaya çıkmakta ve o aşamada zenginlerin fakirlere göre hiçbir ayrıcalığı olmamaktadır.
    Maalesef bu eşitliğin de garibana hiçbir faydası olmamaktadır…

  6. tek kelimeyle cok güzel bir yazi: Diyanetin cuma günleri cuma hutbesinde…….. Arabin arab saci edebiyatlarinin yerine günümüzün sorunlarina deginen konusmalara , anlatimlara deger vermesi lazimmm…….

  7. Helal!İnsanlık ailesinin azılı düşmanı tek.Siyonist evanjelist emperyalizm.Ama erkeksen ağzını aç.Yersin anti-semitik,yahudi düşmanı filan.Halbuki bizzat yahudiliğin ve museviliğin baş düşmanı siyonizm.Olabilir.Adam,akıl bilim mantık yoluyla insandan çaldığı değeri (parayı) insanın kökünü kazımak için kullanıyor.Tersini yapsak?Sayısal olarak daha mantıklı.Hayat bunu da dayatacak.

  8. En zenginlerin nüfusun geri kalanına kendi çıkarları ve gelecekleri açısından baktığına şüphe yok.
    Birkaç basit düzeltme. PubMed halk sağlığı demek değil.
    Bir çok bulaşıcı hastalık yerel özellikler gösterir. Nüfusun yoğun ve yoksul olduğu bölgelerde daha sık görülür.
    Son 40 yılda ortaya çıktığı söylenen hastalıkların bir kısmının coronal gripal enfeksiyonlarla ilgisi yok.

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!