Murat Bölükbaşı yazdı…
Kumar, kaybetme riski olan bir oyundur. 80’li yıllarda Las Vegas’ta bir kumarhanenin verilerine ulaşıldığında kumarbazın casinoya karşı kazanma şansının %13 olduğu görülmüştür.
Casino’da kumarbazın kaybetmesini sağlayan bir algoritma vardır. Siz, kazanmak adına ne kadar çok oyun oynarsanız kaybetme riski o kadar artmaktadır. Spor bahis oyunları da aslında casino sistemi gibidir. Kasa asla kaybetmez..!
Ancak, spor bahsinde casinodan çok daha farklı bir algoritma yapısı kullanılır. Burada kasanın kazanma oranını artıran unsurlar içinde takımların form durumu, saha verileri, takım yapısı, taktik veriler, sağlık sorunları, coğrafi şartlar, fikstür, puan cetveli, takımlar arası sıklet farkı gibi veriler ön plana çıksa da, algoritmanın kasa lehine işlemesi için futbol kulübü, kulüp başkanı, antrenör, futbolcu, menajer, federasyon unsurları, yayıncı kuruluş gibi algoritmik unsurların kasa adına ‘’kadrolu olarak’’ çalışması gerekir.
Aksi takdirde bahis şirketi 2. gün iflasını açıklamak zorunda kalır. Konuyu bir örnekle açıklamaya çalışayım.
Ligin 3. sırasında ve çok formda olan X takımı, ligde 14. sırada olan Y takımıyla evinde karşılaşacak. Normal şartlarda 1.30-1.50 arası oran çıkması gerekirken site müsabakayı 1.90- 2.05 arasında oranlıyor. Bahis oyuncusu öne çıkanlar listesinde gördüğü oranın cazibesine kapılıp parayı bu maça basıyor. Tek maç veya 2,3,4 lü kombinasyonlarla voleyi vuracağını hayal ediyor. Hatta diğer kombinasyonları tutturup X takımının kazanmasını bekliyor. Tabii ki X takımı maçı kaybediyor veya berabere kalıyor, milyonlarca kupon yatıyor, bahisçi milyonlarca euro kaybediyor. Sonuç: KASA KAZANIYOR…
Okurken ‘’gerçekten böyle mi oluyor’ diye sorduğunuzu hissediyorum. Ne münasebet canım, mesela yani(!) Ben sadece fikir cimnastiği yapıyorum. Cimnastiğe devam edelim!
X takımının maçı kaybetmesi ya da berabere kalması için algoritmanın çalışması gerekir. Dolayısı ile kasa kadrosunda istihdam edilen unsurlar devreye girerek kasanın kazanacağı, kumar oynayanların kaybedeceği bir maç sonucunu bazen hissettirmeden, bazen de mecbur kaldığı için seyircinin gözüne sokarak gerçekleştiriyor. Bu kurduğum hayali senaryo sizce gerçek olabilir mi..?
Mesela A takımı B takımına gol atıyor. Bu gol kasadan çok para götürecek. Var’a hemen bir mesaj geliyor ‘’golü iptal et. Olmayan el, olmayan ofsayt olmayan faulü ver ama, ne yapıyorsan yap, golü iptal et.’’ Gerekirse pozisyon görüntüsünde oynamalar yapılıyor. Sonuç: KASA KAZANIYOR…
Mesela yani(!) Eeee kasa kazanırken bu organizasyonun oyuncuları taş mı yiyecek? E tabi ki, onlarda kazanacak. Ne bileyim; belki bir maçta kırmızı kart verilecek ve o maça huzur hakkı kadar bahis oyna denecek. Alan razı veren razı…
Mesela yani(!) Kulüplerin gelirleri yıllık gideri karşılamaktan çok uzak. Bir kulübe başkan olmak adeta iflas eden ve ayağa kalkma imkan ve ihtimali olmayan bir müesseseyi alıp intihar etmek gibidir. Ancak bir şekilde bu kulübü ayakta tutabilirsiniz. Bahis yaparak kazanır ve yıllık bütçeyi kurtarır, üstüne de üç beş kazanıp kendi çorbanızı kaynatırsınız…
Mesela yani(!) Gördünüz; benim gibi şeytanı ayrıntıda ararsanız birçok hayali senaryo üretebilirsiniz. Bir de bahis üzerinden kara para aklama senaryosu var da, ‘’ortalık 56’’ onu da Murat Ağırel hayal etsin…
Açlık, sefalet, yoksulluk, işçi, emekli, ekonomik çöküş, adalet, yargı, rejim baskısı, işsizlik, BOP, sözde Kürt sorunu gibi sinemizde bir çok dert biriktirmişken, sanki halk Şike ve Bahis Operasyonuyla gerçek gündeminden uzaklaştırılıyor gibi geliyor.
Kendi oynadıkları maçı manipüle edenler hariç, haklarında sadece kumar oynamak kabahati üzerinden işlem yapılabilecek sporcular tutuklandıysa eğer, bunun ağır bir karar olduğu kanaatimi taşıyorum. ‘’İddianın bahsin olduğu her yerde dürüstlük adalet beklemeyin. Elimde yetki olsa iddiayı kapatırdım’’ diyen ve bu konuda çok şey bildiğini düşündüğüm Adana Demirspor Başkanı Murat Sancak tutuklandı.
‘’Türk halkına söylüyorum. Bizler dahil sanatçılar dahil, futbolcular dahil, kulüp başkanı dahil, bazı ve birçok siyasetçi dahil bizleri adam filan zannetmeyin. Bizler normal sade vatandaştan çok daha yavşağız ve sahtekarız, tribünlere oynuyoruz.’’ diyen Ahmet Çakar’ın gözaltı kararı sağlık sorunları nedeniyle kaldırıldı.
Daha önce Ergenekon ve Balyoz Operasyonlarının Başsavcısı Zekeriya Öz’e, ‘’bu ülkede heykeli dikilecek’’ diyen Rasim Ozan Kütahyalı ile birlikte katıldığı bir programda ‘’Akın Gürlek gibi bir başsavcı yakaladık ya. Cesaretli, biz de destekleyelim. Sonuna kadar gitsin. Bahis oynayan ne futbolcuyu kabul ediyorum, ne teknik direktörü kabul ediyorum. Sayın başsavcım dibine kadar gitmeli.
İnan 200 yıl sonra bile Akın Gürlek unutulmaz’’ diyen Metin Korkmaz hakkında gözaltı kararı çıkınca kendini yurt dışına attı. Gelir mi, yakalanır mı bilmem ama, Metin Korkmaz son 25 yılın futboldaki kara kutusudur. Onu çözdünüz mü antrenör, futbolcu, kulüp, başkan, menajer ayağı çözülür. Açıkça fikrimi söylemem gerekirse bu operasyonlar beklediğim ölçekte ve rotada gerçekleşmiyor. İzlerin her gün daha da silineceği ve sistemin gerçek aktörlerinin kaybolacağı endişesini taşıyorum.
Dediğim gibi; bu yazılanlar sadece kurgu bir senaryo. Hayallerin Paris, gerçeklerin Yozgat olması gibi…