Murat Bölükbaşı
Murat Bölükbaşı
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Manşet
  4. Ok yaya girdi ki, bir de çıkmaya görsün!

Ok yaya girdi ki, bir de çıkmaya görsün!

featured

Murat Bölükbaşı yazdı…

27 Aralık Cumartesi günü, binlerce insan Ata’nın huzurunda buluştuk. Herkesin Anıtkabir’de olmasını nedenselleştirdiği kendince bir söylemi vardı. Bu duygu ve coşku birliğinde birbirini ilk kez gören binlerce insan tek bir ses, tek bir nefes oldu. Maalesef AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kurduğu hükümet milletten aldığı sorumluluk yetkisini yerine getirememiştir.

“Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” adı altında terörist başı Apo’yu muhatap almış, adeta Türkiye Cumhuriyeti Devletine ortak etme çabası iktidar ve ortakları eliyle yürütülmüştür. Amasya Kongresi’nin toplanmasına sebep olan unsurlar, bugün AKP-MHP ortaklığında ve iradesinde vücut bulmuştur. Emperyalist BOP Projesi’nin Güneydoğu’muzda bir “Kürt Devleti” kurma çabası, mevcut iktidar ve ortaklarının bu proje için açıktan pervasızca çaba göstermesi. Bu çabanın Misakı Milli’yi ve tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bölünmez bütünlüğünü tehdit etmesi, ekonomik buhranın kalıcı ve devamlı hale gelerek Türk milletinin bile isteye yoksulluğa ve açlığa mecbur bırakılması kabul edilebilir bir durum olmaktan çıkmıştır.

Atatürk; 22 Haziran 1919 da, Amasya Genelgesinde, ‘’Vatanın bütünlüğü milletin bağımsızlığı tehlikededir. Milletin bağımsızlığını, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır’’ diyerek bağımsızlık mücadelesini başlatmıştı. Ankara halkı, tam 188 gün sonra 27 Aralık 1919’da bir Kızılcagün’de umutla beklediği kurtarıcısını Seymen Alayı ile büyük bir sevinç ve coşkuyla karşılamıştır.

Devletimiz bugün de bir buhran dönemi yaşamaktadır. Demokratik laik cumhuriyet ismen dursa da, 2018 yılından bu yana ülke ‘’Tek Adam’’ rejiminde günden güne erimektedir. Bunu hisseden, gören ve çarenin kendisi olduğuna inanan binlerce kişi 106 yıl sonra yine bir Kızılca günde Atasının huzurunda ‘’diz vurarak, devletin sahibi, aranan ama bir türlü bulunamayan kurtarıcı benim’’ diyerek iradesini ortaya koymuştur. Ulu Önder Atatürk demişti ya; ‘’Şayet bir gün çaresiz kalırsanız, bir kurtarıcı beklemeyin. Kurtarıcı kendiniz olun’’…

Peki kimdi bu kurtarıcılar? Bir öğretmen, bir öğrenci, bir tornacı, bir çaycı, bir asker, bir polis, bir hakim, bir avukat, bir şehit anası, bir sporcu, bir doktor, bir muhasebeci, bir emekli, bir işçi, bir esnaf, bir gazeteci, bir çiftçi, bir işsiz, bir garip, ama mağrur, başı dik, onurlu, vatan uğruna can vermeyi göze alabilecek serdengeçtiydi her biri…

Peki, bu kadar mıydık? Tabii ki değil! Belki sesimizi herkese duyuramadık. Bir Veryansın Tv ve son günlerde güçlü bir şekilde Yılmaz Özdil önderliğinde 27 Aralık buluşmasına destek veren Sözcü TV’nin hakkı ödenmez. Peki, duyup da duymamazlıktan gelenler, görüp de görmezlikten gelenler..! muhalif yayınlar yapıp güçlü seyirci kitlesine sahip olan YouTube habercileri, yayıncıları, gazetecileri, sanatçıları, akademisyenleri, yorumcuları, sendikaları, sivil toplum kuruluşları neredeydi? Türk solu, Türk sağı, Atatürk’ün Partisi diye oy ve seçmen devşirmeye çalışan, halkı kandırmakta oldukça başarılı olan, ama ismi lazım olmayan anlı şanlı siyaset aktörleri neredeydi?

Başımıza cumhurbaşkanı adayı diye lanse edilip şişirilen, Ankara’nın ayazına yurdun dört bir yanından türlü zorluklarla vatana sahip çıkmak için gelen insanlara Anıt parkta bir sıcak çay, bir tas çorba ikram etmeyi bile düşünmeyen Mansur Yavaş mı benim Cumhurbaşkanı adayım olacak? Çıkarları ve “win win” siyaseti doğrultusunda, her türlü mesajı veren ama 27 Aralık toplanması için tek bir destek mesajı olmayan YCHP’nin müstakbel cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu mu benim Cumhurbaşkanı adayım olacak? Benim pusulamı, rotamı 27 Aralık toplanmasını yok sayan Eczacı Özgür mü belirleyecek? Hayır! Hiçbiri olmayacak.

Maymun gözünü açtı! Millet, görevi Başbuğu Mustafa Kemal Atatürk’ten bizzat almıştır. Bundan sonra iddiam odur ki, oyunu Türk milleti kuracak. Ok, kurucu liderin huzurunda yaya girmiştir. 27 Aralık buluşması Türk milletinde büyük bir umudun doğmasına yol açmıştır. Çoban ateşini yakanlar, hiç vakit kaybetmeden, ateşin büyüyerek tüm yurdu sarması için, devletiyle, milletiyle Türk ulusunu bu cendereden kurtaracak programı hayata geçirmekle görevlidir. Sorumluluk büyük, görev kutsaldır.

Ne mutlu Türküm diyene!

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

1 Yorum

  1. Ülkenin kaynakları sömürülüyor. Türkler olarak öz yurdumuza ihanete, hakarete ve dejenere edilmeye ve he türlü çöküntüye maruz bırakılıyoruz. Haydi inşallah bir kez daha bir olmayı başararak düşman güçlerini yeneriz. Ancak bu saatten sonra çok ciddi bir Türk kimliği savunucusu ve tekrarlayarak gençlere ve kendimize bunun hatırlatılması ve 100 yıl önce başımıza ne geldiyse bunlar bize bir biçimde unutturulduğu için yine aynı şeyleri neden yaşadığımız ve türk milleti olarak buna çözümler üretmemiz gerektiğini düşünüyorum! Saygılar ve yazınız için teşekkürler.

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!