Murat Bölükbaşı yazdı…
Ne menem bir şeydir bu devlet aklı! Anlayan bilen biri varsa beri gelsin. En son CHP’yi mutlak butlan kararıyla ele geçiren akıl mıydı devlet aklı? CHP Genel Merkezinin önünde CHP’li olduğu tartışmalı ve taşımalı küçük bir topluluğa irticalen seslenmek yerine devlet aklıyla yazılan metni okuyan, çok şey söyleyen ama hiçbir yaraya merhem olmayan Kemal Kılıçdaroğlu ve kurmacaları, millet aklıyla on binleri kucaklayan Güven Park’ı ekranda görünce ne hissetti acaba! Daha start çıkışı yapmadan millet aklı karşısında finişi göremeyeceğini hisseden “müesses nizamın yüz metre koşucuları” Bülent Kuşoğlu cisminde dile gelip “Ey millet! (Burada millet adı geçirmeden Türk, Kürt, Arap mı diye sizi düşündürüyoruz) Siz bilmezsiniz; vardır devletin bir bildiği. Devletin millet yararına mutlak kurguladığı bir şey var ki, mutlak butlan var. Bu işler çocuk oyuncağı değil! Koskoca devlet var, aklı var” demeye getiriyor. Aklımın yettiği, gözümün gördüğü, benim bildiğim de bir devlet aklı var; deyivereyim size de, iddia edilen devlet aklı, Türk askerinin başına Amerikan Conisi çuval geçirdiğinde Amerika’ya nota bile veremedi, bildin mi?
Bu devlet aklı, Putin’in kapısında Cumhurbaşkanı Erdoğan ve heyetini tam iki dakika ayakta bekletti gıkı çıkmadı.. Bu devlet aklı, Erdoğan’ı süpürmeyin kullanın dedi, duymamazlıktan geldi. Bu devlet aklı, cumhuriyet döneminin üretime dayalı ekonomik değerlerini sadece 70 milyar dolara haraç mezat sattı gıkı bile çıkmadı. Bu devlet aklı, Türk Ordusu Ergenekon ve Balyoz Operasyonları ile esaret altına alınırken neredeydi? Bu devlet aklı, “Yes be annem” deyip kanla aldığımız Kıbrıs’ın Annan planıyla neredeyse elimizden çıkmasına ramak kalmışken neden sessiz ve umarsızdı? Bu devlet aklı, Baykal’a kaset kumpası kurulup, kurucu ATA’ mıza düşman, Seyit Rıza’ya dost olanların eline teslim edildiğinde neden harekete geçmedi. Bu devlet aklı, Atatürk ve cumhuriyet düşmanı Mehmed İhsan Efendi’nin oğlu Ekmeleddin İhsanoğlu, Türkiye Cumhuriyetinin kurucu partisinden cumhurbaşkanı adayı yapıldığında neden ‘’hoop! Durun bakalım, o kadar da uzun boylu değil!’’ diyemedi? Bu devlet aklı, paraların sıfırlandığından, Fetö’nün devletin kılcal damarlarına sızdığından, çalınan sorulardan, film fırıldak mülakatlardan, devletine ve ülkesine dair umudu ve ümidi yitiren gençlerden bihaber miydi? Bu devlet aklı, 15 Temmuz gecesi Genel Kurmay Başkanı makamında esir alınırken, ordu komutanları düğünde ters kelepçeyle derdest edilirken, cumhurbaşkanı darbeyi eniştesinden öğrenirken neden ortalıkta yoktu? Bu devlet aklı, 2017 referandumunda YSK’nın anayasaya aykırı şekilde mühürsüz oyları kabul etmesi neticesinde cumhuriyet rejiminden tek adam rejimine geçilmesinin önü açılırken, YSK’nın kapısında olması gereken o akıl, o gece neredeydi?
Bu devlet aklı, Sınırlarda mayınlar temizlenirken, milyonlarca kaçak sınırlarımızı yolgeçen hanına çevirirken, Suriye bataklığında debelenip, halkın sırtına milyarlarca dolar ekonomik yük binerken neredeydi? Bu devlet aklı, askeri hastaneler, askeri liseler ve harp okulları kapatılırken, Habur’da çadır mahkemeleri kurulurken, PKK, Hizbullah, IŞID katilleri bir bir cezaevinden tahliye edilirken devlet akıl tutulması mı yaşıyordu? Merkez Bankası’nın 128 milyar doları uçup giderken, madenleri yabancı şirketlere peşkeş çekilirken, belediye başkanları hapislerde çürürken, belediyelere kayyım atanırken, cumhuriyetin kurucu partisine operasyon çekilirken, emeklisi, dar gelirlisi, asgari ücretlisi açlık yokluk ve sefalet içinde hayatta kalmaya çalışırken, hukukun, adaletin kırıntısının olmadığı bir ülkede biz bu devlet aklını neden millet aklının yanında göremedik… Millet aklı AKP iktidarından bu yana devlet aklıyla büyük bir çatışma içinde. İcraata bakıldığında devlet aklının CIA, MOSSAD, MI6, BND aklına döndüğü bir ülkede millet aklının devlete ve devleti yönetenlere inancını ve güvenini yitirmesi kadar doğal ne olabilir?
Lozan devlet aklıdır. Montrö, Hatay, Nahçıvan sınır anlaşması, Sadabat Paktı, Balkan Paktı, Rusya saldırmazlık anlaşması devlet aklıdır. Çay, narenciye ekimi, şeker fabrikaları, basma fabrikaları, uçak fabrikası, demiryolları, karayolları, limanlar, demir çelik fabrikaları, köy enstİtüleri, Keban barajı, Atatürk barajı, Kıbrıs Barış Harekatı, Amerikan üslerinin kapatılması devlet aklıdır. “Yurtta Sulh Cihanda Sulh” devlet aklıdır.
Millet aklı keskindir, derindir. Millet, devlet aklının ne olduğunu iyi bilir. Bakar ki, devlet aklını yitirmiş, Aklını yitiren devlete akıl verir. Millet, herkesten en başta devletim diyenlerden iyi bilir devlet aklını. Çünkü devletini kanla kurmuştur. Atasını, yurdunu, bayrağını, namusunu eliyle güle oynaya teslim edecek bir millet değildir. Devlet aklı; Cumhuriyettir, laiktir, halktır, milliyetçidir, inkılaptır, devlettir. Türk devlet aklı bu temeller üzerine bina edilir. Devlet aklı kurulan fabrikalardır satılan değil. Devlet aklı tam bağımsızlıktır mandacı değil, devlet aklı ne mutlu Türküm diyenedir Kürt, Türk, Arap değil. Devlet aklı çağdaşlıktır, ilericiliktir gericilik değil. Devlet aklı millet olmadan devlet olmayacağını bilir. Bunu unutanlara ve unutturanlara yeri ve zamanı gelince tekrar hatırlatmak için eline defteri kağıdı kalemi alır ve der ki: ‘’Milletin istiklalini, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.’’ Bunu not eder… Türk milleti tarih yazmayı da, bir çağ açıp bir çağ kapatmayı da en iyi bilendir.
Devlet aklı diye bir şey yoktur, belki Atatürk döneminde vardı bilmem ama şimdi yok. Şimdi tek adam aklı var, ne derse o. Bir de Atatürk dönemine tek adam dönemi deyip şimdiki padişahlık benzeri tek adamlığa tek adam demiyorlar ya, gıcık oluyor insan olan.
Hislerimizi yaziya döktünüz. Tesekkürler